İran, casuslukla suçladığı eski bakan yardımcısının ‘itiraflar’ını yayınladı

Eski Savunma Bakan Yardımcısı Ali Rıza Ekberi, İran resmi ajansları tarafından yayınlanan itiraf videolarının bazı kısımlarında göründü.
Eski Savunma Bakan Yardımcısı Ali Rıza Ekberi, İran resmi ajansları tarafından yayınlanan itiraf videolarının bazı kısımlarında göründü.
TT

İran, casuslukla suçladığı eski bakan yardımcısının ‘itiraflar’ını yayınladı

Eski Savunma Bakan Yardımcısı Ali Rıza Ekberi, İran resmi ajansları tarafından yayınlanan itiraf videolarının bazı kısımlarında göründü.
Eski Savunma Bakan Yardımcısı Ali Rıza Ekberi, İran resmi ajansları tarafından yayınlanan itiraf videolarının bazı kısımlarında göründü.

İran medyası, casusluk suçlamasıyla idam cezasına çarptırılan eski Savunma Bakan Yardımcısı Ali Rıza Ekberi’nin davasına ilişkin ayrıntıları ikinci gün de yayınlamaya devam etti. Devlet ajansları, 12 Ocak sabahı Ekberi’nin İngiltere istihbaratına çalıştığından bahsettiği, zorla alınmış bir “itiraf”ın video kaydını yayınladı.
“İtiraf” videoları, Tahran’ın Londra’nın İran ve İngiltere uyruklu Ekberi’yi serbest bırakma talebi hakkında açıklama yapmadığı bir dönemde yayınlandı. İngiltere Dışişleri Bakanı James Cleverly, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “İran, İngiliz-İran vatandaşı Ali Rıza Ekberi’nin infazını durdurmalı ve onu derhal serbest bırakmalıdır. Bu, insan hayatını hiçe sayan barbar bir rejimin siyasi amaçlı eylemi" değerlendirmesinde bulundu.
Ekberi’nin durumu, İngiltere merkezli BBC’nin Farsça servisinin yayınladığı bir radyo röportajı sonrasına kadar bilinmiyordu. Yetkililer tarafından son bir görüşmeye çağrılmasından, ardından hücre hapsine nakledilmesinden ve ailesiyle görüşmeye davet edilmesinden sonra Ekberi, röportajda idam edilmesinden korku duyduğunu dile getiriyordu.
Şarku’l Avsat’ın BBC Farsça’dan aktardığı habere göre daha sonra Ekberi’nin bir tutukluluk döneminden bahsettiği bir ses kaydını ortaya çıkardı. İşkence ve sağlığının bozulması nedeniyle soruşturmacıların istediği her şeyi söylediğini belirten Ali Rıza Ekberi, 2019 yılında tutuklanmasının ardından 3 bin 500 saatten fazla sorgulandığını söyledi. Reuters’ın aktardığına göre Ekberi, “Tüm bunlar kameralara kaydedildi. Silah zoruyla ve ölüm uyarılarının ağırlığı altında asılsız iddiaları bana itiraf ettirdiler” dedi.
Ekberi’nin davasının ifşa edilmesinden önce İran güvenlik servisiyle, özellikle de Hasan Ruhani hükümetindeki bir istihbarat birimiyle yakın bağları olan gazeteci kaynaklar, Ekberi davasıyla ilgili ön bilgileri yayınlama girişiminde bulundu. Öncesinde ise Devrim Muhafızları’na yakın bir blog yazarı, etkili bir eski yetkilinin karar alma merkezlerinde yargılanması hakkında bilgiler yayınlayarak, onu ‘süper casus’ olarak nitelendirdi.
Saatler sonra resmi medya organları, İran İstihbarat Bakanlığı’ndan dönemin Savunma Bakanı Ali Şemhani, uluslararası ilişkilerden sorumlu yardımcısı Ali Rıza Ekberi’yi suçlayan bir bildiri yayınladı. Bildiride, Ekberi’nin İngiltere için casusluk yapmaktan idam cezasına çarptırıldığı belirtildi.
Bildiride ayrıca, Ekberi’nin ‘İngiliz istihbarat servisinin İran’daki en önemli ajanlarından biri olduğu, ülkedeki çok hassas bazı merkezlere girme yetkisine sahip olduğu ve düşmanın casus servisine bilerek bilgi sağladığı’ ifade edildi.
Ali Rıza Ekberi, 1997- 2005 yılları arasında yardımcısı olduğu, Savunma Bakanı olarak görev yapan İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin yakın bir müttefikiydi.
