BAE Başbakanı Al Maktum 3 yıllık mali bütçeyi onayladı

Muhammed bin Raşid, Dubai hükümetinin 2023-2025 mali yılları için toplamda 205 milyar AED değerindeki genel bütçesine onay verdi.

Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum başkanlığındaki Bakanlar Kurulu anlaşayı onaylayan kararı onayladı (SPA)
Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum başkanlığındaki Bakanlar Kurulu anlaşayı onaylayan kararı onayladı (SPA)
TT

BAE Başbakanı Al Maktum 3 yıllık mali bütçeyi onayladı

Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum başkanlığındaki Bakanlar Kurulu anlaşayı onaylayan kararı onayladı (SPA)
Şeyh Muhammed bin Raşid Al Maktum başkanlığındaki Bakanlar Kurulu anlaşayı onaylayan kararı onayladı (SPA)

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başbakanı Muhammed bin Raşid el-Maktum, Dubai hükümetinin 2023-2025 mali yılları için toplamda 205 milyar BAE Dinarı değerindeki genel bütçesine onay verdi.
Önümüzdeki üç yılın mali planı, Dubai hükümetinin iş sektörlerine üst düzey ekonomik istikrar ve teşvik sağlama arzusunu yansıtıyor.
Kamu gelirinin 2022 mali yılına oranla yüzde 20 artış ile 69 milyar dinara ulaşması bekleniyor.
Şarku’l Avsat’ın BAE haber ajansı WAM’dan aktardığı habere göre BAE’de 2023 mali yılı için devlet harcamalarının 67,5 milyar AED’ye ulaşacağı bekleniyor. Bu, Dubai'nin ekonomiyi canlandırma niyeti için yeni bir başlangıç ​​teşkil ediyor.
Vatandaşların barınması ve sosyal hizmetler, aynı zamanda sağlık, eğitim ve kültür sektörlerinin gelişimi hususları bütçede ön sıralarda yer alıyor.
2022 bütçesine nazaran yüzde 4’lük bir artışla, toplam devlet harcamalarının yüzde 34'ünün sosyal kalkınma sektörüne tahsis edilmesi, vatandaşların çıkarının hükümetin önceliği olduğunu yansıtıyor. WAM’a göre Dubai, küresel iş dünyasının BAE ekonomisine olan güvenini pekiştiren, daha fazla yatırım sağlamaya katkıda bulunan kapsamlı bir mali politika benimsiyor.
Dubai'nin altyapısını geliştirmeye devam ediliyor. İnsani gelişmenin gerekliliklerine ulaşmak ve toplumu desteklemek için stratejik kalkınma projeleri ortaya koyuluyor.
Gelecek planlarını gerçekleştirme kapsamında kaydedilen bütçe süreci, Dubai'nin girişimci faaliyetleri geliştirmeyi ve teşvik etmeyi, daha fazla yabancı yatırımı çekmeyi, toplum için refah sağlamayı, toplum gereksinimlerini karşılamayı, ülkenin fırsatlar ve yenilik ülkesi konumunu pekiştirmeyi sürdürme kararlılığını teyit ediyor.
