Kadınları ve müziği yücelten bir medeniyet adına zafer kazanan kadın müzik topluluğu: Sumeryat

Irak'ta ve bölgede grup ya da solo olarak bir müzik aleti çalmaya yahut şarkı söylemeye dayalı bir mirası canlandırmayı amaçlayan eşsiz bir deneyim olarak Sumeryat Müzik Topluluğu

Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia
Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Kadınları ve müziği yücelten bir medeniyet adına zafer kazanan kadın müzik topluluğu: Sumeryat

Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia
Her yaştan kadın müzisyenin yer aldığı Sumeryat Müzik Topluluğu’nun en genç müzisyeni 11 yaşında / Fotoğraf: Independent Arabia

Gufran Yunus
Sumeryat Müzik Topluluğu, Irak'ın başkenti Bağdat'taki Ulusal Tiyatro'da ülkenin geleneksel şarkılarını icra ettiği ilk konseriyle kurulduğunu duyurdu.
Sümer arpı çalmasıyla bilinen Sümer Kraliçesi Şebad'ın torunları, iki saati aşkın bir süre boyunca enstrümanlarını çalarken sahneden Abdulhalim Hafız, Ümmü Gülsüm ve Feyruz'un şarkıları gibi Arap müziğinin klasikleri ile Irak müziği arasında zarif bir şekilde hareket eden notalar yükseliyordu.
Irak'taki müzik akademilerinden mezun olan ve halen öğrenimi sürdüren 50 kadın müzisyenden oluşan Sumeryat Müzik Topluluğu (Sumeryat Music Ensemble), hayallerini ve akorlarını Irak'ta türünün ilk örneği olan müzikal bir boyuta taşıyarak, enstrüman çalmadaki ve şarkı söylemedeki hünerlerini sergiledi.
Adını Sümer medeniyetinden alan Sumeryat Müzik Topluluğu, doğu çalgılarını batı çalgılarıyla birleştirerek geçmişin mirasını orijinalliğini koruyarak sunarken aynı zamanda modern müziği de yakalamayı başarıyor. 

Özgün bir deneyim
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun kurucusu ve yöneticisi Alaa Macid, İsveç'te kurduğu 'Tuyur Dicle' (Dicle Kuşları) adlı grup da dahil olmak üzere çok sayıda müzik grubunun kurulmasına katkıda bulundu.
Bu gruplarda geleneksel Irak müziğini icra etmeyen çok sayıda kadın müzisyen de vardı.
Macid, Londra'da farklı milletlerden müzisyenlerin eğitim gördüğü, Arap Müzik Akademisi'nin de kurucusu. 
Macid, her grubun kendine özgü olduğunu, ancak Sumeryat Müzik Topluluğu'nu diğerlerinden ayıran noktanın, akademik bir şekilde müzik eğitimi alan kadın müzisyenlerden oluşması olduğunu söyledi.
Bunun Arap dünyası için neredeyse eşsiz bir deneyim olduğunu vurgulayan Macid, Sumeryat Müzik Topluluğu'nun tıpkı Tunus'taki gibi bölgede de var olan bir kadın korosu olduğunun altını çizdi.
Müzik topluluğunun üyelerinin ağırlıklı olarak müzik akademilerinde eğitim görmüş kadınlardan oluştuğuna dikkati çeken Macid, "Bir müzisyen, müzik öğrencisi olmadıkça ayırt edilemez" dedi. 