Devlet medya organlarına göre Ekberi, Savunma Bakanlığı’nda Uluslararası İşlerden Sorumlu Yardımcılık ve Şemhani’nin ekibiyle Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreterliği’ne geçmeden önce Savunma Bakanlığı Araştırma Merkezi’nde danışmanlık görevlerini de üstlendi. İran ordusunda deniz kuvvetleri komutanının danışmanıydı. 1980’lerin sonunda Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) İran- Irak savaşını sona erdiren 598 sayılı kararını uygulamak için askeri komitenin sorumluluğunu üstlendi. Savaş gazisi olduğunu söylüyor. Öyle ki 70 ay boyunca savaşlara katıldı.
Ekberi, Ali Laricani Ulusal Güvenlik Yüksek Kurulu Genel Sekreteri iken nükleer müzakerecilerden biriydi. Bu nedenle Ekberi ile ‘cumhurbaşkanlığı adaylığından dışlanması, konumu ve iktidardaki kardeşlerinin konumu nedeniyle’ ülkede yaygın tartışmalara yol açan eski Parlamento Başkanı arasındaki ilişkiler hakkında spekülasyonlar gündeme geldi.
Devlet medya organlarının kesip yayınladığı videolarda Ekberi, 2004 yılında İngiltere büyükelçisi ile temas kurduğu iddiasıyla İngiliz istihbaratına ‘çalıştığından’ ve ‘özel muameleyle vize aldığından’ bahsediyor.
Ekberi, ‘İngiliz istihbaratı için çalışırken’ kendisinde istenen bilgilerin niteliğine de değindi. Bu bilgiler arasında, nükleer dosyada ve bölgesel faaliyetlerle ilgili konularda yabancıları ilgilendiren yetkililer ve etkili kişilerle ilgili önemli konular da bulunuyor. Bu nedenle İran medyası tarafından ‘önde gelen bir nükleer bilim adamı’ olarak nitelendirilen ve Batı istihbarat servisleri tarafından nükleer bomba üretme amaçlı ‘Amad’ projesiyle ilişkilendirilen, Savunma Bakanlığı’nın araştırma ve inovasyon biriminin başı Muhsin Fahrizade’nin adına da atıfta bulunuyor. Fahrizade, bazı medya organları tarafından ‘general’ ve ‘Devrim Muhafızları’nın önde gelen bir üyesi’ olarak nitelendiriliyor.
Ekberi, kayıtta ayrıca “Birinin, diyelim ki Dr. Fahrizade’nin falanca bir projeye dahil olmasının mümkün olup olmadığı soruldu. Ben de ‘Neden olmasın?’ dedim” diyor.
Ekberi’nin Tahran dışında 2020 yılında bir saldırıda ölen Muhsin Fahrizade’nin adına atıfta bulunduğu videonun ne zaman kaydedildiği belli değil. Ekberi, açıklamasında Fahrizade’nin öldürülmesinden doğrudan bahsetmiyor.
Aralık 2020’de mevcut Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, “Güvenlik Bakanlığı, Fahrizade’nin öldürülmesinde parmağı olan bazı isimleri tespit etti ve tutukladı” açıklamasında bulunmuştu. Ancak Ekberi, Abdullahiyan’ın Meclis Başkanı’nın devlet işlerinden sorumlu danışmanı olduğu dönemde söyledikleri hakkında açıklamada bulunmadı.
Şubat 2021’de dönemin İstihbarat Bakanı Mahmud Alavi, ihraç edilen Silahlı Kuvvetler üyelerinden birinin, Fahrizade suikastının ön hazırlıklarına katıldığını belirtti. Alavi, 8 Şubat’ta bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, “Suikast için ilk hazırlıkları yapan kişi silahlı kuvvetler mensubuydu. Silahlı Kuvvetler alanında istihbarat çalışması yapamaz hale geldik” ifadelerini kullanmıştı. Alavi, bakanlığın silahlı kuvvetlerden ‘bu konuda iş birliği yapacak bir kişi görevlendirmesini’ istediğini ancak ne yazık ki olayın (suikast) bir temsilci atanmadan önce gerçekleştiğini belirtmişti.
Silahlı Kuvvetler, Alavi’nin açıklamalarını sert bir şekilde eleştirirken, Alavi’nin silahlı kuvvetlerin ve İstihbarat Bakanlığı’nın itibarını korumak için medyaya yaptığı açıklamalarda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Genelkurmay Başkanlığı, görevlendirilmeden ve Genelkurmay Başkanlığı’na dahil olmadan önce tutuklanan şahsın, 2014 yılında uyuşturucu bağımlılığı ve manevi yolsuzluk nedeniyle eğitim sırasında ihraç edildiğini belirtti. Başkanlık, “Asker olmadığı için Genelkurmay Başkanlığı’nın değil, İstihbarat Bakanlığı’nın denetiminde olması gerekirdi” dedi.
Yurtdışındaki İran medyası ise Fahrizade ile ilgili itirafın yayınlanmasını, İslam Cumhuriyet’nin Fahrizade’nin ölümünden Ekberi’yi sorumlu tutma girişimi olarak nitelendirdi.

