3 soruda - 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı

Fotoğraf:AA
Fotoğraf:AA
TT

3 soruda - 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı

Fotoğraf:AA
Fotoğraf:AA

Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Rusya-Ukrayna savaşının dünü, bugünü ve geleceğine dair bir değerlendirmeyi AA Analiz için 3 soruda kaleme aldı.

1 • Rusya-Ukrayna savaşı nasıl başladı?
1991’de Sovyetler Birliği yıkılmasına rağmen baş mirasçısı Rusya Federasyonu, çeşitli entegrasyon projeleriyle eski Sovyet coğrafyasındaki etkisini devam ettirmeye yönelik bir siyaset izlemeye devam etti. Nitekim Kremlin, 21. yüzyılın başında elindeki dış politika kozlarından da istifade ederek özellikle Orta Asya ile Kafkasya’da yeniden etkili konuma geldi. Tüm bu süreçte Rusya açısından en büyük sorunu Gürcistan, Ukrayna, Azerbaycan ve Moldova oluşturdu. Ukrayna’nın Rusya açısından arz ettiği önem şüphesiz çok daha farklı. Ukrayna, Moskova’nın Ortodoks ve Slav projeleri açısından da Rusya ile Avrupa arasında tampon bölge olması açısından da büyük önem arz ediyor. Dolayısıyla Moskova, başından itibaren Ukrayna’nın AB ve NATO ile yakınlaşmasından rahatsız oldu. Ukrayna’da Rusya yanlısı iktidarı hedef alan renkli devrimler (2004 ve 2014), yalnızca Rusya-Ukrayna ilişkilerini değil, Rusya-Batı ilişkilerini de olumsuz etkiledi. Batı destekli renkli devrimlere karşı Rusya referandumları kullandı. Nitekim 2014’te Kırım’da düzenlenen ve yalnızca Rus nüfusun katıldığı referandumla Kırım, Rusya’ya ilhak edildi. Buna karşılık Rusya G-8’den çıkartıldı ve yaptırımlarla karşı karşıya kaldı.
Şubat 2022’de daha büyük sorunlar baş gösterdi. 21 Şubat 2022 tarihinde Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya halkına yaptığı seslenişte Ukrayna’nın doğusundaki Luhansk ile Donetsk cumhuriyetlerini tanıdığını açıkladı ve ardından bölgeye Rus askeri birliklerini gönderdi. 24 Şubat 2022 tarihinde ise Moskova, “özel askeri operasyon” başlattığını duyurarak Ukrayna topraklarına girdi. Rus yetkililerine göre operasyonun amacı, Ukrayna’nın tarafsız hale getirilmesi, silahsızlaştırılması ve Donbas bölgesinde yaşayan Rus nüfusunun güvenliğinin sağlanması idi. Rusya bu amaçlarına kısa sürede ulaşmayı hedefliyordu. Ancak Ukrayna’nın büyük bir direnç göstermesi ve Batı’nın Ukrayna’ya hızlı şekilde yardım etmeye başlaması, buradaki gelişmelerin adeta Rusya-Batı savaşına dönüşmesine ve stratejilerin değişmesine neden oldu. Nitekim Eylül 2022’de daha şubat ayında Rusya tarafından tanınan Donetsk ile Luhansk’ta ve savaş sırasında ele geçirilen Herson ile Zaporijya’da referandumlar gerçekleştirilerek bu bölgelerin Rusya’ya katıldığı ilan edildi. Son iki bölgede Rusya kontrolü tam sağlamamış durumda ve bugün çatışmalar bu noktalarda yoğunlaşmış bulunuyor.

