Husiler, İbb’i vuran kaosu kontrol altına almakta başarısız oldu

Bir günde yedi kişi öldü, bir evin yanı sıra birçok araba ateşe verildi.

Husi milisler, İbb’de bir bir evin sahibini öldürdükten evini ateşe verdi. (Twitter)
Husi milisler, İbb’de bir bir evin sahibini öldürdükten evini ateşe verdi. (Twitter)
TT

Husiler, İbb’i vuran kaosu kontrol altına almakta başarısız oldu

Husi milisler, İbb’de bir bir evin sahibini öldürdükten evini ateşe verdi. (Twitter)
Husi milisler, İbb’de bir bir evin sahibini öldürdükten evini ateşe verdi. (Twitter)

Yemen’in İbb şehrini (Sana’nın 192 kilometre güneyinde) vuran kaos, Husi milislerinin üst düzey liderliğinin gözetiminde hız kazandı. Şehrin batısındaki Fara el-Udayn ilçesinde bir milis liderinin mülkiyeti tartışmalı bir araziye el koyma girişimi sırasında bir aile ile çatışma yaşandı. Yedi kişi yaşamını yitirdi.  
İbb’de yolsuzluğun benzeri görülmemiş seviyede genişlemesi ile silahlı soygunlar da arttı. Bu durum, Husi milis liderinin en önemli liderlerini şehre göndermesinden günler sonra yaşandı. Söz konusu kişilerin başında Yemen Yüksek Siyasi Konseyi Başkanı Mehdi el-Meşat ve Muhammed Ali el-Husi vardı. Görülmemiş kaosun yaşandığı şehirde güvenlik durumunu kontrol altına alamadılar. Fara el-Udeyn bölgesinin iki sakini, şehirde Ebu Haydar el-Medeni adlı Husi müfettişinin bulunduğu bilgisini paylaştı. Husi destekçilerinden Muhammed el-Mazhani ve iki arkadaşının çıkan olaylarda öldüğü ifade edildi. Husi lideri ve takipçilerinin Beni Muid bölgesinde Mansur Numan’a ait bir araziyi ele geçirmeye çalışmasının ardından Numan liderliğindeki başka bir grupla çıkan çatışmada başka yaralananlar da oldu.
İki kaynağa göre Ebu Haydar el-Medeni araziye girer girmez engellendi. Ancak buna karşı çıktı ve mesele karşılıklı çatışmaya dönüştü. Husi lider ve iki takipçisi öldü. Aynı şekilde arazinin sahibi de yaşamını yitirdi ve milis yandaşlarının oğulları, evini ve Mansur’un kendisine ve kardeşlerine ait dört arabayı yaktı.
Bu bağlamda ed-Dali askeri ekseni medya ekibinden Marzuk es-Seyadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada Husi milislerinin, Mansur Numan’ın akrabalarının yaşadığı evi yaktığını aktardı. Seyadi’ye göre evin bombalanmasının nedeni Numan’ın Husi darbesine karşı olmasıydı. Mahalle sakinleri, milislerin evi havaya uçurmasını engellemeye çalıştı ancak kontrolleri altındaki tüm alanlarda olduğu gibi, bunu yapmalarına engel olunamadı.
Olay, İbb’in eteklerindeki Meytem bölgesinin el-Meşaibe köyünde, iki ailenin bir arazinin mülkiyeti için kavga ettiği silahlı çatışma ile aynı zamanda yaşandı. Kent ayrıca akşamları sürekli olarak silahlı soygunlara da tanık oldu. Motosikletli silahlı kişiler, özellikle el-Cebacib bölgesi ve 30’uncu Cadde’de yoldan geçenleri durdurarak para, telefon veya pahalı eşyaları gasp ettiler.
Şehrin sakinlerinden Ahmed, Şarku’l Avsat’a büyük bir çetenin geceleri halka terör estirdiğini aktardı. Daha önce bazı üyelerinin tutuklandığını ancak yargılanmadıkları belirtti. Diğerinin ise mahallelerin sakinlerini terörize etmeye devam ettiğini ve milis lideri Abdülmelik el-Husi’nin eski koruması Ebu Ali el-Kehlani liderliğindeki güvenlik güçleri herhangi bir vatandaşa yardım etmediğini bildirdi.
Şehrin sakinlerinde Samir de şu açıklamayı yaptı:
“Silah zoruyla gasp eylemleri son zamanlarda İbb şehrinde yayıldı. Birkaç gün önce bir ilaç firmasının çalışanlarından biri es-Seyani Bölgesi’nden dönüşünde gaspa uğradı. Çalışan firmanın şubelerinden para topladıktan sonra şehre dönerken motosikletli iki silahlı adam tarafından durduruldu. Silahı kafasına dayadılar ve sahip olduğu tüm parayı ve cep telefonunu gasp ettiler. Vatandaşlar Husi kontrolündeki polise haber vermelerine rağmen hiçbir şey yapılmadı.”
Milis liderinin kuzeni Muhammed Ali el-Husi ve darbe yönetim kurulu başkanı olan Mehdi el-Meşat’ın ordu ve güvenlik liderleriyle birlikte günlerce süren İbb ziyaretinin sona ermesinin ardından şehrin eteklerindeki Ceble semtindeki vatandaşlar, bir grup silahlı kişinin, el-Fecra köyünde Sosyal Kalkınma Fonu tarafından yeniden inşa edilen ve bakımı yapılan bir okulu yağmaladığını bildirdi. Silahlı kişilerin bu saldırıları, mezarlıkları, vakıf arazilerini ve savunmasız vatandaşların arazilerini de etkiledi.
Vatandaşların aktardığına göre söz konusu kaos şehrin tüm sokaklarını etisi altına aldı. Tapu ve Kadastro Kurumu’nun şehir yetkilisinin bir sokağın planını değiştirmek için 15 milyon riyal aldığı belirtildi. Ayrıca şehirdeki bir konut idaresi görevlilerine bazı meblağlar ödendikten sonra bir dizi sokağın planının da bozulduğunu kaydettiler.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.