Tahran’da tutuklama
Ekberi’nin bazı videolarda fiziğinin iyi durumda olması, videonun bazı yerlerinde ise sıska ve baskıdan etkilenmiş görünmesi dikkat çekti.
Ali Rıza Ekberi, ilk kez 2018 yılında casusluk suçlamasıyla tutuklandı ve daha sonra kefaletle serbest bırakıldı. Serbest kaldıktan sonra İngiltere’ye gittiğini söyleyen Ekberi, Londra’ya gittikten sonra kendisine yöneltilen suçlamalar nedeniyle Tahran’a dönmemesi için İngilizlerden uyarı aldığını iddia ediyor. Ekberi, “Dönersem bir şey yapamayacaklarını söylediler” dedi.
Tahran’a dönme nedenlerini açıklamayan Ekberi, ülkesine dönmemek için bahaneler bulmaya çalıştığını belirterek, “İngilizler bana, felç geçirdiğim iddiasıyla beni hastaneye kaldıracaklarını, bu yüzden Tahran’a dönmeme izin verilmediğini ve kalmak için bir nedenim olduğunu söylediler” dedi.
İtirafın sonunda Ekberi’nin beklenen Mehdi’nin meçhul askerlerinin tuzağına düştüğü belirtiliyor.

Şemhani’nin geleceği
Eski bir askeri yetkili olan Ali Rıza Ekberi’nin casusluk suçlamasıyla yargılanması, Hasan Ruhani hükümetinin değişmesinden sonra görevini sürdüren tek yetkili olan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani’nin geleceği hakkında tartışma yarattı.
Arap kökenli olan Şemhani’nin geleceği hakkında bir önceki hükümet döneminde çeşitli spekülasyonlar yayılmıştı. Öyle ki Ruhani ile derin anlaşmazlıkları olduğu sızdırılmış, ancak Şemhani pozisyonunu korumuştu. Radikal muhafazakâr Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin görevi devralmasının ardından Şemhani’nin geleceği hakkında spekülasyonlar tekrarlandı. Ancak şaşırtıcı olan konseye başkanlık eden Reisi’nin, Hamaney’in başta nükleer dosya olmak üzere en önemli güvenlik ve askeri meselelerle ilgilenen konseyin genel sekreterinin atanmasındaki rolü çerçevesinde Şemhani’yi konumunda tutması.
BBC Farsça’nın elde ettiği ses kaydının bir bölümünde Ekberi, İstihbarat ve Güvenlik Bakanlığı tarafından kendisine yöneltilen suçlamadan bahsediyor. Bu çerçevede Ali Rıza Ekberi, “Ali Şemhani’nin bana bir şişe parfüm ve bir gömlek karşılığında devlet hakkında gizli bilgiler verdiğini, benim de istihbarat denetiminde bunları yabancılara ilettiğimi söylüyorlar. O dönemde İstihbarat Bakanlığı onu neden tutuklamadı?!” ifadelerini kullandı. Ekberi ayrıca, “Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, bir şişe parfüm karşılığında ülke bilgilerini ifşa ediyorsa neden çağrılmıyor?” dedi.
