Berlin, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında kenetlenme çağrısında bulundu

Berlin, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında kenetlenme çağrısında bulundu

Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)
Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)
TT

Berlin, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında kenetlenme çağrısında bulundu

Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)
Almanya Başbakanı, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven gaz depolama terminalinin açılışı sırasında, gaz taşıyan özel bir geminin önündeki Maliye Bakanı ve Ekonomi Bakanı'nın arasında duruyor (EPA)

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Rusya'nın Ukrayna'ya açtığı savaşın yansımaları ışığında, yeni yıl yaklaşıp ülkesi için zorluklarla dolu bir yıl geride kalırken kenetlenme çağrısında bulundu. Yaşanan zorlukların ‘en çok da hala Rus bombardımanı korkusuyla yaşayan Ukrayna vatandaşları tarafından hissedildiğini’ vurguladı.
Rus güçlerinin önümüzdeki tatil günlerinde Ukrayna'ya geniş çaplı bir saldırı düzenlemeye hazırlandığına dair uyarılar artarken, Alman gazetesi Süddeutsche Zeitung’a röportaj veren iktidardaki Sosyal Demokrat Partisi'nin (SPD) lideri, Ukrayna'daki savaşın kızışabileceği konusunda uyarıda bulunarak, ‘Rus ordusunun hedeflerine ulaşamamasının ışığında’, ‘gerilimin tırmanma riskinin çok büyük olduğunu’ söyledi. Almanya Başbakanı, Rusya'ya savaşı durdurma ve Ukrayna ile müzakerelere başlama çağrısını bir kez daha yineleyerek “Hedefimiz Rusya'nın savaşını bitirmesi. Bunun olması için ister telefonla ister video konferansla ister büyük bir masada olsun fark etmez, diyalog kurulması gerekiyor” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in ‘bu durumun böyle süremeyeceğini kabul etmesi’ ve ortak bir uzlaşıya karşılıklı kapı açmak için güçlerini geri çekmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Video konferans üzerinden yaptığı haftalık konuşmasında Scholz, Ukrayna'yı Rusya karşısında verdiği savaşta desteklerken ‘bugün hissettikleri’ kenetlenmeyi sürdürme çağrısında bulundu. Scholz “Almanya, Rus savaşının yansımalarını enflasyon, fahiş fiyatlar ve yüksek enerji maliyetleri ile hissetti. Ancak ülke olarak kenetlendik ve bu duruma hazırlandık” ifadelerini kullanarak Wilhelmshaven limanında dün açılışını yaptığı sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminaline işaret etti. Almanya, LNG depolayan ilk terminalini açarak, Rus gazına olan bağımlılığından kurtulmak adına büyük bir adım attı. Söz konusu terminal Almanya'nın, savaş öncesi gaz ihtiyacının yüzde 60'ından fazlasını sağlayan Rusya'dan başka kaynaklardan gaz geliri sağlamak amacıyla Ukrayna savaşının başlangıcından beri açmaya çalıştığı beş terminalden biri.
Scholz, Aşağı Saksonya eyaletindeki Wilhelmshaven şehrindeki terminalin açılma hızından övgüyle söz ederken projenin Almanya'nın ‘güvenliği’ için önemli olduğunu belirtti. Scholz “Bu, altyapıyı güçlendirmemizi sağlayan ve örnek teşkil etmesi gereken Almanya’nın yeni hızıdır” dedi. Aynı zamanda “Bu bizim için güzel bir gün ve tüm dünya için Alman ekonomisinin güçlü ve üretken olup mevcut sıkıntıların üstesinden gelmeye devam edebileceğine dair iyi bir işarettir” ifadelerini kullandı.
Almanya, Rus gazının büyük bir bölümünün yerine Norveç, Katar, Cezayir ve diğer ülkelerden gelen ancak daha fazla para ödediği gazı koymayı başardı. Rus gazının yokluğu, Almanya için ekstra bir sıkıntıya yol açtı. Zira Rus gazını Baltık Denizi'nin altına inşa edilen boru hatlarıyla ithal ediyor ve gazı depolamaya gerek kalmadan doğrudan Rusya'dan getiriyordu. Ancak Rus gazının kapatılması, Almanya’yı başka ülkelerden ithal ettiği, gelmesi daha uzun süren ve tüplerle değil, gemilerle veya tırlarla taşınan LNG için depolama istasyonları arayışına itti. Wilhelmshaven'da açılan depo Nijerya'dan gelen gazla dolduruldu. Potsdam Üniversitesi'nden araştırmacı Johan Lilliestam Fransız Haber Ajansı’na (AFP) verdiği röportajda "İthalat kapasitesi var. Ancak beni asıl endişelendiren şey teslimatlar” dedi.
