Tunus'ta bir köy Ashab-ı Kehf'e ev sahipliği yaptığını iddia ediyor

Köy halkı, 12'nci yüzyılda "mağara arkadaşları" için mezarlar inşa etti

Tunus'un Şanni köyünün sakinleri Ashab-ı Kehf'e kurbanlar sunuyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Tunus'un Şanni köyünün sakinleri Ashab-ı Kehf'e kurbanlar sunuyor / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Tunus'ta bir köy Ashab-ı Kehf'e ev sahipliği yaptığını iddia ediyor

Tunus'un Şanni köyünün sakinleri Ashab-ı Kehf'e kurbanlar sunuyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Tunus'un Şanni köyünün sakinleri Ashab-ı Kehf'e kurbanlar sunuyor / Fotoğraf: Independent Arabia

Hüda Trablesi
Allah'ın semavî kitaplarında bahsettiği ve Kur'an'da bir sure ayırdığı Ashab-ı Kehf kıssasını pek çok kişi bilir.
Kimse ayrıntılarının nerede geçtiğini tam olarak bilmese de Tunus'un uzak güneyindeki Tatavin ilindeki Şanni el-Cible köyünün sakinleri, olayın kendi köylerinde meydana geldiğine ve Yedi Uyurlar'ın köylerindeki mağarada gömülü olduğuna inanıyor. 
Bu köy, milattan sonra 12'nci yüzyılda Berberiler tarafından kuruldu. Köyde bir mezarın uzunluğunun 6 metre olması bölge sakinlerinin bu mezarların Yedi Uyurlar'ın mezarları olduğu inancını sağlamlaştırdı.
Mezarların bitişiğindeki mescit, kıble yönüne eğimli küçük beyaz bir minareye sahip.
Arka tarafında şehir halkının Ashab-ı Kehf'in, imparatorun zulmünden korkarak üç asır boyunca içinde saklandıklarına inandıkları mağara var. 
Tur rehberi Cemil Dankir, Ashab-ı Kehf arkeolojik sit alanı hakkında şöyle konuştu:
"Kıssa üç semavî kitapta yer alıyor ve Kur'an Kehf Suresi'nde buna yer veriyor. Ayrıca hem İncil'de hem de Tevrat'ta içerik farklılıkları olsa da bu kıssadan söz edildiğini görüyoruz. Aynı kıssa güney Tunus'un çeşitli bölgelerinde anlatılıyor. Her bölgenin sakini, Yedi Uyurlar'ın kendi topraklarına gömüldüğüne inanıyor."
Aynı kıssa güney Tunus'un çeşitli bölgelerinde anlatılıyor. Her bölgenin sakini, Yedi Uyurlar'ın kendi topraklarına gömüldüğüne inanıyor Independent Arabia.jpg
Aynı kıssa güney Tunus'un çeşitli bölgelerinde anlatılıyor. Her bölgenin sakini, Yedi Uyurlar'ın kendi topraklarına gömüldüğüne inanıyor / Fotoğraf: Independent Arabia
 
Halkın anlattığı kıssa
Bölge halkının bildiği ve Cemil Dankir'in anlattığı hikaye şu şekilde:
Milattan sonra 3'üncü yüzyılda hüküm süren Roma İmparatoru Decius adaletsiz bir yöneticiydi ve imparatorluğunun sakinlerinden, çocuklarını putlara adak olarak sunmalarını istedi.
Bu yüzden halk büyük bir korku yaşadı. Bunun üzerine yedi kişilik bir grup, bir dağın eteğindeki mağaraya sığınmak için kaçtı.
Ancak saraydaki bazı işçiler onlara iftira atarak, İmparator'a itaat etmediklerini söyleyince, imparator mağaranın girişinin kapatılmasını ve hayattayken onlara mezar olmasını emretti.
Bunun sonrasında gençler mağarada uyudu. Ertesi gün uyandıklarında sadece bir gün uyuduklarını zannederek ihtiyaçları olan şeyleri almak için büyük bir dikkatle köye indiler. Ancak şehirlerinde meydana gelen büyük değişiklik karşısında o kadar şok oldular ki buna uyum sağlayamadılar.
Bu yüzden gönüllü olarak mağaraya dönmeyi ve ölene kadar orada kalmayı seçtiler.
Dankir konuyla ilgili şu bilgileri verdi:
"Milattan sonra 12'nci yüzyılda Berberi köyünün kurulmasıyla birlikte Şanni halkı onlar için mezarlar inşa etti. Mağara bir cami haline geldi ve güney Tunus'taki ayırt edici turistik cazibe merkezlerinden biri oldu. Kıssanın gizemi, onu duymaktan ve tüm detaylarını bilmekten keyif alan yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı haline geldi. Şanni'nin sakinlerinden bazıları hala Yedi Uyurlar'dan medet umuyor ve onları sürekli ziyaret ederek onlara kurbanlar sunuyor. Ayrıca mezarlar arkeolojik araştırma için açılmadı. Çünkü hikayenin bir efsane olduğuna inanılıyor."
Ashab-ı Kehf'in yeri hakkında Ürdün'ün başkenti Amman'ın güneydoğusundaki er-Racib köyündeki er-Rakim Mağarası'nda olduğunu söyleyen daha yaygın bir rivayetin olması dikkat çekici bulunuyor.
Mağara, 1963'teki arkeolojik kazılarda keşfedildi. İçinde, hepsi bir cam parçasıyla kapatılan bir açıklıktan görülebilen küçük bir alana sıkıştırılmış insan iskeletleri bulundu.
 
