Libya Ulusal Birlik Hükümeti Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’na 7 ülke katıldı

Trablus’taki Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’ndan bir kare (UBH)
Trablus’taki Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’ndan bir kare (UBH)
TT

Libya Ulusal Birlik Hükümeti Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’na 7 ülke katıldı

Trablus’taki Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’ndan bir kare (UBH)
Trablus’taki Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’ndan bir kare (UBH)

Libya’nın başkenti Trablus’ta dün düzenlenen Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı’na Arap Birliği (AL) Genel Sekreterliği ile AL üyesi 22 ülkeden sadece 7’sinin katılması, Abdulhamid ed-Dibeybe liderliğindeki geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) için diplomatik ve siyasi bir yenilgi olarak değerlendirildi.
UBH Dışişleri Bakanı Necla el-Menguş, 158’incisi gerçekleşen Arap Dışişleri Bakanları İstişare Toplantısı'na katılımın çalışmaları resmileştirmek için gerekli yasal düzeyde olmadığını açıkladı. UBH, yalnızca Cezayir, Tunus, Katar, Filistin, Umman Sultanlığı, Sudan ve Komorlar’dan gelen heyetlerin katılmasından ötürü toplantıyı ‘istişare toplantısı’ olarak adlandırılmak zorunda kaldı.  Toplantıya, Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi ve Libya Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Abdoulaye Bathily ve Afrika Birliği (AfB) temsilcisi de katıldı.
Dışişleri Bakanı Menguş, toplantıdan önce yaptığı konuşma, Temsilciler Meclisi (TM) tarafından onaylanan paralel İstikrar Hükümeti karşısında UBH’nin toplantıyı Arap ülkeleri arasında meşruiyetinin tanınmasına dönüştürme çabalarının başarısız olmasından duyduğu memnuniyetsizliği yansıtıyordu. Menguş, konuşmasında, UBH’nin AL’deki tüm haklarını kullanmakta kararlı olduğunu ve AL tüzüklerinin siyasileştirilemezine itiraz ettiğini söyledi. Menguş, toplantının katılımcılarına hitaben, “Yıllardır özlenen Arap dayanışması adına güvenli ve istikrarlı başkent Trablus'a gelenler herkese hoş geldiniz demek istiyorum” dedi.  Libya’nın ‘bir savaş ülkesi ve yıkılmış bir ülke olduğuna dair olumsuz hikayelere’ inanmamaları çağrısında bulunan Menguş, ‘Arap ülkelerinin Libya ile dayanışma içinde olmasını sabırsızlıkla bekleyen Libyalıların iradesini kırma girişimlerinin somut bir gerçeğe dönüştüğünü’ söyledi.
Toplantıya katılmayan dışişleri bakanları kanalından, “Bazıları Trablus'un, süresi birkaç saati geçmeyecek bir istişare toplantısına ev sahipliği yapacağını iddia ettiler” diyen Menguş, şikayet eder bir ses tonuyla, “Arap ülkelerinin seçim sürecini ve demokratik geçiş sürecini desteklemesini istedik” şeklinde konuştu. Menguş, ‘Libya halkının istikrarı sağlama ve seçimleri düzenleme konusundaki çabalarına karşı ayrımcılık yapıldığından ve bu çabaları başarısızlığa uğratma girişimlerinden’ bahsetti.
‘Libyalıların iradesini kırmaya çalışan ve Libya'da istikrarı sağlamayı ve seçimleri düzenlemeyi amaçlayan uluslararası çabaları engellemeye çalışan bazı Arap girişimleri’ olduğunu iddia eden Menguş, “Bazı Arap ülkelerinin Libya'nın bir Arap toplantısına ev sahipliği yapabileceğine dair şüphelerini kabul etmiyoruz” dedi. Libya'nın davası için Arap ülkelerinin desteğini almasını engellemeye yönelik bir takım girişimler olduğunu öne sürdü.
