Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih Şarku’l Avsat’a konuştu: 2030 yılına kadar yılda 500 bin elektrikli otomobil üretmeyi hedefliyoruz

Yatırım Bakanı, doğrudan yabancı yatırımın Suudi Arabistan'ın Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın yaklaşık yüzde 3'üne tekabül ettiğini açıkladı

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih (Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih (Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih Şarku’l Avsat’a konuştu: 2030 yılına kadar yılda 500 bin elektrikli otomobil üretmeyi hedefliyoruz

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih (Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı)
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih (Suudi Arabistan Yatırım Bakanlığı)

Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Halid el-Falih, Krallığın 2030 yılına kadar yılda 500 bin elektrikli otomobil üretmeyi hedeflediğini açıkladı. Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda Falih, elektrikli otomobil üretimi için Suudi Arabistan ile küresel bir şirket arasında yeni bir ortaklık projesi hakkında bu yılın ilk yarısında bir duyuru yapılacağına işaret etti.
Falih, Davos'ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) çalışmaları kapsamında açıklama yaparak ekonomiyi çeşitlendirme çabalarının tüm hızıyla devam ettiğini söyledi. Doğrudan yabancı yatırımın Suudi Arabistan'ın Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYH) yaklaşık yüzde 3'ünü oluşturduğunu ve 2030 yılına kadar bu oranın yüzde 5,7'ye ulaşmasının beklendiğini vurguladı.
Falih, bankacılık sektörünün gücü, siyasi ve ekonomik istikrar, finansman teşvikleri, insan kaynakları, enerji ve sürdürülebilirlik başta olmak üzere, Suudi Arabistan'ı küresel tedarik zincirleri için bir varış noktası haline getirecek çeşitli faktörlere değindi.

Olağanüstü bir büyüme
Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) küresel ekonomideki yavaşlama hakkında uyarıda bulunduğu bir dönemde, Suudi Arabistan yüksek büyüme seviyeleri kaydediyor ve yatırımları ülkeye çekmeye devam ediyor. Falih, küresel ekonomideki yavaşlamanın Suudi ekonomisi üzerindeki etkisi konusunda “Genel olarak ekonomik krizlere, yatırım akışlarında bir yavaşlama eşlik eder. Şirketler rezervleri artırarak ve akışları azaltarak likiditeyi korumaya çalışırken herkes durumdan etkilenecek. Dağılımı nasıl olursa olsun, pastanın boyutu küçülüyor” yorumunda bulundu.
Falih “Ancak dünya yavaşlarken, Krallık mali yılın ilk üç çeyreğinde yüzde 10'dan fazla bir büyüme kaydederek benzeri görülmemiş büyüme seviyeleri yakalıyor. Dördüncü çeyreğin ve gelecek yılın da çok iyi bir büyümeye tanık olmasını bekliyoruz” dedi.
Falih, ‘Krallık'taki politikaların stabil olması, organizasyonel, ekonomik ve yasama ile ilgili ortamın istikrarlı olması, kredi notu ve Suudi para biriminin yanı sıra likidite ve finansman varlığının’, Suudi Arabistan’daki yatırım rahatlığını artıran faktörler olduğunu belirtti. Bakan, bazı sektörlerin yatırıma ihtiyaç duyduğuna işaret ederek "Örneğin madencilik sektörü, bakır, nadir metaller, batarya metalleri ve dökme demir için gittikçe artan bir talebe tanık oluyor" dedi. Buna paralel olarak “Bazı endüstri merkezlerinin, ister yenilenebilir ister temiz üretilmiş fosil enerji olsun, temiz enerji sağlayan alanlara taşınması gerekiyor. Suudi Arabistan bu alanda dünyanın en iyisidir” dedi. Falih ‘bu faktörlerin, küresel büyümedeki düşüşe rağmen Krallığın ekonomik performansının yıldan yıla iyileşmeye devam edeceği yönündeki beklentilerini güçlendirdiğini’ vurgulayarak “2030 yılına kadar GSYH'nin yüzde 5,7'sini oluşturacak şekilde yabancı yatırımları çekmeyi hedefliyoruz. Bu oran Vizyon 2030 projesi öncesinde yüzde 1'in altındayken, bugün GSYH'nin yaklaşık yüzde 3'üne ulaştık” ifadelerini kullandı.