Independent Türkçe



Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
TT

Gazze'nin iç kesimlerindeki baskınlar "demirci atölyelerini" hedef aldı

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta, İsrail hava saldırısıyla yıkılan beş katlı bir binanın enkazının üzerinde yürüyen bir Filistinli adam, (AFP)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin derinliklerindeki metal atölyelerine (tornalama tezgahlarına) yönelik baskınlarını yoğunlaştırdı; bu gelişmeyi, Hamas ve diğer Filistinli grupların Gazze Şeridi'nde silahlanmasını durdurma çabalarıyla ilişkilendiriyor. Bir haftadan kısa bir süre içinde, İsrail uçakları üç metal atölyesini hedef aldı. Atölyelerden ikisi Gazze Şehrinde, biri ise Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunuyordu.

İsrail ordusu, saldırılarının silah üretim tesislerini ve Hamas altyapısını hedef aldığını belirtti.

İsrail ordusunun sadece demirci atölyesini bombalamakla kalmayıp, bulunduğu binanın tamamını yıktığı ve sakinlerine tahliye emri verdiği, bu durumun Lübnan'da verilen tahliye emirlerini hatırlattığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İsrail'in bu yeni hamleleri, Gazze Şeridi'nde yeni bir operasyonel planı işaret ediyor ve gelecekteki saldırıların sadece suikastları değil, Filistinli grupları silahsızlandırma bahanesiyle yapılacak operasyonları da içerebileceğini gösteriyor.

Altı gün önce onlarca Filistinlinin ölümüne yol açan İsrail'in tırmanışında, roket üretimi gibi askeri sanayilerde çalışan aktivistler hedef alınmıştı.


Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)
TT

Vefik Safa yetkilerinin azaltılmasının ardından Hizbullah'tan istifa etti

Vefik Safa (AP)
Vefik Safa (AP)

Hizbullah'ın "Koordinasyon ve İrtibat Birimi" başkanı Vefik Safa istifasını sundu. Bu, partinin iki genel sekreterinin ve üst düzey askeri liderlerinin öldürüldüğü İsrail'in sert saldırılarının ardından yapısını yeniden kurmaya çalışan parti liderliği için bir ilk oldu.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre konuyla ilgili bilgili kaynaklar, Hizbullah liderliğinin bugün üst düzey güvenlik yetkilisi Vefik Safa'nın istifasını kabul ettiğini bildirdi.

Lübnan güvenlik kurumlarıyla irtibattan sorumlu olan Safa, Ekim 2014'te İsrail'in düzenlediği bir suikast girişiminden sağ kurtulmuştu.

Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)Vefik Safa, Hizbullah'ın siyasi danışmanı Hüseyin Halil ile birlikte (Reuters)

İstifa, partinin Safa'nın yetkilerini azaltmasının ardından geldi. Bu durum, geçen yılın sonlarında başlayan ve bazı isimlerin görevden alınması ve yerlerine yeni isimlerin atanmasıyla sonuçlanan yapısal değişiklikle eş zamanlı olarak gerçekleşti.

Safa'nın halefinin kimliği konusunda çelişkili haberler ortaya çıktı, ancak kaynaklar partinin bazı gruplar için daha az kışkırtıcı ve devlet ve yabancı güçlerle ilişkilerinde farklı bir üslup benimseyecek bir isim aradığı konusunda hemfikirdi. Potansiyel halefler olarak adı geçen en öne çıkan isimler arasında Hüseyin Barada, Hüseyin Abdullah ve Muhammed Muhanna yer alıyordu.

Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)Geçtiğimiz eylül ayında Beyrut sahil şeridindeki Raouche bölgesinde Hizbullah destekçileri, Nasrallah ve Safiyuddin'in suikastlarını anmak için bir araya geldi (AP)

Safa'nın son görünümü, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın suikastının yıldönümü olan 25 Eylül'de Raouche Kayası'nda, Başbakan Nevvaf Selam'a hakaretler yağdıran parti destekçilerinden bazılarıyla birlikte gerçekleşti.


Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucuların Hamas’ın silah sorununu çözmek için sınırlı seçenekleri

Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)
Gazze şehrindeki Hamas üyeleri (AFP)

Gazze anlaşmasının ikinci aşamasının 10 gün önce başlamasının ardından İsrail’in taleplerinin başında ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ yer alıyor. Ancak bu talebin nasıl hayata geçirileceğine dair belirsizlik sürerken, Hamas’ın Filistin devleti kurulmadan silahlarını teslim etmeye sıcak bakmaması süreci çıkmaza sokuyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu düğümün arabulucuları son derece sınırlı seçeneklerle karşı karşıya bıraktığını belirtiyor. Buna göre, ya silahların tamamen tasfiyesi ya da dondurulması yönünde bir formül bulunması ve Hamas’ın buna ikna edilmesi ya da harekete baskı uygulanması gerekiyor. Uzmanlar, bu başlığın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrail iç siyasetinde seçim amaçlı bir baskı aracı olarak giderek daha fazla kullanılacağına dikkat çekiyor.

İsrailli muhalif lider Benny Gantz dün X platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, ‘Hamas’ın silahsızlandırılması’ çağrısında bulundu.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Hamas silah bırakmayı kabul etmezse İsrail bu yapıyı tasfiye edecek” dedi. Netanyahu da salı günü ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile yaptığı görüşmenin ardından, ‘Gazze Şeridi’nin yeniden imarına yönelik herhangi bir adımdan önce Hamas’ın silahsızlandırılmasının vazgeçilmez bir şart olduğu’ konusunda ısrarcı olduğunu vurguladı.

Strateji uzmanı Tuğgeneral Semir Ragıb, arabulucuların seçeneklerinin sınırlı olduğunu ve önlerinde ya uzlaşı sağlamak ya da baskı uygulamak dışında bir yol kalmadığını ifade etti. Ragıb, silahsızlandırma talebinin İsrail, Washington, Avrupa Birliği (AB) ve bağışçı ülkeler tarafından defalarca dile getirildiğini ve artık savaşın durdurulması ile yeniden imarın önüne konulan temel engellerden biri haline geldiğini söyledi.

Ragıb’a göre Netanyahu ve benzer siyasi aktörler silahsızlandırma dosyasını seçimlerde kullanacak ve anlaşmayı her an sabote edebilecekler. Özellikle ikinci aşama çok sayıda mayın barındırıyor ve Netanyahu, özellikle çekilmeyle ilgili başlıklara yaklaşmak istemiyor.

 Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde yıkılmış binaların enkazı arasında ilerleyen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferec, mevcut seçeneklerin giderek daraldığını belirterek, silahların tamamen tasfiye edilmesinden ziyade dondurulması yönündeki bir seçeneğin daha olası olduğunu ifade etti. Ferec, Hamas’ın elindeki silahların füze ya da insansız hava aracı (İHA) niteliğinde olmadığını ve bu nedenle teslim edilebileceğini söyledi. ABD ve İsrail’in silah maddesinin uygulanmasında ısrarcı olduğunu kaydeden Ferec, bunun İsrail’in geri çekilmesiyle eş zamanlı gerçekleşmesi ve yeni bir savaşın önüne geçecek garantilerin sunulması gerektiğini vurguladı.

Öte yandan Reuters’a konuşan Hamas kaynakları, çarşamba günü yaptıkları açıklamada, hareketin silahsızlanma konusunu diğer Filistinli gruplarla görüşmeyi kabul ettiğini, ancak Washington ya da bölgesel arabulucuların kendilerine silahsızlandırmaya dair ayrıntılı ve somut bir teklif sunmadığını belirtti.

İsrail’in Kanal 13 televizyonu, geçtiğimiz ocak ayının sonunda, ABD’nin Hamas’a silahlarını çok uluslu bir güce teslim etmesi için birkaç haftalık süre tanıyan bir belge hazırladığını bildirmişti. Habere göre, bu sürede uyum sağlanmaması halinde İsrail’e ‘dilediği gibi hareket etme’ konusunda yeşil ışık yakılacak.

Ferec, Hamas’ın manevra alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek, özellikle Mısır, Katar ve Türkiye başta olmak üzere arabulucularla hızlı bir uzlaşıya varması gerektiğini, zira İsrail’in şu aşamada en büyük engeli bu dosya üzerinden yarattığını ifade etti.

Ragıb ise Hamas’ın önünde, Trump planı ve silahsızlanma maddesini uygulamaktan başka bir seçenek bulunmadığını savundu. Ragıb, bu sürecin uzatılmaması ya da dolaylı yollardan aşılmaya çalışılmaması gerektiğini, ‘çünkü kaybedilen her günün ateşkes anlaşması için bir tehdit anlamına geldiğini’ dile getirdi.

Ragıb, Gazze’de polis güçlerinin önümüzdeki günler ya da haftalar içinde konuşlandırılacağını, istikrar gücünün de devreye girebileceğini belirterek, bu aşamadan sonra manevra alanının daha da daralacağına dikkat çekti.