Tarihteki ilk aşk şarkısı
Tarih kaynakları, müziğin Mezopotamya'da Sümer, Akad ve Babil medeniyetlerinin tüm dönemlerinde var olduğunu, Irak halkının çeşitli dini ritüellerinde yer aldığını, bunun yanı sıra, Irak'ın eski hükümdarlarının müziği önemsediğini ve müzikle ilgili çalışmalar için çeşitli yöntemler geliştirdiklerini ortaya koyuyor.
Arkeolojik kazılarda bulunan, müzik notaları, şarkı sözleri ve müzik ölçeği ile ilgili matematiksel metinlerin olduğu topraktan yapılmış tabletler bunları doğruluyor.
Ayrıca, tarihçilerin 'tarihteki ilk aşk şarkısı' olduğunu düşündükleri ilk lirik metni de bu toprak tabletlerde bulundu.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun kurucularından biri ve basın sözcüsü olan arkeolog Cumana es-Samarrai, böyle bir mirasın olduğunu doğrulayarak, grubun adının bu tarihi boyutu yansıtmasını sağlamaya çalıştıklarını söyledi. 
Samarrai, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Irak, müziğin mucididir ve ilk notalar burada (Irak'ta) yazılmıştır. Sümer medeniyeti de 5 bin 200 yıl önce kadınları tapınılacak tanrılar yaparak kutsallaştırdı. Bu yüzden, kadınları ve müziği kutsayan eski Irak uygarlığının mirasçıları olarak gruba Sumeryat Müzik Topluluğu adını verdik."

Doğu müzik tarzı Taht'ta (Tahkt) kullanılan müzik aletlerine eğilim
Tar sanatçısı Sara Beyan, Batı tarzı enstrümanların öğreniminin pahalı olmasından sonra özellikle Batı ülkelerde Doğu çalgıları için eğitimlerin verilmeye başlanmasının ardından genç kızlar arasında Doğu tarzı enstrümanları öğrenmeye yönelik bir eğilim başladığını söyledi.
Artık enstrüman çalma alanının genişlediğini söyleyen Beyan, "Toplumun bakış açısı değişmeye başladı. Bir genç kızın ud, kanun ya da herhangi Doğu enstrümanını çalmayı öğrenmesi doğal karşılanır oldu" ifadelerini kullandı.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun bir üyesi ve Müzikal Araştırmalar Enstitüsü'nde öğretim görevlisi olan kanun sanatçısı Huveyda Hanna, "Genişlemeye başlayan bir müzik zevkinin olması ve konserlere seyircilerin yoğun katılımı, kadınların müzisyen ve müzik öğrencisi olarak toplum tarafından kabul görüyor olduklarının kanıtı" şeklinde konuştu.
Müzik ve Bale Okulu mezunu ney ve flüt solisti Alaa Ziya da hazırlık ve provalar sırasında grubun kurulduğu henüz duyurulmamış olsa da konserin tanıtımının yapılmasıyla tüm biletlerin tükenmiş olması karşısında şaşırdıklarını ifade etti. 
Ziya, şunları söyledi:
"Bu da Irak'ın bir müzik ülkesi olduğu ve izaha ihtiyaç duymayan bir dil olduğu için her türlü müziği dinleyenlerin olduğu mesajımızı doğruluyor ve destekliyor."

Desteksizlik nedeniyle yarım kalan projeler
Genellikle müzik grupları kurulur, ancak birçok engel ve destek eksikliği nedeniyle hızla ortadan kaybolurlar.
Bu kapsamda Güzel Sanatlar Akademisi mezunu olan santur sanatçısı Hela Bessam Abbas, devletten destek alamayan müzik gruplarının yaşadıklarıyla ilgili olarak 2003 yılından önce Sumeryat Müzik Topluluğu'na benzer bir deneyime sahip olan ve kadın üyelerin yer aldığı 'İştar' adlı bir müzik grubunun kurulduğunu, fakat desteksizlik nedeniyle grubun yoluna devam edemediğini ve kadın müzisyenlerin kısıtlı maaş almaları nedeniyle başka alanlara yönelmek zorunda kaldıklarını söyledi.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun üyelerinden kemane virtüözü Hazar Bessam, kadın müzisyenlerin işlerine olan bağlılığının ve desteğinin, grubun çalışmalarını sürdürmesinin temelini oluşturduğunu söyledi.
Müzik topluluğunun kurulmasının üzerinden altı ayı aşkın bir süre geçtiğini söyleyen Bessam, "Kişisel çabalarımızla prova yapıyoruz. Kültür Bakanlığı'ndan provalar için bize bir salon tahsis edilmesiyle desteklendiğimiz de somutlaşmış oldu" ifadelerini kullandı.
Grubun özellikle Irak ve Arap müziği mirasının yanı sıra piyano çalma ve opera eserler söyleme gibi müzik yelpazesini genişletmeye ve tanıtmaya çalıştığını belirten Bessam, müzik mirasının geri kazanılmasına katkıda bulunan bu tür projelerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. 

