Mısır, Sudan krizine ilişkin girişimde bulunmakta gecikti mi?

Kimi gözlemciler Mısır'ın girişimini, Sudan'ın siyasi sürecindeki çıkmazı kırmak için bir fırsat olarak değerlendirdiler

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
TT

Mısır, Sudan krizine ilişkin girişimde bulunmakta gecikti mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Hartum'da Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil ile görüştü / Fotoğraf: Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi

İsmail Muhammed Ali 
Sudan siyaset sahnesinin 25 Ekim 2021 tarihindeki askeri darbe nedeniyle bir yılı aşkın bir süredir devam eden siyasi krize son verilmesi amacıyla 5 Aralık'ta ülkede sivil bir yönetim kurulması için askerler ile Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri-Merkez Konseyi (ÖDBG) önderliğindeki siviller arasında imzalanan 'çerçeve anlaşma' konusunda gerilim ve bölünmelere tanık olduğu bir dönemde Mısır İstihbarat Şefi Tümgeneral Abbas Kamil, 2 Ocak'ta Sudan'ı ziyaret etti.
Tümgeneral Kamil, başkent Hartum'a varır varmaz, Sudan kulislerinde ziyaretin gizli gündemine dair fısıltılar başladı.
Ziyaret, Mısır'ın, Sudan-Sudan uzlaşısının önünü açacak bir diyalog platformu yaratmak amacıyla Sudanlı tüm tarafları Kahire'nin ev sahipliğinde 1-8 Şubat tarihleri arasında "Herkesi kucaklayan bir Sudan'a Doğru Demokratik Geçiş Beklentileri" başlıklı bir çalıştaya davet ettiğini açıklamak üzere gerçekleşti. 

Peki, siyasi gözlemciler, Mısır'ın bu girişimini Sudan sahnesinde bir kırılma ya da bölünme yaratabilmesi bakımından nasıl gördüler?

"Siyasi krizin tüm taraflarıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri var"
Sudanlı siyasi ve askeri işler uzmanı Tümgeneral Emin İsmail Meczub, "Misyonu (UNITAMS), Afrika Birliği (AfB) ve Doğu Afrika'da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesinden (IGAD) oluşan üçlü mekanizması gibi siyasi arenayı destekleyen diğer tüm uluslararası ve bölgesel girişimlere benziyor. Kahire'nin bir yandan ekonomik krizle boğuşurken diğer yandan Filistin davası, Gazze ve Mescid-i Aksa'daki duruma ilişkin dosyalarla ilgilenmesi nedeniyle Kahire,  Sudan krizi için girişim başlatmakta gecikmiş olabilir. Ancak biz Sudan'da Mısır'ı 1920'lerden bu yana tarihi bir ilişki içinde olduğumuz kardeşçe bir komşu olarak görüyoruz. Bu yüzden ülkedeki siyasi krizin tüm taraflarıyla doğrudan ya da dolaylı ilişkileri var" dedi.
Meczub, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mısır'ın Sudan'daki siyasi çözümü tamamlamak için görüşleri yakınlaştırma girişimi, Suudi Arabistan-ABD ortak girişimi ya da Birleşmiş Milletler (BM) Sudan'daki Geçiş Entegre Kahire'nin İstihbarat Şefi Tümgeneral Kamil'in Ocak ayı başlarında Hartum'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında yaptığı gözlemler, Sudanlı siyasi güçlerin beklenen nihai siyasi anlaşmaya geniş bir katılım göstermeleri gerektiğine işaret etti. Sudanlı taraflar arasında Sudan-Sudan diyalogunun başlatılmasını sağlayacak bir çalıştaya ev sahipliği yapma çağrısında bulundu. Mısır Dışişleri Bakanlığı daha önce yaptığı açıklamada, Sudan krizinin sona ermesini sağlayacağını umarak çerçeve anlaşmayı desteklemişti. Daha sonra Kahire, bir girişim başlatmadığını, Sudan krizinin tarafları arasında bir görüş birliği için çaba sarf ettiğini açıkladı."

"Ortamı germek istiyorlar"
Meczub, "Dolayısıyla amaç Sudanlı tarafların görüşlerini yakınlaştırmaksa, bunda bir sakınca yok ama eğer bir inisiyatif söz konusu ise başta Demokratik Blok olmak üzere Sudan krizinin bazı taraflarının bu durumdan yararlanarak ülkenin siyaset sahnesinde gerilimi artıran bir faktör olarak kabul edilsin ya da edilmesin inisiyatifi mevcut krizin sac ayaklarından biri haline getirmeye çalışacağına inanıyorum. Bunu ÖDBG-Merkez Konsey'inin Mısır'ın çalıştay çağrısını reddettiğine dair açıklamasında gördük.  Bu yüzden Mısır gerilimi çıkarılmaması gerektiğini düşünüyorum. Mısır'ın davetini ya da girişimini, Suudi Arabistan-ABD girişiminin karşısına rakip olarak koyanlar, ortamı germek istiyorlar" diye konuştu.
Sahadaki gerçekler kanıtlanmadıkça, Mısır'ın girişiminin nihai anlaşmayı engelleme girişiminden ibaret kalacağına dair iddiaları reddeden Meczub, Mısır'ın nihai bir siyasi anlaşma imzalanması için mümkün olduğu kadar çok sayıda Sudanlı tarafı bir araya getirme çabasıyla başlattığı girişime, Sudan sahnesinde aktif olan uluslararası güçlerden yeşil ışık yakıldığını söyledi.
Meczub, ancak ÖDBG-Merkez Konseyi'nin Sudanlı tarafları negatif bir ayrımcılıkla 'isyancı güçler, eski rejimle iş birliği yapan güçler ve 25 Ekim darbesini destekleyen güçler' şeklinde üç kategoriye ayırdığı da sözlerine ekledi.
Ordunun, konunun hassasiyeti göz önüne alındığında, Mısır'ın girişimine dair ne kabul eden ne de reddeden bir açıklamada bulunmadığına dikkati çeken Meczub, "Ancak bana göre Mısır'ın çağrısı, ordunun çerçeve anlaşmayı Ulusal Kongre Partisi dışında ülkedeki diğer tüm siyasi güçleri de kapsayacak şekilde genişletme vizyonuyla örtüşüyor"değerlendirmesinde bulundu.

