İsrail ile Hamas arasında propaganda savaşı sürüyor

Hamas Hareketi, İsrailli tutuklular hakkında ücretsiz bilgi vermeyeceğini açıkça belirtiyor

Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia
Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia
TT

İsrail ile Hamas arasında propaganda savaşı sürüyor

Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia
Hamas, İsrail'i gözaltında tutulan mahkumların dosyasını sonsuza dek kapatmakla tehdit etti / Fotoğraf: Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia

İzzeddin Ebu Ayşa 
Tel Aviv, Gazze Şeridi'nde tuttuğu İsrailli mahkumların durumlarına ilişkin zaman zaman yayımladığı Hamas Hareketi'nin provokatif mesajlarını görmezden gelmeyecek gibi görünüyor.
Bu yüzden bir karşıt propagandayla karşılık vermeye karar verdi.
Tel Aviv'i bir mahkûm takası anlaşmasına zorlama çabalarının bir parçası olarak Hamas, bir yıl içinde dördüncü kez, 2014'ten beri Gazze Şeridi'nde tutulan İsrailli mahkumların video ve fotoğraflarını yayımladı.

Karar piramidin tepesinden
Tel Aviv ile Hamas arasındaki propaganda savaşı, Hamas'ın İsrailli tutuklu Avira Mengistu'yu sekiz yıl tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmasını hızlandırmak için ülkesine çağrıda bulunduğu bir video kaseti yayınlamasının ardından alevlendi.
Etiyopya kökenli Mengistu, İbranice konuştuğu kısa bir videoda şöyle dedi:
"Bu uzun yıllar süren acı ve ıstıraptan sonra ben ve yoldaşlarım burada ne kadar kalacağız? İsrail devleti ve halkı kaderimizin neresinde?"
Hamas Hareketi kaydı şu notla paylaştı:
"İsrail eski Genelkurmay Başkanı Aviv Kohavi'nin ve kurumunun başarısızlığını ve sözde ve hayali kazanımlarla halkına ve hükümetine yalan söylediğini teyit ediyoruz. Ve onun halefi Herzi Halevi, bu başarısızlığın ve sonuçlarının yükünü taşımaya hazırlanmalı."
İsrail, video klipteki Mengistu'nun kimliğini doğruladıktan sonra, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas propagandasıyla yüzleşmeye karar verdi.
Netanyahu bakanlardan, resmi ve devlete sadık İsrail medyasından, Hamas'ı kışkırtıp suçlamalarını ve son yayınlanan videonun önemini küçümsemelerini ve onunla ilgilenmemelerini istedi.
Netanyahu videoyu "önemsiz" olarak nitelendirdi ve ele alınmaması gerektiğini söyledi. Netanyahu, "Esirimizin Hamas tarafından tutulduğu video, hayatta olduğuna dair başından beri bildiğimiz şeyi doğruluyor. Video, onun sağlığının iyi olmaması ve hayatını koruma sorumluluğunun Hamas'a ait olması dışında bize yeni bir şey vermedi" dedi.

Netanyahu kayıtsız mı ilgili mi?
Netanyahu sözlerine şöyle devam etti:
"Hamas, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde psikolojik rahatsızlıkları olan sivil bir hastayı Gazze'de tutuyor ve medya propagandasıyla meşgul. Biz esirleri ve kayıpları anavatanlarına geri döndürmek için tüm kaynak ve çabalarımızı harcarken onlar kendi vatandaşlarının mağduriyetini umursamak yerine tutsak bir İsrailliyi psikolojik savaşla sömürüyor."
Netanyahu, Hamas'ın mesajına kayıtsız görünse de askeri gözlemciler farklı görüşteler.
Güvenlik işleri araştırmacısı Macid eş-Şarafi, "İsrail Başbakanı'nın Mengistu'nun videosuna yaptığı yorum, konuşmasında belirtilenin aksine konuya olan ilgisini gösteriyor. Güvenlik bilimlerinde, üst düzey yetkililer bir konuya kayıtsız kalırsa medya sözcülerinden yorum yapmalarını isterler. Ancak daha yüksek bir ilgi varsa kendileri konuşurlar. Bu kurala dayanarak Netanyahu'nun talimatları tam tersi olmasına rağmen Hamas'ın mesajıyla meşgul olduğu sonucuna varıyoruz" diye konuştu.

