Din ve futbol: Kim kimle oynuyor?

Radikal partiler, Dünya Kupası ile ilgili uydurma haberleri sanki vahyin ilk yıllarındaymışız gibi vaaz konuşmalarıyla hedef aldılar

ABD’li aktör Morgan Freeman'ın 2022 Dünya Kupası'nın açılışına katılımı bol miktarda tepkiyle karşılandı (AFP)
ABD’li aktör Morgan Freeman'ın 2022 Dünya Kupası'nın açılışına katılımı bol miktarda tepkiyle karşılandı (AFP)
TT

Din ve futbol: Kim kimle oynuyor?

ABD’li aktör Morgan Freeman'ın 2022 Dünya Kupası'nın açılışına katılımı bol miktarda tepkiyle karşılandı (AFP)
ABD’li aktör Morgan Freeman'ın 2022 Dünya Kupası'nın açılışına katılımı bol miktarda tepkiyle karşılandı (AFP)

Emin ez-Zavi
Din sahada ikinci bir top haline geldiğinde, ağızlarda ve sosyal medya platformlarında kartopu gibi büyüyen ideolojik bir topa dönüşür. Din, vahşi kapitalist şirketlerin çatısı altında yarışan oyuncuların ayakları arasında bir top haline geldiğinde, insanların ceplerinde yaş ve kuru her ne varsa, ceplerindeki her şeyi yer. Ya da FIFA ve diğerlerinde karar sahipleri için bir banka hesabı haline gelir. İşte o zaman futbolu seven bir insanın ister inançlı ister inançsız olsun, manevi, ahlaki ve zihinsel boyutlarıyla her türlü ihlale maruz kalacağından emin olabilirsiniz.
Sosyal medya ve bazı büyük televizyon kanallarından Dinin spor sloganları altında futbol oyununun nasıl bir parçası haline geldiğini; hatta nasıl oyun içinde bir oyun, ekonomik oyun içinde ideolojik bir oyun haline geldiğini takip ediyoruz. Bu durum, işlerin ne ölçüde karıştığını merak etmemize neden oluyor. Artık belirli bir ideolojiyi desteklemek için her şeye yatırım yapmanın ahlaki caydırıcılığı kalmadı mı?
Futbolun yeni bir dünya dini haline geldiğini söylerdik. Futbolun, kitlelerin afyonu olduğunu söylerdik hala da söylüyoruz. Bu çok doğrudur. Ama söylemediğimiz şey, en büyük kıtalararası küresel kapitalizmin meşru evladı olan bu yeni dinin, semavi dini, oyuncuların deri bir topu tutup atması gibi hareket etmeye ve fırlatmaya başladığı.
Futbolu takip eden binlerce hatta milyarlarca insan, giyim, alkollü ve alkolsüz içecekler, telefonlar, oteller, restoranlar, ulaşım şirketleri, sigorta şirketleri, müzik stüdyoları, güzellik laboratuvarları ve bankalar nazarında, önemli bir ticari tüketim rekorundan başka bir şey değildir. Bunlar, Dünya Kupası turnuvalarına eşlik eden reklamlara milyonlarca dolar harcayan ve katlanarak kazanç sağlayan şirketlerdir.
En popüler ve kitleler tarafından en çok sevilen oyun olan futbolun dayandığı ilk ve özgün felsefe, barış içinde bir arada yaşamanın, sevinçleri paylaşmanın, oyunu paylaşmanın tüm güzel, çocuksu boyutlarıyla savunusu ise ya da öyle olması gerekiyorsa, futbol aklını kaçırmış ve bunun sonucunda uluslar arasında pek çok çatışma çıkmıştır. Bunların arasında şiddet ve aşırıcılık kültürü gelişti ve şovenist ulusal ideoloji, sansür olmaksızın ihtişamını yeniden kazandı.
Dünya sineması futbol hakkında politik, sosyal veya otobiyografik açıdan yüzlerce ölümsüz film sunmuştur. Anlatı edebiyatı da aynı şekilde Arap dünyasında ve uluslararası alanda bazı sınırlı kurgusal metinleri de bilmektedir. Örneğin, bunlarla sınırlı olmamak üzere, Rachid Boudjedra'nın ‘Ceza Vuruşu’ başlığı altında Arapçaya çevrilen Le vainqueur de coupe (Kupanın Kazananı) romanı veya Shukri Mabkhout'un ‘Baganda’ isimli romanı, Abdelkader Djemaï tarafından yazılan Le jour où Pelé vb.
Ancak futbolun en büyük kazananları, tribünlerdeki binlerce taraftarın gırtlağını sağdan, soldan veya İslamcı partilerin sloganlarıyla doldurana kadar futbol taraftarlarına gözlerini açık tutan, onlara musallat olan ve onları kuşatan siyasi partilerdir.
Futbol, ​​‘oyun’ ve ‘dürüst rekabet’ hedefinden siyasi, finansal ve ticari piyasalara saptı.
Arap ve İslam dünyasında stadyumlardan çıkan veya bu tribünlerde, önceden çalışılmış sloganlarla keskinleşen birçok devrim ve ayaklanma var.
