İran'da idamlara karşı öfke protestoları körükledi

Rafsancani'nin kızının hapis cezasına çarptırıldı, tır şoförlerinin greve gitmesi nedeniyle dört kişi hüküm giydi

İran'da idamlara karşı öfke protestoları körükledi
TT

İran'da idamlara karşı öfke protestoları körükledi

İran'da idamlara karşı öfke protestoları körükledi

İran’da gösterilere katılan bazı protestocuların idam edilmesinden birkaç saat sonra uluslararası toplumdan kınayan açıklamalar gelirken, ülkenin bazı şehirlerinde gece yürüyüşleri yeniden başladı. Öte yandan İran yargısı, protestoculara cezalar vermeye devam ediyor. Son olarak tır şoförlerinin greve gitmeleriyle ilgili olarak dört kişinin on yıla kadar hapis cezasına çarptırıldığı duyurulurken İran eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin kızı ve eski milletvekili Faize Haşimi’ye hapis cezası verildiği bildirildi.
Cumartesi gecesi protestoculardan Muhammed Mehdi Kerimi ve Muhammed Hüseyni'nin idam edilmesinin ardından başkent Tahran’ın yirmi bölgesinden sonra Settarhan bölgesinde de protestolar ve gece yürüyüşleri yeniden başladı. Göstericiler, “Hamaney'e ölüm”, “Çocukları öldüren bir hükümet istemiyoruz”, “Öldürülen her insan için bin kişi onun arkasında duracak”, “Besic'e ölüm”, “Devrim Muhafızlarına ölüm”, "Yoksulluk, yolsuzluk ve yüksek fiyatlar.. rejimi devirmeye gidiyoruz” sloganları attılar.  Sosyal medya sitelerinde paylaşılan videolarda, Kerec ve Arak şehirlerinde bir grup protestocunun sokaklara döküldüğü görüldü.
Twitter üzerinden paylaşılan bir videoya göre dün İsfahan'a bağlı Necefabad’da sokaklara çıkan bir grup kadın protestocu, rejimi kınayan sloganlar attıklar. İran İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (HRANA), İran'ın Kürdistan Eyaleti'ne bağlı Sakkız şehrindeki bir çarşıda greve gidildiğini gösteren bir video yayınladı.
İran,  cumartesi günü Kürt genç kadın Mahsa Amini’nin Ahlak polisi tarafından gözaltına alınmasından sonra ölümünün ardından başlayan eşi benzeri görülmemiş protestolar sırasında Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) bir alt kolu olan Besic milislerinin bir üyesini öldürdükleri gerekçesiyle Muhammed Mehdi Kerimi ve Muhammed Hüseyni'ye verilen idam cezasını infaz etti. Bunun üzere uluslararası toplumdan İran’ı kınayan açıklamalar yapıldı.
İran'ın reformist çizgideki 'Sharq' gazetesinib aktardığına göre yetkililerin cenazesini kardeşine teslim ettikleri Hüseyni Kerec'de defnedildi. Son idamlarla birlikte protestolar nedeniyle idama çarptırılanlardan dördünün infazı gerçeklemiş oldu. Aralık ayında iki protestocunun infaz edilmesi, İran içinde ve uluslararası toplumda öfkeye ve Batı ülkelerinin İran’a yeni yaptırımlar uygulanmasına yol açmıştı.
İran’da infazlara karşı düzenlenen protesto gösterileri, DMO'nun yurtdışı kolu Kudüs Gücü eski Komutanı Kasım Süleymani’nin 2020 yılı başlarında Irak’ın başkenti Bağdat’ta ABD tarafından düzenlenen bir hava saldırısı sonucu öldürülmesinden beş gün sonra DMO’nun misilleme olarak Irak’ta ABD güçleri tarafından kullanılan Ayn el-Esed Üssü’ne düzenlediği füze saldırısı sırasında DMO’ya ait füze savunma sisteminin Ukrayna Havayolları’na ait bir yolcu uçağını vurması ve uçağın düşmesi sonucunda 176 kişinin öldüğü olayın yıl dönümüne denk geldi.

İdamlar kınandı
İran milli futbol takımı ve Portekiz takımı Porto'nun oyuncusu Mehdi Taremi, Twitter'dan yaptığı paylaşımla infazlara son verilmesi çağrısında bulundu. İranlı futbolcu, tweetinde, “Darağacıyla adalet sağlanmaz. Cezaevinde zimmete para geçirenler ve suçlular var. Bunların yargılanmaları yıllar sürüyor. Ama zulüm gören, zayıf ailelerin çocukları olan, geçim kaynağı olmayan gençler hızla idama mahkum ediliyor. Bu kadar yeter. Hangi toplum her gün kanla ve idamlarla sakinleşir?” yazdı.
ABD ve Avrupa Birliği (AB), cumartesi günü iki protestocunun daha infaz edilmesini en sert şekilde kınadı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “İran'da Muhammed Mehdi Kerimi ve Muhammed Hüseyni'nin yalandan yargılanıp infaz edilmesini en güçlü ifadelerle kınıyoruz” dedi.
Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre, Price, ‘ülkenin aylardır tanık olduğu bu tür infazların, rejimin gösterileri bastırma stratejisinin önemli bir basamağı olduğunu’ belirtti.
Ülkenin kuzeydoğusundaki Meşhed kentindeki İstihbarat Dairesi, sosyal paylaşım sitelerinde paylaşım yapan 16 kişinin ‘yalan haber yaymak, insanların duygularını ve şiddet içeren davranışları kışkırtmak’ suçlamasıyla tutuklandıklarını duyurdu.

