İranlı yetkililer protestocuları cezalandırmakta kararlı

Reformist isim Kerrubi ‘iktidarın infaz arzusu’ konusunda uyardı, Ünlü aktivistler, BM Genel Sekreteri Guterres'i duruma müdahale etmeye çağırdı

Bilim ve Kültür Üniversitesi'ndeki kız öğrenciler idam kararlarını kınayan bir protesto gösterisi düzenlediler (İran Öğrenci Birliği) Cumartesi akşamı Tahran'ın merkezindeki Settar Han Caddesi'nde konuşlanan çevik kuvvet polisleri (Twitter)
Bilim ve Kültür Üniversitesi'ndeki kız öğrenciler idam kararlarını kınayan bir protesto gösterisi düzenlediler (İran Öğrenci Birliği) Cumartesi akşamı Tahran'ın merkezindeki Settar Han Caddesi'nde konuşlanan çevik kuvvet polisleri (Twitter)
TT

İranlı yetkililer protestocuları cezalandırmakta kararlı

Bilim ve Kültür Üniversitesi'ndeki kız öğrenciler idam kararlarını kınayan bir protesto gösterisi düzenlediler (İran Öğrenci Birliği) Cumartesi akşamı Tahran'ın merkezindeki Settar Han Caddesi'nde konuşlanan çevik kuvvet polisleri (Twitter)
Bilim ve Kültür Üniversitesi'ndeki kız öğrenciler idam kararlarını kınayan bir protesto gösterisi düzenlediler (İran Öğrenci Birliği) Cumartesi akşamı Tahran'ın merkezindeki Settar Han Caddesi'nde konuşlanan çevik kuvvet polisleri (Twitter)

