BM Güvenlik Konseyi, Taliban’ı kadın ve kız çocuklarına yönelik baskıyı ‘derhal durdurmaya’ çağırdı

Taliban’ın kadınların üniversitelere girişini yasaklamasını protesto eden Afgan kadınlar (Reuters)
Taliban’ın kadınların üniversitelere girişini yasaklamasını protesto eden Afgan kadınlar (Reuters)
TT

BM Güvenlik Konseyi, Taliban’ı kadın ve kız çocuklarına yönelik baskıyı ‘derhal durdurmaya’ çağırdı

Taliban’ın kadınların üniversitelere girişini yasaklamasını protesto eden Afgan kadınlar (Reuters)
Taliban’ın kadınların üniversitelere girişini yasaklamasını protesto eden Afgan kadınlar (Reuters)

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi üyesi çok sayıda ülke, Afganistan’daki kadın ve kız çocuklarına yönelik ‘endişelerini’ dile getirdi. Söz konusu ülkeler, Taliban’a bir yılı aşkın bir süre önce Kabil’de yönetimi ele geçirmelerinden bu yana uyguladığı tüm baskıcı adımları ‘derhal geri çekmeye’ çağırdı.
Afganistan’daki durumun görüşüldüğü BM Güvenlik Konseyi’nin kapalı toplantısı öncesinde, 15 üye devletten 11’i, Afganistan’daki kadın ve kız çocuklarının ‘kritik durumu’ hakkındaki ‘ciddi endişelerini’ dile getirmek üzere ‘Kadın, Barış ve Güvenlik İlkelerine Yönelik Ortak Taahhütler Bildirisi’ adını verdikleri bir bildiri yayınladı. Bildiride Taliban’a ‘kadınlara ve kız çocuklarına yönelik tüm baskıcı önlemleri derhal geri çekme çağrısı yapıldı. Konsey aynı zamanda Taliban’ı “Güvenlik Konseyi’nin 2593’nolu kararında belirtilen taahhütlerine bağlı kalmaya, kadın ve kız çocuklarının haklarına, onların siyasi ve ekonomiden tutun da eğitime ve kamusal alana kadar Afganistan’daki toplumun tüm yönlerine tam, eşit, amaçlı ve entegre katılımlarına saygı göstermeye’ davet etti.
Taliban hükümeti, Afgan kadınların ülkedeki ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında çalışmasını yasaklamayı ve kadın ve kız çocuklarını üniversite ve ortaokullardan uzaklaştırmayı içeren adımlar atmıştı. Aynı şekilde, kadınların ve kız çocuklarının insan haklarını ve temel özgürlüklerini kullanmalarını sınırlayan başka kısıtlamalar da getirdi. Söz konusu 11 ülke bu uygulamaları ‘Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi’ne bir taraf olarak Afganistan’ın yükümlülükleriyle tutarsız davranışlar’ olarak nitelendirdi.
Arnavutluk, Brezilya, Ekvador, Fransa, Gabon, Japonya, Malta, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve ABD’den oluşan 11 ülke, “Kadınlar, korkunç insani durumun hafifletilmesinde çok önemli ve hayati bir rol oynuyor. Zira eşsiz bir uzmanlığa ve erkek meslektaşlarının ulaşamadığı nüfusa erişime sahipler, kadınlara ve kız çocuklarına hayat kurtaran kritik destek sağlıyorlar” ifadelerine yer verdi. Ayrıca, kadınların Afganistan’daki yardım dağıtım çalışmalarına katılımları ve temel uzmanlıkları olmadan, sivil toplum kuruluşlarının yardıma en çok ihtiyaç duyanlara, özellikle de kadın ve kız çocuklarına ulaşamayacağı belirtildi. Konsey’in, tüm taraflardan ‘cinsiyete bakılmaksızın insani yardım aktörlerinin tam, güvenli ve engelsiz dolaşımına izin verilmesi talebi yinelendi. Bildiride, 1325, 2593 ve 2626 sayılı Güvenlik Konseyi Kararları doğrultusunda “İstikrarlı, ekonomik açıdan sürdürülebilir ve barışçıl bir Afganistan, ancak kadınlar ve kız çocukları da dahil olmak üzere tüm Afganların eğitime erişimi ve eğitim alması ayrıca ülkenin geleceğine tam ve eşit bir şekilde katılmaları halinde elde edilebilir ve sürdürülebilir” ifadelerine yer verildi.
BM Afganistan Yardım Misyonu’nun (UNAMA) görev süresinin yenilenmesi yaklaşırken, 11 ülke ‘özellikle de toplumsal cinsiyet eşitliğine, kadınların ve kızların güçlendirilmesine ve korunmasına ayrıca eğitim, çalışma ve hareket özgürlükleri dahil olmak üzere insani haklarının tam olarak korunmasına yaptıkları değerli katkıları nedeniyle’ UNAMA’ya olan güçlü desteklerini vurguladı. Aynı şekilde, Afganistan’daki kadın ve kız çocuklarının durumunun ‘Güvenlik Konseyi’nin gündeminin üst sıralarında’ tutulması çağrısında bulundu.



Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
TT

Pakistan’daki Şii camisine saldırıyı DEAŞ üstlendi

Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)
Pakistan'daki cami saldırısı, DEAŞ'ın tekrar güçlendiğine dair analizlerin yayımlandığı dönemde geldi (Reuters)

Pakistan'da en az 31 kişinin yaşamını yitirdiği cami saldırısını DEAŞ üstlendi.

Başkent İslamabad'daki İmam Bargah Camisi'nde cuma namazı sırasında meydana gelen patlamada 170'ten fazla kişi de yaralanmıştı. 

DEAŞ, Telegram kanalından yayımladığı açıklamada, Hatice-i Kübra Camii diye de bilinen Şii ibadethanesine düzenlenen saldırıyı üstlendi.

Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, X'ten dün yaptığı açıklamada, silahlı saldırganın etrafa ateş açarak camiye girdiğini, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonrası üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirdiğini bildirmişti. 

Asıf, şüphelinin daha önce Afganistan'a gittiğini ve saldırının Hindistan'la Afganistan tarafından organize edildiğini öne sürmüştü.

Kabil ve Yeni Delhi yönetimleriyse iddiaları kınayarak reddetmişti.

Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, olayın "intihar saldırısı" olduğunu belirterek, "İbadethaneleri ve sivilleri hedef almak, insanlığa karşı işlenmiş iğrenç bir suçtur ve İslam ilkelerinin açık bir ihlalidir” demişti. 

Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari de patlamada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı dilemişti. 

Şii camisindeki patlama, 2008'den bu yana İslamabad'da meydana gelen en ölümcül saldırı oldu. 2008'de başkentteki Marriott Hotel'e bomba dolu kamyonla düzenlenen saldırıda 60 kişi yaşamını yitirmiş, en az 266 kişi de yaralanmıştı. Saldırıyı üstlenen olmamıştı. 

Reuters'ın irtibata geçtiği Pakistanlı polis memuru Şahid Malik, camide 600 ila 700 kişinin olduğunu belirterek şunları söylüyor:  

Birçok olay yeri gördüm ama bu gerçekten çok korkunçtu.

Cami cemaatinden 46 yaşındaki Sarfraz Şah da saldırıda yaşanan kaosu şöyle anlatıyor: 

Silah seslerini duydum ve ne yaşandığını anlamaya çalışırken büyük bir patlama oldu. İnsanlar oraya buraya savruldu. Etraf dumanla doldu. Kimse ne olduğunu anlamadı. Sonra her yer kanla kaplandı.

Şah, saldırıda 39 yaşındaki kardeşi Manzar'ın yaşamını yitirdiğini söylüyor. 

Çoğunluğu Sünni Müslümanlardan oluşan Pakistan'da azınlık olan Şiiler, geçmişte de IŞİD ve Pakistan Talibanı'nın (Tehrik-i Taliban Pakistan/TTP) saldırılarında hedef alınmıştı.