Müzik sevgisi
Müzikal Araştırmalar Enstitüsü öğrencisi ve ud sanatçısı Rima Sermed ise Sumeryat Müzik Topluluğu'nun yoluna devam etmesinin temelinde üyelerinin müziğe olan sevgisinin yattığını ve projeyi ayakta tutanın müzik tutkusu olduğunu söyledi.
Grubun kemane virtüözlerinden Aleyna Reyyan, Sumeryat Müzik Topluluğu'ndaki deneyiminin kendisine birçok beceri kazandırdığını ve geleneksel şarkıları dinleme ve doğru çalma konusundaki zevkini geliştirdiğini belirtti.
Reyyan, müzik tutkusunun ve sevgisinin projeyi sürdürmenin temeli olduğu konusunda meslektaşı Sermed ile aynı fikirde.
Müzik ve bale okulunu bitirdikten sonra, toplumun bakış açısı ve bu alanda iş bulmanın zorluğu nedeniyle başka bir bölüm daha almak zorunda kaldığını anlatan tar sanatçısı Beyan, grupların müzik sanatları okuyanlara karşı kalıplaşmış bakış açısı değişip toplumdan destek bulmaları halinde yollarına devam edebileceklerine inanıyor. 

Müzik zevki çeşitliliğine katkı
Son yıllarda öğrenci olmayan amatörler için müzik eğitimi verilen merkezlerin sayısında bir artış görülüyor.
Bunlar arasında ud çalmayı öğreten merkezler de var. Bir diğer merkez de keman eğitimi açılmış durumda.  
Bunun çok sağlıklı bir olgu olduğunu düşünen Sumeryat Müzik Topluluğu'nun kurucusu Macid, bunun devlet konservatuarlarını, değerlerini kanıtlamak ve özel merkezlerden daha iyi olmaya çalışmak için eğitim yöntemlerini yeniden gözden geçirmeye ve rekabet etmeye iteceğine inanıyor.  
Macid'e göre bu merkezler ayrıca, toplumun müzik zevkindeki çeşitliliğe ve müzik kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağlayacak.
Sumeryat Müzik Topluluğu'nun hayali, grubun kalıcılı olmasını ve yoluna devam etmesini sağlayacak olan desteği alabilmekti.
Kültür, Turizm ve Tarihi Eserler Bakanı Ahmed Fekak Ahmed Berdani, grubun bakanlığın tanınan oluşumları arasına dahil edildiğini açıkladı.
Bu açıklama, Sumeryat Müzik Topluluğu'nun Irak Senfoni Orkestrası'na benzer şekilde hükümet desteği alacağı anlamına geliyor.
 
Independent Türkçe



Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
TT

Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)

ABD dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

Darfur'a yönelik yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunun, yeni bir karar alınmadığı takdirde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) oylama yapılmasını gerektiriyor. Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos toplantıda yaptığı konuşmada, BMGK’nın, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmanın içine çekme tehdidi oluşturduğu bir ortamda, çatışmayı körükleyen unsurları sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.


Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, dün, Sudan halkına, ‘düşmanlar ve art niyetliler’ olarak nitelendirdiği kesimlerin, ülkeye bir hava ambargosu uygulanması konusunda yaydığı söylentilere aldırış etmemeleri çağrısında bulunarak, ‘isyancıların kirlettiği her karış Sudan toprağı kurtarılana dek Onur Savaşı'nda ilerlemeye devam edeceklerini’ vurguladı.

Egemenlik Konseyi'nin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre Orgeneral Burhan, başkent Hartum'da düzenlenen polis kuvvetleri subaylarının 22. dönem mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, “Sudan'a yaptırımlar uygulanabileceğine dair konuşulanlar bizi etkilemez. Canımız ve kaderimiz Allah'ın elinde” ifadelerini kullandı.

