Hamas, esir dosyasında İsrail ile müzakerelere devam etmek istiyor

 Mengistu, El-Kassam Tugayları videosunda konuşuyor
Mengistu, El-Kassam Tugayları videosunda konuşuyor
TT

Hamas, esir dosyasında İsrail ile müzakerelere devam etmek istiyor

 Mengistu, El-Kassam Tugayları videosunda konuşuyor
Mengistu, El-Kassam Tugayları videosunda konuşuyor

Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, önceki gün, yıllardır Gazze'de rehin tutulan Etiyopya asıllı İsrailli Avera Mengistu'nun görüntülü mesajını paylaştı. Söz konusu video İsrail makamları tarafından doğrulandı ve bu görüntüler ‘hayal kırıklığının kanıtı’ olarak değerlendirildi.
Hamas, dün ise İsrail ile bir esir takası anlaşmasına varılması konusunda ciddi olduğunu açıkladı ve Tel Aviv'i, esir anlaşmasının uygulanması için zamanının dar olduğu konusunda uyardı.
Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yaptığı açıklamada, “İsrailli esir askerlerinden birinin (Mengistu) video kaydının yayınlanması, ‘tüm İsrail hükümetleri tarafından uygulanan oyalama ve erteleme politikası ve kasıtlı yanıltma karşılığında’ El-Kassam Tugayları'nın, esir dosyası ve takas anlaşması meselesini ele alırken ne denli ciddi olduğunu teyit ediyor. Anlaşmanın tamamlanması için süre kısıtlı, aksi takdirde mesele kalıcı olarak kapatılacak ve esirlerin serbest bırakılması için yeni araçlar aranacak” dedi.
El-Kassam, Herzi Halevi'nin İsrail ordusunun yeni Genelkurmay Başkanı olarak göreve gelmesinin ardından Mengistu'nun görüntülü mesajını yayınladı. El-Kassam Tugayları, Halevi’yi selefi Aviv Koçavi'nin bu dosyadaki başarısızlığının sonuçlarına katlanmaya hazırlıklı olamaya çağırdı.
Görüntülerde İsrailli yetkililere seslenen Mengistu, şunları söylemişti:
"Ben esir Avera Mengistu. Sıkıntı ve acıyla geçen bunca yıldan sonra ben ve arkadaşlarım daha ne kadar burada esaret altında kalacağız? İsrail devleti ve halkı nerede?"
Başbakan Binyamin Netanyahu'nun basın ofisi, dün hükümet üyelerine gönderdiği yazılı mesajda, bu aşamada Hamas'ın yayımladığı videonun doğruluğunu tespit etmenin mümkün olmadığını ifade etmiş ve Hamas'ı esir takası konusunda muhtemel bir anlaşma fırsatını baltalamakla suçlamıştı.
Görüntüler, Hamas'ın İsrail'de aradığı tartışmayı anında ateşledi. Görüntülerin gerçekliği ilk aşamada belirlenemedi. Netanyahu'nun basın ofisi, Hamas'ı ‘hayal kırıklığına uğramış ve stresli’ olarak nitelendirdi. Açıklamada, "İsrail Devleti, tutuklu ve esirlerin evlerine ve İsrail Devleti'ne iade edilmesi için tüm kaynaklarını ve çabalarını harcıyor" denildi.
İsrail ordusu, gerçekliğini ve zamanını doğrulamak için görüntüyü inceledi. Mengistu'nun ailesi, görüntüdeki kişinin gerçekten de oğulları olduğunu söyledi. Annesi Agornesh Mengistu, Kanal 12'ye yaptığı açıklamada “İşte alnı, yüzü, o... biraz daha kilolu ama yine de bu o" dedi.
İsrail güvenlik kurumundaki bir kaynak, videonun orijinal olduğunu açıkladı.
Mengistu, Zikim Plajı üzerinden Eylül 2014'te Gazze Şeridi'ne kendi isteğiyle gelmişti. Ailesi Mengistu’nun psikolojik sorunları olduğunu söylüyor.
Mengistu'ya ek olarak Hamas, 3 İsrail askerini daha esir tutuyor. Bunlar 2014 yazında çıkan savaşta Hamas tarafından esir alınan Şaul Aron, Hadar Goldin (İsrail öldürüldüklerini söylüyor, Hamas ise bu açıklamadan önce onların durumu hakkında herhangi bir bilgi vermemişti) ve İsrail vatandaşlığına sahip Arap asıllı Haşim Bedevi es-Seyyid.
Yeni videonun yayınlanması, Hamas’ın İsrail'e esir takası anlaşması yapması konusunda son iki yıldır uyguladığı baskı politikasının bir parçası.
El-Kassam, geçen ay İsrail askeri Hadar Goldin'a ait olduğunu söylediği bir tüfek fotoğrafı yayınladı. Hamas hareketine bağlı El-Kassam Tugayları Sözcüsü, geçtiğimiz Temmuz ayında yaptığı açıklamada, "Gazze Şeridi'nde esir alınan iki İsrail askerinden biri hayatta veya 2021'e kadar hayattaydı" açıklamasında bulundu.
28 Haziran'da El-Kassam Tugayları, Mengistu gibi Gazze’ye özgür iradesiyle giden Seyyid'in solunum cihazına bağlı olarak yattığı görüntüleri paylaştı ve sağlık durumunun kötü olduğunu açıkladı.
Öte yandan, Hamas'ın İsrail hükümetini bir takas anlaşması yapmaya zorlamak için İsrail'de kamuoyunu harekete geçirmeye yönelik tüm girişimleri başarısız oldu. Uzun yıllar Mısır bir esir anlaşması için çabaladı ve İsviçre, Katar, Türkiye, Norveç ve Almanya gibi ülkeleri dosyaya dahil etti; ancak bu girişimden bir sonuç alınamadı.
Hamas insani bir anlaşma teklif ederken, İsrail tarafı ise anlaşmanın kapsamlı olmasını istiyor. Ancak iki taraf esir takası listesi üzerinde bir anlaşmaya varamadı.
Üst düzey bir diplomatik kaynak Pazartesi günü Kanal 12'ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“İsrail ve Hamas, eski Başbakan Yair Lapid'in ılımlı yaklaşımı sayesinde önceki hükümet döneminde esirler konusunda anlaşmaya çok yaklaşmıştı.”
Yetkili, mahkum sayısının bin 27'den çok daha az olması gerektiğini söyledi. Bu, İsrail'in 2011'de İsrail askeri Gilad Şalit için yaptığı bir önceki takas operasyonunda verdiği rakam. Esirlerin çoğu kadın ve yaşlı ya da hasta, birkaçı da mahkum olarak tanımlanıyor.
Hamas tarafından talep edilen ve İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN) tarafından yayınlanan mahkumların listesi, büyük saldırılarla bağlantılı olarak esir alınan bir dizi tutukluyu içeriyor. Bunlar arasında Gazze ve Batı Şeria'daki Hamas'ın silahlı kanadının üst düzey liderleri olan Hasan Selame, İbrahim Hamid ve Abdullah Barguti de var. Liste için herhangi bir kaynak belirtmeyen KAN, İsrail'in bu önemdeki mahkumları serbest bırakma olasılığının bulunmadığını ileri sürdü.
Öte yandan İsrail, Hamas’ın yeni video yayınlayarak müzakerelere devam etme isteğine dair bir mesaj verdiğine inanıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.