2 • 2022'de Rusya-Ukrayna savaşının dünyada yansımaları neler oldu?
Rusya-Ukrayna savaşı bir yılını doldururken şimdiden on binlerce insanın ölümüne ve milyonlarca insanın göçüne yol açtı. Doğu Avrupa’nın önemli ülkelerinden Ukrayna’nın önemli kısmı harap durumda. Kısa ve orta vadede burada barış tesis edilse de şüphesiz en büyük zararı Ukrayna toprakları ile halkı gördü. Rus-Ukrayna kardeşliği de büyük bir darbe aldı.
Ukrayna krizi, adeta Rusya-Batı savaşına dönüştü. AB ve ABD, bir taraftan Rusya’ya çok yönlü yaptırım uygulamaya başlarken ve Rusya ile ilişkileri minimum seviyeye indirirken diğer taraftan da Ukrayna’ya maddi ve askeri yardımda bulunuyor. Rusya-Batı mücadelesi, Rusya’nın dış politika, ekonomi ve enerji alanlarında Asya’ya yönelmesine sebep olurken Avrupa ülkelerinin siyasi, askeri ve enerji alanlarında ABD’ye olan bağlılığı arttı. Ukrayna krizi, boru hatları ve demir yolları güzergahlarının değişimine dahi yol açtı. Nitekim Rusya ile iş birliğinin kesilmesi, Avrupa’nın enerji sorunu yaşamasına sebep oluyor.
Ukrayna krizi, bir kez daha Rusya ile Batı arasında III. Dünya Savaşı ve nükleer savaş ihtimalini gündeme getirdi. Rusya ile ABD arasındaki silahsızlanma anlaşmalarının askıya alınması da bu ihtimali artırıyor.
Başka dünya ülkeleri, Rusya-Ukrayna krizinden yararlanarak kendi sorunlarını çözmeye çalışıyor. Bu bağlamda Pasifik'te artan Çin-Tayvan gerginliği en önemli örneği teşkil ediyor. Yine Ukrayna önemli bir tahıl tedarikçisi olduğundan, başta Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ülke ve bölge savaştan ötürü tahıl krizi yaşıyor ve bundan sonra da kriz devam edecek gibi görünüyor.
Tüm bu süreçte başta BM ve diğer uluslararası örgütlerin etkisizliği ve başarısızlığı ile Türkiye'nin arabuluculuk faaliyetlerindeki başarısı bir kez daha ortaya çıktı. Ankara bir taraftan barışın tesisi için çaba gösterirken diğer taraftan esir takası ve tahıl sorunlarının çözülmesini sağladı. Bu husus, bölgede ve uluslararası arenada son yıllarda gittikçe artan Türkiye’nin prestijini ve ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Bu konu ayrıca Türkiye’nin Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerine de önemli katkıda bulundu.

3 • Rusya-Ukrayna savaşında dünyayı neler bekliyor?
Ukrayna’da barışın tesisi şüphesiz kolay değil. Zira tarafların masaya oturmak için ileri sürdükleri şartlar birbirleriyle çok zıt durumda. Rusya, Kırım ve diğer bölgelerin Rusya toprağı olarak kabul edilmesini isterken Ukrayna, Rusya’nın bu topraklardan tamamen çekilmesini talep ediyor. Moskova, Ukrayna’nın silahsızlandırılmasını ve tarafsızlığının ilanını isterken Kiev, Rusya’nın savaş tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürüyor. Diğer taraftan her ne kadar günümüzde farklı sebeplerden ötürü cephedeki çatışmalar azalmış olsa da hem Rusya hem de Ukrayna kış sonrası için savaş hazırlıklarını sürdürüyor.
Barışın sağlanması için taraflardan birinin ya da tüm tarafların geri adım atması gerekiyor. Diğer taraftan bu saatten sonra atılan geri adım, hiçbir ülkenin kamuoyu tarafından anlaşılamayacak gibi görünüyor. Aynı şey, Batı için de geçerli. Batı ülkelerinin yardımlarını kesmeleri; Batı’nın zayıflığı ve Rusya karşısında mağlubiyeti şeklinde yorumlanacak. Dolayısıyla tüm bunlar, tarafların masaya oturmasını zorlaştıran, belki de engelleyen hususlardır.
Ancak şüphesiz Ukrayna’da taraflar er ya da geç anlaşmaya varmak zorundalar. Ukrayna’da barış, Batı’nın ve özellikle de ABD’nin Rusya ile anlaşmasına bağlı. Ankara’da yapılan ABD-Rusya görüşmesi, taraflar arasında farklı düzeylerde görüşmelerin yapıldığını ve Ukrayna konusunun da bu görüşmelerin temel konularından biri olduğunu gösterdi. Bu tür görüşmelerin Ankara’da yapılıyor olması da tesadüfi değildir. Türkiye, bugün her anlamda Rusya’nın dünyaya açılan kapısı olduğu gibi bölgede barışın tesisi için de en fazla çabalayan ülkedir.
Öyle anlaşılıyor ki, 2023 yılında çatışmalara paralel olarak çeşitli platform ve düzeylerde görüşmeler de yürütülecek. 2024’te hem ABD’de hem Rusya’da başkanlık seçimlerinin yapılıyor olmasının da bunda etkisi olacak. Kremlin, seçimlerin yapılacağı Mart 2024 öncesinde Ukrayna dosyasını kapatmak isteyecektir. Kaldı ki Ukrayna’daki gelişmeler, AB ülkeleri örneğinde olduğu gibi yalnızca Rusya’daki seçimleri değil ABD’deki seçimleri de etkileyecek potansiyele sahip.
[İlyas Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi]



Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
TT

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek için gösteri düzenledi

Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

İsrail ve Hamas arasında iki yıldan uzun süredir devam eden kanlı savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere destek olmak için dün Paris'te binlerce kişi gösteri düzenledi.

Organizatörlerin yaklaşık 50 bin, Paris polisinin ise yaklaşık 8 bin 400 kişi olduğunu tahmin ettiği kalabalık, "Gazze, Gazze, Paris seninle" ve "Paris'ten Gazze'ye direniş!" gibi sloganlar atarak yürüdü. Filistin bayrakları ve "Filistin, sessiz kalmayacağız" ve "Soykırımı durdurun" yazılı pankartlar taşıdılar.

Yürüyüşe, başta Boyun Eğmeyen Fransa Partisi lideri Jean-Luc Mélenchon olmak üzere birçok sol görüşlü siyasi isim katıldı.

Fransa-Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Anne Tuyon, ateşkesin 10 Ekim'de yürürlüğe girmesinden yedi hafta sonra AFP'ye yaptığı açıklamada, "Henüz hiçbir şeyin yolunda olmadığını unutmamalıyız" dedi. Dernek, gösteriye çağrıda bulunan 80 STK, siyasi parti ve sendikadan biri.

frgt
Paris'te binlerce kişi Filistinlilere destek gösterisi düzenledi (DPA)

"Ateşkes sadece bir sis perdesi... İsrail bunu her gün ihlal ediyor, Gazze'ye insani yardımların girmesini engellemeye devam ediyor ve Gazze'deki altyapıyı ve evleri yıkmaya devam ediyor. Kalıcı bir ateşkes ve soykırımın sona ermesini talep ediyoruz."

ABD'nin arabuluculuğunda varılan ateşkes anlaşmasının şartları uyarınca, İsrail ordusu Gazze Şeridi'nden "sarı hat"ın gerisine çekildi ve bu hat, İsrail'e bölgenin yüzde 50'sinden fazlasının kontrolünü hâlâ sağlıyor.

Ancak, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e saldırmasının ardından patlak veren savaşta ateşkes son derece kırılgan olmaya devam ediyor.

Anne Tuyon, "İsrail'in uluslararası hukuka uymasını sağlamanın tek yolu yaptırımlar uygulanmasıdır" diyerek, işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin "eşi benzeri görülmemiş boyutlara" ulaştığı "yerleşim faaliyetlerindeki şaşırtıcı hızlanma"yı kınadı.