Arap ve İslam dünyasında sanatsal düzeyde, sosyal, siyasi ve sendikal muhalefet fikrine dayanan ve sıradan vatandaşların adaletsizlik ve sosyal ayrımcılık zulmünün acısını dile getiren seçkin bir popüler şarkı söyleme akımı ortaya çıktı. Şarkılardan bazıları geniş çapta biliniyor ve zalim rejimlerin sütunlarını tehdit etmeye devam ediyor.
İslami partilerin ideolojisi, Arap ve İslam dünyasında camilerde mümin kitlelerini esir aldıktan sonra günde beş kez ibadet için toplanan cemaatler, siyasi propaganda için bir maden olarak kullanıldı. Taraftar yaratmak ve seçmen tabanını genişletmek, tribünleri platformlara ve fabrikalara dönüştürmek için popüler futbol stadyumlarına sızdı.
İslami siyasi partiler, Arap dünyasında ve Kuzey Afrika'da futbol stadyumlarının siyasi ve ideolojik tabanlarını genişletmedeki rolünün farkında olan en siyasi güçlerdir. Futbol taraftarlarının psikolojisi şiddetle karakterize edildiğinden, aynı zamanda öfke, aşırılık, ötekini reddetme, var olan her şeyi ortadan kaldırma ve sıfırdan başlama kültürüyle de ilgili olduğundan, mevcut aşırılık yanlısı dini partilerin ideolojisine oldukça yakındır. Bu nedenle, futbol taraftarlarının yapısı ile Arap ve İslam dünyasındaki aşırılık yanlısı İslami siyasi partilerdeki benzerlerinin yapısı arasında büyük bir psikolojik benzerlik olduğunu hissediyoruz. Aynı durum Avrupa ve ABD'de futbol taraftarları ve aşırılık yanlısı siyasi akımları ve neo-Nazizm taraftarları arasında da görülüyor.
Bugün Katar Devleti, 2022 Dünya Kupası'nı Doha'da düzenlemesiyle, böylesine büyük bir küresel organizasyonu düzenleyen ilk Arap ve Ortadoğu ülkesi oldu. Bu, tüm bölge için bir gurur kaynağı ve kazançtır. Ancak Arap dünyası ve Kuzey Afrika ülkelerindeki futbolun seviyesinden, fakir veya zengin insanlara yetişmekte gecikmemizden bahsetmek yerine bu organizasyona büyük önem verildi. Arap vatandaşlarının imajını, kültürünü, hayallerini ve Arap rejimleri ile dünyadaki benzerleri arasında güveni yeniden tesis ederek başarabileceğimiz projeleri sunmaya çalışmak yerine, Sanki İslam tehlikedeymiş gibi, Müslüman olduğumuzu dünyaya ispatlamak istiyormuşuz gibi dünyayı din üzerine bir söylemin içine daldırdık.
Bu uluslararası sportif, insani ve coşkulu olay için birçok vaiz seferber edildi. Sanki tüm platformlarda ideolojinin kılıçları bilenmiş olarak bir Dâhis ve el-Gabra savaşı (Arap kabileleri arasındaki savaşlar ç.n.) veya yeni bir Bedir savaşı ya da Uhud savaşı yapmak üzereyiz, sanki tüm Müslümanlar bu turnuvayı düzenlerken eğlencenin, güzelliğin, muhteşem rekabetin ve bizden farklı olan ötekini kutlamanın sunulduğu bir top oyununda değil, ideolojik bir savaşın içinde görevlendirilmiş durumda.
Müslüman, bazı sosyal medya platformları ve TV kanallarının bazı vaizlerin ağzından söylediği gibi, her gün, bireysel ve grup halinde İslam'a giren yabancıların ‘kelle’ sayıları hakkındaki aldatıcı ve uydurma haberleri okurken veya tüketirken mutlu görünüyordu. Sanki vahyin ilk yıllarında gibiydik.
İdeolojik söylemleri duyarken ve sosyal medyada savunuculuk söylemleriyle ilgili yazılanları okurken, Arap Yarımadası'nın çöllerinin kumlarından yeni çıkan ve yeni fetihlerin belirleyici savaşını başlatmak için batıya doğru ilerleyen atların ve fillerin sırtında olduğumuzu hissediyoruz.
Örneğin, daha önce kupa turnuvasını organize eden Avrupa, ABD, Hindu veya Yahudi Hristiyan ülkelerden biri aynısını yapsa, futbol taraftarları arasında vaaz vermek için Hıristiyan, Hindu, ineklere tapanları veya Yahudi din adamlarını tribünlere davet etse Müslümanlar ne yapardı? Müslümanların tepkisi ne olurdu? Reddetme ve öfke olacaktı. Bu konuda da haklı olacaktı.
Avrupa merkezciliğin hastalıklı ve ırkçı kültürü tarafından motive edilen Batı'daki birçok sesin, Arap-Orta Doğu ülkesinde bu turnuvanın düzenlenmesine karşı olduğu doğrudur. Ancak dünya futbolunu kutlamaktan, halka açık yollardaki trafiği düzenleyen tabelalara kadar her şeyi İslamileştirilmeye çalışan bazı Müslümanların eylemlerinde seslerinin yankısını buldular.



