İran Başsavcısı, zorunlu başörtüsü yasasının gözden geçirildiğini duyurdu

Ulusal Güvenlik Komitesi, yüzlerce kişinin öldürüldüğünü itiraf etti.

Tahran sokaklarındaki başörtülü kadınlar (AFP)
Tahran sokaklarındaki başörtülü kadınlar (AFP)
TT

İran Başsavcısı, zorunlu başörtüsü yasasının gözden geçirildiğini duyurdu

Tahran sokaklarındaki başörtülü kadınlar (AFP)
Tahran sokaklarındaki başörtülü kadınlar (AFP)

İran Cumhuriyet Savcılığı'nın yaptığı açıklamaya göre İran'da parlamento ve yargı, iki aydan fazla bir süredir ülkede kanlı protestolara yol açan zorunlu başörtüsü yasasını gözden geçiriyor. İran Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri dün (Cumartesi) Kum şehrinde yaptığı açıklamada, yasada herhangi bir değişiklik gerekip gerekmediğine karar vermek için ‘parlamento ve yargının konu üzerinde çalıştığını’ söyledi. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı’nın (ISNA) aktardığına göre Muntazeri, yasada nelerin değiştirilebileceğini belirtmedi. Başsavcı, inceleme ekibinin çarşamba günü parlamentonun kültür komitesiyle bir araya geldiğini ve ‘sonuçların bir veya iki hafta içinde’ açıklanacağını söyledi. Analistler, Mahsa Emini’nin ölümünden sonra patlak veren ve önce kadın hakları talebiyle başlayıp daha sonra başka talepleri de içeren protestolardan güç alan Beluç hareketine işaret ediyor.
13 Eylül’de Ahlak Polisi tarafından İran’daki katı kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alınıp kısa bir süre sonra komaya giren ve üç gün içerisinde hayatını kaybeden Mahsa Emini’nin ölümünden beri İran protestolara tanık oluyor. Protestolar sırasında kadın göstericiler başörtülerini yaktı, hükümet ve İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney aleyhinde sloganlar atıldı. Emini’nin ölümünden bu yana, özellikle kuzey İran'da başörtüsü takmayı reddeden kadınların sayısı artıyor. İran’da başörtüsü Şah rejimini deviren Humeyni devriminden dört yıl sonra, Nisan 1983'te zorunlu hale gelmişti.

İbrahim Reisi
Öte yandan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi televizyondan yaptığı açıklamada, İran’ın ‘cumhuriyetçi ve İslami temellerinin anayasal olarak sağlam olduğunu, ancak ‘anayasayı uygulamak için esnek olabilecek yöntemlerin’ de olduğuna dikkat çekti.
Reisi, İran'ı, 'hak ve özgürlükleri güvence altına aldığını' söyleyerek övdü ve hükümet karşıtı protestolara yönelik baskılar sürerken iktidardaki rejimi savundu. Zorunlu başörtüsü yasasının yürürlüğe girmesinden sonra, değişen giyim tarzları ile kadınları dar kot pantolonlar ve bol renkli başörtüleri içinde görmek olağan hale geldi. Ancak bu yılın temmuz ayında katı muhafazakâr Reisi, 'tüm devlet kurumlarını başörtüsü yasasını uygulamaya' çağırdı. Yine de birçok kadın kurallara meydan okumaya devam etti.
İran, düşmanı ABD'yi ve müttefiklerini, özellikle de İngiltere, İsrail ve ülke dışındaki Kürt grupları, İran sokaklarında İranlı yetkililerin 'ayaklanma' olarak tanımladığı şiddeti kışkırtmakla suçluyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Havacılık ve Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, bu hafta ilk kez, İran'da Emini’nin ölümü üzerine patlak veren protestolarda 300'den fazla kişinin öldürüldüğünü açıkladı. Ancak Ulusal Güvenlik Komitesi dün, olaylarda ‘200'den fazla kişinin’ öldüğünü duyurdu. Şunu hatırlatmak gerekir ki, Ulusal Güvenlik Komitesi, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nden farklı. Ulusal Güvenlik Komitesi, başkanlığını İçişleri Bakanı’nın üstlendiği bir alt komisyon. İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı’na (IRNA) göre komite ölenler arasında güvenlik personeli, siviller, ayrılıkçı militanlar ve ‘anarşistlerin’ olduğunu belirtti. Ayrıca ölü sayısının yanı sıra ayaklanma faaliyetlerinden kaynaklanan zararın milyonlarca dolara ulaştığına işaret etti.
Oslo merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) güvenlik güçlerinin şimdiye kadar, çoğu İran'ın güneydoğusunda bulunan Pakistan ve Afganistan sınırındaki Sistan-Beluçistan'da olmak üzere, en az 448 protestocuyu öldürdüğünü bildirdi. Geçtiğimiz hafta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, protestoları bastırma operasyonları kapsamında aralarında çocukların da bulunduğu 14 bin kişinin tutuklandığını söyledi. İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (HRANA), protestolar patlak verdiğinden beri toplam ölü sayısının 64'ü çocuk olmak üzere 469 protestocuya çıktığını, 159 ilde 18 bin 210 kişinin gözaltına alındığını, ülkenin çeşitli bölgelerindeki 143 üniversitenin protestolara katıldığını ve bu süreçte güvenlik güçlerinin ölü sayısının 61'e ulaştığını bildirdi.