"Ülkedeki siyasi süreci etkileyen çıkmazı kırmak için iyi bir fırsat"
Hartum'daki Uluslararası Afrika Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan Zemzemi Beşir, kısa süre önce askerler ile siviller arasında imzalanan çerçeve anlaşma konusunda Sudan'ın siyasi güçleri arasında herhangi bir fikir birliği olmadığına dikkat çekti. Mısır'ın girişiminin doğru zamanda başlatıldığına inandığını ifade eden Prof. Beşir, dolayısıyla bu girişimin, özellikle hesaplanmış adımlarla ülkedeki siyasi süreci etkileyen çıkmazı aşmak için iyi bir fırsat olduğunu söyledi. 
Prof. Beşir, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Mısır'ın girişimi, 70 yılı aşkın süredir Sudan'ın bir ortak olduğu için Kahire'nin özellikle Washington'dan aldığı uluslararası destek ve Sudanlı siyasi güçlerin çoğu üzerindeki nüfuzu nedeniyle, çerçeve anlaşmadan daha büyük bir başarı şansına sahip. Ancak girişimler genel olarak birleşmeye, istikrara kavuşmaya ve genel seçimlere yol açacak bir sivil hükümet kurulmasına katkıda bulunmalıdır. Ülkedeki bir numaralı siyasi talep budur. Mısır, güvenlik, stratejik ve ekonomik çıkarları çerçevesinde hareket etse de bu adımlar, Sudan'ın ulusal güvenliğinden uzakta atılan adımlar değil. Mısır, Sudan'daki herhangi bir güvenlik ve siyasi istikrarsızlıktan etkilenebilir. Bu yüzden karşılaşacağı bazı zorluklar ve engeller olmasına rağmen, Sudan siyasi sürecinde bir ilerleme kaydedilmesini sağlayabilmek için tüm tarafları bir araya getirmek istiyor. Ancak böylece bu meselelerin üstesinden gelebilir."
Kahire'nin Sudan'daki siyasi nüfuzunu yeniden oluşturmaya çalıştığı iddialarını reddeden Prof. Beşir, iki ülkenin siyasi ve sosyal ortamlarının farklı ve bunun çok zor olduğunu belirterek “Mısır, yalnızca ülkenin siyasi istikrarını garanti eden Sudan-Sudan uzlaşısının başarısı için baskı yapan bir rol oynamak istiyor” şeklinde konuştu.

Karşı hareket
ÖDBG güçleri, çerçeve anlaşmanın, demokratik sivil geçişi yeniden tesis etme yolunda bir atılım teşkil ettiğinden Sudanlıların öncülüğünde bir süreç için iyi bir temel oluşturduğunu belirterek, Mısır'ın girişimi kapsamında Kahire'de yapılacak çalıştaya katılmayı reddettiklerini açıkladı.
Mısır'ın Hartum Büyükelçiliği aracılığıyla Mısır hükümetinden 1-8 Şubat tarihleri arasında Kahire'de düzenlenecek olan 'Herkesi kucaklayan bir Sudan'a Doğru Demokratik Geçiş Beklentileri' başlıklı çalıştaya katılmak üzere bir davet aldığını açıklayan ÖDBG, açıklamasında, çerçeve anlaşmadaki ilerleme nedeniyle çalıştayın gecikmiş bir girişim olduğunu vurguladı.
ÖDBG açıklamasında ayrıca çalıştayın, Sudan halkının sivil demokratik sürecini yeniden tesis etme çabalarını baltalamak için karşı hareket başlatan güçler için bir platform oluşturduğunu değerlendirirken söz konusu güçlerin, politikaları hem ülkelere hem de halklarına zarar veren eski rejimle bağlantılı olduğunu öne sürdü.
Açıklamada, çerçeve anlaşmaya dayanan siyasi sürecin gidişatını desteklemek için tüm uluslararası ve bölgesel çabalardan memnuniyet duyduklarını ifade eden ÖDBG güçleri, son aşamanın başlamasıyla birlikte önemli adımlar atıldığını vurguladılar.
Açıklamada ayrıca, çerçeve anlaşmaya imza atan tüm tarafların, sorunlarını çözecek, bir an önce halkın umutlarını ve özlemlerini giderecek ve 5 Aralık hareketinin temel taleplerini karşılayacak adil ve demokratik bir çözüme ulaşmak amacıyla titiz bir çalışma içinde örgütlendiklerinin altı çizildi. 
 
 Independent Türkçe



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.