İran İçişleri Bakan Yardımcısı, ülkede protesto gösterilerinin patlak vermesinin 13’üncü haftasının başında, göstericilerin infaz edileceği yönündeki tehditlerin ülke geneline yayılmış haldeki protesto hareketinin odak noktası haline geldiği bir dönemde, rejim karşıtı gösterilerde tutuklananlar hakkında yargı tarafından alınan kararların uygulanmasına ilişkin kararlılıklarını vurguladı. Öte yandan Tahran'da, geçtiğimiz hafta yetkililer tarafından idam edilen Muhsin Şikari için gece saatlerinde sloganlar atıldı. Kürdistan ilinin merkez şehri Senendec’te, sosyal platformlarda paylaşılan video kayıtlarında güvenlik güçlerinin infazları protesto eden öğrencilere saldırdıkları görüldü.
Başkent Tahran’ın çeşitli bölgeleri yine çalkantılı bir geceye sahne oldu. Polis, Cumartesi gecesi Settra Han Caddesi'ndeki göstericilere karşı göz yaşartıcı gaz kullandı. Göstericilerin ağırlıklı olarak ‘diktatöre ölüm’ sloganları atması dikkati çekti.
Twitter'da protesto gösterilerini yakından takip eden ve gösterilerden görüntüler aktaran 1500tasvir adlı hesabın aktardığı görüntülere göre Cuma gecesi sıkı güvenlik önlemleri altında Tahran'ın batısındaki Teşigir semti sokaklarına dökülen bir grup protestocu, ‘Biz kimseyi katil liderle pazarlık yapmak için kurban vermedik’ ve ‘yoldaşların kanı üzerine yemin olsun sonuna kadar direneceğiz’ sloganları attıkları duyuldu.
İran, Perşembe günü protestocular hakkında alınan ilk idam kararını infaz ederek Tahran'nın batısındaki protestoların düzenlendiği başlıca noktalardan biri olan Settar Han Caddesi'ni kapatmak ve bir güvenlik görevlisini bıçaklamakla suçlanan 23 yaşındaki Muhsin Şikari’yi idam etti. Batı ülkeleri idamı kınarken, infaz, ülke içinde öfkeli protesto dalgalarına neden oldu.
Şikari'nin infazının ateşlediği öfke patlamasıyla ülkedeki bazı üniversitelerde ve Tahran'daki ez-Zehra Üniversitesi'nde protestolar yeniden başladı. Güvenlik güçleri, Şikari'nin infazını kınayan pankartlar taşıyan çok sayıda kız öğrenciyi gözaltına aldılar. Tahran'daki Bilim ve Kültür Üniversitesi'nde protestocular Şikari'nin infazını kınayan sloganlar atarken Tahran'daki Beheşti Üniversitesi öğrencileri ise sessizce nöbet tuttular. Güvenlik güçleri, Kürdistan ilinin merkez şehri Senendec’teki Senendec Üniversitesi'nde Muhsin Şikari'nin infazını protesto eden bir grup kız öğrenciyi kovaladı. Sosyal medya platformları üzerinden paylaşılan görüntülerde üniversite avlusunda panik yaşandığını görülürken kız öğrencilerin çığlık attıkları duyuldu.
İranlı Kürt genç kadın Mahsa Amini'nin (22) 16 Eylül'de gözaltına alındığı sırada bir polis merkezinde ölmesinin ardından ülke genelinde patlak veren protestolar, Velayet-i Fakih sisteminin 43 yıllık ömründe rejime karşı başlatılan en büyük meydan okumalardan biri olarak kabul ediliyor.
Protestocular, Cuma günü geç saatlerde Muhsin Şikari’nin mezarı çevresinde ve ailesinin Tahran’ın kuzeyindeki Narmek semtindeki evinin önünde toplandılar. Reuters'ın aktardığına göre sosyal medyada yoğun bir şekilde paylaşılan bir video kaydında protestocuların dün akşam geç saatlerde Tahran'ın kuzeyindeki evlerin çatılarından İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney'e karşı ‘Hepimiz Muhsen'iz’ ve ‘Hamaney bir katil’ sloganları attıkları duyuldu.
Şikari’nin infazı, İranlı yetkililerin ‘yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak (ifsad fi'l arz)’ ve ‘devlete karşı savaş açmak (muharebe)’ ile suçlanan ve her iki suçlama için de ölüm cezasıyla yargılanan kişilerin infazlarına devam edeceklerine dair korkuları artırdı.
Emniyetten sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı Mecid Mirahmadi, ülkesinin protestoculara karşı verilen yargı kararlarını ‘mutlaka’ uygulamak niyetinde olduğunu söyledi. ‘Rejimi geri adım atmaya zorlamak için’ yargıya yönelik bir ‘medya propagandası’ olduğuna işaret eden Mirahmadi, ancak propagandanın yargı görevlilerinin kararlılığını etkilemeyeceğini ve son kişinin dahi cezasını çekmesini sağlayacağını belirtti.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı ‘Javan’ (Civan) gazetesi ise protestoculara verilen idam cezalarının infazını savundu. Gazetenin Cumartesi günü yayınlanan sayısında, son olayların faillerinin yargılanması ve cezalandırılmasına yönelik adli prosedürlerin yasal standartlara uygun olduğu ve insanların hak iddiasına dayandığı vurgulandı. Gazete, güvenlik güçlerinden 60 kişinin öldürüldüğünü bildirdi. Yasalar gereği yargının tüm cinayet faillerine ceza vermesi gerektiğinin altını çizen gazete, Şikari'nin infazının son olaylarda bir ilk olduğunu, ancak son olmadığını yazan gazete, “Muhsen Şikari'nin infazından sonra bazı kişilerin çıkardığı gürültü, yargı süreçlerinin doğru ve yasal standartlara uygun olduğunu gösteriyor. Kaosun arkasındakilerin yargılanıp cezalandırılmasını beklemek zorundayız.  Muhariplerin (devlete karşı savaş açanların) ve onların suç ortaklarının İran’a ve İranlılara verdirdikleri kayıpların bir kısmı telafi edilecek mi?” diye ekledi.
