İran'ın Kürdistanı eyaletinde güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı

Polis şefi operasyonlara 737 güvenlik ve istihbarat kurumunun katıldığını açıkladı.

 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Senendec’te incelemelerde bulundu.  (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Senendec’te incelemelerde bulundu.  (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

İran'ın Kürdistanı eyaletinde güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı

 İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Senendec’te incelemelerde bulundu.  (İran Cumhurbaşkanlığı)
İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, Senendec’te incelemelerde bulundu.  (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran’daki protestoların on birinci haftasının sona ermesiyle birlikte Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, 1 Kasım’da sıkı güvenlik önlemleri altında Senendec’e gitti. Şehir, ülkenin batısında bulunan Kürt bölgelerindeki protesto hareketinin merkez üssü haline gelmiş durumda. Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, eylemcilere yönelik ‘aldatılmış’ nitelendirmesini bir kez daha yinelerken, İran futbol takımının ABD takımına karşı yenilgisini kutlayanları da eleştirdi.
Reisi, Senendec’deki bir su temini projesinin açılışı sırasında yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Kargaşa, ilerleme trenini durdurmayı amaçlıyor. İlerlememiz düşmanları çileden çıkarıyor. Hesap hatası yaptılar. Amaçlarına terör eylemleri ve ayaklanmalarla ulaşabileceklerini düşündüler. İnsanlar ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya. Ama dayanışmalarıyla düşmana karşı durmasını biliyorlar.”
Reisi ayrıca Kürdistan Eyaleti’nin bölgedeki sorunlar ve zorluklar sona erene kadar ziyaretleri için ‘önemli’ bir durak olacağı sözü verdi.
Bölgede, Kürt genç kadın Mahsa Amini’nin ‘kılık kıyafet kurallarına uymadığı’ gerekçesiyle gözaltındayken öldürülmesinin yol açtığı protestoları bastırmak için geçen 17 Eylül’den bu yana yetkililerin uyguladığı baskılarda 100’den fazla kişi yaşamını yitirdi.
Amini’nin ölümüne karşı duyulan öfke, İran’ın her kesiminden vatandaşların katıldığı halk ayaklanmasına dönüştü ve 1979 devriminden bu yana egemen düzene karşı en cüretkar meydan okumalardan birini ortaya koydu.
İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (HRANA), İran makamlarının protestoları kontrol altına almak için uyguladığı şiddetli müdahalenin ardından 30 Kasım Çarşamba günü 459 protestocunun öldüğünü açıkladı. İran’daki insan hakları ihlallerini yakından takip eden ajans, yetkilileri kınayan yürüyüşlerin patlak verdiği 157 şehirde ve 143 üniversitede 18 bin 195 kişinin de tutuklandığını duyurdu.
Devrim Muhafızları Havacılık ve Uzay Birimi Komutanı General Amir Ali Hacizadeh bu hafta başlarında, Amini’nin ölümünün ardından çıkan olaylarda 300’den fazla kişinin öldüğünü bildirdi. Daha önce Kürt şehri Mahabad Milletvekili Celal Mahmudzade, Kürt şehirlerinde uygulanan baskılar sırasında 105 kişinin öldüğünü belirtti.
Diğer yandan Reisi, Devrim Muhafızları’nın kara kuvvetlerinden Kürt bölgelerine gönderilen takviyelerden bahsetmezken, “Kürdistan’da karış karış, devrim karşıtı grupların karşısında durduk. Onlar, ayak basacak yer bulmaya çalıştılar ama Kürdistan halkı çabalarını boşa çıkardı” dedi.
Devlete ait ISNA haber ajansına göre Reisi, protestolarda öldürülen güvenlik güçlerinden birinin ailesine şunları söyledi:
“Ayaklanmaların arkasındakilerin gaddarlığı bize DEAŞ’ın davranışını hatırlatıyor. Güvenlik, İslam Cumhuriyeti için bir kırmızı çizgidir ve cinayet işleyen, güvenlik güçlerini ve halkı yaralayan herkes adalete teslim edilmelidir. Sevdiklerinizi öldürmekten sorumlu olanları tespit etmek için gerekli tüm önlemleri alacağımızdan emin olabilirsiniz.”
İbrahim Reisi, 1979 devriminden bu yana İslam Cumhuriyeti’ne düşman olan bir hareketi de Kürdistan’daki güvenliği istikrarsızlaştırmak için son olaylardan yararlanmaya çalışmakla suçladı.
Kürt insan hakları örgütleri, Senendec şehrinde güvenlik güçlerinin geniş bir şekilde konuşlandığını gösteren bir video yayınladı.

