Rusya'nın Ukrayna cephesi komutanlığına atadığı General Gerasimov kimdir?

Genelkurmay Başkanı Gerasimov, Çeçen Savaşları'nda ve 2014'teki Rusya-Ukrayna çatışmalarında da görev yaptı

Gerasimov, Sovyetler Birliği'nden Rusya Federasyonu'na uzanan geniş bir askeri kariyere sahip (Reuters)
Gerasimov, Sovyetler Birliği'nden Rusya Federasyonu'na uzanan geniş bir askeri kariyere sahip (Reuters)
TT

Rusya'nın Ukrayna cephesi komutanlığına atadığı General Gerasimov kimdir?

Gerasimov, Sovyetler Birliği'nden Rusya Federasyonu'na uzanan geniş bir askeri kariyere sahip (Reuters)
Gerasimov, Sovyetler Birliği'nden Rusya Federasyonu'na uzanan geniş bir askeri kariyere sahip (Reuters)

Rusya, Ukrayna'daki birliklerinin başında görev yapan ve “General Kıyamet” adıyla bilinen Sergey Surovkin yerine, Valeri Gerasimov'u getirdi.
Rusya Savunma Bakanlığı'ndan çarşamba günü yapılan açıklamada 67 yaşındaki Gerasimov'un Ukrayna'daki operasyonlardan sorumlu Müşterek Askeri Kuvvetler'in başına getirildiği ifade edildi.
Ukrayna'daki birliklerin başında yalnızca üç ay görev yapan Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Surovkin'inse Gerasimov'un yardımcısı olarak atandığı belirtildi.
Surovkin'in yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanı Oleg Salyukov ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı Aleksey Kim de Gerasimov'un yardımcılığını yapacak.

Peki Kremlin'in Ukrayna'daki savaşını yürütecek Gerasimov kimdir?
Valeri Vasileviç Gerasimov, 8 Eylül 1955'te Tataristan'ın başkenti Kazan'da işçi sınıfından bir ailenin oğlu olarak dünyaya geldi.
Kazan Suvorov Askeri Okulu'ndan mezun olan Gerasimov, daha sonra Rusya Silahlı Kuvvetleri Genelkurmaylığı Askeri Akademisi'nde eğitim gördü.
Askeri kariyerine Sovyetler Birliği'nin ordusunda görev yaparak başlayan Gerasimov, 1977'de Polonya'da konuşlandırılan Kuzey Kuvvetler Grubu'nda yer aldı.

Çeçen Savaşları'nda görev yaptı
Gerasimov, I. ve II. Çeçen Savaşları'nda da görev yaptı. Savaşta Çeçen bir kızı öldürmesiyle gündem olan ve hapis cezasına çarptırılan Rus Albay Yuri Budanov'un yakalanmasını sağlayan askeri görevliler arasındaydı.
2001'de II. Çeçen Savaşı'nda cephede yer alan alan 58. Müşterek Askeri Kuvvetler'in başına getirildi.
Gerasimov, daha sonra Putin tarafından 2012'de Nikolay Makarov yerine Genelkurmay Başkanı olarak atandı.
Ukrayna'nın devlet iç güvenlik teşkilatı Güvenlik Servisi'ne göre Gerasimov, Ukrayna ordusuyla Kremlin destekli Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC) savaşçıları arasında 2014'te Illovaisk şehrinde yaşanan çatışmalarda, Rus kuvvetlerinin başında görev yapmtı.
Bu çatışmalarda Ukrayna güçleri şehri geri almayı başaramamış ve Ilovaisk, o dönem Kiev yönetiminden tek taraflı bağımsızlığını ilan eden DHC'nin kontrolünde kalmıştı.
 