İran'da reformcu kesime yakın Etemad (İtimat) gazetesi, idam cezası öngörülen ‘muharebe (devlete karşı savaş açmak)’ suçlamasıyla yargılanan 25 protestocunun isimlerinin olduğu bir liste yayınladı. Gazete, daha fazla kişinin infaz edilmemesi için yargı makamlarına idam cezalarının yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
İran Meclisi’nde milletvekillerinin bir kısmı, protestoculara karşı ‘misillemede bulunulması ve idam cezasına çarptırılmaları’ çağrısında bulunulan bir bildiriyi imzalayarak tartışmalara yol açtılar. Bazı milletvekilleri ise bildiriden uzak kalmaya çalıştılar.
Öte yandan merkezi Norveç Oslo'da bulunan İran İnsan Hakları Örgütü, önde gelen onlarca İranlı aktivistin Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'e bir mektup göndererek tepki göstermelerinin İran'daki ‘infaz makinesini durdurabileceğini’ söylediklerini duyurdu.
Mektupta İran İnsan Hakları Örgütü (IHR) Başkanı Mahmud Amiri Mukaddem, Nobel Barış Ödüllü avukat Şirin Ebadi, Nesrin Sutude ve Mehrangiz Kar gibi isimlerin de aralarında bulunduğu önde gelen 45 aktivistin imzası yer aldı.
Mektupta, protestocu Muhsen Şikari'nin şoke edici, ani ve yasa dışı infazının daha çok askeri mahkemelerde yapılanlara benzediği, İran’ı ve halkını şaşkınlığa uğrattığını ve büyük bir üzüntüye boğduğu vurgulandı.
Mektupta, şu ifadeler yer aldı:
“Hak ve özgürlüklerini talep etmek için sokaklara çıkan bu genç, hukuka aykırı olarak Devrim Mahkemesi'nde avukatsız ve kendini savunma fırsatı verilmeden mahkûm edildi. Bu, İran makamları tarafından tanınan anayasa, İslam Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve İran'ın taraf olduğu uluslararası sözleşmeler dahil olmak üzere kanunların açıkça ihlalidir.”
 ‘Devrimci Mahkeme’nin çok sayıda protestocu hakkında idam cezası verdiğine dikkat çekilen mektupta, “Tek suçları ‘Kadın, Yaşam, Özgürlük' sloganıyla barışçıl gösterilere katılmaktı. Bu hukuksuz ve insanlık dışı infazların gerçekleştirilmemesi için BM Genel Sekreteri’nden yasal araçları kullanarak ve uluslararası toplumun yardımını alarak infazların derhal ve kesin bir şekilde durdurulmasını istemesini ve İran hükümetinin çocukların da yargılandığı davalar dahil olmak üzere hukuka aykırı davalara son vermesini ve gelecekte yerel yasalara, uluslararası standartlara ve sözleşmelere uygun olarak mahkemelerde bağımsız avukatların bulunmasını talep etmesini vurguladık” denildi.
Mektupta imzası bulunan akvisitler, İran’ın tüm şehirlerinde güvenlik ve istihbarat yetkililerinin direktifleri altında ve yargıçların şok edici cezalar verdiği özel adli birimlerde protestocuların yargılanmaya devam ettiğini ve bunun yanı sıra yaygın ve açık bir şekilde yasaların ihlal edildiğini belirttiler. Mektubun sonunda, “İran İslam Cumhuriyeti'nin infaz ve baskı makinesini ancak siz sayın Genel Sekreterin (Antonio Guterres), dünya kamuoyunun, demokratik hükümetlerin ve etkili şahsiyetlerin acil müdahalesi durdurabilir” ifadeleri yer aldı.
Diğer taraftan ev hapsindeki reformist lider Mehdi Kerrubi, Muhsen Şikari'nin infazını kınadı. Kerrubi, Şikari'ye verilen idam cezasının, cinayet işlenmediği ve eylemlerinin muharebe sayılmadığı halde  terör ortamı dayatmalarına uygun olarak hızlı bir şekilde onaylanarak infaz edildiğini söyledi.
Kerrubi, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu kararın uygulanmasının, iktidarın iradesine göre daha fazla infaz kararının çıkarılmasının ve bu kararların uygulanmasının başlangıcı olmasından korkuyorum. Ne yazık ki, Sayın Hamaney, protestoların nedenlerine bakmadan ve onları suçlamadan, yalnızca sorunu ortadan kaldırmaya ve ondan kurtulmaya odaklandı. Olayların bastırılmasına temel sağlamak için her protestoyu ya da talebi kasıtlı olarak düşmandan bildi. Teröre karşı zafer teorisi baskıdan, aşağılanmadan, ayrımcılıktan, yozlaşmadan bıkmış bu millet için artık geçerli değil. Rüzgar ekenin fırtına biçeceğini asla unutmayın!”



Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
TT

Amerikan ordusu için üretilen mermiler, Meksika’daki kartellerin eline geçiyor

Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)
Meksika hükümeti, Amerikan malı silahların ülkeye kaçak yollardan girişini engellemek isityor (Reuters)

Meksika'da kartellerin kullandığı mermilerin neredeyse yarısının, ABD ordusuna mühimmat üreten fabrikada yapıldığı tespit edildi.

Meksika Savunma Bakanı General Ricardo Trevilla Trejo, salı günkü açıklamasında, 2012'den bu yana yaklaşık 137 bin adet .50 kalibrelik merminin ele geçirildiğini söyledi. 

Uyuşturucu çeteleri tarafından kullanılan bu mermilerin yüzde 47'sinin, ABD'nin Missouri eyaletinde yer alan Lake City Ordu Mühimmat Fabrikası'nda üretildiğini bildirdi.

New York Times'ın haberine göre sözkonusu tesis, Amerikan ordusunda kullanılan tüfekler için mermi üreten en büyük fabrika.

Ayrıca General Trejo, Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un göreve başladığı Ekim 2024'ten bu yana polislerin ülkede ele geçirdiği 18 bin ateşli silahtan yaklaşık yüzde 80'inin de ABD menşeli olduğunu söyledi. 

Baskınlarda el konan silahlar arasında .50 kalibrelik Barrett tüfekleri, el bombası fırlatıcıları, roketatarlar ve çeşitli kalibredeki makineli tüfekler var.

Meksika'da silah ruhsatları sıkı denetimlere tabi. Silahlar yasal olarak yalnızca Meksika ordusunun işlettiği iki mağazadan satın alınabiliyor. Belirli kalibre ve özelliklere sahip tabancalar ise sadece ordu ve kolluk kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor.

Bu önlemlere rağmen Meksika hükümetinin verilerine göre her yıl 200 bin ila 500 bin adet ateşli silah, ABD'den ülkeye kaçak olarak sokuluyor. 

ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika hükümetinin Amerikan silah üreticilerine karşı açtığı davayı geçen yıl oybirliğiyle reddetmişti. Kararda, üreticilerin bağımsız perakendecilerin yasadışı satışlarını durdurmamalarının yardım ve yataklık koşullarını karşılamadığı bildirilmişti. 

Diğer yandan mahkemenin açıklamasında, Meksika devletinin şikayetinde savunduğu gibi "silah satışlarının gerçekleştiğine ve üreticilerin bunun farkında olduğuna dair hiçbir şüphe yok" denmişti. 

Meksika hükümeti, Arizona'daki mahkemeye ABD'li 5 silah şirketi hakkında 2022'de bir dava daha açmıştı. Hukuki süreç devam ediyor. 

Cenevre merkezli sivil toplum kuruluşu Uluslararası Organize Suçla Mücadele Küresel Girişimi (GI-TOC) Direktörü Cecilia Farfan Mendez, şunları söylüyor:  

İronik olan, Meksika ve ABD hükümetlerinin aynı şeyi istemesi: Kartellerin yol açtığı ölümleri azaltmak. Ancak suç örgütleri bu kalibredeki tabancalara kolayca erişebildiği sürece ABD, sanki bu şiddetin ortaya çıkmasını destekliyormuş gibi görünüyor.

 Independent Türkçe, New York Times, BBC


İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
TT

İsrail’de Hamas istihbaratı skandalı: Netanyahu hiçbir şey yapmadı

Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)
Netanyahu, iki devletli çözüme giden süreci tıkayarak ateşkes görüşmelerini de çıkmaza sokmuştu (Reuters)

İsrail istihbaratı, Hamas'ın büyük bir saldırı düzenleyeceğine dair bilgileri Başbakan Binyamin Netanyahu'ya 2018'de doğrudan iletmiş.

İsrailli medya kuruluşları Ynet ve Yedioth Ahronoth'un aktardığına göre Hamas, 2018-2022'de İsrail'in güneyindeki askeri üsler ve sivil yerleşimlere karşı koordineli bir saldırı planlamış. 

İstihbarat yetkililerinin "Eriha Duvarı" adını verdiği kapsamlı harekat planının, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te düzenlediği Aksa Tufanı saldırısını özetler nitelikte olduğu aktarılıyor. 