Dubai Veliaht Prensi Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Raşid Âl Maktum, çeşitli ekonomik sektörlerin güçlü performansını yansıtan yeni bütçenin Dubai'nin toplumsal boyuta odaklanarak çeşitli alanlarda yeteneklerini geliştirmeye devam etme kararlılığını doğruladığını vurguladı.
Gelecek üç yılın mali planı, Dubai hükümetinin iş sektörlerine üst düzey ekonomik istikrar ve teşvik sağlama arzusunu yansıtıyor. Ülkedeki ekonomik sektörler için orta vadeli planlamayı destekleyen bu yönelim, özel sektör için net bir vizyon sağlıyor.
Şeyh Muhammed bin Raşid Âl Maktum, Dubai hükümetinin devlet harcamalarının 67,5 milyar AED’e ulaşacağı beklenen 2023 mali yılı genel bütçesini onaylamaya ilişkin 2022 tarihli 23 sayılı kanuna onay verdi. Bütçe, makro ekonominin canlandırılması ve Dubai Stratejik Planı 2030 hedeflerinin desteklenmesi için bir başlangıç ​​noktası teşkil ediyor.
2023 mali bütçesi kapsamında sosyal hizmetlere, sağlık, eğitim ve kültür sektörlerinin gelişimine dikkat eden Dubai, ayrıca önümüzdeki 20 yıllık bir planın parçası olarak Dubai'nin Konut Programı aracılığıyla konut sektörüne yüksek öncelik veriyor. Bütçe aynı zamanda aileleri, sebat gösterenleri ve dar gelirlileri desteklemek için sosyal yardım fonunun geliştirilmesine odaklanıyor. 
Dubai Hükümeti Maliye Bakanlığı (DOF) Genel Müdürü Abdurrahman Salih Âl Salih, 2023-2025 mali yılları için genel bütçenin finansal sürdürülebilirliği doğruladığını, ülkedeki girişimciliği teşvik ettiğini vurguladı. Söz konusu üç yıllık bütçenin iş sektörlerine teşvik edici mesajlar gönderdiğini söyleyen Âl Salih, bütçenin küresel gelişmelere paralel olarak yıllık düzeyde güncellendiğine dikkat çekti. Böylece yatırımları çeken ekonomik teşviklerin sağlandığını, rekabet gücünü pekiştirdiğini, Dubai Stratejik Planı 2030 kapsamındaki yetkilerin ve hedeflerin uygulanmasına katkıda bulunduğunu vurgulayan Âl Salih, şöyle ekledi:
“Küresel ekonomik enflasyonun dayattığı değişimlere ayak uyduracak ve gereklilikleri karşılayacak nitelikte 67,5 milyar AED değerindeki 2023 mali yılı bütçesi, Dubai Stratejik Planı 2030'u pekiştirmek ve Dubai Emiri Şeyh Muhammed bin Raşid Âl Maktum’un vizyonunu gerçekleştirmek için projeyi uygulamaya yönelik entegre bir plan kapsamına giriyor. Âl Maktum, hükümetin aileler ve sebat gösterenlere yönelik desteğini artırmaya, hükümet çalışmalarını geliştirmeye, daha fazla yabancı yatırım çekmeye ve küresel rekabet gücünü pekiştirmeye odaklanıyor.”
Aynı zamanda Raşid Âl Maktum’un BAE için finansal sürdürülebilirliği sağlayan disiplinli finansal politikaları benimseme, finansal kaynakların yönetimi üzerinde çalışma ve artan ekonomik büyüme oranlarına katkıda bulunma hususundaki direktiflerinden bahsetti.