AB ve ABD'nin yaptırım listesinde
Gerasimov, 2014'te Avrupa Birliği tarafından Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tehlikeye attığı gerekçesiyle yaptırım listesine alınmıştı. Aynı yıl Kanada, İsviçre ve Lihtenştayn da benzer adımlar atmıştı.
Putin'in 24 Şubat'ta verdiği askeri operasyon emriyle Ukrayna savaşını başlatmasından bir gün sonra da ABD, Gerasimov'u yaptırım listesine aldığını açıklamıştı.
Gerasimov, Putin'le birlikte Ukrayna savaşını planlayan bir ekibin parçası. Bu ekipte Savunma Bakanı Sergey Şoygu ve Güvenlik Konseyi Sekreteri Nikolay Patruşev'in de yer aldığı düşünülüyor.
Gerasimov, geçen yıl savaş başladıktan sonra martta ve nisanda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'la görüşmek için Ankara'ya da geldi.
Ukrayna'daki operasyonlardan sorumlu Müşterek Askeri Kuvvetler'in başına ekimde getirilen Surovkin, Ukrayna'ya yönelik birçok füze ve drone saldırısının emrini vermişti. Gerasimov'unsa savaşta nasıl bir strateji izleyeceği henüz belli değil.
Rus paralı asker şirketi Wagner Grubu, Donetsk'te yer alan Soledar şehrini bu hafta ele geçirdiklerini duyurmuştu. Kremlin'e bağlı birliklerin ve Wagner askerlerinin buradan komşu şehir Bahmut'a saldırılarını yoğunlaştırabileceği bildirilmişti. Ukrayna ise Soledar'ın kaybedildiğine dair açıklamaları reddetmişti.
Independent Türkçe, Bloomberg, BBC, Telegraph, The Hill, Wikipedia, TRT World, AA



Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
TT

Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle bir tekneye düzenlenen ABD saldırısında iki kişi öldü

Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)
Pasifik Okyanusu'nda ABD ordusu tarafından hedef alınan ve alevler içinde kalan bir tekne (Reuters, ABD ordusuna atıfla)

ABD ordusu dün yaptığı açıklamada, Doğu Pasifik Okyanusu'nda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığından şüphelenilen bir tekneye düzenlenen saldırıda iki kişinin öldüğünü duyurdu.

Trump yönetimi, eylül ayından bu yana Venezuela'dan Karayipler ve Pasifik bölgelerinde faaliyet gösteren ve "uyuşturucu teröristleri" olarak adlandırdığı gruplara karşı askeri operasyon yürütüyor.

ABD Ordusu Güney Komutanlığı, X platformunda yaptığı açıklamada, "İki uyuşturucu teröristi öldürüldü, biri saldırıdan sağ kurtuldu" ifadesini kullandı.

ABD Sahil Güvenlik Teşkilatı'na, "hayatta kalan için arama ve kurtarma sistemini harekete geçirme" talimatı verildiğini belirtti.

Trump yönetimi yetkilileri, teknelerin uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgili olduğuna dair kesin bir kanıt sunmadı; bu da operasyonların yasallığı konusunda tartışmalara yol açarak, yargısız infaz teşkil edebilecekleri endişelerini artırıyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre ABD'nin bugüne kadar düzenlediği 38 hava saldırısında toplam ölü sayısı en az 130'a ulaştı.

Bu, ABD özel kuvvetlerinin ocak ayında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu yakalamasından beri ABD ordusu tarafından açıklanan, uyuşturucu taşıyan bir tekneye yönelik üçüncü hava saldırısı.

Maduro, hapse girmeden önce Karayipler ve Pasifik'teki ABD askeri harekatının rejim değişikliğini hedeflediğini defalarca iddia etmişti.

Geçtiğimiz ay, saldırılardan birinde öldürülen iki Trinidadlının akrabaları, 14 Ekim'de gerçekleştirilen saldırıda haksız ölüm iddiasıyla ABD hükümetine karşı dava açtı.


Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
TT

Tahran, Maskat müzakerelerindeki son gelişmeler hakkında bölge ülkelerini bilgilendiriyor

Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)
Fidan ve Arakçi, İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında (Arşiv-Reuters)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ayrı ayrı telefon görüşmeleri yaparak, Maskat'ta yürütülen İran ve ABD arasındaki dolaylı müzakerelerdeki son gelişmeler hakkında bilgi verdi.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Arakçi'nin Maskat görüşmelerini "iyi bir başlangıç" olarak nitelendirdiği, ancak Amerikan tarafının niyet ve hedeflerine ilişkin güven eksikliğinin giderilmesi gerektiğinin altını çizdiği belirtildi.

