CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TV yayınında soruları yanıtladı

Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)
Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)
TT

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, TV yayınında soruları yanıtladı

Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)
Fotoğraf: (Fatih Kurt/AA _Arşiv)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, altılı masaya ilişkin eleştirilere yönelik, "Zaten bir kaptan ve yardımcıları olacak. Bu işler böyledir. Uçağa bindiğinizde bile tek bir kaptan yoktur, yanında bir tane daha vardır. Gemide de aynı şekilde vardır." dedi.
Kılıçdaroğlu, TV100 kanalında Uğur Dündar'ın sunduğu "Haftanın Panoraması" programında soruları yanıtladı, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Altılı masanın görüşme takvimi anımsatılarak, "Siz cumhurbaşkanı adayı olacak mısınız?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "6 liderin olduğu masada, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri konusunda daha önce görüş birliğine vardık ve bunu bir bildiriyle kamuoyuna duyurduk. Son toplantıda cumhurbaşkanı adaylığı konuşulmadı, herhangi bir tartışma da olmadı zaten. Bu konuda zaten liderler acele de etmiyorlar çünkü önce üzerinde görüş birliğinin sağlandığı bir hükümet programı, yol haritası olması lazım." yanıtını verdi.
Yol haritası üzerinde yaklaşık 3-4 aydır, her partinin ayrı ayrı kendi içinde çalıştığını ayrıca partilerden 6 genel başkan yardımcısının da bu çalışmalara son şeklini verdiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Büyük bir olasılıkla yol haritası ve hükümet programı çıkıp, neyi nasıl yapacağımız, hangi amaçları güttüğümüz, hangi zaman diliminde neye odaklanacağımız konusunda bir yol haritası çıkarsa ondan sonra zaten cumhurbaşkanı adayının belirlenmesine gelecek." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, 30 Ocak'ta yapılacak yol haritası açıklamasında ana hatlarıyla hangi başlıkların yer alacağına ilişkin soruya karşılık, bunun yargı, sağlık, dış politika, teknoloji, bilim gibi başlıklarda nelerin yapılacağı, Türkiye'nin yaşadığı sıkıntılı durumdan nasıl çıkarılacağına ilişkin bir çalışma olduğunu söyledi.

- İmamoğlu hakkındaki dava
Yargının bağımsızlığıyla ilgili soruya karşılık, bunun son derece önemli olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sorunların nasıl çözüleceğini şeffaf bir yönetim anlayışıyla kamuoyuyla paylaşacaklarının altını çizdi. Kılıçdaroğlu, hayata geçirilecek politikalara Durum ve Hasar Tespit Komisyonunun oluşturacağı raporun yön vereceğini vurguladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkındaki davanın hatırlatılması üzerine, dava açılma süreçlerini anlatan Kılıçdaroğlu, "Davada birden fazla sorun var, karar avukat olmadan açıklanıyor. Bu hukuk, yargı tarihinde bir ilktir. Daha başlangıçtan itibaren yanlışlıklar zinciri başlıyor. Kişi geliyor oturuyor oraya, istediği kararı zaten verecek, önceden her şey hazırlanmış vaziyette. Dolayısıyla ağır ceza bize göre hukuka, insan haklarına, demokratik sürece aykırı bir karar veriyor. Amaç, Ekrem Beyi bulunduğu yerden almak, ona siyasal yasak getirmek, biz bu çerçevede değerlendiriyoruz." dedi.