2023'te beklenen gelirler
BAE’nin küresel salgının sonuçlarından hızla kurtulması ve bu yönde alınan önlemlerde ulaşılan başarı neticesinde kamu gelirinin 2022 mali yılına oranla yüzde 20 artış ile 69 milyar dinara ulaşması bekleniyor. Nitekim BAE ve Dubai, salgında en iyi iyileşme oranlarını elde eden dünyadaki ilk ve en hızlı ülke ve şehirler arasında yer alıyor. Bu husus BAE’deki turizm akışındaki, hava trafiği ve ekonomik faaliyetlerdeki artıştan anlaşılabiliyor.
Gelecek mali yılın bütçesinin petrol gelirlerinin 2023 yılı için beklenen toplam gelirlerin yaklaşık yüzde 5'ini oluşturduğunu göstermesi, ülkedeki mali sürdürülebilirliği doğrular nitelikte.

2023'te beklenen giderler
Dubai'nin yaşamak ve çalışmak için dünya çapında en iyi şehirler, en iyi küresel turizm ve yatırım destinasyonları arasında ön sıralarda yer aldığına, dolayısıyla nüfus oranlarının arttığına dikkat çeken Âl Salih, bu sebeple Dubai Emiri’nin direktifleri üzerine yaşam standardının yükseltilmesi, altyapının geliştirilmesi, vatandaşların ve sakinlerin refah ve mutluluk düzeyinin yükseltilmesi için çalıştıklarını vurguladı. Söz konusu bütçe, iş dünyasına Dubai'nin kapsamlı bir mali politika benimsediği mesajını veriyor.
2023 mali yılı bütçe harcamalarının yüzde 24'ünü hibe ve sosyal destek giderleri, diğer yüzde 24'ünü genel ve idari giderler, yüzde 7’sini ise inşaat projeleri oluşturuyor. Buradan, Dubai’nin altyapıyı geliştirmeye ve stratejik geliştirme projeleri yürütmeye devam edeceği anlaşılıyor.
Art arda gelen küresel krizlerden kaynaklanabilecek herhangi bir acil durum için önlem almak isteyen Dubai, acil durum programlarına hazırlanma ilkesi kapsamında bütçeye toplam beklenen harcamaların yüzde 5'i kadar özel bir rezervi de dahil etti. Kamu maliyesine herhangi bir engel teşkil etmeyen disiplinli maliye politikası neticesinde toplam harcamaların yüzde 6’sını geçmeyen bir borç servis oranı gözetildi.
Bütçenin dağılımı
2022 bütçesine nazaran yüzde 4’lük bir artışla, toplam devlet harcamalarının yüzde 34'ünün ağlık, eğitim, bilimsel araştırma, barınma, ihtiyaç sahibi ailelerin bakımı, kadın ve çocukların bakımı alanlarında sosyal kalkınma sektörüne tahsis edilmesi, vatandaşların çıkarının hükümetin önceliği olduğunu yansıtıyor. Okuma, çeviri ve programlama girişimleri, gençlere yönelik girişimler, spor alanındaki gelişmeler, yaşlılar ve emeklilere yönelik girişimler de bu kapsama giriyor.
Dubai hükümeti, toplam harcamaların yüzde 20’sini ise güvenlik, adalet ve asayiş sektörlerine ayırdı. Yollar, tüneller, köprüler, ulaşım araçları, sanitasyon istasyonları, bahçeler ve parklar, yenilenebilir enerji kaynakları ve atık arıtma tesisleri gibi altyapı harcamalarına ise toplam harcamaların yüzde 41'i tahsis edildi.
Bütçe aynı zamanda hükümetin küçük projeleri ve girişimciliği destekleme, mikro işletmeler için uygun ortam sağlama arzusunu da yansıtıyor. Kamu hizmetleri sektörünü, hükümetteki mükemmel işleyişi, yaratıcılığı, yeniliği ve bilimsel araştırmayı desteklemeye önem veren hükümet, performansın geliştirilmesi, mükemmellik, yenilikçilik ve yaratıcılık kültürü oluşturulması için toplam devlet harcamalarının yüzde 5'ini tahsis etti.
DOF Planlama ve Genel Bütçe Sektörü İcra Direktörü Arif Abdurrahman Ehli ise Dubai hükümetinin benimsediği orta vadeli finansal planlama yöntemi ve üç yıllık mali planın Muhammed bin Raşid'in vizyonunu yansıttığını, Hamdan bin Muhammed bin Raşid ve Şeyh Maktum bin Muhammed bin Raşid Âl Maktum’un direktiflerinde kaydedildiğini vurguladı.
2023 yılı bütçesinin, Dubai 2030 ve sonrası için stratejik plan geliştirme projesinin gereklilikleri mucibince kaydedildiğini söyleyen Ehli, bu hususta en iyi uluslararası uygulamalara dayalı disiplinli mali politikaların uygulandığını, BAE’nin istikrarlı mali durumunun şeffaflığının sağlandığını vurguladı. Toplam gelirlerin yüzde 4,6'sı kadarı bir işletim fazlasının Dubai'nin yüksek düzeyde finansal sürdürülebilirliğini sağladığına dikkat çeken Ehli, Maliye Bakanlığının hükümet harcama verimliliği programlarını pekiştirme, bütçeyi sürekli olarak geliştirme ve gözden geçirme çalışmalarına yönelik çabalarındaki sürekliliği teyit etti.
Merkezi Hesaplar Sektörü İcra Direktörü Cemal el-Meri ise Maliye Bakanlığının devlet hizmet ücretleri için akıllı tahsilat programları kurarak, küçük projeler için akıllı finansman sağlayarak, finansal veri platformunu geliştirerek gelişim ve yeniliği pekiştirme çabalarına değindi. Aynı zamanda DOF’un kamu maliyesini iyileştiren ve mali mükemmelliğe ulaşmayı sağlayan programlar geliştirmeye ve uluslararası kamu sektörü muhasebe standartlarının uygulanmasına yönelik devamlı niyetini vurguladı. Böylece Dubai’nin bölgede Uluslararası Kamu Muhasebe Standartları’nı uygulayan ilk hükümetlerden biri olduğunu, bunun bütçe uygulaması sonuçlarında ve seçkin hükümet performansının geliştirilmesinde önemli bir etkisinin bulunduğunu vurguladı.



Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
TT

Harvard’ın önde gelen uluslararası ticaret teorisyeni: Suudi Arabistan, parçalanmış bir dünyada başarıya ulaşmanın ‘şifresine’ sahip

Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)
Prof. Dr. Pol Antras, El-Ula Konferansı’ndaki panel tartışmalarından birinde dinleyicilere hitap ediyor. (Şarku’l Avsat)

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Pol Antras, Suudi Arabistan’ın küresel ticaretteki dönüşüm sahnesinde istisnai bir model sunduğunu ve geleneksel gelişmekte olan piyasa kalıplarından köklü şekilde farklılaştığını belirtti. Antras, küreselleşmenin sona ermediğini, aksine ‘parçalı entegrasyon’ adıyla yeniden şekillendiğini vurguladı. Şarku’l Avsat’a konuşan Antras, Suudi Arabistan’ın vizyonu ve yapısal reformlarının, ülkeyi dünyadaki bu parçalı entegrasyon sürecinden faydalanabilecek avantajlı bir konuma getirdiğini söyledi. Antras, ülkenin lojistik ve yapay zekâ alanındaki yatırımlarının, küresel krizlerin yarattığı gürültüyü aşan sürdürülebilir büyümenin gerçek motoru olduğunu kaydetti.

Pol Antras, modern dönemin önde gelen ekonomi teorisyenlerinden biri olarak kabul ediliyor ve Harvard Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapıyor. Uluslararası ticaret konusundaki araştırmaları, şirketlerin üretim süreçlerini sınırlar ötesinde nasıl organize ettiklerini ve küresel değer zincirlerini anlamada çığır açıcı nitelikte.

Geleneksel ekonomi sınıflandırmalarını eleştirerek konuşmasına başlayan Antras, “Gelişmekte olan piyasaların uluslararası ticaret dönüşümünden nasıl faydalandığı konusunda genel ifadeler kullanmak çok zor. Bunun nedeni, genellikle ülkeleri kıtalarda veya benzer gruplarda toplama eğilimimizdir” dedi. Antras, ‘gelişmekte olan piyasalar’ kavramının altında çok farklı sanayi yapılarının saklı olduğunu vurgulayarak Suudi Arabistan’ın durumunu örnek gösterdi: “Bazı ekonomiler büyük ölçüde imalat ihracatına dayanıyor ve ticari entegrasyon ile pazar erişimi onların hayat damarları. Buna karşılık Suudi Arabistan gibi bir ekonomi, çok fazla ihraç yapmasına rağmen Çin ile temel ürünlerinde çok az rekabetle karşılaşıyor.” Bu durumun Suudi Arabistan için eşsiz bir fırsat yarattığını belirten Antras, “Suudi Arabistan için bu dönem, Çin’den daha düşük maliyetle mal temin etmek veya daha önce yalnızca ABD pazarına giden ürün çeşitlerine erişim sağlamak için büyük bir fırsat” dedi.

