Macron, Cezayirlileri hayal kırıklığına uğrattı

Fransa Cumhurbaşkanı, Cezayir'den özür dilemenin yolunu kesiyor. Sömürgecilik suçları için özrü uzak ihtimal olarak görüyor.

 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
TT

Macron, Cezayirlileri hayal kırıklığına uğrattı

 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)
 Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun geçtiğimiz ağustos ayında Fransız mevkidaşını Macron’u Cezayir Havaalanı’nda karşıladı. (Cezayir Cumhurbaşkanlığı)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Cezayirli-Fransız yazar ve gazeteci Kamel Daoud’a verdiği ve Le Point dergisinin son sayısında yayımlanan, 11 sayfalık röportajın uzun bir hikayesi var. Daoud, röportaj için Macron’la daha önce birçok kez görüştüğünü, Cezayir’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında kendisine eşlik eden heyet içinde bulunduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı’nın buna rağmen röportajı vermekte tereddüt ettiğini söyledi. Gerçek şu ki diyalog bir basın röportajı değil, bazen siyasi meselelerle ilgili felsefi nitelikteki ‘yansımalar’dır. Ancak Fransa-Cezayir ilişkileri röportajda geniş bir yer tuttu. Fransız ve Cezayir medyasında yer alan haberler, Cezayir'in 132 yıl süren Fransız sömürgeciliğinin işlediği suçlar, bağımsızlık savaşı ve Cezayir'in işgali sırasında yaşanan katliamlar nedeniyle af dilemesi etrafında dönüyordu. Cezayir tarafının ısrarla üzerinde durduğu bu adımı bugüne kadar sağcı ve solcu tüm Fransız Cumhurbaşkanları reddetti. Fransa'nın Cezayir konusunda diğer taraflardan af dilemekten çekinmediği halde bunu yapmayı neden reddettiği merak ediliyor.
Bu soru Macron'a yöneltiğinde, Fransa-Cezayir ilişkisinden ‘af dilemek ya da istememek’ üzerinden bahsetmenin sandığa yansıyabilecek bir ‘siyasi risk’ anlamına geldiği cevabını verdi. Macron, sağın ve özellikle aşırı sağın böyle bir şeyi kategorik olarak reddetmesi nedeniyle Fransızların özür dilemeadımını atmaya henüz hazır olmadığını ima etti. Gerçekten de Fransa'da Macron'un 2017 baharında Elysee Sarayı'na gelişinden bu yana dilediği özürleri kınayan bir eğilim var.
Cezayir ile ilişkilere gelince; Macron ‘anıların uzlaştırılması’ dediği şeyi sağlamaya çalıştı ve bu yönde adımlar önermek için bir komite kurdu. Gerçekten de rapor 21 teklif içeriyordu ancak hiçbiri af dilemedi. Bu da Cezayirlileri kızdırdı ve onları büyük bir soğuklukla kabul etmeye sevk etti. İki taraf arasındaki ilişkilerin her zaman dalgalı olduğu bir sır değil. Buradan bir açıklama veya oradan bir girişim, iki taraf arasında işlerin daha da kötüye gitmesi için yeterlidir. Tıpkı Macron’un ‘askeri rejim ve geçmişten rant elde edilmesini’ eleştiren, Fransız sömürgeciliği öncesi bir Cezayir ulusunun varlığını sorguladığı açıklamasından sonra olanlar gibi. Ancak bu, geçtiğimiz ağustos ayında Cezayir'e yaptığı ziyarette açıkça görüldüğü gibi aralarının yeniden ısınmasını engellemedi.
Macron, konuşmasında da belirttiği gibi, sömürgeciliğin geldiği aşamayı ve onunla biten savaşı göz önünde bulundurarak af dileyip dilememenin ‘hiçbir şeyi düzeltemeyeceği’ değerlendirmesinde bulundu. Özür talebinin onlarca yıldır var olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi:
“En kötü çözüm özür talep etmektir. Çünkü her iki taraf da özrün ardından kendi yoluna gidecek. Bu, yaşananların gerçek olarak tanınması değil, hesaplaşmak olacaktır. Bunun tersini yapmalıyız. Hafıza onarımı çalışmalarına odaklanmalıyız. Yani telafi edilemeyecek şeyler olduğunu ve bunların affedilemeyeceğini kabul etmek gerek. Af dilemek zorunda değilim. Mevzu bu değil, bu ifade (af dilemek) Cezayir’le tüm bağları koparır."
Macron, Fransız Cumhuriyeti kendilerine sözler verip bunları birkaç kez bozması nedeniyle aktivistlerden ‘toplu’ af dilediğini de belirtti. Matematikçi Maurice Audin ve Avukat Ali Boumendjel'in ailelerinden af dilediğini; her hata yapıldığında, tartışmaya gerek olmadığını dile getirdi. Ancak Macron, her iki taraftaki arşivleri açmak, sömürge döneminde işlenen suçlara, Fransız nükleer denemelerine ışık tutmak, kayıplar dosyasını yeniden açmak gibi ek adımlarla başladığı işi tamamlamak istiyor ve Fransız Cumhurbaşkanı’na göre tüm bunların yolu ortak bir tarihçiler komitesi oluşturmaktan geçiyor.