Tam adını vermek istemeyen 72 yaşındaki Saliha, Gazze'deki "soykırıma" karşı düzenlenen bir yürüyüşe katılmak için geldiğini söyledi.

"Tüm insanlık çaresizce izliyor. Bu tam bir dokunulmazlık," diyerek, "İnsanların bunu görüp de hiçbir şey yapamaması son derece şok edici. Yapabileceğimiz tek şey seferber olmak" ifadelerini kullandı.

İsminin açıklanmasını istemeyen 42 yaşındaki Bertrand ise perşembe günü işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan Cenin'de İsrail polisi ve ordusunun ortak operasyonunda öldürülen iki adamın videolarının da kanıtladığı gibi, "katliam ve soykırımın devam ettiğini" söyledi. Birleşmiş Milletler, "bir başka yargısız infaz gibi görünen" olayın soruşturulması çağrısında bulundu.

Protestocular, ekonomik ve mali yaptırımların olmaması nedeniyle, "Sokaklarda ve seçilmiş yetkililer aracılığıyla baskı yapmaya devam etmeliyiz" diye düşünüyor.


İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
TT

İtalya Suudi Arabistan ile savunma alanında iş birliğini artırmaya hazır

Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)
Suudi Arabistan - İtalya Yatırım Forumu önümüzdeki salı günü 500'den fazla İtalyan şirketinin katılımıyla başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalya'nın Riyad Büyükelçisi Carlo Baldocci, ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini derinleştirmeye hazır olduğunu ve bu hayati alanda yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedefleriyle tam uyum içinde olduğunu söyledi.

Büyükelçi Baldocci, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, şu an çeşitli İtalyan şirketlerin Suudi ortaklarıyla deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve gelişmiş gözetleme teknolojileri dahil olmak üzere çok çeşitli sistemler üzerinde iş birliği yaptığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin geçtiğimiz yıl el-Ula'da gerçekleştirdiği görüşme ve stratejik ortaklık anlaşmasının imzalanmasının enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma sektörlerinde iş birliğinin hızla genişlemesine yol açtığını açıkça ifade etti.

Büyükelçinin açıklamaları, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun salı günü başkent Riyad'da 500'den fazla İtalyan şirketin katılımıyla iki ülke arasında sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklar kurmak amacıyla başlamasına eşlik etti.

El-Ula toplantısının meyveleri

İtalya’nın Riyad Büyükelçisi Baldocci, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakan Muhammed bin Selman ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin katılımıyla el-Ula'da imzalanan stratejik ortaklık anlaşmasının rekor sürede somut ilerlemeler sağladığını açıkladı.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji, altyapı, kültür, inovasyon ve savunma alanlarında iş birliğinin hızla genişlediğini gördük. 10 milyar avronun üzerinde değere sahip anlaşmaların imzalanması, bu yeni aşamanın derinliğini ve ciddiyetini yansıtıyor. Daha da önemlisi, kurumlarımız arasındaki diyalog daha düzenli, yapılandırılmış ve ileriye dönük hale gelerek, uzun vadeli planlamaya imkan veren bir güven ortamı yarattı.”

cvf
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, İtalya Başbakanı'nı geçtiğimiz yıl el-Ula'da ağırladı (SPA)

Savunma iş birliğinin derinleştirilmesi

Ülkesinin Suudi Arabistan ile savunma alanındaki iş birliğini, yerelleştirme, endüstriyel kapasite geliştirme ve beceri geliştirme konularında Vizyon 2030 hedeflerine tam olarak uygun şekilde artırmaya hazır olduğunu vurgulayan İtalya Büyükelçisi Baldocci, İtalyan şirketlerinin, İtalya'nın uluslararası alanda tanınan uzmanlığa sahip olduğu çok çeşitli sistemlerde Suudi Arabistan’dan muadilleriyle ortaklık kurduğunu belirtti. Söz konusu sistemler arasında deniz platformları, helikopterler, elektronik savunma ve ileri gözetleme teknolojileri yer alıyor.