Washington, dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

hyju
New York’ta düzenlenen BMGK oturumundan bir kare (BM)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre yirmi yılı aşkın bir süredir Darfur'a uygulanan silah ambargosunun, hakkında yeni bir karara varılmaması halinde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor. Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi ise BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) bir oylama yapılmasını gerektiriyor.

Rusya'nın veto hakkı

Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos, toplantı sırasında, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmaya sürükleme tehlikesi yarattığı göz önüne alındığında, BMGK’nın çatışmanın körüklenmesini sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.

Orgeneral Burhan, ulusal diyaloğa katılmayan sivil siyasi güçleri eleştirdi

Öte yandan Orgeneral Burhan, ülke içindeki ulusal diyalog çağrısına olumlu yanıt vermeyi reddeden siyasi ve sivil güçleri eleştirerek, “Yurtdışındaki otellerde kalıp Sudan halkına boyun eğdirmek amacıyla uygulanan yaptırımları alkışlayanlara mesajımız şu: ‘Bu halk asla boyun eğmeyecek, asıl hüsrana uğrayan siz olacaksınız’” dedi.

Orgeneral Burhan sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar halkı bir daha asla yönetemeyecekler. Zira halk, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) ve şu anda Sumud İttifakı olarak bilinen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri'ni bir daha siyaset sahnesinde görmek istemiyor.”

Eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı’nın da aralarında bulunduğu savaş karşıtı Sudanlı siyasi ve sivil güçler, bu adımın Sudan'ın fiilen bölünmesini kalıcı hale getirdiğini savunarak Burhan'ın diyalog çağrısını reddettiklerini duyurmuştu.


Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
TT

Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)

Libya'da geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekala arasında geçen hafta gerçekleşen görüşme, özellikle ‘ABD girişimi’ ile ilgili siyasi tutumlardaki farklılıklar zemininde, son aylarda aralarındaki ilişkiye gölge düşüren soğukluğun doğasına dair soruları yeniden gündeme taşıdı.

Bazı gözlemciler bu görüşmeyi; ülkedeki yürütme erkinin birleştirilmesinin ve seçimlerin önünü açması beklenen küçük çaplı (4+4) Birleşmiş Milletler (BM) komitesinin sonuçlarını açıklamasının yaklaştığı bir döneme denk gelmesi hasebiyle, Batı bölgesindeki UBH ile DYK arasındaki siyasi ittifakı yeniden düzenlemeye yönelik önleyici bir adım olarak değerlendirdi.

Öte yandan diğer kesimler bu görüşmeyi, elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı krizinin giderek kötüleşmesi nedeniyle hükümetine yönelik eleştirilerin ve protestoların arttığı bir dönemde, Dibeybe'nin siyasi bir desteğe (arka çıkacak bir güce) sahip olduğunu kanıtlama girişimi olarak yorumladı.

DYK Siyasi Komite Başkanı Muhammed Muazzib, son dönemde Tekala ile Dibeybe'nin ilişkisinde bir ölçüde soğukluk olduğunu dile getirerek, bunu üç nedene bağladı. Bunlardan ilki, DYK’nın Libya Başsavcısı’ndan Libya'nın ilk özel petrol şirketi Arkenu Petrol Şirketi dosyasını soruşturmasını talep etmesi, ikincisi ise ABD girişimi.

Muazzib’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre üçüncü faktör ise Tekala’nın iki ay önce Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile geçiş sürecini sonlandıracak ve önümüzdeki şubat ayı sonlarına kadar cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına zemin hazırlayacak yeni bir yol haritası üzerinde uzlaşmaya varması.

Birleşmiş Milletler (BM) Uzmanlar Heyeti tarafından hazırlanan bir rapor, Arkenu Petrol Şirketi’ni milyarlarca dolarlık petrol gelirini resmi kanalların dışına kaçırmakla suçlamış ve şirketin, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter ile UBH Başbakanı Dibeybe’nin danışmanı İbrahim Dibeybe'yi birbirine bağlayan bir çıkar ağı üzerinden yönetildiğini ortaya çıkarmıştı.