Belucistan kadınları
İran'ın Sistan-Belucistan eyaletindeki kadınlar, Mahsa Emini'nin ölümünün yol açtığı geniş kapsamlı protestolara katıldı. İnsan hakları örgütleri, muhafazakâr olan bölgede böyle bir hareketin oldukça 'nadir' görüldüğünü vurguladılar. İnternette dolaşan video kayıtlarında, Sistan-Belucistan eyaletinin yönetim merkezi Zahidan'da onlarca kadının, eylül ayında başlayan protesto hareketinin en önemli sloganlarından biri olan "Kadın, Yaşam, Özgürlük" yazılı pankartlar taşıdığı görülüyor. Twitter'da yayınlanan videolarda kadınların, "Başörtülü ya da başörtüsüz farketmez, haydi hepimiz devrime!" sloganları attığı görülüyor.
IHR Başkanı Mahmud Emiri Mukaddem, Zahidan’da son iki aydır sadece erkekler cuma namazından sonra sokaklara çıkıp protesto hareketine katıldığı için şimdi kadınların sokaklara dökülmesini, “Gerçekten türünün nadir bir örneği” ifadesi olarak değerlendirdi. Mukaddem Fransız Haber Ajansı’na (AFP) verdiği röportajda, “İran'daki mevcut protestolar, bir itibar devriminin başlangıcından başka bir şey değil. Bu protestolar, 40 yıldır ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören azınlıkları ve kadınları sokaklara çıkıp temel haklarını talep etmeleri noktasında güçlendirmeye katkı sağladı” ifadelerini kullandı. Mukaddem ayrıca, Beluç kadınlarının İran'da ‘en çok zulüm görenler’ arasında olduğunu söyledi. Aktivistlerin sosyal medyada paylaştığı bir video kaydına göre, onlarca erkek de sokaklara çıkarak, “Çocuk katili bir hükümet istemiyoruz” sloganı başta olmak üzere çeşitli sloganlar attı.
Ağırlıklı olarak Sünnilerin yaşadığı Sistan-Belucistan eyaleti, İran'ın en fakir bölgesiyken, Beluç halkı ayrımcılığa maruz kalıyor. IHR’ye göre İranlı yetkililer tarafından başlatılan güvenlik operasyonu kapsamında Sistan-Belucistan'da en az 128 kişi öldürüldü. Bu, İran'ın 31 eyaletinin 26'sında kaydedilen en yüksek ölü sayısı olarak kayıtlara geçti. Sadece, aktivistler arasında ‘kanlı cuma’ olarak bilinen 30 Eylül'de, 90'dan fazla kişi öldürüldü. Protestolar, eyaletteki Çabahar şehir hapishanesinde 15 yaşındaki bir kızın bir emniyet müdürü tarafından tecavüze uğradığına dair haberlerin sızmasının ardından arttı.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty)
Londra merkezli Amnesty salı günü yaptığı açıklamada: “İran'ın Beluç azınlığı, eğitime, sağlık hizmetlerine, çalışmaya, uygun barınmaya ve siyasi makamlara erişimlerini kısıtlayan köklü bir ayrımcılıkla karşı karşıyalar. Beluç azınlığı, eylül ayından bu yana İran'ı kasıp kavuran protestolara karşı güvenlik güçleri tarafından yürütülen amansız baskının en büyük yükünü taşıyor” ifadelerini kullandı
IHR’nin yayınladığı bir listeye göre Emini’nin doğum yeri olan Kürdistan, protestolarda ölü bilançosu açısından ikinci sırada yer alıyor. Nüfusunun çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu eyalet, İran'ın batısında Irak sınırında yer alıyor ve protestoların bir diğer ayağını oluşturuyor.
Devlet haber ajansı IRNA Cuma günü, yetkililerin protestoların patlak vermesinden bu yana, ülkeleri tarafından İslam Cumhuriyeti’ne uygulanan ‘benzeri görülmemiş baskıya tepki olarak’ yabancı diplomatları 12 kez Dışişleri Bakanlığı’na çağırdığını bildirdi. Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı telefon görüşmesinde ‘ABD ve diğer Batılı ülkelerin İran'daki ayaklanmaları kışkırtma eylemlerinden’ şikayetçi oldu.



İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.


ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerinin Epstein'e ait sansürsüz dosyaları incelemesine izin veriyor

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayınlanan Jeffrey Epstein davasına ait belgelerden görüntüler (AFP)

ABD Adalet Bakanlığı, bazı milletvekillerinin yayınlanan belgelerdeki belirli isimlerin sansürlenmesinden duydukları endişeyi dile getirmelerinin ardından, dün Kongre üyelerinin Jeffrey Epstein davasıyla ilgili sansürsüz dosyaları incelemesine izin verdi.

AFP’nin haberine göre kasım ayında Kongre tarafından ezici bir çoğunlukla kabul edilen Epstein Şeffaflık Yasası, Adalet Bakanlığı'nın hüküm giymiş cinsel suçluya ilişkin elinde bulunan tüm belgeleri yayınlamasını gerektiriyor.

Yasa, FBI'a göre sayısı bini aşan Epstein kurbanlarının kimliklerini ortaya çıkarabilecek isimlerin veya diğer kişisel bilgilerin gizli tutulmasını gerektiriyor.

Ancak yasa, "herhangi bir hükümet yetkilisi, kamu figürü veya önde gelen yabancı şahsiyet de dahil olmak üzere, hiçbir kaydın utanç, itibar kaybı veya siyasi hassasiyet gerekçesiyle gizlenemeyeceğini, geciktirilemeyeceğini veya sansürlenemeyeceğini" öngörüyor.

Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, üç milyondan fazla belgede yapılan bazı sansürlemeleri sorgulayan milletvekilleri arasında yer alıyor.

Khanna, Facebook sayfasında örnekler paylaştı; bunlar arasında Epstein'e 17 Ocak 2013 tarihli anonim bir e-posta da bulunuyor: "Yeni Brezilyalı, çekici ve güzel, 9 yaşında."

11 Mart tarihli bir diğer mesajın göndericisinin kimliği de gizli tutuldu. Mesajda şu ifadeler yer alıyordu: “Güzel bir akşam için teşekkürler. Küçük kızınız biraz yaramazlık yapmış.”

Khanna, bu mesajların göndericilerinin ifşa edilmesinin gerekliliğini vurguladı.

Şöyle devam etti: “Bu güçlü adamların itibarlarını örtbas etmek, Epstein'ın şeffaflık yasasının açık ihlalidir.”

İş adamları, politikacılar, ünlüler ve akademisyenlerle bağlantıları olan Epstein, cinsel istismar suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken, 2019'da New York'taki hapishane hücresinde ölü bulundu.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Epstein'ın eski kız arkadaşı Gishlaine Maxwell, davasıyla ilgili bir suçtan hüküm giyen tek kişi.

20 yıllık hapis cezasını çekmekte olan Maxwell, pazartesi günü, Temsilciler Meclisi komitesinin sorularını yanıtlamayı reddetti.

Avukatı, Başkan Donald Trump'tan başkanlık affı alması halinde yanıt vereceğini söyledi. Trump, Epstein'ın dosyalarının yayınlanmasını aylarca engellemeye çalıştı, ancak daha sonra Cumhuriyetçi milletvekillerinin baskısına boyun eğdi.