Londra merkezli bir emtia istihbarat servisi olan ICIS’te uzman olan Andreas Schroeder AFP'ye verdiği röportajda “Avrupa, Çin'in talebinin zayıf olması nedeniyle son aylarda büyük miktarlarda LNG alabildi” dedi. Almanya'daki Federal Ağ Ajansı Başkanı Klaus Mueller “Gaz tüketimi artıyor. Bu, özellikle soğuk hava dalgası devam ederse bir risk oluşturur” dedi. Bu bağlamda Schroeder, Almanya'nın önümüzdeki kış geçici tedarik kesintileri yaşama riski olduğuna dair uyarıda bulundu.
Bu bağlamda Alman yetkililer, halkı gaz tasarrufuna yönelik çabalarını sürdürmeye çağırıyor. Mueller gaz kullanımının şu anda geçen yıla göre yüzde 13 azaldığını ancak hükümetin bu sayının bu kış yüzde 20'ye çıkmasını istediğini belirtti.
Yeni açılışı yapılan terminal, 22 Aralık'ta faaliyete geçecek ve gaz dağıtımına başlayacak. Almanya’da genellikle ısınma amacıyla evlerde veya fabrikalar ve atölyelerde gaz kullanılıyor. Almanya kışa dolu depolarla girmesine rağmen gazı çok hızlı bir şekilde tükenmeye başladı. Geçen pazartesi sadece tek bir günde, sıcaklıklar sıfır derecenin altına düşünce Almanya stokunun yüzde 1'ini tüketti. Gazın bu şekilde artarak kullanılmaya devam edilmesi halinde, özellikle şirketlerden gaz güvencesi almakla ilgili kararlar verilmek zorunda kalınacağına dair endişeler giderek artıyor. Bu kışın Almanya'nın son 10 yılda gördüğü en sert kış olabileceğine dair uyarılar geliyor. Almanya'daki sert kış, rezervuarların beklenenden daha hızlı boşalmasına neden olabilir.
Almanya’daki tüm bu terminallerin yılda 30 milyar metreküp gaz yani ülkenin gaz ihtiyacının üçte birini sağlaması bekleniyor. Tabi sadece aylar önce konuşulan büyük kıtlık felaketi senaryoları gerçekleşmezse.
Rusya'nın Almanya'ya enerji tedarikini kesmesi ve gaz fiyatlarının önemli ölçüde artması nedeniyle Alman ekonomisi bir krizden geçiyor. Bu durum birçok endüstriyi ve işletmeyi fahiş faturalara karşı tasarruf etmek için üretimlerini sınırlamaya itti. Hükümet, enflasyonun bireyler ve sektörler üzerindeki etkisini azaltmak için bir dizi önlem aldı. Scholz haftalık yaptığı konuşmasında bundan söz ederek “Bu kararların alınması mali yükün hafifletilmesine katkı sağlamıştır. Böylece yüksek elektrik faturası, gaz faturası, ısınma faturası ve diğer tüm enerji faturalarından endişe duyanlar artık destek alabilir ve hatta fiyatlar düşebilir” ifadelerini kullandı.
Diğer Avrupa ülkelerinin aksine Almanya’nın kendi topraklarında böyle bir terminali yoktu ve daha ucuz bir kaynak olarak Rus boru hatlarını tercih ediyordu. Ukrayna'daki savaşın patlak vermesi ve Rus Gazprom şirketinden gelen teslimatların askıya alınmasıyla her şey değişti. Belçika, Hollanda ve Fransa limanları aracılığıyla Almanya'ya yapılan LNG ithalatı arttı. Ülke, fahiş nakliye maliyetlerinden kaçınmak için kendi topraklarında bir dizi terminal açmaya karar verdi. Ancak Almanya, bu terminalleri hemen doldurmak için henüz büyük gaz sözleşmeleri imzalamış değil.
Ekonomi Bakanı Robert Habeck, kasım ayının sonunda yaptığı açıklamada "İklim koruma hedeflerine ulaşmak istiyorsak, şirketler Almanya'daki satın alma tarafının eninde sonunda küçüleceğini bilmeli" demişti.
Çevre örgütleri şimdiden şüpheci yaklaşarak LNG terminalleri nedeniyle ‘iklim hedeflerine saygı gösterilmemesinden’ korkuyorlar. Almanya Çevresel Eylem (DUH) Örgütü cuma günü Wilhelmshaven'a karşı yasal işlem başlatacağını duyurdu.



Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
TT

Hürmüz krizi, Zeydi’nin Berlin görüşmelerine gölge düşürdü

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)
Almanya Başbakanı Friedrich Merz (sağda) ve Irak Başbakanı Ali Zeydi, 15 Eylül 2026'da Berlin'de düzenlenen basın toplantısında (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Paris'ten geldiği Berlin'de Avrupa turunun son durağını tamamladı. Ziyaret kapsamında taraflar arasında bir dizi ekonomik anlaşma imzalandı. Ekonominin merkezde olduğu ziyaret, bölgedeki siyasi gelişmelerin gölgesinde kaldı.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Zeydi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, müzakerelerin ağırlıklı olarak “bölgedeki zor durum” ve İran'ın gerilimdeki rolü üzerinde yoğunlaştığını kaydetti.

Almanya Başbakanı Merz, İran'a Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, askeri programının durdurulması ve bölgedeki vekil güçlere verilen desteğin kesilmesi çağrısında bulundu. Merz ayrıca İran'ın “çatışmayı Irak'a taşımaması” gerektiğini söyledi.

Merz, Kızıldeniz'deki gelişmelerden duyduğu büyük endişeyi de dile getirdi. Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırıların petrol piyasalarındaki durumu daha da kötüleştirdiğini ve Almanya'yı etkilediğini belirten Merz, Kızıldeniz'deki uluslararası deniz ulaşımının Husilerin elinde “rehin” bırakılmaması gerektiğini söyledi.

Merz ayrıca Irak hükümetini “milisleri silahsızlandırma konusunda kararlı biçimde ilerlemeye” teşvik etti. Almanya'nın, Irak hükümetinin talep etmesi halinde askeri ve güvenlik alanlarında Bağdat'la işbirliğine hazır olduğunu vurguladı.

“Görev sona eriyor”

Almanya'nın DEAŞ'la mücadele amacıyla uluslararası bir misyon kapsamında Irak'taki askeri varlığına ilişkin soruyu yanıtlayan Merz, bu görevin “Irak hükümetinin talebi üzerine iki hafta içinde sona ereceğini” doğruladı. Bununla birlikte Berlin'in, Bağdat'ın talep etmesi halinde desteğini sürdürmeye hazır olduğunu belirtti.

Zeydi ise Almanya ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. İran ile ABD arasındaki krizin “tüm dünyayı, özellikle de Hürmüz'deki durumdan büyük ölçüde etkilenen Irak petrolünün satışlarını” gölgede bıraktığını belirten Zeydi, ülkesinin “bölgede herhangi bir saldırgan politikayı desteklemekten uzak olduğunu” vurguladı ve kendisinin “uzlaşıya inandığını” söyledi.

cdfgthy
Irak Enerji Bakanı Ali Vehab (solda) ile Siemens Üst Yöneticisi Christian Bruch, 15 Eylül 2026'da Berlin'de iş birliği anlaşması imzalarken (AFP)

Irak topraklarından Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik fırlatılan insansız hava araçlarına ilişkin soru üzerine Zeydi, ülkesinin yürüttüğü soruşturmanın ayrıntılarını açıklamayı reddetti. Zeydi, “İran'la ortak bir soruşturma komisyonunun yaşananların ayrıntılarını ortaya çıkarmak için çalıştığını” belirterek, “soruşturmanın sonuçlarının analiz tamamlanmadan açıklanmayacağını” söyledi.