Gelişmekte olan piyasaların ‘damping’ ve rekabet baskısıyla nasıl başa çıkması gerektiği sorulduğunda Antras, açık bir tavsiye verdi: “Bence gelişmekte olan piyasalar olabildiğince az korumacı eğilim göstermeli. Bu kolay olmayacak; çünkü Çin’in ihracat artışı bazı yerel üreticileri etkileyecek ve onları koruma yönünde siyasi baskı yaratacak. Ancak geleceğe doğru yol, kendinizi çok taraflı sisteme bağlı bir ekonomi olarak konumlandırmak, yabancı üreticilerin pazara girmesine izin vermek ve aynı zamanda yerli üreticilerin dış pazarlara açılmasını teşvik etmektir. Büyük ülkelerin uygulamalarını taklit etmekten tamamen kaçınmalıyız.”

Yerel sanayilerin korunmasıyla ilgili olarak ise Antras şu ifadeleri kullandı: “Evet, Çin’in damping uygulamaları bazı ülkelerde ciddi kaygı yaratıyor, çünkü bu ülkelerin yerli üretim tabanları Çin ürünleriyle doğrudan rekabet ediyor. Ancak Suudi Arabistan için endişe daha az; çünkü Çin ürünleriyle doğrudan çatışan bir üretim tabanı yok. Aslında ucuz ithalat, Suudi tüketiciye fayda sağlayabilir. Eğer bir sektör zarar görürse, insanları korumanın daha iyi yolları var: kredi planları sağlamak, sübvansiyonlar vermek veya şirketlerin iş modellerini yeniden düşünmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmak gibi.”

Küreselleşme ölmedi... sadece ‘parçalandı’

‘Küreselleşmenin sona erip ermediği’ sorusuna yanıt veren Antras, yeni bir kavram ortaya koyarak şöyle dedi: “Bence küreselleşme bitmedi, ben bunu ‘parçalı entegrasyon’ (Fragmented Integration) olarak adlandırıyorum. Entegrasyon süreci devam edecek, ancak ticaret anlaşmaları farklı yollarla yapılacak. Artık sadece çok taraflı müzakerelere güvenemeyiz; çünkü bu anlaşmalara bağlılık hissi dünya genelinde azaldı. Anlaşmalar imzalanmaya devam edecek, ancak süreç daha karmaşık olacak ve belirsizlik en belirgin özellik olarak kalacak.”

Faiz ve yapay zekâ: madalyonun diğer yüzü

Yüksek faiz oranlarının gelişmekte olan ülkelerin karmaşık sanayilere geçiş planları üzerindeki etkisine de değinen Antras, “Yüksek faiz oranları, gelişmekte olan piyasaların karşılaştığı risk primiyle birlikte, yatırımları şüphesiz sınırlıyor. İhracat, kredi, yatırım ve kalite iyileştirmesi gerektiriyor. Ancak faizlerin yükselmesinin temel bir nedeni var; bu, yapay zekâ ve teknolojik değişim kaynaklı yüksek büyüme beklentilerini yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Antras, bu büyümenin aynı zamanda çözüm sunduğunu belirterek şöyle devam etti: “Eğer bu büyüme potansiyeli gerçekleşirse, verimlilik önemli ölçüde artacak ve KOBİ’ler talebi daha iyi öngörebilecek, daha önce keşfedilmemiş pazarlara erişim sağlayacak. Dolayısıyla evet, faizler kısa vadede olumsuz bir güç, ancak gerçek bir büyüme potansiyelinden kaynaklanıyorsa durum o kadar da kötü olmayabilir.”