Entegre savaş
Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami, İran’ın güneyindeki protestoların odak noktalarından biri olan Şiraz’da düzenlenen su projesinin açılışına katıldı. Şiraz, bir türbeye karşı DEAŞ’ın üstlendiği kanlı bir saldırıya tanık olmuş, saldırıda 13 kişi yaşamını yitirmişti.
İran devlet televizyonunun aktardığına göre Selami, güçlerinin ‘vatandaşların güvenliğinin tehdit edilmesine izin vermeyeceğini’ belirtirken, protestocuları da bir kez daha ‘aldatılmış’ olarak nitelendirdi. Selami ayrıca, “Düşmanlar, İran’ın dünyadaki ilerleyişini görmeye tahammül edemiyor. Bu nedenle gençlerin kalbine nifak tohumları ekiyor” dedi.
Hüseyin Selami, yetkililerin protestoları bastırmak için uyguladığı baskıda ‘Besic’ milislerinin ve Devrim Muhafızları’nın rolünü savundu. “Besic ve Devrim Muhafızları unsurları, bu halk içerisindendir. Kimsenin insanların güvenliğini tehdit etmesine izin vermeyeceğiz” diyerek, “Düşmana karşı kılıç çekmek için el ele işbirliği yapabilmemiz amacıyla gençlerin düşmanlardan uzaklaşmasını umuyorum” şeklinde konuştu.
Selami, İranlı protestocuların Dünya Kupası maçları çerçevesinde İran milli takımının ABD milli takımı karşısındaki yenilgisini kutlamalarını da eleştirdi:
“Futbol maçı, bir dostluk etkinliğidir. Küresel bir tartışma değil. Aslında küresel bir dostluktur, dünyadaki dostluğun rekabetidir. Ama bazı aldatılmışlar, düşman adına hareket ederek kutlama yaptı.”
AFP’nin haberine göre Selami açıklamasında ayrıca “Düşmanlar, İranlı gençlerin kalbine umutsuzluk ekmeye çalışıyor. Bazıları, İran futbol takımının Katar’ın ev sahipliği yaptığı Dünya Kupası’ndaki mağlubiyetinden memnun” dedi.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ülkenin kuzeyindeki Enzeli limanında İran’ın yenilgisini kutlayanlara güvenlik güçlerinin ateş açması sonucu en az bir kişi yaşamını yitirdi. Geçen çarşamba günü de İran Milli Takımı oyuncusu Said Ezatolahi, kendisiyle aynı şehirde doğan Mehran Samak (27) ile çocukken aynı takımda oynadıklarını belirterek o dönemden bir fotoğrafını paylaştı.
Diğer yandan İran Ordu Komutanı Abdurrahim Musavi, “Ülkedeki düşmanların saldırıları, Dini Lider’in (Ali Hamaney) konumunu hedef almaya odaklanıyor” açıklamasında bulundu.
Devrim Muhafızları’na ait Tesnim Haber Ajansı’na göre Musavi, bu konuda ülkesinin ‘karmaşık bir savaşta saldırı altında’ olduğunu söyledi.
İran’ın yarı resmi Mehr Haber Ajansına göre İran polis şefi Hüseyin Aştari ise ülke genelinde 12 bin noktada, 737 güvenlik ve istihbarat kurumu ve 100 bin kolluk kuvvetleri işbirlikçisinin halkın güvenliğini sağlamak için çalıştığını söyledi.
Diğer yandan İran Devrim Muhafızları’yla bağlantılı Civan gazetesinin haberine göre Besic milislerinin komutanı General Golam Rıza Süleymani, “Son olayların arkasında 47 yabancı istihbarat teşkilatı var” açıklamasında bulundu. Süleymani, çarşamba akşamı bir konferansta yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Düşmanlar, huzursuzluk çıkarmak için entegre bir savaş kullanıyor. Düşmanların strateji ve taktiklerini bilmek bizim için zorunludur. Çünkü düşman doğrudan savaşında hayal kırıklığına uğramış, ardından medyayı ve psikolojik harekatları kullanarak entegre bir savaşa yönelmiştir.”
Süleymani’nin açıklamasıyla eş zamanlı olarak Farsça yayın yapan medya kuruluşları, ‘Black Reward’ adlı bir bilgisayar korsanı grubunun bu hafta başlarında Devrim Muhafızları’na bağlı Fars ajansına dair elde ettiği belgelerin sızdırıldığını duyurdu.
‘Black Reward’ grubu, Fars ajansından elde ettiği gizli mektup, ifade ve kayıtları yayınladı. Belgelerden biri ajans tarafından Dini Lider Ali Hamaney ile kültür danışmanı olan Gulam Ali Haddad Adil arasında protesto hareketini engellemenin yolları hakkındaki bir konuşmaya atıfta bulunuyor. Buna göre Haddad Adil, “Şu an Besic güçleri zayıf durumda ve seferberlik gücünden yoksun” dedi.
Sızdırılan belgeye göre Hamaney, Zahidan kenti Cuma İmamı ve Sünnilerin İran’daki simalarından Abdulhamid İsmail Zahi’nin tutuklanmasıyla ilgili olarak polis güçleri ve Milli Güvenlik Kurulu’nun bir önerisine karşı çıkarken, Zahidan imamına karşı ‘esnek’ olma ve onu ‘yavaş yavaş zayıflatma’ talimatı verdi.