Nitelikli yatırımlar
Suudi Arabistan, aldığı yatırımların niteliğine özel bir önem gösteriyor. Falih bu konuda “Bizi, bu yatırımların sadece niceliği değil niteliği de ilgilendiriyor. Bugün Suudi Arabistan, net bir yasama ve ekonomik sisteme, eğitimli insan kadrolarına kolay erişime ve uygun fiyatlarla enerji ve elektriğe ihtiyaç duyan yüksek rekabetin yaşandığı nitelikli sektörlere yatırım çekiyor” dedi. Suudi Arabistan'ın ‘bu sektörler düzeyinde yatırım çekmeye ve rekabet etmeye başladığını’ belirten Falih, “Petrol sahasının ötesine geçip Suudi ekonomisindeki insani ve yenilikçi becerilere dayanan nitelikli ve sürdürülebilir yatırımlar göz önüne alındığında Suudi Arabistan'a büyük bir rağbet olduğunu görüyoruz” dedi. Örneğin biyoteknoloji sektöründe, büyük ilaç şirketleri yatırım yapmayı planladıklarını açıkladılar ve Riyad'da bölge ofisleri açtılar. Öte yandan uluslararası araştırma merkezleri, Suudi Arabistan'daki araştırma merkezleriyle ortaklıklarını duyurdu. Uluslararası Madencilik Konferansı geniş bir katılıma sahne oldu. Aynı zamanda LEAP Uluslararası Teknoloji Konferansı’nda yeni girişimlerin başlatılması bekleniyor.

Tedarik zincirleri
Geçen yılın ekim ayında Suudi Arabistan, ülkenin küresel tedarik zincirlerinde önemli bir merkez ve hayati bir bağlantı noktası olarak konumunu güçlendirmeyi amaçlayan Küresel Tedarik Zinciri Ulusal Girişimi’ni başlatmıştı.
Falih “Suudi Arabistan, küresel olarak rekabet edebileceğimiz herhangi bir parça veya bütüncül bir değer zincirini çekmek için çalışıyor. Şirketlerin Krallık'ta daha rekabetçi olmalarını kolaylaştırıp sağlayacağız” dedi.
Suudi Arabistan'ı küresel tedarik zincirleri için bir varış noktası haline getirecek çeşitli faktörlerden bahseden Falih, bu konuda şöyle konuştu:
“Küresel Tedarik Zinciri Ulusal Girişimi; Krallığın konumu, ekonomik ve siyasi istikrarla sanayi bölgeleri gibi geleneksel veya dijital altyapı gibi Suudi Arabistan'ın güçlü yönleri üzerine inşa edilecek. Ayrıca, bu zincirlerin Suudi Arabistan'da daha rekabetçi olmalarını sağlamak için dünya çapında kaynakları çekmenin yanı sıra ulusal kaynakları çekerek insan kaynakları sağlayıp kolaylaştırarak bunları güçlendireceğiz ve eğiteceğiz (...) Ayrıca çeşitli finansal fonlardan finansman ve teşvikler sağlayacağız. Suudi Arabistan'da çok güçlü bir bankacılık sisteminin yanı sıra enerji ve sürdürülebilirlik de vaat ediyoruz. Madencilik, ağır sanayi, petrokimya, gübre vb. enerjiye dayalı yoğun sektörlerde Krallığın rekabet avantajının iki temel yönünü temsil ediyor.”