İş kaygısı ve devlet müdahalesi

Antras, işgücü piyasasına ilişkin derin endişelerini de dile getirdi. Önümüzdeki zorlukların çift yönlü ve ciddi olduğunu belirten Antras, Çin’in rekabeti ile yapay zekâ aracılığıyla otomasyonun işgücü üzerindeki etkisinin birleştiğini vurguladı. Antras, “İşgücünün geleceği konusunda ciddi endişelerim var; Çin’den gelen yoğun ihracat rekabeti, yapay zekâ ile işlerin otomatikleşmesiyle birleşirse, özellikle genç işçiler arasında ciddi işgücü piyasası sıkıntılarına yol açabilir” dedi.

Bu durumun piyasaya bırakılmaması gerektiğini söyleyen Antras, “Burada hükümet müdahalesine acil ihtiyaç var; bu müdahale, büyük mali kaynaklar ve yüksek düzeyde hazırlık gerektiriyor” dedi. Tek çözümün ‘verimlilik şartı’ olduğunu belirten Antras sözlerini şöyle noktaladı: “Yeni teknolojiler beklenen ölçüde verimliliği artırırsa, bu büyüme hükümetlere zarar görenleri telafi etmek ve insan kaynaklarını yeniden eğitmek için gerekli mali alanı sağlayacaktır. Başarı, kısa vadeli olumsuz etkileri yönetmek ile uzun vadeli stratejik kazançlara yatırım yapmak arasında hassas bir denge kurmakta yatıyor.”


Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
TT

Suudi Arabistan, hayati öneme sahip sektörleri geliştirmek için Suriye ile stratejik anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Şam'da Suriye ile stratejik anlaşmaların imzalandığını duyururken (X)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih bugün yaptığı açıklamada, krallığın Suriye'nin Halep kentindeki iki havaalanının geliştirilmesi için çeşitli aşamalarda 7,5 milyar riyal (2 milyar dolar) yatırım yapacağını söyledi.

Yatırım Bakanı Halid bin Abdulaziz el-Falih başkanlığındaki üst düzey Suudi heyeti, Suudi Arabistan Krallığı ile Suriye Arap Cumhuriyeti arasındaki ekonomik ve yatırım iş birliğini güçlendirmeyi ve ortak projelerin pratik uygulamasına yönelik ikili ortaklıkları ilerletmeyi amaçlayan resmi bir ziyaretin başlangıcı olarak bu sabah Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

El-Falih, "Nas" şirketinin ülke dışındaki ilk yatırımı olan "Nas Syria" adlı bir havayolu şirketinin kurulduğunu duyurdu.

El-Falih ayrıca, Suriye'deki büyük projelere yatırım yapmaya adanacak olan Elaf Yatırım Fonu'nu da başlattı.

Suriye Yatırım Otoritesi Başkanı Talal el-Hilali ise ülkesinin telekomünikasyon altyapısını geliştirmek, iletişim ağlarını ve internet kalitesini modernize etmek için Suudi Arabistan ile bir anlaşma imzalayacağını duyurdu.

Açıklamada, Suudi Arabistan ile vatandaşların yaşamlarını doğrudan etkileyen hayati sektörleri hedefleyen bir dizi stratejik anlaşmanın imzalanacağı da belirtildi.

Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Suudi heyetinin ziyaretinin "iki kardeş ülke arasındaki stratejik ortaklığı destekleme, kalkınma projelerini desteklemede özel sektörün rolünü güçlendirme ve ortak çıkarlara hizmet eden ve gelecek dönemdeki kalkınma eğilimlerine ayak uyduran sürdürülebilir bir ekonomik entegrasyon yolu oluşturma çerçevesinde gerçekleştiği" ifade edildi.