Hamas ücretsiz bilgi verdi mi?
Hamas ve İsrail esir değişimi anlaşması müzakerelerine başladığından beri Hamas tutukluları hakkında ücretsiz bilgi vermeyi reddettiğini öne sürüyor.
Buna rağmen Mengistu'nun iki mesajını yayımladı, ilki ses kaydı, ikincisiyse bir videoydu. Hamas ayrıca, İsrailli tutuklu Hişam es-Seyyid'in hastalığını açıklayan bir video klibi de yayımladı.
Videoda askerin silahı Hadar Goldin'ı gösterirken Şaul Aron'un hayatta olduğu da ima ediliyordu.
Knesset Üyesi Danny Danon, bununla ilgili olarak ve İsrail tarafından sürdürülen karşı propaganda bağlamında "Ücretsiz hediye olmadığını savunan Hamas bu ilkeden vazgeçti. Elinde tuttuğu sivil rehineler hakkında herhangi bir ödeme yapılmadan bilgi verdi. Ama asıl soru, bu değişikliğin nedeni nedir?" dedi.
Danon, sözlerine şunları ekledi:
"Bu, Hamas'ın İsrail tarafından istenilmeden sivil rehinelerin sağlık durumuyla ilgili yanıtını dördüncü kez verdiği olay. Bu durum, Hamas'ın Tel Aviv'in tutuklularının gerçekliği hakkında tüm bilgilere sahip olduğunun farkına vardığını gösteriyor. Dolayısıyla, kullandığı baskıya devam etmesi için hiçbir neden yok."
Tel Aviv'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilcisi olan Danon sözlerine şöyle devam etti:
"Hamas yüzsüzce, bir tutukluyu teşhir ediyor ve onu kötü amaçları için kullanıyor. Mengistu zihinsel sorunları olan biri ve buna rağmen acımasız ve insanlık dışı koşullarda tutuluyor. Ancak biz Hamas'ın psikolojik baskı içeren mesajlarına asla teslim olmayacağız."

İsrail halkı bedelini ödemeyi reddediyor!
Ayrıca Hamas, İsrail'e bir esir takası anlaşması yapması için baskı yapmaya çalışırken, İsrail bununla ilgilenmiyor gibi görünüyor.
Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya Sinvar, "İsrail'in iki olasılıktan birini seçmek için belirli ve kısa bir süresi var. Ya bir takas anlaşması ya da mahkumlarının sonsuza kadar kayıp olduğunu düşünmek" ifadelerini kullandı.
İsrail'de şu anda bir takas anlaşmasına gitmek zor görünüyor.
Tel Aviv Hükümeti'ndeki Tutsaklar ve Kayıp Kişilerle İlişkiler Koordinatörü pozisyonu Yaron Blum'un istifa etmesinden sonra hala boş.
Netanyahu ise bu görevi devralmak için yeni bir isim atayacağını belirtti.
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN askeri analisti Eyal Alime, Tel Aviv'in Mengistu dosyasına insancıl bir şekilde baktığını söylüyor.
Bu nedenle İsrail toplumunun, hükümetin bir takas anlaşması için fahiş bir bedel ödemesine razı olması mümkün değil.
Bu nedenle kamuoyu, Hamas'ın gözaltına aldığı sivillerin dosyasına tepki göstermedi.
Hamas sessiz kalmadı ve aynı zamanda karşı propagandaya da yöneldi. Hamas liderlerinden İsmail Rıdvan, "Yayınladıklarımız, İsrail şokun boyutunu ne kadar küçültmeye çalışırsa çalışsın, sahip olduğumuz değerli avın bir parçası. Dolayısıyla Netanyahu'nun takas anlaşmasını kabul etmekten başka seçeneği yok" diye konuştu.
Rıdvan, "Yaptığımız işi derinlemesine inceliyoruz ve hiçbir şey bedava değil. Bu mesajımız Tel Aviv'e ulaştı. Tel Aviv Hükümeti'ne video yayınıyla samimi olduğumuza dair güvence verdik. İsrail Hükümeti halkına yalan söylüyor ve onları kandırıyor" dedi.
 
Independent Türkçe



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.