Grev çağrıları
Tesnim Haber Ajansı’nın haberine göre kaynaklar, İran Dini Lideri’ne atfedilen ifadelerin ‘yanlış’ olduğunu belirtti.
Protestoların yoğunluğunun azaldığına dair hiçbir işaret bulunmuyor.  Aktivistler, gelecek pazartesi gününden çarşamba gününe kadar grev ve protesto çağrısında bulundular.
Ayrıca Beluci Aktivistler Kampanyası, 16- 17 yaşlarındaki iki küçük kardeşin, haklarında ‘savaş’ suçlaması yapılmasının ardından idam tehdidiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. 63 gün önce Zahidan’daki evlerinin önünde tutuklandıklarına dikkat çekildi.
Diğer taraftan halk protestolarıyla eş zamanlı olarak Belucistan’da bir genç kıza polis tarafından tecavüz edilmesinin ardından eyaletlerdeki protestolar sırasında 100’den fazla protestocu öldürüldü. ‘Beluci Aktivistleri’ örgütüne göre, güvenlik güçlerinin göstericilere karşı başlattığı operasyonda 400 protestocu yaralandı.
İran yargısı, çarşamba günü bir kadın ve üç çocuk da dahil 15 kişiye ölüm cezası verebileceğini açıklamıştı. Söz konusu 15 kişi, Devrim Muhafızları’na bağlı bir Besiç mensubunu öldürmekle suçlanıyor. Birlemiş Milletler’in (BM) İran'daki bağımsız insan hakları müfettişi Cevad Rahman, geçen salı günü protestoculara yönelik artan baskıyla ilgili endişelerini dile getirdi.
Reuters’a konuşan Rahman, “İran rejiminin, İnsan Hakları Konseyi kararına şiddetle yanıt vermesinden korkuyorum. Bu durum, kendi açılarından daha fazla şiddete ve baskıya yol açabilir” dedi. Cevad Rahman, BM İnsan Hakları Konseyi’nin İran’ın protestoları acımasız şekilde bastırmasına ilişkin soruşturma yürütme kararına atıfta bulundu.
İran Dışişleri Bakanlığı geçen pazartesi günü, Tahran’ın bilgi toplama komitesiyle işbirliği yapmayı reddedeceğini bildirdi..
“Yetkililer, şu an eylemcilere idam cezası vermek için bir kampanya başlattı” diyen Rahman, daha fazla ceza beklendiğini de söyledi. Cevad Rahman ayrıca, protestolar kapsamında tutuklanan 21 kişinin hâlihazırda ölüm cezasıyla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
BM İnsan Hakları Ofisi, bir e-posta aracılığıyla İranlı rapçi Toomaj Salehi’nin ‘yozlaşma’ suçlaması ile gözaltına alındığını, ‘propaganda yaymak’, ‘hasım devletle iş birliği yapmak’ ve ‘şiddeti kışkırtmak’ suçlarından yargılandığını belirtti.
İran’da idam cezaları artarken, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk ise bu yıl sayının beş yıl sonra ilk kez geçen eylül ayına kadar 400’ü geçtiğini söyledi.
Aynı şekilde Cevad Rahman de yeni bilgi toplama misyonunun, faillerin bir listesini sunmasını ve ulusal ve bölgesel yasal makamlarla paylaşmasını beklediğini belirterek “Mahkemelere ve yargı heyetlerine kanıt sunacaksınız” dedi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.