Şemhani’nin ofisinden herhangi bir açıklama yapılmadı, ancak Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi sözcüsü olan ‘Nour News’ internet sitesi, diğer İran internet siteleri gibi Ekberi’nin tutuklandığı haberini yayınladı. BBC Farsça’nın yayınladığı ses kaydının aksine itiraf videolarında Şemhani’ye herhangi bir atıfta bulunulmadı.
Öte yandan ‘Rouydad24’ internet sitesi, muhafazakarların iktidarı ele geçirdiği bir dönemde, Muhammed Hatemi ve Hasan Ruhani ekibinden geriye kalan tek seçeneğin Şemhani olduğunu belirtti. “Bir gerçek var ki, iktidarda ve iktidar aygıtında bir grup, onun varlığının devam etmesini istemiyor” diyen site, Devrim Muhafızları generalleri arasından göreve aday olan isimlere dikkati çekti. Bu isimlerin başında ise İran Dini Lideri’nin Askeri Danışmanı Rahim Safevi, eski Savunma Bakanı İsmail Neccar, Silahlı Kuvvetler arasında koordinasyonu sağlayan ‘İran Hava Savunma Kuvvetleri’ Komutanı General Golam Ali Raşid ve İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi geliyor.
‘Iran International’ kanalı ise konuya ilişkin olarak, Ekberi’nin cezalandırılmasının arka planına dair ‘Devrim Muhafızlarına yakın bir kaynaktan’ belge ve dosya teslim aldıklarını belirtti. Kanala göre Devrim Muhafızları ile güvenlik birimleri arasındaki anlaşmazlıkların arka planında onu casuslukla suçlamak, Şemhani’yi iktidarın direklerinden dışlamak anlamına geliyor.
Kanal, Ekberi’ye yöneltilen suçlamanın, Şemhani’yi ve Hasan Ruhani’nin ilk hükümetindeki nükleer müzakereciler ekibini hedef aldığını belirtti. Kanal, “Ekberi, Devrim Muhafızları’nda albay ve iç anlaşmazlıklar olmasaydı tuğgeneral rütbesine sahip olacaktı” ifadelerine yer verdi.
Aynı şekilde bazı kanallar, Telegram uygulaması üzerinden Ekberi’nin Şemhani, Ruhani ve Zarif’in performansını öven ve iktidardaki rakiplerine saldıran tweetlerini yayınladı.



Uzmanlar endişeli: Dünya genelindeki nehirlerin yüzde 80'i oksijen kaybediyor

En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
TT

Uzmanlar endişeli: Dünya genelindeki nehirlerin yüzde 80'i oksijen kaybediyor

En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)
En büyük oksijen kaybı, Güney Amerika'daki Amazon Nehri gibi yerlerde görülüyor (AFP)

Dünya genelindeki nehirlerin yaklaşık yüzde 80'inde oksijen seviyelerinin düştüğü tespit edildi. Bilim insanları acil önlemler alınmazsa bu eğilimin, tatlı su ekosistemlerini ciddi tehlikeye sokacağını söylüyor.