Trump: Polonya’da ABD askeri üssü kurulması konusunda “büyük ilerleme” kaydettik

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Eylül 2026’da ABD’deki Charlotte Douglas Uluslararası Havalimanı’nda gazetecilere konuşuyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Eylül 2026’da ABD’deki Charlotte Douglas Uluslararası Havalimanı’nda gazetecilere konuşuyor (AP)
TT

Trump: Polonya’da ABD askeri üssü kurulması konusunda “büyük ilerleme” kaydettik

ABD Başkanı Donald Trump, 16 Eylül 2026’da ABD’deki Charlotte Douglas Uluslararası Havalimanı’nda gazetecilere konuşuyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, 16 Eylül 2026’da ABD’deki Charlotte Douglas Uluslararası Havalimanı’nda gazetecilere konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Polonya’da bir ABD askeri üssü kurulması konusunda “büyük ilerleme” kaydedildiğini söyledi. Açıklama, Varşova’nın bu konuda Washington ile görüşmeler yürüttüğünü duyurması sonrasında yapıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, “Polonya Cumhurbaşkanı ve dostum Karol Nawrocki’nin cesur liderliği sayesinde, Polonya’da bir ABD askeri üssü kurulması konusunda büyük ilerleme kaydediliyor” ifadelerini kullandı.

Trump, “Eğer bu gerçekleşirse, yer kısa süre içinde açıklanacak” dedi.

Rusya ve Ukrayna ile sınırı bulunan, NATO ve Avrupa Birliği üyesi Polonya, ağustos ayında topraklarında kalıcı bir ABD üssü kurulması konusunda Washington ile görüşmeler yürüttüğünü açıklamıştı.

Halihazırda Polonya’da yaklaşık 10 bin ABD askeri bulunuyor. Washington, Avrupa’daki askeri varlığını resmen yeniden değerlendirmeye bu yaz başladığını açıklamıştı. Bu girişimin, Avrupa ülkelerini “geleneksel savunmalarının temel sorumluluğunu üstlenmeye” teşvik etmeyi amaçladığı belirtilmişti.

Washington ayrıca İran’la savaş sırasında ABD güçlerinin NATO’ya ait üsleri kendi topraklarında kullanmasına izin vermeyen Avrupa ülkelerini eleştirmişti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth de bazı ülkelerin geçen yıl Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde verdikleri taahhütleri yerine getirmemesi halinde, ABD’nin ittifak bütçesine yaptığı katkıyı azaltabileceği uyarısında bulunmuştu.