Tutuklamalar
Tahran polisi, protestocu Hamid Rıza Ruhi’nin ölümünün kırkıncı günü nedeniyle başkent Tahran'ın en büyük mezarlığı olan Behişt-i Zehra mezarlığında düzenlenen protestolara liderlik ettikleri gerekçesiyle 13 kişinin tutukladığını duyurdu. İran İstihbarat Bakanlığı, ‘bir grup kişinin, ölenlerin kırkıncı gün törenlerine çağırma bahanesiyle ortalığı karıştırmak için çağrılar yaptıklarını’ belirten bir açıklama yayınlamıştı.
İran Yargı Erki tarafından pazar günü yapılan açıklamada, Mahsa Amini'nin ölümünden bu yana ülkede devam eden protestoları desteklemek için grev çağrısı yaptıkları gerekçesiyle dört kişi hakkında değişen sürelerde hapis cezası verildiği duyuruldu.
Yargı Erki, Kürt genç kadın Amini’nin polis tarafından gözaltına alındıktan sonra 16 Eylül'de ölmesinden sonra başlayan protestolar boyunca ilk kez bu tür bir suçlamayla ilgili aldığı kararı açıkladı.
Protestocular, geçtiğimiz günlerde, dördüncü ayını doldurmaya yaklaşan protestoları desteklemek için İran'ın çeşitli şehirlerinde üç günlük grev çağrısı yaptılar.
Yargı Erki'ne bağlı Mizan Haber Ajansı’na göre Hürmüzgan eyaleti Yargı Erki Başkanı Mücteba Kahramani, yaptığı açıklamada, “Aralık ayında şoförleri greve çağıran dört kişi hakkında ilk kararlar verildi” dedi.
Kahramani, sanıklardan birinin ‘ülkenin güvenliğini bozmak amacıyla örgüt kurmak’ suçundan 10 yıl, diğerinin ise 5 yıl hapis cezasına çarptırıldığına dikkati çekti. İran’ın resmi haber ajanslarına göre diğer iki sanık ise ‘araçların camlarını kırmaktan’ bir yıl hapis ve para cezasına çarptırıldı.
İranlı İşçiler Haber Ajansı (ILNA), geçtiğimiz ay Kahramani’nin ‘İran’a düşman unsurlar’ tarafından başlatılan ‘tır şoförlerine grev çağrılarının’ başarısız olduğunu söylediğini aktardı. Kahramani, ‘protestoları desteklemek için 5-7 Aralık tarihleri ​​arasında üç günlük greve gidilmesi için sosyal medya üzerinden çağrıda bulundukları’ gerekçesiyle hüküm giyen kişilerin isimlerini açıklamazken hiçbirinin şoför ve ulaşım sektörüyle ilgili kişiler olmadığını vurguladı.
HRANA, cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, dört aydır devam eden protestolarda 70’i çocuk yaşta olmak üzere 517 kişinin öldürüldüğü belirtti. Yine protestolar sırasında 68 güvenlik görevlisinin öldürüldüğünü aktaran HRANA, protestoların düzenlendiği 163 ilde ve 144 üniversitede tutuklu sayısının 19 bin 262 kişi olduğunu tahmin ediyor.
Öte yandan İran haber ajansları dün, eski İran Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin kızı Faize Haşimi'nin beş yıl hapis cezasına çarptırıldığı bildirildi.
Reformist çizgideki Parsine haber sitesi, kararın, Faize Haşimi Rafsancani’nin Yargıç Ebu El Kasım Salavati başkanlığındaki Devrim Mahkemesi’nde ‘rejim karşıtı propaganda yaptığı’ suçlamasıyla 6 ay hapis cezasına çarptırılmasının ardından verildiğine işaret ederek ‘kararın nihai olduğunu’ bildirdi. Parsine tarafından aktarılan bilgilere göre karar ayrıca Faize Haşimi Rafsancani’nin beş yıl boyunca siyasi, kültürel ve medya faaliyetlerinden mahrum bırakılmasını şart koşuyor. Konuyla ilgili ne Rafsancani ailesinin ofisinden ne de İran yargısından herhangi bir yorum yapıldı. DMO’ya yakın haber siteleri, 26 Eylül'de Faize Haşimi Rafsancani'nin tutuklandığını duyurmuş, tutuklanma nedeninin ‘isyancıları kaos çıkarmaya kışkırtmak’ olduğunu bildirmişti.
Protestolar dört aydır devam ederken İranlıların öfkesi ilk günkü gibi devam ediyor.  İran’ın Dini Lideri (Rehber) Ali Hamaney, geçtiğimiz hafta, tam örtünmeyen kadınlara esneklik göstermeye çalışarak onların ‘din ve devrim dairesinden’ çıkarılmamaları çağrısında bulundu. Aynı sıralarda internet sitelerinde, zorunlu başörtüsü uygulamasına uymayanlara yurt dışına seyahat yasağı konulması ve çalışma haklarının ellerinden alınması gibi cezaların verilmesi öngörülen yeni bir projeden bahsedildi.
Haber siteleri, başörtüsü yasasında değişiklik taslağının, zorunlu başörtüsü yasalarının uygulanmasını izlemekten sorumlu İrşad Devriyesi’ne değinilmediğini aktardılar.  Hamaney'in ofisine bağlı Kültür Devrimi Yüksek Kurulu’ndan dün yapılan açıklamada, başörtüsü yasalarıyla ilgili kurumlara ve yetkililere, ‘başörtüsü konusunda bazı alışılmadık davranışlarla yüzleşme’ çağrısı yapılırken ‘düşmanlar tarafından kurulan tuzağa düşülmemesi’ konusunda uyarıda bulunuldu.
Hamaney'in başörtüsüyle ilgili son konuşmasına işaret edilen açıklamada, ‘başörtüsü yasasına uyulmaması karşısında akıllıca ve gerçekçi hareket edilmesi gerektiği’ belirtildi. Hamaney'in sözlerini destekleyen açıklamada, “Başörtüsü yasasına uyulmaması, inanç eksikliği ve devrime ve İslam Cumhuriyeti'ne muhalefet olarak yorumlanmamalı” denildi.