New York Times, "Eriha Duvarı" kod adlı 40 sayfalık belgenin, İsrailli yetkililerle paylaşıldığını 2023'teki haberinde bildirmişti. Askeri ve istihbarat yetkililerinin, 2022'de haberdar olduğu planı "hayal ürünü" diye niteleyip gerçekleşmesini çok zor bularak dikkate almadığı öne sürülmüştü. 

Ancak İsrail medyasındaki yeni haberlerde, Başbakan Netanyahu'nun 2018'de planla ilgili birden fazla kez doğrudan bilgilendirildiği ortaya kondu. 

Adlarının paylaşılmaması koşuluyla konuşan yetkililer, "Hamas'ın askeri kanadı, topraklarımızın derinliklerine yönelik geniş çaplı bir saldırı için güç mü topluyor?" alt başlıklı istihbarat raporunun, doğrudan Netanyahu'nun masasına bırakıldığını söylüyor. 

Diğer yandan İsrail Başbakanlık Ofisi, ordunun 7 Ekim'deki başarısızlığına ilişkin devam eden soruşturmada, Hamas'ın saldırı planladığına dair önceden bilgi sahibi olunmadığını iddia etmişti. Ofisin, İsrail Kamu Denetçisi Matanyahu Englman'a gönderdiği açıklamada, "Eriha Duvarı" belgesinin Netanyahu'ya hiç sunulmadığı öne sürülmüştü. 

İsrail İstihbarat Kolordusu'na bağlı Birim 8200'den bazı analistlerin de Hamas'ın saldırı hazırlıklarına dair bilgileri 2018'de orduyla paylaştığı 2023'te ortaya çıkmıştı.  

Kaynaklar, bu planların iç güvenlik teşkilatı Şin Bet tarafından incelendikten sonra doğrudan Netanyahu'ya iletildiğini de savunuyor. 

2022 ve 2023'te "Eriha Duvarı" dosyasının yeni istihbarat bilgileriyle güncellendiği fakat bunların doğrudan Netanyahu'ya ulaşmadığı belirtiliyor. İsrail ordusu ve istihbarat kurumları, Gazze Savaşı'nın fitilini ateşleyen 7 Ekim saldırılarına tüm uyarılara rağmen hazırlıksız yakalandığı gerekçesiyle eleştirilmişti.

Başbakan Netanyahu'ya sunulan istihbaratlarla ilgili bilgi sahibi kaynaklardan biri şunları söylüyor: 

Ordu komutanları parçaları birleştirmekte başarısız olsa bile başbakanın görevi, Hamas'ın hedefleri hakkında yanıt talep etmektir. Netanyahu ise hiçbir şey yapmadı.

Independent Türkçe, Haaretz, Times of Israel, Ynet 


Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
TT

Trump, Netanyahu’ya İran’la müzakereleri sürdürme mesajı verdi

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi tarafından yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeye ait fotoğraf.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmede nihai bir anlaşmaya varılmadığını, ancak İran’la müzakerelerin sürdürülmesi konusunda ısrarcı olduğunu belirtti.

Trump, Beyaz Saray’da üç saati aşk süren görüşmeyi “son derece verimli” olarak nitelendirerek, ABD ile İsrail arasındaki mükemmel ilişkilerin devam ettiğini vurguladı.

Toplantıda, İran’la yeni bir nükleer anlaşmaya varma ihtimali ele alındı. Trump, müzakerelerin başarıya ulaşmasının tercih ettiği seçenek olduğunu ve bu tutumunu Netanyahu’ya ilettiğini söyledi. Anlaşma sağlanamaması halinde ise “işlerin nereye varacağını göreceğiz” dedi. Trump, İran’ın geçmişte bir anlaşmayı reddettiğini ve bunun “gece yarısı çekici” olarak nitelendirdiği bir darbeyle sonuçlandığını hatırlatarak, Tahran’ın bu kez “daha rasyonel ve sorumlu” davranmasını umduğunu ifade etti.

cd
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun resmi internet sitesinde yayımlanan, bugün Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir fotoğraf.

Trump ayrıca Gazze ve genel olarak bölgede “büyük ilerleme” kaydedildiğini savunarak, “Ortadoğu’da barışın fiilen hüküm sürdüğünü” dile getirdi.

Görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner katıldı.