Enerji kaynaklarını çeşitlendirme
Suudi Arabistan Yatırım Bakanı, Suudi Arabistan'ın ‘petrol, gaz, yenilenebilir enerjiden elde edilen elektrik ve hidrojenin optimum karışımını ve araştırma ve inovasyon yatırımıyla gelecekte tasarlanabilecek diğer enerji üretim araçlarını kullanarak bugün ve gelecekte dünya çapında bir enerji üreticisi ve ihracatçısı olma yolunda ilerlediğini’ vurguladı.
Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi ve aynı zamanda Başbakan Yardımcısı olan Muhammed bin Selman'ın Yunanistan’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında Krallık ve Yunanistan, Doğu ile Batı'yı birbirine bağlayacak ve dünya çapında kesintisiz bir dijital veri tedarik zinciri sağlayacak bir veri kablosu projesi inşa etmek için stratejik ortaklık başlattıklarını ilan etmişlerdi. Bu konuda Falih “Denizaltı veri kablosu çekilmesi gibi, Suudi Arabistan'da üretilen temiz ve düşük maliyetli yenilenebilir enerjiyi kıtada bize en yakın olan ülke üzerinden (Yunanistan) Avrupa'ya ulaştırmak için denizaltı kabloları döşemeyi arzuluyoruz (...) Enerji transfer projelerimizi sadece Yunanistan ile sınırlı tutmuyoruz. Mısır ile de bağlantı kurduk. Buradan Afrika kıtasının geri kalanına ulaşmayı hedefliyoruz. Aynı şekilde Körfez ile de bağlantı kurduk. Suudi elektriğine ihtiyaçları olursa Körfez ülkelerine ihraç edilebilir. Irak ile de bir anlaşmaya varıldı ve uygun bir zamanda kendisiyle de bağlantı kurulacak. Suudi elektriğini Hindistan pazarına çıkarmak için Hindistan ile bağlantı kurma olasılığını da gözden geçiriyoruz” şeklinde konuştu. Falih, bugün ve gelecekte Suudi Arabistan'da üretilen enerji tüketim hacminin, Suudi Arabistan'ın tek enerji kaynağının petrol olduğu dönemde ihraç edilen miktarı aşacağını umduklarını dile getirdi.

Elektrikli otomobiller
Geçen yılın kasım ayında Veliaht Prens Muhammed bin Selman, ülkede elektrikli otomobil üretecek ilk ticari markasını Ceer (Seyr) adıyla duyurmuştu. Bu konuda yaptığı açıklamada Falih, bu yeni şirketin ‘yerel ve uluslararası yatırımların çekilmesine katkı sağlayacağını ve ayrıca yerel becerilere yönelik birçok iş fırsatı yaratacağını’ söyledi.
Falih “Suudi Arabistan'da Seyr ve Lucid'in de dahil olduğu büyük bir elektrik endüstrisi buluşması ve bu yılın ilk yarısında uluslararası bir şirketle işbirliği içinde duyurulacak üçüncü bir proje olacak” dedi. Suudi Arabistan'da üretilen elektrikli otomobil sayısının 2030 yılına kadar yılda 500 bini geçmesini planladıklarını ifade eden Falih “Bu çok büyük bir rakam. Bu üretimin bir kısmı ihraç edilecek. Bu da endüstrinin rekabet edebilirliğe dayalı olması ve maliyetin düşük olması gerektiği anlamına geliyor” dedi. Falih ‘günümüzde hükümet sisteminin, tedarik zincirleri aracılığıyla rekabet edebilirliği sağlamak için bu şirketlerle birlikte çalıştığına’ dikkat çekerek “Bugün ileriki aşamalarda kurulacak özel bir ekonomik bölge, büyük otomobil şirketleri ve bunları destekleyen tedarik zincirleri için ana merkez haline gelecek” dedi.



Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
TT

Lübnan ordusunun ihtiyaçlarına yanıt vermek, Litani Nehri’nin kuzeyinde ‘silahları devletin elinde toplama’ planına bağlı

Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)
Lübnan’ın güneyindeki Alma eş-Şaab köyünde, İsrail sınırındaki bir askeri karakolda görev yapan iki Lübnan askeri (Arşiv – AP)

Katar’ın başkenti Doha, Lübnan ordusu ve İç Güvenlik Güçleri için düzenlenecek destek konferansının hazırlık toplantısına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Toplantı, bu ayın 15’inde gerçekleştirilecek ve beş sponsor ülke -Fransa, ABD, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır- ile diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşların katılımıyla yapılacak. Toplantının amacı, konferans öncesi zemin hazırlığı yapmak, ülkelerin tutumlarını koordine etmek, Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını yakından incelemek ve askeri destek mekanizmalarını geliştirmek olarak açıklandı. Konferansın 5 Mart’ta Paris’te düzenlenmesi planlanıyor; Fransız yetkililer yaklaşık 50 ülke ve 10 kuruluşun katılımını bekliyor. Fransa kaynaklarına göre, Lübnan ordusunun mevcut görevleri ve ülkenin egemenliğinin korunmasındaki rolü göz önüne alındığında, hem hazırlık toplantısı hem de konferans, orduya önemli bir siyasi destek sağlayacak. Toplantı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından açılacak ve tüm oturumlar tek bir gün içinde gerçekleştirilecek.