Çin Bilimler Akademisi'nden Qi Guan liderliğindeki yeni araştırma, yaklaşık 40 yıllık verileri inceleyerek nehirlerin can damarı olan çözünmüş oksijen seviyelerindeki endişe verici düşüşü ortaya koydu.

Hayvanlardan bitkilere, planktonlardan bakterilere kadar sualtındaki tüm canlılar "nefes almak" için çözünmüş oksijene ihtiyaç duyuyor.

Bilim insanları 1985 ila 2023'te çekilen 3,4 milyon uydu görüntüsünü kullanarak dünya genelindeki 16 binden fazla nehirdeki çözünmüş oksijen seviyelerini hesapladı.

Bulguları hakemli dergi Science Advances'ta yayımlanan çalışmada, incelenen nehirlerin yüzde 79'unun oksijen kaybettiği saptandı. Araştırmaya göre bu nehirler her 10 yılda litre başına ortalama 0,045 miligram oksijen kaybediyor.

Bu çok yüksek bir oran gibi görünmeyebilir ancak bilim insanları eğilimin bu şekilde sürmesi halinde bu ekosistemlerde kitlesel ölümler yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Karbondioksit salımları benzer hızda artmaya devam ederse (ki bu en kötü senaryo değil), 2100'e gelindiğinde Güney Amerika'nın büyük bir bölümü, Hindistan, Arktik ve ABD'nin doğusundaki nehirlerin çözünmüş oksijen seviyelerinin yaklaşık yüzde 10 azalması bekleniyor.

Çalışmada en ciddi kaybın tropik nehirlerde görüldüğü tespit edildi ancak bilim insanları böyle bir sonuçla karşılaşmayı beklemiyordu.

İklim krizinin, yüksek enlemlerdeki nehirleri daha çok etkilemesi nedeniyle en büyük oksijen kaybının bu bölgelerde yaşanacağını düşünüyorlardı.

Ancak tropik nehirlerde suyun zaten daha sıcak olması, iklimdeki değişimlerden daha hızlı etkilenmelerine neden olmuş görünüyor.

Guan ve ekibi birden fazla faktör oksijen düşüşüne yol açsa da en büyük rolü insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim krizinin oynadığını tespit etti.

Yeni çalışmaya göre, iklim krizi sonucu su kütlelerinin çözünmüş oksijeni tutma yeteneğinin azalması, dünya genelindeki nehirlerde görülen oksijen kaybının yaklaşık yüzde 63'ünden sorumlu.

Bu durum sıcak suyun daha az oksijen tutmasından kaynaklanıyor. 

Ayrıca tarım ve atık sudan kaynaklanan besin kirliliği, alg büyümesini besliyor. Algler ölüp ayrıştığında da mikroplar daha fazla oksijen tüketerek seviyelerin daha fazla düşmesine neden oluyor.

Suda yaşayan türlerin ihtiyaç duyduğu çözünmüş oksijen miktarları arasında büyük farklar var. Ancak yine de nehir suyunda litre başına 0,1 miligramlık bir değişim ekosistemlerde ciddi değişimlere yol açabilir.

Bilim insanları küçük bir değişimin bile kitlesel ölümlere yol açabileceğine ve oksijen seviyelerindeki düşüşün devam etmesiyle bu tür "ölü bölgelerin" yaygınlaşabileceğine dair uyarıyor.

Associated Press'e konuşan Guan "Oksijen azalması çok yavaş bir süreç. Uzun süre devam ederse, olumsuz etki nehir ekosistemlerine zarar verecektir" diyerek ekliyor:

Düşük oksijen seviyeleri, biyoçeşitlilik azalması ve su kalitesinin bozulması gibi bir dizi ekolojik krize neden olabilir.