Açıklamaya göre, üç ülkenin dışişleri bakanları müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladı, siyasi ve diplomatik bir çözüme ulaşmak ve herhangi bir gerilimi önlemek için görüşmelerin devamının önemini vurguladı. Bu görüşmelerin başarısının bölgenin istikrarı ve güvenliği için hayati bir faktör olduğunu kaydettiler.

İlgili bir bağlamda, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dün bir televizyona verdiği röportajda, ABD ile İran arasında yakın bir savaş tehdidi görünmediğini belirterek, anlaşmaya varılması olasılığına "biraz ara verildiğini" ifade etti.

Anadolu Ajansı, bakanın, iki taraftan birinin zaman kazanmaya çalıştığına inanıp inanmadığı sorusuna verdiği cevabı aktardı: "İkisi de; bu stratejinin bir parçası." Fidan, "Bu tür görüşmelere girerken, diğer senaryoya da hazırlık yapılır" diyerek, İran'ın tecrübe sahibi olduğunu, daha önce müzakereler yürütürken saldırıya uğradığını belirterek, geçen haziran ayında İran'ın nükleer tesislerini hedef alan ABD saldırısına atıfta bulundu. Ancak Fidan, birkaç gün önce ABD ve İran arasında yapılan görüşmelerin olumlu yönünün, tarafların müzakerelere devam etme isteğini göstermeleri olduğunu ifade etti.

Fidan,"Nükleer meseleyle ilgili müzakerelere başlama kararı çok önemliydi; nükleer mesele en önemli meseledir," diye devam etti. Bölgenin başka bir savaşı kaldıramayacağı konusunda uyararak, "Olası herhangi bir savaşı önlemek için mevcut tüm araçları kullanmak istiyoruz," ifadesini kullandı.

Umman'ın başkenti Maskat, cuma günü İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında bir dizi müzakereye ev sahipliği yaptı. İki taraf, görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer ise daha sonra belirlenecek.


Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
TT

Anarşist grup, İtalya'da demiryollarını sabote etme eyleminin sorumluluğunu üstlendi

İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)
İtalyan polisi, Milano Kış Olimpiyatları'na karşı gösteri yapan protestoculara göz yaşartıcı gazla müdahale etti (EPA)

Bir anarşist grup dün yaptığı açıklamada, cumartesi günü Kuzey İtalya'daki demiryolu altyapısına zarar vererek Kış Olimpiyatları'nın ilk gününde tren seferlerini aksattığını iddia etti.

Polis, cumartesi sabahı erken saatlerde farklı noktalarda üç ayrı olay yaşandığını ve özellikle Bologna çevresinde yüksek hızlı ve diğer tren seferlerinde iki buçuk saate varan gecikmelere neden olduğunu bildirdi. Olaylarda kimse yaralanmadı ve trenlerde hasar meydana gelmedi.

Anarşist grup, internette dolaşan açıklamada, Başbakan Georgia Meloni hükümetinin gösterilere yönelik baskısının sokak çatışmalarını "boşa" çıkardığını, bu nedenle başka protesto biçimleri bulmak zorunda kaldıklarını belirtti.

İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)İtalyan polisi sabotaj ihtimalini araştırıyor (Reuters)

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Bu nedenle, sonraki aşamalarda hayatta kalabilmek için gizli ve merkezi olmayan çatışma yöntemleri benimsemek, cepheleri genişletmek ve öz savunma ile sabotaja başvurmak gerekli görünmektedir."

Polis henüz açıklamayla ilgili bir yorum yapmadı. Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, anarşist grubun peşine düşeceğine söz verdi. Aynı zamanda ulaştırma bakanı olan Salvini, X platformunda şunları yazdı: "Bu suçluları yakalamak ve nerede olurlarsa olsunlar ortadan kaldırmak, hapse atmak ve onları savunanlarla yüzleşmek için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Anarşist grup, Olimpiyatları "milliyetçiliğin yüceltilmesi" olarak kınadı ve etkinliğin kalabalık kontrolü ve gözetim yöntemleri için bir "test alanı" sağladığını belirtti. Meloni, pazar günü protestocuları ve vandalları kınayarak, onları "İtalya'nın düşmanları" olarak nitelendirdi.