Doha toplantısından neler bekleniyor?

Paris, hazırlık toplantısı ve konferansın düzenlenmesinde merkezi bir rol oynuyor. Bu iki etkinliğe ilişkin hazırlıklar, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın geçen hafta sonu iki gün süren Beyrut ziyaretinde ele alınan başlıca konulardan biriydi. Ziyaret, Lübnan ordusunun uluslararası toplumun beklediği silah envanteri çalışmasının ikinci aşamasına hazırlanmasına denk geldi. Bu aşama, Sayda’nın kuzeyinde, Litani Nehri’nden Avali Nehri’ne uzanan bölgeyi kapsıyor. Paris’te konuyla ilgilenen birkaç Batılı kaynak, ordunun ihtiyaçlarına yanıt verilmesinin büyük ölçüde ordunun önümüzdeki haftalarda sunması beklenen planına bağlı olduğunu belirtti. Planın, konferans öncesinde Lübnan Bakanlar Kurulu’na sunularak onaylanması öngörülüyor. Fransız yetkililer iki temel noktaya odaklanıyor: Birincisi, 1701 sayılı Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi kararı uyarınca ordunun yürüttüğü silah envanteri sürecinin devam etmesi gerekliliği. İkincisi ise, konferansa katılacak ülkelerin Lübnan ordusunun ihtiyaçlarını tam olarak anlaması ve bu ihtiyaçların, destek vermek isteyen uluslararası aktörler arasında koordinasyon sağlanarak ve bunun için bir ‘uluslararası mekanizma’ oluşturularak karşılanması gerekliliği.

gthy
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başkanlığındaki haftalık kabine toplantısının ardından Kültür Bakanı Rachida Dati ile birlikte Elysee Sarayı’ndan ayrılıyor. (AFP)

Paris, konferansta açıklanacak yardım miktarını belirlemeye yönelik tartışmalara girmeyi reddediyor. Fransız yetkililer, desteğin yalnızca mali yardım ile sınırlı olmayacağını, aynı zamanda askeri kapasitenin güçlendirilmesi (silah sistemleri), lojistik imkanlar ve eğitim gibi alanları da kapsayacağını vurguluyor. Paris, Lübnan ordusunun yıllık ihtiyaçlarını 1 milyar doların üzerinde olarak değerlendiriyor, ancak bu desteğin sadece dış yardımlarla sağlanamayacağını, bir kısmının Lübnan devlet bütçesine de yansıtılması gerektiğini belirtiyor. Fransa, Lübnan Ordu Komutanı Rudolf Heykel’in Washington’da aldığı güvenceyle de rahat bir tablo çiziyor. Bu güvenceye göre ABD, Heykel ile Senatör Lindsey Graham arasındaki sert görüşmeye rağmen Lübnan ordusuna desteğini sürdürecek.

Paris ve diğer dört sponsor ülke, Doha’daki toplantıdan ordunun ihtiyaçlarını ayrıntılı şekilde sunmasını bekliyor. Daha önce de Lübnan ordusuna destek amaçlı toplantılar yapılmış olsa da, bu kez sürecin belirli bir hedefe -silah envanteri- bağlı olması öne çıkıyor.