UBH’nin AL’in Libya'nın istikrara kavuşturulmasında rol oynaması konusundaki kararlılığını vurgulayan Menguş, AL’i Libya'da seçimlerin düzenlenmesi ve geçiş dönemlerinin sona erdirilmesi için UNSMIL’i desteklemeye çağırdı.
AL’in 2011 yılında Libya’ya yönelik uluslararası müdahaleye verdiği desteğin ardından Arap ülkelerini de Libya'yı desteklemeye çağıran Menguş, UBH’nin ‘10 yıl sonra ilk kez savaşa son verdiğini ve tüm vatandaşlara temel hizmetler götürdüğünü’ öne sürdü. Menguş, Libya ekonomisinin, ülkede istikrara açılan bir kapı olacak şekilde kalkınma için umut verici hale geldiğini de sözlerine ekledi. Menguş, UBH’nin seçimleri düzenleme, geçiş aşamalarını sona erdirme ve ülkenin kaosa sürüklenmesini önleme taahhüdünü yineledi.
Öte yandan UNSMIL Başkanı Bathily, Arap ülkeleri arasındaki dayanışmanın Libya ve tüm bölgenin güvenlik ve istikrarı için gerekli olduğunun altını çizdi. Bathily, Libya sahnesindeki tüm aktörleri mevcut duruma bir an önce çözüm bulmak için sorumluluk almaya çağırdı.
UNSMIL Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü:
“Libyalı liderlerin, ülkelerinin yeniden BM ailesinin bir parçası olması için meşru organlar oluşturmak üzere seçimlerin düzenlenmesi için yıllardır devam eden krize bir Libya-Libya çözümü bulmalarının zamanı geldi.”
Bathily, Libyalıların seçim sürecini desteklediklerini ve ülkenin kaynaklarından yararlanmayı umduklarını vurguladı.
Dışişleri Bakanı Menguş, toplantının açılışının ardından toplantı gündemini tartışmak üzere kapalı oturumun başladığını duyurdu.
UBH İçişleri Bakanlığı, Trablus'taki en-Nasr Ormanı kompleksinde güvenliğin sağlanması çerçevesinde başkent Trablus'un idari ve güvenlik bölgesi içindeki güvenlik noktalarının resimlerini yayınladı.
Toplantıya katılmak üzere Mitiga Uluslararası Havalimanı'na ilk gelen isim Tunus Dışişleri Bakanı Osman el-Cerendi oldu. Havalimanı Liman Güvenlik Müdürlüğü tarafından dağıtılan bir haritaya göre toplantı nedeniyle Tacura'dan havalimanına giden yol dışında havalimanına giden bazı yolların kapatıldı.
Öte yandan Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, dün toplantının oturum aralarında bir araya geldiği Cezayir Dışişleri Bakanı Ramtane Lamamra’nın, kendisine Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun'un selamlarını ve ‘Libya'da istikrarı güçlendirme ve eski rolüne geri dönmesini destekleme’ konusundaki hassasiyetini ilettiğini söyledi. Menfi,  Tebbun’un ‘mevcut sürecin önceliklerini somutlaştırmak için ülkesinin Libya ile dayanışma içinde olduğunu, Başkanlık Konseyi ve Libya halkıyla omuz omuz olmayı sürdüreceğini’ bir kez daha vurguladığını aktardı.
Bir diğer gelişmede UBH’ye bağlı İstikrarı Destekleme Birimi’nden yapılan açıklamada, güvenlik ve istikrarı sağlamayı amaçlayan operasyonlar çerçevesinde vatandaşlardan gelen ihbar üzerine Kani kardeşler liderliğindeki suç çetelerine üye oldukları gerekçesiyle aranan 6 şüphelinin yakalandığı bildirildi.
Diğer yandan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi’de bulunan karargahında Yeniden Yapılanma ve İstikrar Komitesi ile bir araya geldi. Hafter ayrıca LUO Komutanı Halife Hafter liderliğindeki silahlı güçlerin Genelkurmay Başkanı Korgeneral Abdurrezzak en-Nazuri ve Askeri Teftiş Dairesi Başkanı Korgeneral Sakr el-Ceruşi ile görüştü.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.