Kaybedilen oksijen oranı yüzde 4-5 artarsa bu senaryoların yaşanması çok daha muhtemel.

Bilim insanları nehirlerin içinde bulunduğu tehlikenin farkına varılması ve buna karşı acil harekete geçilmesi çağrısı yapıyor.

Independent Türkçe, Science Alert, NDTV, Science Advances


İki kambur balina yaptıkları yolculukla yeni bir rekora imza attı

Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
TT

İki kambur balina yaptıkları yolculukla yeni bir rekora imza attı

Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)
Kambur balinalar genellikle bilim insanlarının tahmin edebildiği rotalarda yolculuk yapıyor (Pacific Whale Foundation/AP)

Kambur balinaların Avustralya ve Brezilya'daki üreme alanları arasında yolculuk yaptığı ilk kez kaydedildi. Birbirinden bağımsız hareket eden bu iki balina, 14 bin kilometreden fazla mesafe giderek türleri için kaydedilen mesafe rekorunu kırdı.

Okyanuslarda uzun mesafeler kat etmesiyle bilinen kambur balinalar genellikle annelerinden öğrendikleri göç rotalarını izliyor.

Kril ve küçük balıklarla beslenen bu memeliler kış mevsiminde tropik sularda ürüyor.

Ömürlerinin çoğunu sualtında geçirdikleri için hareketlerini takip etmek zor. Ancak hem profesyonel araştırmacıların hem de yurttaş bilim insanlarının çektiği balina kuyruğu fotoğraflarını yüklediği Happywhale platformu sayesinde araştırmacılar bu zorluğu aşabiliyor.

Uluslararası bir araştırma ekibi platforma 1984 ila 2025'te yüklenmiş 19 binden fazla balina kuyruğu fotoğrafını inceleyerek yaptıkları yolculukları belirlemeye çalıştı. 

Kullandıkları yazılım, kuyrukların renk desenlerine ve kenarlarındaki girintilere dayanarak balinaların ayırt edilmesini sağladı.

Araştırmacılar tarama sonucunda iki kambur balinanın farklı yıllarda, çok uzak yerlerde görüldüğünü tespit etti.

Balinalardan biri Avustralya'nın doğusundaki Hervey Bay'de 2007 ve 2013'te görüntülendikten sonra 2019'da Brezilya'nın São Paulo kentinde kameralara yakalanmıştı.

Diğeriyse Brezilya'nın doğu kıyısındaki Abrolhos Bank'te 2003'te fotoğraflanmış, ardından Eylül 2025'te Hervey Bay'de tekrar görüntülenmişti. 

dcfv
Kambur balinaların kuyrukları adeta kimlik kartı görevi görüyor (Pacific Whale Foundation/AP)

Bulguları hakemli dergi Royal Society Open Science'ta bugün (20 Mayıs) yayımlanan çalışmaya göre balinaların ilki yaklaşık 14 bin 200, diğeriyse 15 bin 100 kilometre mesafe kat etmiş.

Fotoğraflar, balinaların yolculuklarının yalnızca başlangıç ve bitiş noktalarını gösterdiği için araştırmacılar tam olarak hangi rotayı izlediklerini bilmiyor.

Ancak bu iki balina, daha önce kaydedilen 13 bin kilometrelik rekoru kırarak kambur balinalar arasında bilinen en uzun mesafeyi kat etti.

Pacific Whale Foundation'dan çalışmanın ortak yazarı Stephanie Stack şu ifadeleri kullanıyor:

Avustralya ve Brezilya arasında geçiş yapmış bir değil, iki birey bulmak, bu popülasyonların gerçekte ne kadar ayrı olduğuna dair bildiklerimizi sorgulatıyor.

Araştırmacılar balinaların neden bu iki üreme alanı arasında yolculuk yaptığına emin değil. Ortak beslenme alanlarında başka balinalarla karşılaştıktan sonra kendi rotalarına dönmek yerine farklı bir rota takip etmiş olabilirler.