NATO ülkeleri, söz konusu zirvede 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılalarının en az yüzde 5’ini güvenlik harcamalarına ayırma taahhüdünde bulunmuştu. Bu oranın yüzde 3,5’inin doğrudan askeri harcamalara ayrılması öngörülüyor.


ABD, İranlı yetkililere BM Genel Kurulu’na katılmaları için vize verecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yapıyor (Arşiv-BM)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yapıyor (Arşiv-BM)
TT

ABD, İranlı yetkililere BM Genel Kurulu’na katılmaları için vize verecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yapıyor (Arşiv-BM)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu salonunda konuşma yapıyor (Arşiv-BM)

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, dün yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran arasındaki savaşın yedinci ayına girmesine rağmen, İran heyetine gelecek hafta New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarına katılabilmesi için vize verileceğini bildirdi.

Sözcü, “Ev sahibi ülke olarak yükümlülüklerimiz doğrultusunda, İran rejiminin ana heyetinin BM Genel Kurulu’na katılmasına izin verilecek” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, İran heyetinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın bulunacağını doğruladı.


Polonya: Rusya, Kiev’in müttefiklerine füze ve İHA’larla “hibrit” saldırılar düzenlemeyi planlıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
TT

Polonya: Rusya, Kiev’in müttefiklerine füze ve İHA’larla “hibrit” saldırılar düzenlemeyi planlıyor

Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)
Polonya Başbakanı Donald Tusk (Reuters)

Polonya Başbakanı Donald Tusk, yaptığı açıklamada, ismini vermediği istihbarat servislerinden elde edilen bilgilere dayanarak, Rusya’nın Ukrayna’yı destekleyen ülkelere insansız hava araçları (İHA) ve füzelerle “hibrit” saldırılar düzenlemeyi planladığını söyledi.

Tusk, parlamentoda dün yaptığı konuşmada, “Bu olası saldırılar, onların ifadesiyle, doğası gereği ‘tesadüfi’ olacak ve NATO ülkelerinin, bir üye devletin saldırıya uğraması halinde ittifakın ilgili hükümlerine başvurma kararlılığını felç etmeyi veya en azından zayıflatmayı amaçlayacak” ifadelerini kullandı.

Avrupa ülkeleri, son aylarda meydana gelen ve müttefikler üzerinde, özellikle de Rusya’nın geniş çaplı işgaline karşı Ukrayna’nın direnişine destek veren Almanya üzerinde baskı oluşturmayı amaçladığı değerlendirilen bir dizi sabotaj eyleminin arkasında Moskova’nın olduğundan şüpheleniyor. Kremlin ise bu iddiaları sert bir şekilde reddediyor.

Rus askerleri, Moskova’da Zafer Günü dolayısıyla düzenlenen askerî geçit töreninde (DPA)

Tusk, söz konusu operasyonlar konusunda uyarıda bulunan istihbarat kurumunun hangisi olduğunu açıklamadı.

Polonya daha önce, Ukrayna’nın batısında Polonya sınırı yakınlarında düzenlenen bir Rus saldırısının ardından askeri uçaklarını havalandırdığını açıklamıştı.

Rusya’ya ait bir İHA, pazar günü Ukrayna’da bir yolcu trenini hedef aldı. Olay, Polonya sınırına yalnızca 2 kilometre mesafede meydana geldi.

Polonya Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, Varşova’nın hava sahasının korunmasını güçlendirdiğini söyledi. Kosiniak-Kamysz, X platformunda yaptığı paylaşımda, “F-16 uçakları ve helikopterlerin faaliyetlerini artırdık. Hava savunma sistemlerimizi ve hızlı müdahale kapasitemizi güçlendirmek için çalışmalarımız sürüyor” ifadelerini kullandı.   

Tusk ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile yarın bugün bir araya geleceğini açıkladı. Görüşmede, “balistik füzelere karşı savunma ittifakı” çerçevesindeki iş birliğinin ele alınacağı belirtildi.

Söz konusu ittifak, Ukrayna ile iş birliği içinde bir hava savunma sistemi geliştirmek üzere çalışan bir grup Avrupa ülkesinden oluşuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre projenin, ABD yapımı Patriot sistemine kıyasla daha düşük maliyetli bir alternatif oluşturması hedefleniyor.