Açıklamada, bu ziyaretin "Krallık ile Suriye arasındaki ekonomik ortaklıkta ileri bir aşamayı temsil ettiği, geçen yıl düzenlenen bir dizi toplantı ve forumun devamı niteliğinde olduğu ve bu toplantılar ve forumlar sonucunda karşılıklı yatırımı teşvik etmek ve bir dizi hayati sektörde ortak çalışma mekanizmalarını etkinleştirmek amacıyla bir dizi anlaşmanın imzalandığı" belirtildi. Açıklamada ayrıca, "Bu sürekli çabalar, iki ülke arasındaki stratejik uyumu teyit ederek hem Suudi hem de Suriye özel sektörleri için ekonomik kalkınmayı destekleme ve yatırım fırsatlarını genişletme konusunda büyük bir hedef çerçevesinde ortak ekonomik entegrasyonu derinleştirme amacını ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verildi.


Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
TT

Altın ve gümüş fiyatları niçin çok değişiyor?

Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)
Altın ve gümüş, ekonomik ve jeopolitik krizlere karşı yatırımcılar tarafından güvenli liman olarak görülüyor (Reuters)

Altın ve gümüşte üst üste kırılan rekorların ardından gelen düşüş mercek altına alındı. 

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanlığı'na Kevin Warsh'u aday göstermesinin ardından değerli metallerde sert düşüş yaşandığına dikkat çekiliyor. 

Analize göre yatırımcılar, Warsh'un enflasyona karşı "şahin bir politika" izleyeceğini ve Fed'in başına atanmasının doların güçlenmesini sağlayacağını düşünüyor. Financial Times'ın analizinde de benzer bir noktaya işaret ediliyor. 

Fed'in bağımsızlığıyla ilgili endişeler, mayıstan bu yana doların değerinin düşmesinde önemli rol oynadı. 

Trump ise doların seyrinde olumsuz bir durum olmadığını savunarak "Bence harika gidiyor" demişti. 

Analizde, Warsh'un adaylığının duyurulmasıyla altın ve gümüşte hızlı satışlar başladığı vurgulanıyor. Diğer yandan değerli metallerdeki düşüşün, "piyasa temellerinin öngördüğünün çok ötesine çıkan çılgın alımların sonucu olduğuna" da dikkat çekiliyor. 

Trump'ın cuma günkü açıklamasında "çok zeki, çok iyi ve güçlü" diye nitelediği Warsh'un adaylığını duyurmasıyla dolarda da toparlanma görüldü. 

Değerli metallerin değişken seyrinde spekülasyonların da önemli rol oynadığına işaret ediliyor. 

En uç spekülasyonların, "vatandaşların külçe gümüş almak için sıraya girdiği" Çin'den geldiği belirtiliyor. Çin sınır polisinin, Hong Kong'dan ülkeye yaklaşık 227 kilogram gümüş kaçırmaya çalışan iki kişiyi geçen hafta yakalaması da gündem olmuştu. 

Çin yönetimi, yatırım çılgınlığının risklerini azaltmak için UBS gümüş vadeli işlem fonu da dahil 5 emtia fonunun ticaretini cuma günü askıya almıştı. 

Öte yandan sert satışlara rağmen WSJ analistleri, özellikle altın ve bakırda yükselişin sürebileceği tahminini paylaşıyor. 

Fed-Beyaz Saray çekişmesi

Fed Başkanı Jerome Powell'la Trump arasındaki çekişme, ABD Merkez Bankası'nın bağımsızlığıyla ilgili endişeleri artırıyor. 

Tartışma Fed ofis binalarının yenilenmesini kapsayan çok yıllı projeyle ilgili. Beyaz Saray'ın proje için öngördüğü bütçe 1,9 milyar dolardı. Ancak işçilik ve malzeme fiyatlarındaki artış, tasarım değişiklikleri ve asbestle kurşun kirliliği gibi öngörülemeyen sorunlar nedeniyle maliyet 2,5 milyar dolara çıkmıştı.

ABD Başkanı, Powell'ın dolandırıcılık yaptığını ima ederek süreci kötü yönettiğini öne sürmüştü. Fed başkanı ise hakkındaki iddiaları reddederek, binaların renovasyon masraflarının uzun vadede kendini amorti edeceğini belirtmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Financial Times