- "Şimdi açıklamayı doğru bulmuyorum ama bunun gereğini yapacağız o zaman"
Kişilerin iktidarda oldukları sürede mal varlığına sahip olmaması gerektiğini aktaran Kılıçdaroğlu, mal edinen iktidar sahiplerinin halk yerine kendilerini korumayı tercih ettiğini söyledi.
Kılıçdaroğlu, "İmamoğlu'na yönelik hukuki kıskaçla neye varılmak isteniyor ve siz o varılmak istenen noktayla ilgili olarak nasıl bir demokratik tepki göstermeye hazırlanıyorsunuz?" sorusuna, şu sözlerle yanıt verdi:
"'Kimse cehennemin kapılarını aralamasın' dedim. Bunun çok ağır bir söz olduğunu herhalde sıradan bir vatandaş da bilir. Umarım bunlar olmaz, Ekrem Beye bu cezalar yazılmaz ve yargı gerçekten hukukun üstünlüğüne, vicdani kanaatine göre karar verir ve her şey rayında gider. Beklentimiz budur. Eğer bu beklenti olmaz da tam tersine yargı sarayın talimatını yerine getiren bir mekanizmaya dönüşürse bunun gereğini yapacağız. Bunu şimdi açıklamayı doğru bulmuyorum ama bunun gereğini yapacağız o zaman."
Kılıçdaroğlu, "Ekrem Beyi makamından alma girişimini yaptıkları takdirde pişman olabilecekleri bir demokratik süreç başlar mı demek istiyorsunuz?" sorusuna ise "Elbette. Bütün tavırlarımız demokrasiden yana olacaktır. Bu ülkeye demokrasiyi getiren, çok partili yaşamın, farklı düşüncelerin ne kadar değerli olduğuna inanan partiyiz biz." yanıtını verdi.

- "Seyyar hakimler, mahkemeler var"
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, masadaki 6 liderin de yargının bağımsız ve tarafsız olması gerektiğine inandığını, bu konuda görüş birliği içinde olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Seyyar hakimler var, belli talimatın gereğini yerine getirmek üzere. Bir davada eğer farklı bir şey çıkacaksa seyyar hakim oraya atanıyor. Bir de üçlü hakimlerin olduğu seyyar mahkemeler var. Bu seyyar mahkemeler de yine belli davalarda oradan alınıp öbür davaya bakmak için görevlendiriliyor. Biz bu seyyar hakimleri de seyyar mahkemeleri de biliyoruz. Ama Hakimler ve Savcılar Kurulu onun da gereğini yapmak zorunda, seyyar hakim, mahkeme olmaz. Vicdanını satan, parayla pulla işi olan bir hakim olmaz. Uyuşturucu baronlarından para alanlar olmaz. Avukatın, savcının gidip hakime rüşvet teklif ettiği bir düzeni tamamen bitireceğiz."
Adalet kavramının yüceltildiği, toplum vicdanında "bu ülkede adalet var" algısı oluştuğu andan itibaren farklı bir Türkiye'nin ortaya çıkacağını belirten Kılıçdaroğlu, Türkiye'ye getirilecek yurt dışındaki temiz sermaye için de en büyük teminatın hukukun üstünlüğü ve demokrasi olacağını dile getirdi.

- EYT düzenlemesi
Kılıçdaroğlu, emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesinde mecburi stajın emeklilik süresine sayılmamasından kaynaklı bir mağduriyet oluşabileceğine yönelik soruya karşılık, "Gelecek kanun teklifinde bu yoksa staj süresinin de emekliliğe sayılması için bizim de bir önerimiz olacak. Umarım kabul ederler çünkü onların sayıları çok fazla değil ama sonuçta bir haksızlığı telafi etmek istiyorsanız bunun da giderilmesi lazım. Staj yapan kişi zaten çalışıyor demektir, öğrenci değildir artık." diye konuştu.
Köy okullarını açacaklarını, teknoloji liselerini kuracaklarını, bu kapsamda 100 bin artı 100 bin öğretmen ataması yapacaklarını belirten Kılıçdaroğlu, orta gelirlilerin ev sahibi olabilmeleri için de özel projeler geliştireceklerini anlattı.