Libya yıllardır iki paralel hükümet arasında bölünmüş halde. Trablus'taki UBH ile ülkenin doğusunu ve güneyin bazı kısımlarını yöneten LUO Genel Komutanı Halife Hafter'in desteğini arkasına alan ve Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad liderliğindeki hükümet.

Muazzib'e göre Dibeybe, ülkenin batısındaki kendi nüfuz alanında siyasi ve toplumsal olarak izole edilmiş hissetmek istemiyor ve bilhassa seçim yasaları ile Ulusal Seçim Komisyonu dosyalarını karara bağlamakla görevli 4+4 Komitesi’nin sonuçlarının açıklanması yaklaşırken, DYK gibi seçilmiş bir meclisten siyasi destek almayı umuyor olabilir.

Muazzib sözlerine şöyle devam etti:

“Dibeybe hükümeti ile Doğu Libya cephesinin bu komitenin sonuçlarının uygulanmasında çıkarı bulunuyor. Çünkü seçim sürecine zemin hazırlamak tüm ülke için birleşik bir yürütme otoritesinin kurulmasını gerektiriyor ve elbette taraflar bu otoritedeki koltukları paylaşacaklar. Muazzib ayrıca, mensubu olduğu meclisin (DYK), 4+4 Komitesi’nin çalışmalarıyla herhangi bir bağı olmadığı yönündeki tutumunu sürdürdüğünü belirtti.

Diğer taraftan Sadeq Araştırmalar Merkezi Müdürü Enes el-Gomati, Dibeybe'nin ‘Tekala'dan siyasi destek alma arayışında olduğu’ fikrine karşı çıkarak, Dibeybe'nin bu ziyaretle, kendisi dışında (kendi onayı olmadan) yapılacak herhangi bir düzenlemeyi hala bozabilecek güçte olduğu mesajını vermek istediğine inandığını ifade etti.

Gomati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Elektrik ve yakıt krizlerinin tırmanması ve UBH'ye karşı protestoların patlak vermesiyle birlikte, Doğu cephesinde ve belki de ABD arabuluculuğunu yürüten taraflarda, Dibeybe'nin artık gözden çıkarılabilecek (vazgeçilebilecek) kadar zayıfladığı izlenimi oluşmaya başladı."

Öte yandan Libyalı siyasi analist Husameddin el-Abdeli, Dibeybe'nin Tekala ile birlikte görüntü vererek ‘bölgesel ve Batılı müttefiklerine, son protestolar sebebiyle bir izolasyon (yalnızlık) yaşamadığı konusunda güvence vermek’ istediğini düşünüyor.

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin DYK’nın 4+4 Komitesi’nin ulaştığı sonuçları kabul etmesini garanti altına almak için Tekala ile olan ilişkisine bel bağladığına dair söylentilere değinen Abdeli, komite kararlarının oylamayla alındığını ve içeride bu komiteyle çalışmayı en başından beri reddeden büyük bir grubun bulunduğunu açıkladı.

Abdeli ayrıca, Tekala ile Dibeybe arasındaki ilişkinin güçlenmesinin, son krizlerin ardından hükümetin kaybettiği halk desteğini geri kazanmasına katkı sağlayacağı ihtimalini uzak görerek, “DYK'nın sokakta bir ağırlığı yok" dedi.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise Dibeybe ile Tekala arasındaki ilişkinin iddia edildiği gibi gergin olmadığını savundu. Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin aralarında bu mesele yüzünden gerçek bir anlaşmazlık yaşanmasını gerektirecek şekilde ABD Girişimi'ni destekleyen net bir tutum henüz açıklamadığına işaret etti.

Mahfuz sözlerini, Dibeybe'nin Tekala'ya yaptığı ziyaretin özellikle ABD girişimine dair tartışmaların geri planda kalmasıyla birlikte hükümeti için siyasi bir dayanak bulmayı hedeflediğini belirterek tamamlarken  ülkedeki ittifakların ulusal çıkarlara göre değil, iktidar mücadelesi veren tarafların şahsi menfaatlerine göre sürekli değiştiğine dikkati çekti.