Moritanya'daki ekonomik sorunlar, çocukların yetersiz beslenmesine neden oluyor

UNICEF, Moritanya'daki en savunmasız grupların sorunlarının nasıl ortadan kaldırılacağını tartışmak üzere Moritanya Sağlık Bakanlığı ile bir toplantı düzenledi

Çocuklarda yetersiz beslenme ve gelişim geriliği oranının yüksek olması Moritanyalı annelerin endişesini artırıyor / Fotoğraf: UNICEF
Çocuklarda yetersiz beslenme ve gelişim geriliği oranının yüksek olması Moritanyalı annelerin endişesini artırıyor / Fotoğraf: UNICEF
TT

Moritanya'daki ekonomik sorunlar, çocukların yetersiz beslenmesine neden oluyor

Çocuklarda yetersiz beslenme ve gelişim geriliği oranının yüksek olması Moritanyalı annelerin endişesini artırıyor / Fotoğraf: UNICEF
Çocuklarda yetersiz beslenme ve gelişim geriliği oranının yüksek olması Moritanyalı annelerin endişesini artırıyor / Fotoğraf: UNICEF

Akarini Eminuh
Moritanya ile ilgili bir UNICEF raporu, Moritanyalı annelerin endişelerini artırdı.
Raporda, her üç çocuktan ikisinin anemiden mustarip olduğu ve her dört Moritanyalı çocuktan birinin büyüme geriliği yaşadığı belirtildi.
Bu kötü tablo UNICEF'i gıda takviye stratejisini yeniden canlandırmanın yollarını tartışmak üzere Moritanya Sağlık ve Ticaret Bakanlığı ve ilgili birçok hükümet ve sivil toplum kuruluşuyla bir toplantı yapmaya sevk etti.
Açıklanan bilgilere göre bu toplantının amacı, ilgili makamları durum hakkında bilgilendirmek ve çocukların, kadınların ve en savunmasız toplumsal grupların acılarına son vermek için gıda takviyelerinin yeniden canlandırılmasını sağlamaktır.

Yetersiz beslenme tespiti
Moritanya'daki sağlık politikası, çocuklar ve anneler arasındaki yetersiz beslenmeyi tespit etmek için ulusal projeler üretiyor.
Bu projelerin sonuncusu, insan kaynaklarından 2 bin sağlık asistanının seferber edildiği Moritanya genelinde 630 bin çocuğu hedef aldı.
Proje kapsamında, altı ay ile beş yaş arasındaki binlerce çocuğa A vitamini ve bağırsak kurdu önleyici verildi.
Yoksulluk, Moritanyalı çocuklar arasında yetersiz beslenmeye neden oluyor Yoksulluk, Moritanyalı çocuklar arasında yetersiz beslenmeye neden oluyor.jpg
Yoksulluk, Moritanyalı çocuklar arasında yetersiz beslenmeye neden oluyor / Fotoğraf: Independent Arabia
Çocuklarda yetersiz beslenmeyle mücadele alanında çalışan ve halk sağlığı uzmanı olan Muhammed Cub, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:
"A vitamini eksikliği çocuk hastalıklarının başlıca nedenlerinden biridir ve bu vakalar genel olarak Afrika'da, özellikle Moritanya gibi altı yaşın altındaki çocuklar için yüzde 15, beş yaşın altındaki çocuklar için yüzde 74 gibi yüksek oranlar kaydeden kurak bölgelerde yaygındır. 2021 yılı anket oranlarına göre ülkedeki yetersiz beslenme, Dünya Sağlık Örgütü'nün yüzde 12 ve yüzde 2 olarak belirlediği sınıra yakın rakamlar olan genel yetersiz beslenmenin yüzde 11,1'i ve akut yetersiz beslenmenin yüzde 1,9'udur."

