Mısır’da lise sınavlarında kopya çekilmesi tartışmalara neden oldu

Mısır’da lise sınavlarına giren öğrenciler (Arşiv)
Mısır’da lise sınavlarına giren öğrenciler (Arşiv)
TT

Mısır’da lise sınavlarında kopya çekilmesi tartışmalara neden oldu

Mısır’da lise sınavlarına giren öğrenciler (Arşiv)
Mısır’da lise sınavlarına giren öğrenciler (Arşiv)

Mısır Eğitim Öğretim ve Teknik Eğitim Bakanlığı’nın dün, lise birinci ve ikinci sınıfların Arapça sınav sorularının Telegram uygulamasındaki gruplar aracılığıyla yayıldığını belirtmesinin ardından, sınavlarda elektronik kopya ve bunun eğitim süreci üzerindeki etkisi halk arasında tartışma yarattı. 
Olay, soruların sızdırılması girişimlerine karşı sınavları güvence altına almanın yolları hakkında pek çok soruyu gündeme getirirken, Mısır Eğitim Bakanlığı, olanların ‘sınav sorularının sızdırılması’ olarak kabul edilmediğini vurguladı. Eğitim Bakanlığı Sözcüsü Şadi Zalta, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Telegram gruplarında olan şey, Arapça sınav kağıdının sınav tarihinden sonra yayılmasıdır, yani öğrencilerden biri panelden ayrıldıktan sonra fotoğrafını çekip yayınlamış” dedi. Bakanlık Sözcüsü ayrıca “Bakanlığın aldığı tedbirler kopyayı neredeyse imkansız hale getiriyor” ifadelerini de vurguladı.
Sözcü “Her öğrencinin okul ağına bağlı bir tablet bilgisayarı var. Tahmin edilebileceği gibi bu dahili bir ağ ve normal bir internet hizmeti değil. Bu nedenle, hiçbir öğrenci sınav sayfası dışında başka bir uygulama ile iletişim kuramaz, aksi takdirde ağdan anında çıkışı yapılır ve bu da sınav sorularını çözmesini engeller” açıklamasında bulundu. Lise birinci ve ikinci sınıfların sınavları ile ilgili olarak “Cumhuriyet düzeyinde sınavlar konusunda birlik bulunmuyor, her eğitim kurumu sınavlarını bakanlığın standartlarına göre yapıyor bu nedenle bazılarının iddia ettiği gibi sızdırma yapılmasının bir anlamı yok” dedi. Zalta “Özellikle elektronik sisteme geçilmesiyle birlikte sızıntının kaynağının bulunması daha kolay bir hal aldığı için, herhangi bir kopya olayının tespit edilmesi halinde, kanuna uygun olarak kopya suçundan ceza uygulanacaktır” açıklamasında da bulundu.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Temsilciler Meclisi’nin onayından sonra sınavlarda ihlalleri ele alan bir yasa çıkarmıştı. Söz konusu yasa, herhangi bir şekilde sınav koşullarının ihlaline katılan veya teşvik eden herkesin cezalandırılmasını gerektiriyor, bu bağlamda, iki yıldan az 7 yıldan fazla olmamak üzere hapis ve 100 bin liradan az ve 200 bin liradan fazla olmamak üzere (bir dolar 29,5 Mısır lirası) para cezası verilmesini öngörüyor.
Mısır Eğitim Bakanlığı ‘öğrencilerin soruların yüzde 85’ini oluşturan elektronik sınav oturumunun yanı sıra yüzde 15’ini oluşturan kağıt sınav oturumu bitene kadar sınav panelinden ve sınıfından ayrılmaması gerektiğini’ belirtti.
Eğitim uzmanı Dr. Muhammed Fethullah, ‘öğrencilerin kopya çekerek sınavları yapmaya yönelik devam eden girişimlerinin, sınav modellerinin ve değerlendirmenin gelişmemişliğinin bir yansıması olduğunu’ belirtti. Fethullah Şarku’l Avsat’a, kopyanın ortadan kaldırılmasının, ‘öğrenciler arasındaki bireysel farklılıkları ölçen bir sınav geliştirmekle başladığını, bu yöntemin küresel olarak kullanıldığını zira nota dayalı değerlendirme yöntemindeki ısrarın Mısır’ı dünya sıralamasında geri kalmaya ittiğini’ belirtti.
Fethullah, “Mısır’da kopya çekmenin savaşılması gereken bir kültür olduğunu zira öğrencilerle sınırlı olmadığını’ belirtti. Bu bağlamda “Ebeveynler de ailelerinin gelecekteki başarısını garanti eden tek şeyin notlar olduğuna inanarak bu sisteme katılıyorlar. Bu nedenle değerlendirme modelini değiştirmenin ve -önemli olsa bile- başarıya ve bilgi miktarına değil, bireysel yeteneklere de kapı açmanın önemi ortaya çıkıyor” açıklamasında bulundu.
Kopya çekme sorunu, Mısır’daki eğitim sistemi problemlerinden birini teşkil ediyor. Ülkede sınav soruları sızdırma olayları birçok kez yaşandı, özellikle de eğitimde elektronik sınav aşamasına girilmesinden bu yana bazı öğrenciler kopya çekme araçlarının icadı konusunda ustalaştı. Geçen yıl, ‘kopya kulaklıkları’ olarak adlandırılan olgu yayıldı. Bu kulaklık, adından da anlaşılacağı gibi, bazıları bir kamera ile donatılmış, dış kulağa takılan, soruların aktarımına ve cevapların alınmasına izin veren hassas kulaklıklardan oluşuyordu. Geçen yıl lise sınavlarında yaşanan toplu kopya olayında bu kulaklıklara el konulmuştu. Diğer yandan, yurt dışındaki Mısırlı öğrencilerin dün her ülkenin saatine göre sabah 08.00’de başlayan sınavları bazı elektronik sıkıntılara sahne oldu. Suudi Arabistan ve ABD’lilerin de dahil olmak üzere bazı ülkelerde sınav için bağlantıyı açamayan veliler yardım çağrısında bulundu. Bu aksaklık, Eğitim Bakanlığı’nı yurtdışındaki Mısırlı öğrencilerin sınavlarına girmek üzere elektronik platforma girmeleri için ayrılan süreyi uzatmak durumunda kalmasına neden oldu.



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.