Bilim insanları bu nadir yolculukların tür için uzun vadede faydalı olabileceğini söylüyor. Bu sayede popülasyonların genetik çeşitliliğini korumak mümkün olabilir.

Ayrıca balinaları takip etmek için kullanılan yöntemler, iklim krizinin etkisiyle okyanusların ısınması sonucu daha önemli hale gelebilir. 

Uzmanlar, suların ısınması nedeniyle balinaların temel besin kaynağı krilin yaşadığı yerlerin değişebileceğini ve bu nedenle balinaların da farklı bölgelere göç edebileceğini düşünüyor.

Çalışmaya liderlik eden Dr. Cristina Castro, "Bu tür araştırmalar, yurttaş biliminin değerini vurguluyor" diyerek ekliyor:

Her fotoğraf, balina biyolojisi hakkındaki anlayışımıza katkıda bulunurken bu örnekte, şimdiye kadar kaydedilen en uç hareketlerden birini ortaya çıkarmamızı sağladı.

Independent Türkçe, Science Alert, Phys.org, Royal Society Open Science


Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
TT

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık
Rekortmen dizinin evreni genişliyor: Yeni projeye yeşil ışık

Televizyon tarihinin en uzun soluklu medikal draması Grey's Anatomy'nin dünyası yeni bir yapımla genişliyor. ABC, 2026-2027 yayın sezonunda izleyiciyle buluşacak yeni bir yan diziye onay verdiğini resmen duyurdu.

Henüz ismi açıklanmayan ve bir saatlik bölümlerden oluşacak bu yeni dizi, Batı Teksas'ta, kilometrelerce uzanan ıssızlıktan önce sağlık hizmeti için son durak sayılan kırsal bir tıp merkezinde görev yapan ekibin sıradışı hikayesini konu alacak. 

Dizinin yaratıcı ekibinde Grey's Anatomy'ye de imza atan Shonda Rhimes ve 2024'ten bu yana dizi sorumlusu görevini üstlenen Meg Marinis yer alıyor. Dizinin yürütücü yapımcılığını ise Shondaland ekibinden Betsy Beers ve Grey's Anatomy yıldızı Ellen Pompeo üstleniyor.

"Grey's Anatomy evrenini genişletmek heyecan verici"

Yeni projeyle ilgili heyecanını dile getiren Meg Marinis, "Grey's Anatomy evrenini genişleteceğim için inanılmaz heyecanlıyım" diyerek şunları ekledi:

Bu fırsat, izleyicilerin 20 yılı aşkın süredir sevdiği o derin duyguları, samimiyeti ve güçlü bağları temsil edecek yeni karakterleri ve hikayeleri ekranlara taşıyacak. Üstelik tüm bunlar, kendi memleketim olan Teksas'ta geçecek. Shonda Rhimes'a böyle dinamik bir dünya yarattığı için minnettarım; bu hikayenin bir parçası olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Grey's Anatomy evreninin 4. üyesi

Yeni dizinin Grey's Anatomy'yle doğrudan bir bağlantısı olup olmayacağı veya Ellen Pompeo'nun canlandırdığı Meredith Grey gibi tanıdık karakterlerin Teksas'taki bu tıp merkezinde görünüp görünmeyeceği şimdilik gizemini koruyor.

Bu yapım, 22. sezonunu yakın zamanda tamamlayan Grey's Anatomy'nin 4. yan projesi olacak. 

Dizi geçmişte; Private Practice (2007-2013), Station 19 (2018-2024) ve dijital platforma özel çekilen Grey's Anatomy: B-Team (2018) gibi yapımlarla da televizyon tarihine iz bırakmıştı. 

Grey's Anatomy, Türkiye'de Disney+ üzerinden izlenebiliyor.

Independent Türkçe, Variety, TV Line