Zeydi, bölgesel krizden etkilenen diğer ülkeler gibi Irak'ın da petrol ürünlerini ihraç edemediğini belirtirken Berlin'le Irak petrolünün Almanya'ya satılması karşılığında Irak'taki Alman teknoloji sözleşmelerini içeren anlaşmalar yapıldığını açıkladı. Zeydi ayrıca “petrol tedarik kaynaklarını ve ihracat güzergahlarını çeşitlendirme yönünde Irak'ın çalışmalar yürüttüğünü” söyledi.

Zeydi, Türkiye üzerinden geçen Ceyhan petrol boru hattının genişletilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca petrolün Suriye üzerinden Avrupa'ya gönderilmesinin planlandığını belirtti. Irak'ın petrol üretimini günlük yaklaşık 10 milyon varile çıkarmaya yönelik çabaların da sürdüğünü ifade eden Zeydi, bunun önemli bir bölümünün veya yarısının Avrupa'ya ihraç edileceğini söyledi.

Avrupa ülkeleri, özellikle de Almanya, Hürmüz Boğazı krizinin etkisiyle aylardır akaryakıt fiyatlarındaki ciddi artışla karşı karşıya. Almanya ayrıca doğal gaz depolarını yalnızca yüzde 50 oranında doldurabildi. Bu oran, gaz talebinin arttığı kış mevsimi öncesinde oldukça düşük bir seviyeye işaret ediyor.

Alman hükümeti enerji kaynaklarını çeşitlendirmeye de çalışıyor. Berlin, Ukrayna'daki savaş ve Moskova'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle Rus gazı ithalatının durdurulmasının ardından oluşan açığı kapatmak amacıyla son yıllarda farklı kaynaklardan doğal gaz ve petrol satın almaya başlamıştı.


Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
TT

Bugün düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı, umut verici yatırım fırsatları sunuyor

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron eşliğinde 2026 FIFA E-spor Dünya Kupası kapanış töreni salonuna geldi. (SPA)

Fransa’nın başkenti Paris, Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı tarafından düzenlenen Suudi Arabistan-Fransa Yuvarlak Masa Toplantısı’na ev sahipliği yapıyor. Etkinlik, Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Fransa’da gerçekleştirdiği resmi ziyaretle eş zamanlı olarak düzenleniyor.

İki ülke, Veliaht Prens’in ziyaretinin Vizyon 2030 ile Fransa 2030 Planı kapsamındaki fırsatlardan yararlanılmasına katkı sağlamasını hedefliyor. Bu doğrultuda ortak yatırım, sanayi, enerji, kültür, miras, turizm, eğitim, teknoloji, uzay, savunma ve güvenlik gibi birçok alanda ekonomik ortaklığın geliştirilmesi amaçlanıyor.

Taraflar ayrıca yenilenebilir enerji, elektrik, enerji verimliliği, inovasyon ve karbonsuzlaştırma teknolojilerinin yanı sıra güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri, iletim, dağıtım, depolama, şebeke otomasyonu, karbon yakalama, hidrojen ve düşük emisyonlu elektrik alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor. Petrol tedariki, petrokimya ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı da iş birliği kapsamındaki diğer başlıklar arasında yer alıyor.

Her iki ülkeden çok sayıda üst düzey hükümet yetkilisi, iş dünyası lideri ve CEO’nun katıldığı toplantı, Suudi Arabistan-Fransa ortaklığını anlaşma çerçevelerinin ötesine taşıyarak somut ve uygulanabilir yatırım fırsatlarına dönüştürmeyi amaçlıyor.