Independent Türkçe, Reuters, Le Monde


Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
TT

Pakistan'da bir camide meydana gelen patlamada ölü ve yaralılar var

İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)
İslamabad'da bir camide bugün meydana gelen patlamada yaralananlardan biri hastaneye götürülüyor (AFP)

Pakistan polisi, bugün başkent İslamabad'da bir Şii camisine düzenlenen patlamada ibadet eden çok sayıda kişinin öldüğünü bildirdi.

Yerel yetkililere göre, İslamabad'daki cami patlamasında yaralananların sayısı 80'i geçti.

Polis yetkilisi Zafer Ikbal, patlamanın Cuma namazı sırasında meydana geldiğini söyledi. "Birçok kişiyi hastanelere götürdük. Şu anda ölü sayısı veremem, ancak evet, ölüler var" ifadesini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre üst düzey bir güvenlik kaynağı, isminin açıklanmaması şartıyla "Şu ana kadar 11 kişi öldü ve 20 kişi yaralandı" dedi.

Polis sözcüsü, patlamanın niteliğinin henüz netleşmediğini belirtti.


Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
TT

Çin, Myanmar'da dolandırıcılık faaliyetleri yürütmekten suçlu bulunan 4 kişiyi idam ediyor

Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).
Çin'in doğusundaki Zhejiang eyaletinde Ming ailesi suç örgütü üyeleri mahkemeye çıkarıldı (AFP).

Çinli yetkililer bugün, altı Çin vatandaşının ölümüne neden olmaktan ve Myanmar'da 4 milyar dolardan fazla değerde dolandırıcılık ve kumar operasyonu yürütmekten suçlu bulunan dört kişinin idam edileceğini duyurdu.

Güney Çin'deki Shenzhen Orta Halk Mahkemesi bu sabah yaptığı açıklamada idamların ne zaman gerçekleştirileceğine dair bilgi vermedi.

Geçtiğimiz hafta, Myanmar'da dolandırıcılık operasyonu yürütmekle suçlanan 11 kişinin daha idam cezasına çarptırıldığı açıklandı.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre, geçen kasım ayında Shenzhen'deki bir mahkeme, aralarında kötü şöhretli Bai ailesinin üyelerinin de bulunduğu beş kişiyi, dolandırıcılık merkezleri ve kumar kulüpleri ağı işletmekten dolayı ölüm cezasına çarptırdı.

Mahkeme, sanıklardan biri olan grubun lideri Bai Su Cheng'in mahkumiyetinden sonra bir hastalıktan öldüğünü bildirdi.

Grup, Myanmar'ın Çin sınırındaki Kokang bölgesinde sanayi parkları kurmuştu ve adam kaçırma, gasp, zorla fuhuş ve uyuşturucu üretimi ile ticareti de dahil olmak üzere dolandırıcılık amaçlı kumar ve telekomünikasyon faaliyetleri yürütmekle suçlanıyordu.

Mahkeme, sanıkların kurbanlarını 29 milyar yuan'dan (4,2 milyar dolar) fazla dolandırdığını, altı Çin vatandaşının ölümüne ve birçoğunun yaralanmasına neden olduğunu belirterek, suçlarının "son derece iğrenç, son derece ciddi koşullar ve sonuçlar doğuran ve topluma ciddi bir tehdit oluşturan" nitelikte olduğunu bildirdi.

Açıklamada, sanıkların başlangıçta karara itiraz ettikleri, ancak Guangdong Eyaleti Yüksek Halk Mahkemesi'nin itirazlarını reddettiği belirtildi.

Bu infazlar, Pekin'in Güneydoğu Asya'da, özellikle Myanmar, Kamboçya ve Laos'ta gelişen bir iş haline gelen "dolandırıcılık kümelenmeleri"ne karşı yürüttüğü geniş kapsamlı operasyonun bir parçası olarak gerçekleşti. Bu çeteler, aralarında binlerce Çin vatandaşının da bulunduğu dünya çapındaki kurbanlara karşı kaçakçılık, insan ticareti ve siber dolandırıcılık gibi çeşitli suçlar işliyor.

Bölgedeki yetkililer, özellikle Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve diğer ülkelerden gelen artan uluslararası baskıyla karşı karşıya kalıyor ve suç oranındaki artışla mücadele etmeleri bekleniyor.