Netanyahu’nun Washington ziyareti, İsrail basını tarafından İran’a karşı stratejik koordinasyon açısından kritik olarak değerlendirildi. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ve diplomatik sürecin başarısızlığa uğraması halinde İsrail’in askeri hareket serbestisine ilişkin güvenceler öne çıktı.

Netanyahu’nun, müzakerelerin yalnızca nükleer programla sınırlı kalmaması; İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteğin de kapsama alınması için Trump yönetimine baskı yaptığı aktarıldı. ABD’nin diplomatik sürece şans tanıma konusundaki ısrarına karşın Netanyahu’nun, olası bir anlaşma durumunda dahi İsrail’in İran’a karşı “hareket özgürlüğünü” koruması gerektiğini savunduğu belirtildi.

ghyju
Tahran’da devrimin 47. yıl dönümü kutlamaları kapsamında sergilenen bir füzenin yanında konuşan iki din adamı (New York Times)

Görüşmede Gazze dosyası da ele alındı. Taraflar, İsrail’in resmen katıldığı “Barış Konseyi” çerçevesinde Gazze’nin yeniden imarına yönelik planın ikinci aşamasındaki ilerlemeyi değerlendirdi.

Beyaz Saray yetkilileri, görüşmenin Trump ile Netanyahu arasında yakın bir uyum sergilediğini ve İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda ortak vizyon bulunduğunu belirtti. Ancak analistler, iki liderin önceliklerinde farklılıklar olabileceğine dikkat çekti. Trump’ın siyasi kazanım olarak sunabileceği hızlı bir diplomatik anlaşmaya eğilimli olduğu; Netanyahu’nun ise İran’a kısmi tavizler içeren bir mutabakata karşı daha katı şartlar talep ettiği ve askeri seçeneğin masada kalmasında ısrar ettiği ifade edildi.

Netanyahu, görüşmenin ardından Beyaz Saray’dan ayrıldı. Sabah saatlerinde Dışişleri Bakanı Rubio ve ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile Blair House’ta bir araya gelen Netanyahu, ayrıca Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner ile de temaslarda bulundu. İsrail’in Washington Büyükelçisi Michael Leiter, görüşmelerde “önemli jeostratejik gelişmelerin” ele alındığını açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, söz konusu temasların siyasi ve güvenlik koordinasyonu çerçevesinde gerçekleştirildiğini bildirdi.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada anlaşma sağlanmaması halinde İran’a karşı sert adımlar atılabileceğini söylemişti. Axios’a konuşan Trump, Tahran’ın “bir anlaşma yapmak için güçlü istek duyduğunu” savunarak, İran’ın nükleer silah ya da füze sahibi olmasına izin verilmeyeceğini ifade etti. İsrail’in müzakere sürecini sekteye uğratacak adımlar atmasını istemediğini de sözlerine ekledi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de anlaşma sağlanamaması halinde “başka bir seçeneğin” masada olduğunu belirterek, Trump’ın tüm seçenekleri açık tuttuğunu söyledi. Vance, Washington’un önceliğinin İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu, rejim değişikliğinin ise İran halkının vereceği bir karar olduğunu kaydetti.

New York Times, ABD’nin İran’la yürüttüğü dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlanmasının zor olduğuna işaret ederken; İsrail’in taleplerinin Washington’da yankı bulduğunu, ancak Tahran’ın balistik füze programı ve bölgesel vekil unsurlar konusunu müzakere kapsamına almaya yanaşmadığını yazdı.

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’den aktardığı analize göre ABD yönetiminin İran’a baskıyı artırmak amacıyla İran petrolü taşıyan tankerlerin müsaderesini değerlendiriyor. Ancak böyle bir adımın Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini tehdit edebileceği ve küresel enerji piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceği uyarıları yapılıyor.

Gazete, ABD Hazine Bakanlığı’nın bu yıl 20’den fazla İran petrol tankerine yaptırım uyguladığını ve Beyaz Saray’ın olası müsadereler için hukuki zemin hazırlığı yaptığını aktardı. ABD’li bir yetkili, Trump’ın diplomatik yolu tercih ettiğini ancak görüşmelerin çökmesi halinde alternatif seçeneklerin hazır tutulduğunu söyledi.

ABD Ulaştırma Bakanlığı ise Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi’nde ticari gemilere yönelik potansiyel tehditlere karşı uyarıda bulundu.