Zahidan kenti Cuma İmamı tehdidi
Çabahar Milletvekili Muinuddin Saidi, ılımlı muhafazakar çizgideki teorisyen Muhammed Cevad Laricani’ye protestoların bastırılmasını eleştiren, İran’ın önde gelen Sünni din adamlarından biri olan Zahidan kenti Cuma İmamı Mevlevi Abdulhamid İsmailzehi’nin görevden alınmasını istemesinden ötürü sert eleştirilerde bulundu.
Muhammed Cevad Laricani, küçük kardeşi Sadık Laricani Yargı Erki Başkanlığı yaptığı dönemde Yargı Erki’ne bağlı İnsan Hakları Komitesi'nin başkanıydı.
Laricani, İsmailzehi'nin cuma hutbesi okuduğu Mekki Camii'ni ‘komplo kurulan yer’ olarak nitelendirmişti. İsmailzehi'nin ilmi bir duruşu olmadığını ve yabancıların provokasyonuyla mezhepçi anlaşmazlıkları kışkırtmaya çalıştığını söyleyen Laricani, ‘devrimci cephe’ olarak tanımladığı kişileri, İsmailzehi ile ilişkilerde ‘nazik davranmayı bırakmaya’ çağırmıştı.
Laricani’nin Zahidan kenti Cuma İmamı’na yönelik eleştirilerine yanıt Çabahar Milletvekili Saidi’den geldi.
Saidi, Laricani’yi şöyle eleştirdi:
“Laricani, sessiz kaldığı ve siyasi olarak iflas ettiği bir dönemden sonra yeniden sahneye çıkmaya niyetliyse daha iyi çözümler var. Sayın Laricani, Belucistan’daki durumu sakinleştirmeye yardımcı olamıyorsa, en azından yeni gerilimlerin ortaya çıkmasına neden olmamalı. Konuşamıyorsan bari susmayı öğren!”



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
TT

Irak: Cumhurbaşkanlığı seçim oturumu için tarih belirleme konusunda yine karar veremedi

Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)
Meclis Başkanı, Cumhurbaşkanı seçiminin sonuçlandırılmasını görüşmek üzere 1 Şubat'ta bir toplantı düzenledi (X)

Irak parlamentosu, bugün gündemine yeni bir cumhurbaşkanı seçimini dahil etmeyi başaramadı; bu, parlamento seçimlerinin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen yaşanan üçüncü başarısızlık oldu.

Bu geri adım, Şii ve Kürt güçleri arasında devam eden siyasi anlaşmazlıkların ortasında geldi; bu anlaşmazlıklar, cumhurbaşkanı adayı konusunda uzlaşmaya varmalarını engelledi ve ülkedeki siyasi çıkmazın devam etmesine neden oldu.

Mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, yeni bir hükümet kurma ve cumhurbaşkanı seçme için anayasal sürelerin aşılmasının ardından geçici hükümete liderlik ediyor; bu durum Irak siyasi sahnesini daha da karmaşıklaştırarak, anayasal kurumların etkinliğini zayıflatmaktadır.

Gözlemciler, bu durumun devam etmesinin, siyasi güçler arasındaki gerilim ve bölünme ortamında, devlet çalışmalarında daha fazla olumsuzluğa yol açabileceğine ve diğer anayasal hakların tamamlanmasını geciktirebileceğine dikkat çekiyor.