Bu bağlamda, iki ülkenin savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad'da düzenlenen İtalyan Sanayi Günleri, İtalyan yeteneklerini sergilemek ve pratik iş birliği biçimlerini tartışmak için önemli bir platform sağlayan Büyükelçi Baldocci, “Bu etkinlik, İtalyan şirketlerinin Krallık'taki kurumlar ve endüstri ile doğrudan iletişim kurmasına ve yerelleştirme, ortak eğitim ve endüstriyel gelişme gibi alanlarda fırsatları keşfetmesine olanak tanıdı. Temeller sağlam ve her iki taraf da bu iş birliğini zaman içinde güçlendirmeye kararlı” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu

İki ülke arasındaki ortaklığın güçlendirilmesinde bir sonraki adımın bu iş birliğinin sürekliliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Büyükelçi Baldocci, her iki tarafın da şu anda bakanlıklar, kurumlar ve özel sektör arasındaki koordinasyonu güçlendirmek için çalıştığını ve böylece büyük projelerin net yol haritaları ve ortak öncelikler doğrultusunda ilerlemesini sağlamak için çaba gösterdiğini belirtti.

sdfgt
Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu, İtalya’dan 500'den fazla şirketin katılımıyla önümüzdeki salı günü başlayacak (Fotoğraf: Mişal el-Kadir)

İtalyan Büyükelçiye göre, Riyad'da 25 ve 26 Kasım tarihlerinde 500'den fazla İtalyan şirketini bir araya getirecek olan Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu, stratejik ortaklık hedefini sürdürülebilir endüstriyel ortaklıklara, ortak yatırımlara ve daha derin kurumsal diyaloga dönüştürmeye yardımcı olacak önemli bir dönüm noktası olacak. Büyükelçi Baldocci, Suudi Arabistan-İtalya Yatırım ve İş Forumu'nun özel oturumlar ve doğrudan iş toplantıları aracılığıyla bu sektörlerin çoğuna odaklanarak somut ortaklıkları keşfetmek için benzeri görülmemiş bir platform sağlayacağını belirtti.

Vizyon 2030 fırsatları

Suudi Arabistan Vizyon 2030 projesinin İtalya’nın endüstriyel güçleriyle son derece uyumlu bir yatırım ortamı yarattığını belirten Büyükelçi Baldocci, altyapı ve mobilitenin en cazip sektörler arasında yer almaya devam ettiğini, İtalyan şirketlerinin şu anda büyük ölçekli kentsel gelişim projelerine, sürdürülebilir ulaşım çözümlerine ve inşaat işlerine katkıda bulunduğunu ve Vizyon ile bağlantılı stratejik projelerde ek fırsatların ortaya çıkacağını ifade etti.

Büyükelçi Baldocci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Enerji sektöründe, İtalyan grupların yenilenebilir enerji, hidrojen, şebeke modernizasyonu ve enerji verimliliği teknolojileri alanlarında faaliyet göstermesi ile iş birliği hızla genişliyor. Bu alanlar, Suudi Arabistan’ın temiz enerji gündemini hızlandırması açısından öncelikli. Suudi Arabistan’ın yeşil hidrojen konusunda küresel bir merkez olma hedefi, özellikle Avrupa pazarlarına tedarik sağlamak açısından ortak yatırımlar için en umut verici alanlardan birini oluşturuyor.”

xscdfrg
Suudi Arabistan ve İtalya hükümetleri arasında Stratejik Ortaklık Konseyi'nin kurulmasına ilişkin imza töreninden bir kare (SPA)

Suudi Arabistan’ın yapay zeka, siber güvenlik, yarı iletkenler, veri merkezleri ve akıllı şehir uygulamalarına yoğun yatırım yaptığı ileri teknolojilerden de bahseden İtalyan Büyükelçi, ülkesinin endüstriyel otomasyon, özel yazılım, ileri üretim ve dijital çözümler alanlarında bu öncelikleri tamamlayan rekabetçi yeteneklere sahip olduğunu belirtti.