Sınırlar ve Suriyeli mülteciler

Paris, Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’ın Beyrut ziyaretinden dönerken elde ettiği sonuçlardan memnuniyetini gizlemiyor. Özellikle Lübnan’ın komşusu Suriye ile ilişkilerine dair sağlanan ilerlemeler Fransız yetkililer tarafından olumlu karşılanıyor. Fransa, Lübnan’daki bazı Suriyeli tutukluların ülkelerine geri gönderilmesi anlaşmasının iki önemli alanda etkili olacağını düşünüyor. Birincisi, iki ülke arasındaki kara sınırının belirlenmesi ve sınır bölgelerinde güvenliğin sağlanması. Fransa, manda dönemine ait haritaları kullanarak sınır çiziminde destek sunmayı teklif ediyor. İkincisi, Suriyeli mültecilerin ülkelerine dönüşü, Lübnan için stratejik açıdan birçok düzeyde önem taşıyor. Buna karşılık Paris, Lübnan’ın İsrail ile yaşadığı zorlukların farkında. Fransız kaynaklar, bunun gerek İsrail’in neredeyse günlük devam eden askeri operasyonları gerekse halen Lübnan topraklarında işgal ettiği beş bölgeden çekilmeyi reddetmesi nedeniyle ciddi bir sorun teşkil ettiğini vurguluyor.

dsecd
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, 6 Şubat'ta Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile bir araya geldi. (EPA)

Paris, başka bir bağlamda ise Ateşkesi Denetleme Komitesi (Mekanizma) çerçevesinde siviller arasında yürütülen dolaylı görüşmeleri memnuniyetle karşılıyor ve Le Drian’ın bu görüşmeleri teşvik ettiğini vurguluyor. Paris, sahadaki etkisi sınırlı olsa da, Lübnan’ın bu mekanizmaya bağlılığını desteklemeye devam ediyor. Fransız yetkililer, İsrail’in Lübnan ordusu hakkında yaptığı açık açıklamalar ile kapalı kapılar ardında söylediklerinin farklı olduğunu belirtiyor. Paris’e göre Tel Aviv’in amacı, Lübnan’daki askeri hareket özgürlüğünü sürdürmek ve bunu meşrulaştırmak. İsrail tarafı, Hizbullah tehdidinin Litani Nehri güneyinde önemli ölçüde azaldığını söylerken, kuzeydeki durumu halen sorunlu görüyor. Fransız kaynaklar, Lübnan’a iletilen tavsiyelerin iki temel noktaya odaklandığını belirtiyor: Silah envanteri sürecinin devam ettirilmesi ve bölgedeki olası bir savaşta, ister ABD-İran ikili çatışması, ister İsrail’in katılımı olsun, Lübnan’ın uzak durması gerektiği.

Görüşmelerin bir diğer önemli başlığı ise mali ve ekonomik konular oldu. Paris, Le Drian’ın görüşmelerinde yasanın Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankası’nın bahar toplantıları öncesinde Meclis’te oylanmasının önemini vurguladığını belirtiyor. Fransız yetkililere göre, yasanın kabulü, Lübnan makamlarının konuyu ciddiyetle ele aldığını gösterecek ve iç tartışmalara rağmen olumlu bir sinyal sağlayacak. Paris ayrıca, yasanın parlamentodan geçmesinin, Fransa’nın ev sahipliğini üstleneceğini açıkladığı Lübnan ekonomisine destek konferansı üzerinde doğrudan etkisi olacağını vurguluyor.


Suudi Arabistan: Kraliyet kararnameleriyle bazı prensler ve yetkililer görevden alındı, yenileri atandı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
TT

Suudi Arabistan: Kraliyet kararnameleriyle bazı prensler ve yetkililer görevden alındı, yenileri atandı

İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı Kral Selman bin Abdulaziz (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz bugün bir dizi kraliyet emri yayımlayarak, bazı prenslerin ve üst düzey yetkililerin görevden alınmasını, bazılarının ise atanmasını ve terfi ettirilmesini kararlaştırdı.

Emirler arasında, Taif Valisi Prens Suud bin Nehar bin Suud’un görevden alınarak Medine Bölgesi Vali Yardımcısı olarak atanması, yerine Prens Favaz bin Sultan bin Abdulaziz’in getirilmesi ve Kuzey Sınırları Bölgesi Vali Yardımcısı olarak Prens Muhammed bin Abdullah bin Abdulaziz’in atanması yer aldı.