Toplantı temelde, Fransız şirketlerini Krallık içindeki belirli yatırım fırsatları ve projelerle buluşturmayı, yerel pazara giriş ve genişleme süreçlerine destek sağlamayı; stratejik ortaklıkları, teknoloji transferini ve doğrudan üretimin yerlileştirilmesini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu hamleler, Fransa’nın Suudi Arabistan’daki güçlü yatırım tabanına dayanıyor. Nitekim Fransa, 2024 sonu itibarıyla toplam 63,9 milyar riyali (17 milyar dolar) aşan doğrudan yabancı yatırım stokuyla ülkede dördüncü sırada yer alıyor.

Fransa’nın ülkedeki varlığı, 18 ekonomik sektöre yayılmış 651 yatırım ruhsatı ile kendini gösteriyor. Bu genişleme süreci, 2024 yılında verilen 90 ve 2025 yılında verilen 127 yeni ruhsat ile dikkat çekici bir ivme kazandı. Bu rakamlar doğrudan iş gücü piyasasına da yansıyor; Fransız yatırımları Suudi Arabistan’da 13 bin 346’sı Suudi vatandaşlarına ayrılmış olmak üzere toplam 29 bin 765 kişiye istihdam sağlıyor.

Nitelikli projeler bazında Fransız şirketleri, stratejik sektörlerde güçlü bir varlık sergiliyor. Bu sektörlerin başında, TotalEnergies ve Saudi Aramco ortaklığıyla SATORP projesi, Amiral kompleksi ve bunlara bağlı değer zincirlerinde değeri 90 milyar riyali (24 milyar dolar) aşan yatırımların yer aldığı enerji sektörü geliyor. Bunun yanı sıra TotalEnergies ve EDF liderliğindeki konsorsiyumlar tarafından 1,7 gigavat kapasiteli güneş enerjisi projeleri hayata geçirildi.

Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın küresel petrol piyasalarının dengesini ve istikrarını korumadaki rolünün yanı sıra ana ham petrol ihracatçısı olarak tedarik güvenilirliğini artırma çabalarını takdirle karşılıyor. Fransa ayrıca, Krallık’ın alternatif ihracat güzergahları -başta Doğu-Batı Boru Hattı- kullanarak tedarik zincirlerinin sürekliliğini ve esnekliğini sağlama yönündeki girişimlerini vurguluyor. Bu adımlar piyasa dalgalanmalarını sınırlandırırken küresel enerji güvenliğini de pekiştiriyor.

Ulaştırma ve altyapı sektöründe Alstom ve RATP Dev gibi şirketlerin Riyad Metrosu’nun işletimindeki rolü öne çıkarken, Veolia şirketinin ülkedeki 35 yılı aşan köklü geçmişi dikkat çekiyor.

Turizm ve kültürel kalkınma alanında ise Fransız şirketleri, el-Ula Kalkınma Fransız Ajansı (AFALULA) aracılığıyla el-Ula vilayetini geliştirmeye yönelik 170’ten fazla sözleşmeyi hayata geçirdi.

Düzenlenen yuvarlak masa toplantısı, elde edilen bu başarıları pekiştirmeyi ve Suudi Arabistan’ın ekonomik büyümesini ve dönüşümünü şekillendiren dört öncelikli sektöre odaklanarak daha fazla nitelikli ortaklığa zemin hazırlamayı hedefliyor: Turizm, destinasyonlar ve mega projeler; sanayi ve üretim; ulaştırma ve lojistik hizmetleri; yapay zekâ ve dijital altyapı.

Aralık 2024’te Vizyon 2030 ve Fransa 2030 Planı temasıyla gerçekleştirilen Suudi Arabistan-Fransa Yatırım Forumu kapsamındaki yuvarlak masa toplantılarında yaşam kalitesi, altyapı, eğlence, ekonomik dönüşüm ve teknoloji konuları ele alınmış; forum sırasında her iki ülkenin kamu ve özel sektör kurumları arasında birden fazla anlaşma ve mutabakat zaptı imzalanmıştı.