Gelişimsel engel
Moritanya'daki binlerce yoksul ailenin ekonomik koşullarının kırılganlığı, ülke içindeki yaşam standartlarını etkilemesi nedeniyle, anne sağlığının gelişmişlik göstergelerine açıkça gölge düşürüyor.
Moritanya Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı Toto Ahmed Ceddu şunu aktardı:
"Sağlık ve beslenme konusunda farkındalığı artırmak, hamile kadınlara ücretsiz tıbbi danışmanlık sağlamak ve doğum sonrasına kadar onlara bakım sağlamak için net bir strateji geliştirmek adına ilgili kurumlara çağrıda bulunmak istiyorum. Özellikle ücra köylerde çalışanlar olmak üzere sağlık hizmeti sağlayıcılarının becerilerinin geliştirilmesi, kadın ve çocuklara daha iyi bakım sağlanmasına yardımcı olacaktır."
UNICEF tahminlerine göre, Moritanya'daki bebek ve çocuk ölüm oranları 1990'da bin doğumda 118 iken 2017'de bin doğumda 79 oldu.

Farkındalık eksikliği
Yanlış beslenme alışkanlıkları, yetersiz beslenmenin çocuklar arasında yayılmasına sebep oluyor.
Sağlık Danışmanı Sidi el-Feth yanlış beslenme alışkanlıklarının konuyla ilişkisini şu şekilde açıkladı:
"Moritanya'da yetersiz beslenme, uygun sağlık eğitiminden yoksun yoksul sınıflar arasındaki farkındalık eksikliğinden ve bu durumun sağlığı olumsuz yönde etkilemesinden kaynaklanmaktadır. Bu ailelerin günlük iş meşguliyetleri de çocuklara temel gıda sağlanmasına engel olduğundan, yoksul kadınlar besin takviyesi almak için sağlık merkezlerine başvurmaktadır."

Anneler endişeli
İki yaşında bir erkek çocuk annesi olan Amine Mint Ömer, çocuklar arasındaki yetersiz beslenme oranlarının yüksekliğiyle ilgili endişelerini şu şekilde dile getirdi:
"Moritanya hükümetinin yetersiz beslenmeyle mücadeleyi temel sağlık tedavileri arasına dahil etmesini umuyorum. Yetersiz beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalan çocukların ve refakatçilerinin giderlerinin karşılanması, kendilerinin ve ailelerinin yaşadıkları köylerden sağlık merkezlerine gidiş gelişlerinin sağlanmasını bekliyorum."
 
IndependentTürkçe



Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
TT

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, devletin ülkenin güneyine geri döneceğine söz verdi

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, ülkenin güneyindeki Keferşuba sakinleri tarafından çiçek ve pirinç yağmuru eşliğinde böyle karşılandı (Şarku’l Avsat)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, halk ve siyasi partiler tarafından sıcak bir şekilde karşılanan iki günlük bölge gezisi sırasında, İsrail sınırındaki köylerdeki altyapının ‘birkaç hafta içinde’ yeniden inşa edilmesi ve güneydeki devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi için çalışacağına söz verdi.

Başbakan Selam şunları söyledi:

“Bu bölgenin devlete geri dönmesini istiyoruz ve ordunun güneyde sorumluluklarını yerine getirmeye devam etmesinden memnunuz. Ancak egemenlik sadece orduyla değil, aynı zamanda hukuk ve kurumlarla, halka sosyal koruma ve hizmetlerin sağlanmasıyla da tesis edilir.”

Bu ziyaret, Hizbullah ile Başbakan arasındaki siyasi farklılıkların önemli ölçüde aşıldığını gösterdi, zira Başbakan, birden fazla durakta Hizbullah, Emel Hareketi, Değişim bloğundan diğer milletvekilleri ve hatta etkinliklere katılan Hizbullah muhalifleri tarafından karşılandı.

Öte yandan Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Güvenlik Konseyi'nin VII. Bölüm Kapsamındaki Kararlarının Uygulanması Komitesi, terör listesine Lübnan’daki sekiz hastaneyi ekledi. Bu hastanelerin en az dördü Hizbullah tarafından işletiliyor.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, ‘bu konuda Kuveytli yetkililerden herhangi bir inceleme veya bildirim almadığını’ açıklarken ‘konuyu açıklığa kavuşturmak, karışıklığı önlemek için doğru bilgileri sunmak ve Lübnan sağlık sistemini korumak için gerekli temasları kuracağını’ bildirdi.


İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

İran'ın pazarlık hamleleri, Gazze anlaşmasının durgun sularını hareketlendiriyor

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

İran ile yaşanan gerilimler ve Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmaz ortamında, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında, önümüzdeki çarşamba gününe ertelenen ve büyük bir merakla beklenen bir görüşme planlanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yapılması planlanan görüşmenin, Gazze ateşkes anlaşmasındaki çıkmazın aşılması karşılığında İran'a yönelik baskının artırılması konusunda pazarlık içerebileceği ihtimalini göz ardı etmiyorlar.

Amerikan haber sitesi Axios'a göre 19 Şubat'ta yapılması planlanan ve ikinci aşamayı ilerletmesi beklenen Gazze "Barış Konseyi" toplantısı öncesinde, Netanyahu'nun ofisi, İran ile müzakereleri görüşmek üzere çarşamba günü Washington'da Trump ile bir araya gelmesinin beklendiğini belirtti. Açıklamada ayrıca, "İran ile yapılacak herhangi bir müzakerenin, balistik füzelerin sınırlandırılmasını ve bölgedeki İran'ın vekillerine verilen desteğin durdurulmasını içermesi gerektiğine inanılıyor" denildi.

Çarşamba günü yapılacak görüşme, ABD Başkanı Trump'ın Ocak 2025'te göreve dönmesinden bu yana Netanyahu ve Trump arasında gerçekleşecek yedinci görüşme olacak.

Mısır Dışişleri Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Rakha Ahmed Hassan, Netanyahu'nun "Barış Konseyi" toplantısından önce Washington'a yaptığı ziyaretin zamanlamasının, "özellikle İran ve Gazze konularında, Washington ve Tel Aviv arasında çoğu noktada varılan anlaşma çerçevesinde" pozisyonların koordinasyonunu yansıttığına inanıyor.

Hassan, özellikle Washington'un "İran'a yapılacak bir saldırının kendi çıkarlarına daha büyük zarar vereceğinin farkına vardığı ve bunun Netanyahu için kabul edilemez göründüğü" göz önüne alındığında, iki konunun geleceğiyle ilgili "uzlaşma" olasılığına işaret etti.  

Filistinli siyasi analist Ayman al-Raqab, "uzlaşmanın mümkün olduğunu" ve Trump'ın "İran ve Gazze'nin birbirine bağlı meseleleri konusunda bir koordinasyon sağlamak isteyebileceğini ve birçok Amerikalı elçiyle, en son Steve Wittkoff ile görüşen ve başta uluslararası istikrar gücü, Hamas'ın silahsızlandırılması, yeniden yapılanma ve İsrail'in çekilmesi olmak üzere çetrefilli konuları ele alan Netanyahu ile meseleleri sonuçlandırmak isteyebileceğini" değerlendiriyor.

Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)Gazze Şeridi'nin merkezindeki Nuseyrat mülteci kampında yıkılmış evler (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ise dün Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis ile yaptığı telefon görüşmesinde, "ABD başkanının planının ikinci aşamasının gereklerini yerine getirmek için çalışmanın gerekliliğini" vurgulayarak, "Mısır'ın Barış Konseyi'ne desteğini" belirtti.

Abdulati, "Mısır'ın Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi'nin çalışmalarına tam desteğini" yineleyerek, bunun nüfusun günlük işlerini yönetmeyi amaçlayan ve Filistin Yönetimi'nin Şeritteki tüm sorumluluklarını yeniden üstlenmesinin yolunu açan geçici bir çerçeve olduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı, "ateşkesi izlemek, Gazze Şeridi'ne insani yardım ve kurtarma desteği sağlamaya devam etmek ve erken toparlanma ile yeniden yapılanmanın yolunu açmak için uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasının acil gerekliliğini" vurguladı.

Hassan, "Mısır, Gazze anlaşmasının tam olarak uygulanmasına bağlıdır ve gerek Barış Konseyi ve ona katılımı yoluyla gerekse uluslararası ortaklarla yapılan görüşmeler ve toplantılar yoluyla bu sürecin tamamlanmasını desteklemek için her cephede çalışmaktadır" dedi. Al-Raqab, Gazze anlaşmasının kalan konularının "barış sürecinin ilerlemesi için son derece önemli" olduğunu belirterek, İsrail'in "anlaşmada ilerlemenin önüne çok sayıda engel koyduğunu ve Trump ile Netanyahu arasındaki görüşmenin bu konuda çok önemli olacağını" ifade etti.


Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.