Ayrıca, Diriye Valisi Prens Fahd bin Saad bin Abdullah bin Turki’nin görevden alınması ve el-Baha Bölgesi Vali Yardımcısı olarak atanması, yerine Prens Rakan bin Selman bin Abdulaziz’in getirilmesi kararlaştırıldı. Turizm Bakan Yardımcısı Prenses Hayfa bint Muhammed bin Suud bin Halid görevinden alınarak Başbakanlık Genel Sekreterliği’nde danışman olarak atandı, yerine Abdulmuhsin el-Mezid getirildi. Bunun yanı sıra, Prens Dr. Saad bin Suud bin Muhammed bin Abdulaziz Şura Meclisi üyeliğine atanırken, İçişleri Bakanlığı Teknoloji İşleri Yardımcısı Prens Dr. Bendar bin Abdullah el-Mişari görevden alınarak Bakan Danışmanı olarak atandı; yerine Mühendis Samir el-Harbi getirildi.

Emirlere göre, Yatırım Bakanı Halid el-Falih görevden alınarak Devlet Bakanı olarak atandı; yerine Fahd Al Seyf getirildi. Başsavcı eş-Şeyh Suud el-Muceb görevden alınarak Kraliyet Divanı’nda danışman oldu. Adalet Divanı Başkanı Dr. Halid el-Yusuf görevden alınarak Başsavcı olarak atandı; yerine Şeyh Dr. Ali el-Ehaydib getirildi. Adalet Bakanı Yardımcısı Dr. Necm ez-Zeyd görevden alınarak Kraliyet Divanı’nda danışman oldu. İçişleri Bakanlığı Güvenlik İşleri Müsteşarı Muhammed el-Muhanna görevden alınarak İçişleri Bakan Yardımcısı olarak atandı; yerine Abdullah bin Faris getirildi.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Danışmanı Abdulaziz el-Arifi görevden alınarak Ulusal Kalkınma Fonu Başkanı olarak atandı. İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakan Yardımcısı Mühendis Heysem el-Avheli Telekomünikasyon ve Uzay Teknolojileri Kurumu Başkanı olarak atandı. Genel Soruşturma Müdürü Ahmed el-İsa, sağlık gerekçesiyle görevden alındı; yerine Fayhan es-Sehli atandı.

Kraliyet Divanı’na Süleyman el-Gannas ve İsaf Ebu Senin danışman olarak atandı. Genel Ulaştırma Kurumu Başkanı Fevvaz es-Sehli, İnsan Kaynakları ve Sosyal Kalkınma Bakanı Yardımcısı Bedr es-Suveylem, Eğitim Bakanı Yardımcısı Dr. Saad el-Harbi, Devlet Güvenliği Ofisi danışmanı Saad el-Luheydan oldı. Kraliyet Muhafızları Başkan Yardımcılığı’na Tümgeneral Halid ez-Zuveybi terfi ettirilirken, Tümgeneral Süleyman el-Miman da terfi aldı.


Kral Selman ve Veliaht Prens, okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi'ne başsağlığı dileklerini ilettiler

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
TT

Kral Selman ve Veliaht Prens, okulda yaşanan silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi'ne başsağlığı dileklerini ilettiler

Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)
Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman (SPA)

Kutsal Caminin Koruyucusu Kral Selman bin Abdulaziz, Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen, ölü ve yaralıların olduğu silahlı saldırının ardından Kanada Genel Valisi Mary May Simon'a taziye ve başsağlığı telgrafı gönderdi.

Kral Selman mesajında, “Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırı ve bunun sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmaları öğrendik. Bu iğrenç suç eylemini kınıyor ve Ekselansları, ölenlerin aileleri ve dost Kanada halkına en derin taziyelerimizi ve içten başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. Yaralıların bir an önce iyileşmesini diliyoruz.”

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman da benzer bir taziye ve başsağlığı mesajı göndererek şunları söyledi: “Kanada'nın batısındaki bir okulda meydana gelen silahlı saldırı ve bunun sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar hakkında bilgilendirildim. Ekselanslarına bu suç eylemini kınadığımı belirtirken, Ekselanslarına ve dost halkına en derin taziyelerimi ve içten başsağlığı dileklerimi sunuyor, yaralılara acil şifalar diliyorum.”