- Babacan ve Davutoğlu'nun son dönemdeki açıklamaları
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun son dönemdeki açıklamalarının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, altılı masanın son toplantısında bakanlıkların paylaşılmasının gündeme gelmediğini aktardı.
Altılı masanın demokrasi özlemi için bir araya geldiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığı adaylığıyla ilgili sayın Babacan'a soruyorlar. 'Evet' diyor, 'Altı lider beni seçse kazanırım', doğru, yanlış değil ki. Altı lider oturup bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı belirledikten sonra altı lider arkasında duracağız ve adayımızın kazanması için çalışacağız. Bu yanlış bir şey değil. Sayın Babacan'ı değil de başka birisi olursa yine altı lider arkasında duracağız." dedi.
Altılı masanın dağılma gibi bir niyetinin olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, "Altı siyasi parti liderini ortak noktada buluşturmak için bu liderlerin önce oturup konuşmaları, görüş birliği sağlamaları gerekiyor. Her birimizin programı, ilkeleri farklı ama ortak noktalarımız var." diye konuştu.
Altı parti liderlerinin cumhurbaşkanını seçmek için ellerinden geleni yapacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:
"İmza olur, sayın Davutoğlu'nun söylediği. Eğer Cumhurbaşkanı yardımcısı olunacaksa onların da birer görevleri olacak doğal olarak. Belli yerlere imza atacaklar tabi. Oraya gelip de öyle sadece oturup aylık almak yok. Sayın Davutoğlu'na soruyorlar 'Ya birisi çıkıp size dese ki efendim sizin oyunuz zaten kaç, dolayısıyla siz konuşmayın, size hak verilmesin gibi bir şey söylerse...' 'O zaman kriz çıkar' diyor. Doğru, yanlış mı? Yani siz kalkıp da altılı masada bir genel başkana diyebilir misiniz 'Senin oyun kaç arkadaş, sen neden bu kadar konuşuyorsun?'"
Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Altı kaptan bir gemiyi götüremez, tep kaptan götürür" ifadesinin sorulması üzerine, "Zaten bir kaptan ve yardımcıları olacak. Bu işler böyledir. Uçağa bindiğinizde bile tek bir kaptan yoktur, yanında bir tane daha vardır. Gemide de aynı şekilde vardır. Dolayısıyla hiçbir iktidar, devlet bir kişiye emanet edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

- "Her koşulda Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı kazanacak"
"Altılı masada milletvekilleri kontenjanları değerlendirildi mi?" sorusuna ilişkin Kılıçdaroğlu, "Yok, hayır yapılmadı. Kararlı ve emin adımlarla gidiyoruz. İlerde herhangi bir tartışmaya meydan vermeden aldığımız kararları yönetime geldiğimizde süratli bir şekilde uygulamak ilk kararnamemizde olacak." dedi.
Çalışmalarını Mecliste çoğunluk elde etmek üzerine kurduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, seçim tarihinin 14 Mayıs olarak göründüğünü iddia etti.
Kılıçdaroğlu, altılı masanın cumhurbaşkanı adayının ne zaman açıklanacağına ilişkin soruya, "Onu 6 liderin konuşması lazım. Benim konuşmam doğru olmaz. Yol haritası, hükümet programı netleştikten sonra sıra cumhurbaşkanı adayına gelecek." bilgisini paylaştı.
HDP'nin kendi adayını çıkarma kararının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Altılı masadan tümüyle bağımsız olarak, CHP'nin Genel Başkanı olarak şunu ifade edeyim, demokrasiden yana tavır alan bir cumhurbaşkanı adayı çıktığında demokrasiyi savunan herkesin o cumhurbaşkanı adayına destek vermesi lazım." ifadelerini kullandı.
AK Parti ve MHP ile görüştükleri gibi HDP ile de görüştüklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bana göre her koşulda Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı kazanacak." diye konuştu.
Türkiye'nin olağanüstü hal (OHAL) sürecinde seçime girme iddiasının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Hangi hal olursa olsun biz, bu ülkeye demokrasiyi getirmeye kararlıyız. Ama sabır istiyoruz. Elbette tahrik edilecek toplum, gerginlik ortamı yaratılmak istenecek. Hepimiz büyük bir sabırla sandığı bekleyeceğiz, gidip oyumuzu kullanacağız." cevabını verdi.



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.