İş birliğini güçlendirmek ve beş yıl süreyle 10 milyar dolara kadar finansman desteği sağlamak amacıyla Aralık 2024’te Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) ile Fransa Ulusal Yatırım Bankası (Bpifrance) arasında da bir mutabakat zaptı imzalanmıştı. Ayrıca Suudi Hava Bağlantısı Programı (ACP), Air France-KLM Grubu ile 2025 yazından itibaren Paris Charles de Gaulle Havalimanı ile Riyad arasında doğrudan uçuşların başlatılmasına yönelik bir iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Tüm bunlara ek olarak iki ülke, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması ilkelerine; iklim anlaşmalarının kaynaklara değil emisyonlara odaklanılarak geliştirilmesi ve uygulanması gerektiğine bağlılıklarını sürdürüyor. Fransız tarafı, Suudi Arabistan’ın iklim eylemindeki öncü rolünü, ulusal düzeydeki ‘Yeşil Suudi Arabistan’ ve bölgesel ile küresel düzeydeki ‘Yeşil Ortadoğu’ girişimlerini takdirle karşılıyor.


Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)
TT

Fransa aşırı sağı ile Mbappe arasında gerilim yükseliyor

Jordan Bardella (Reuters)
Jordan Bardella (Reuters)

Kylian Mbappé ile Jordan Bardella arasında, Fransa’da aşırı sağın yükselişi konusunda yaşanan kamuoyu tartışması yeniden gündeme geldi.

Fransız futbolunun yıldız isimlerinden Mbappe ile aşırı sağ siyasetin yükselen figürü Bardella arasındaki görüş ayrılığı, gelecek yıl yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ulusal Birlik partisinin iktidara gelme ihtimali etrafında şekilleniyor.

İki genç Fransız figür arasındaki bu anlaşmazlık, Fransa’nın kimliği ve geleceği üzerine ülke genelinde süren daha geniş çaplı tartışmanın da küçük bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Göçmen karşıtı söylemleriyle öne çıkan Ulusal Birlik Partisi’nin adayı, seçim atmosferinde dikkat çeken isimlerden biri konumunda bulunuyor.

Real Madrid forması giyen forvet oyuncusu Mbappe (27) ile Ulusal Birlik Partisi lideri Bardella (30) arasında yalnızca üç yaş farkı bulunsa da siyasi görüşleri birbirinden oldukça uzak görünüyor.

Bardella, geçmişte dışlanan aşırı sağ çizginin günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak görülüyor. Parti, sınır kontrollerinin sıkılaştırılması ve sosyal yardım sisteminin Fransız vatandaşlarına öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi vaatleriyle önemli ölçüde destek kazanmış durumda.

Salı günü yayımlanan Vanity Fair dergisine verdiği röportajda Mbappe, Ulusal Birlik Partisi’nin 2027’de iktidara gelme ihtimali konusunda endişelerini dile getirdi.

dfvfvfd
Kylian Mbappe (Reuters)

Derginin aktardığına göre Mbappe, “İnsanlar bazen para ve şöhrete sahip olduğumuz için bu sorunların bizi etkilemediğini düşünüyor. Ancak bu beni etkiliyor. Çünkü onların iktidara gelmesinin ülkem açısından ne anlama geldiğini ve bunun doğurabileceği sonuçları biliyorum” ifadelerini kullandı.

Mbappe’nin sözcüsü henüz konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi. Fransız futbolcu daha önce de Ulusal Birlik Partisi’nin UEFA Euro 2024 sırasında yükselişini “felaket” olarak nitelendirmişti.

Düşünce kuruluşu Le Millénaire’den William Thay ise Bardella’nın verdiği yanıtın siyasi açıdan akıllıca olduğunu söyledi. Thay’e göre Mbappe’nin Paris Saint-Germain takımından ayrılmasının ardından Fransa’daki popülaritesi geriledi. Ayrıca bazı kesimler futbolcuyu kibirli bulurken, Real Madrid performansının beklentilerin altında kaldığı değerlendiriliyor.