Macron, Cezayir ile ilişkiler hakkında konuşmanın ‘hassas olduğu için zor’ olduğunu ve Cezayir ile doğrudan ilişkisi olan en az on milyon insanı etkilediğini de kabul etti. Cezayir hakkında konuşmanın ‘Fransa hakkında konuşmak anlamına geldiğini’ söyledi. Ona göre bu ilişkileri ‘normalleştirmek’ için aşmaya çalıştığı asıl zorluk, ‘çelişkili anılar üzerinde çalışmaktan’ geçiyor. Bu da Macron Cumhurbaşkanı olduğundan beri başlattığı adımları devam ettiren her iki taraftaki tarihçilerin görevidir. Buna rağmen Macron geleceğe iyimser bakıyor. Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un iki ülke arasındaki ilişkilerde ‘yeni bir aşama başlatmak için gerçek bir arzu ile yaklaştığını’ ve söz verdiği devlet ziyaretinin bu yıl içinde gerçekleşmesini umduğunu vurguladı. Macron, Cezayir Cumhurbaşkanı’nın Fransız işgaline direnen ve 1848 - 1852 yılları arasında Amboise Şatosu’na sürgün edilen Prens Abdulkadir el-Cezairi'nin akrabalarının cenazesini onurlandırma olasılığını da memnuniyetle karşıladı. Cezayir ile olan ilişki, Macron'un önümüzdeki birkaç hafta içinde ziyaret etmeyi planladığı, Fas'ı da kapsayan üçlü bir ilişkinin parçası olduğu için Macron, iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin ‘açıklığa kavuşmasını’ umduğunu dile getirdi. Arabuluculukların bugüne kadar geçtiğimiz yılın yazından bu yana diplomatik ilişkilerini kesen Rabat ve Cezayir'i yakınlaştırmayı başaramamasına rağmen aralarında silahlı bir çatışma noktasına gelmesi pek olası değil.
Cumhurbaşkanı’nın verdiği röportajın ardından, geçtiğimiz 10 Ocak’ta Başbakan Elizabeth Bourne tarafından detayları açıklanan emeklilik yasası dosyasıyla meşgul olan Fransız siyasi sınıfından tepki gelmemesi dikkat çekici. Bir Fransız siyasi kaynağına göre tepkilerin olmaması, her halükarda daha önce kendisi için çizdiği sınırlar içinde kalan Fransa Cumhurbaşkanı’nın sözlerinde yeni bir şey olmadığı anlamına geliyor. Bahsi geçen röportajda söylediklerinin önemi de yaptığı açıklamalarda yatıyor.
Cezayir'deki resmi makamlar ise dün Cumhurbaşkanı Macron'un sansasyonel açıklamalarına açık bir tepki göstermezken bu durumun, Fransa ile üzerinde çalışılan ‘hatıra acısı dosyasının’ çözümünü ‘özür ve suçluluk ifadesi meselesine’ dayandıran yetkilileri ve toplumun geniş kesimlerini kızdıracağı tahmşn ediliyor.
Bu açıklamalar Cezayir'deki herhangi bir devlet kurumunda hemen tepki uyandırmadıysa da önümüzdeki günlerde ‘Mücahid Örgütü’, ‘Şehit Evlatları Teşkilatı’, ‘Mücahit Evlatları Teşkilatı’ gibi birçok sivil toplum kuruluşundan, parlamentodan ve basından da sert saldırılar ve eleştiriler gelmesi bekleniyor. Hükümet genellikle hassas meselelerle ilgilenmeyi siyasi kaygılar yerine ‘sivil topluma’ bırakır.
Cezayir Cumhurbaşkanlığı, ‘hafıza görevleri’ üzerinde çalışacak beş Cezayirli araştırmacıyı seçerken, Elysee Sarayı mevkidaşlarının isimlerini açıklamadı. Cezayirli uzmanlara verilen görevin amacı, Cezayir işgalinin af dilemeyi ve pişmanlık duymayı gerektiren bir insanlık suçu’ olduğunu belge ve tanıklıklarla kanıtlamaktır. Bunu, 1960’lı yıllarının başlarında Cezayir çölündeki Fransız nükleer testleri için tazminat ödemek gibi başka adımlar izledi. Ancak Macron'un yeni açıklamalarının ardından gözlemciler, komitenin çalışmalarının Cezayir tarafından yeni olaylara kadar askıya alınmasını bekliyor.
Cezayir'in sömürge dönemi konusunda uzman olan Fransa'daki ‘Büyük Tarihçi’ Benjamin Stora, 2020'nin başlarında Macron'a hafıza konusunda Cezayir'i tatmin edebilecek bazı cesur girişimler öneren bir rapor sunmuştu. Rapor bir ‘özür ve pişmanlık’ içermediği için, Cezayir bunu ‘Fransa’nın iç meselesi’ olarak değerlendirerek şiddetle karşı çıktı.
İçeriğinin uygulanmasıyla ilgili olarak 1957'de ‘Cezayir Savaşı’ sırasında Matematikçi Maurice Audin ve ulusal hukukçu Ali Bumengel'in öldürülmesinde Fransız ordusunun sorumluluğunu kabul ederek hafıza dosyasında adımlar attı. 17 Ekim 1961'de Paris'te Cezayirli göstericilerin katledilmesi sırasında Fransız ordusu tarafından işlenen ‘haksız suçlar’ kınandı.



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.