İki ülke arasındaki ticaret hacminin büyümesi

İki ülke arasındaki ticarette görülen güçlü artışın, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı kapsamında geçirdiği dönüşüm ile İtalya’nın sanayisinin kapasiteleri arasındaki yapısal uyumu yansıttığını ifade eden Büyükelçi Baldocci, “İtalya'nın ihracatı, altyapı, enerji dönüşümü ve ileri teknolojiler alanındaki büyük yatırım döngüsünün etkisiyle, makine, ilaç, elektrikli ekipman ve özel endüstriyel bileşenler gibi neredeyse tüm başlıca kalemlerde büyüme kaydetti” dedi.

İtalyan Büyükelçi, ikinci faktörün İtalya'nın Ulusal İhracat Planı’nda Suudi Arabistan’ın öncelikli ülkeler arasında yer alması ve bu sayede İtalyan şirketlerinin Suudi pazarına daha verimli bir şekilde girmesine yardımcı olan tanıtım programları, kurumsal destek araçları ve ticari düzenlemeler başlatması olduğunu söyledi. Büyükelçi Baldocci, İtalyan ihracatının yüzde 28 gibi dikkat çekici bir artışla 6,2 milyar euroya ulaştığını hatırlattı.

Üçüncü faktörün ise iki ülke arasındaki iş ortamının iyileşmesi olduğunu ifade eden Büyükelçi Baldocci, “Kurumsal misyonların yoğunluğu, yatırımı kolaylaştırmak için yeni kanalların etkinleştirilmesi ve ekonomik kurumlar arasındaki yakın diyalog, engellerin azaltılmasına ve ticaret alışverişinin hızlanmasına katkıda bulundu” diye ekledi.


Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
TT

Muhammed bin Selman, Starmer ve Erdoğan ile son gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ile Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer arasında dün yapılan telefon görüşmesinde, bölgedeki anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi gerektiği vurgulandı.

Görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ve İsrail'in İran'a yönelik askeri operasyonlarının yansımaları ele alınırken, tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesi ve gerilimin azaltılması için her türlü çabanın sarf edilmesinin önemine değinildi.

Diğer yandan İsrail'in İran'a yönelik saldırısı bağlamında Suudi Arabistan ve Türkiye, gerilimin düşürülmesi ve itidalli davranılması için her türlü çabanın sarf edilmesi gerektiğini ve diyaloğa dönülerek tüm anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinin önemini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’dan aktardığına göre, Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki telefon görüşmesinde, İsrail'in İran'a yönelik saldırısının ardından bölgede yaşanan gelişmeler gözden geçirildi ve söz konusu gelişmelerin krizin çözümüne yönelik mevcut diyaloğun kesintiye uğramasına yol açtığı ifade edildi.

Türk devlet televizyonu TRT, iki tarafın bölgesel ve küresel konuları ele aldığını belirtti. Erdoğan'ın, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail'in ‘bölgenin istikrar ve güvenliğine en büyük tehdidi oluşturduğunu’ söylediği ve bu tehdidin İran'a yönelik saldırıyla bir kez daha ortaya çıktığını belirttiği aktarıldı.

Erdoğan, ABD ile İran arasında nükleer müzakereler yoluyla uzlaşma arayışlarının sürdüğü bir dönemde İsrail'in İran'a yönelik saldırısının barış çabalarını baltalamayı amaçladığını ve İsrail saldırılarının İsrail'in ‘bölgesel ve küresel güvenliği sorumsuzca tehdit ettiğini’ bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.

Görüşme sırasında Erdoğan, ‘bölgenin yeni bir krizi kaldıramayacağı ve yıkıcı bir savaşın bölgedeki tüm ülkelere düzensiz göç dalgaları yaratabileceği’ uyarısında bulunarak, ‘nükleer anlaşmazlığın ancak devam eden müzakereler yoluyla çözülebileceğini’ vurguladı.