Gali'nin görevinin yenilenmesinden sonra Polisario'yu nasıl bir gelecek bekliyor?

Gözlemciler, onun yeniden seçilmesini Cezayir'in Fas'tan tamamen kopma çizgisinin bir devamı olarak görüyorlar

Asker ve siyasetçi İbrahim Gali, Rabat'la gerilimi tırmandırmanın savunucularından biri ve Cezayirliler ona güveniyor / Fotoğraf: AFP
Asker ve siyasetçi İbrahim Gali, Rabat'la gerilimi tırmandırmanın savunucularından biri ve Cezayirliler ona güveniyor / Fotoğraf: AFP
TT

Gali'nin görevinin yenilenmesinden sonra Polisario'yu nasıl bir gelecek bekliyor?

Asker ve siyasetçi İbrahim Gali, Rabat'la gerilimi tırmandırmanın savunucularından biri ve Cezayirliler ona güveniyor / Fotoğraf: AFP
Asker ve siyasetçi İbrahim Gali, Rabat'la gerilimi tırmandırmanın savunucularından biri ve Cezayirliler ona güveniyor / Fotoğraf: AFP

Sağir el-Hidri
Ayrılıkçı 'Polisario' Cephesi'nin başına İbrahim Gali'nin yeni bir dönem için seçilmesi, ister Fas'la olan ihtilaftan, ister kendi içindeki kötüleşen bölünmelerden dolayı, içinde yaşadığı belirsizlik durumunun ışığında cephenin geleceği ve bir sonraki aşamanın öncelikleri hakkında soru işaretlerine yol açtı.
73 yaşındaki Gali, 'Polisario' cephesinin ana müttefiki olan güney Cezayir'deki Tinduf kamplarında düzenlenen 16. konferansta yeniden seçildi.
Cepheye bağlı Sahara haber ajansının bildirdiğine göre katılımcıların yüzde 69'u Gali lehine oy kullanırken yüzde 31'i ise rakibi Beşir Mustafa'ya oy verdi. Bu konferans cephenin gidişatında bir dönüm noktası olabilirdi.
Beşir Mustafa, Polisario'nun BatıSahra'nın kontrolü konusunda tartıştığı Fas'ı yatıştırmasıyla tanınırken asker ve siyasetçi İbrahim Gali, Rabat'la tırmanışın savunucularından biri ve Cezayir tarafından güvenilen bir isim olarak biliniyor. 
Gali'nin üç yıl daha liderliğini sürdüreceği 'Polisario' Cephesi, 1975'ten beri Sahra'nın kontrolü konusunda Fas ile şiddetli bir çatışmaya girdi.
Rabat bölge üzerinde hak sahibi olduğunu savunuyor fakat mücadele henüz son noktasına ulaşmadı.
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun, Cezayir'in Gali'ye desteğini sürdürdüğünün güçlü bir göstergesi olarak geçen pazar günü, yeni bir dönem için cephenin başına geçmesi münasebetiyle Gali'ye bir tebrik mesajı gönderdi.
Bu, gözlemcilerin cephenin bir sonraki aşamada Fas ile tırmanmaya başvuracağı konusunda spekülasyon yapmasına neden oldu.

İki akım arasındaki anlaşmazlıklar
Cephe, ABD ve İspanya'nın Fas'ın Batı Sahra üzerindeki hakkını tanımasının ardından kendi içinde, son yıllarda daha da büyüyen güçlü anlaşmazlıklara tanık oluyor. Birçok kişi başarısızlıklarından Gali'yi sorumlu tutuyor.
Mağrip ile ilgili meselelerde uzman araştırmacı Raşid Haşane, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada, "Cephe içindeki bu anlaşmazlıklar, Cezayir askeri teşkilatı içindeki anlaşmazlıkların bir uzantısıdır. Cezayir'in Cephe yüzünden mali, manevi veya diplomatik olarak çok şey kaybettiğine dair bir görüş var. Batı Sahra mücadelesinin devam etmesinden fayda sağlandığına inanan başka bir görüş daha söz konusu. Bu da Fas ile her an silahlı çatışmaya dönüşebilecek bir soğuk savaş olduğu bahanesiyle Cezayir'de çok sayıda silahlanmanın devam etmesi anlamına geliyor" dedi.
Haşane, "Polisario Cephesi'ne hakim iki görüş söz konusu: Tamamen Cezayir'i destekleyen bir akım var. Diğer bir akım ise, Birleşmiş Milletler'den (BM) meşruiyete ek olarak, Fas ile anlaşmalara veya Fas Krallığı'nın güneyinde rol oynamasına izin veren bir takasa varmanın mümkün olduğuna inanıyor. Gali'nin yeniden göreve getirilmesi Cezayir askeri teşkilatının Batı Sahra dosyasıyla ilgili çizgisinin bir devamı niteliğindedir. Bu, Fas ile tam bir kopuş ve diplomatik düzeyde tırmanış oluşturan bir çizgidir. Aylar önce savaşa yaklaşan ilişkilerde gördüğümüz gibi" şeklinde konuştu. 

Zor bir durum
Cephe ve Fas 1991'de bir ateşkes anlaşması imzaladı.
2020'de Rabat'ın Moritanya ile olan Guerguerat Sınır Kapısı'ndan Cephe unsurlarını kovmak için ordu güçleri göndermesiyle bu anlaşma çöktü.
Cephe bu adıma ateşkes anlaşmasının feshedildiğini ilan ederek yanıt verdi.
Cephe tarafından yapılan açıklamada, "Meşru müdafaa halinde bir savaş halindedir ve çölün hava, kara ve deniz dahil tüm alanları savaş alanıdır" ifadelerine yer verdi.
Haşane, "Cezayir'deki durum ve bölgesel durum, Özellikle, halk arasında bile Sahra bölgesinde Fas'a güçlü bir destek verildiği ve Polisario Cephesi'nin durumu zor olduğu için Fas'ın bir sonraki aşamada Gali üzerinde güçlü bir baskı oluşturacak olan Sahra konusunda serbestçe hareket edebilecek kadar kart topladıktan sonra ilerlemesini sağlıyor" dedi.
Cephe, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandıran bir hamleyle geçtiğimiz yaz Fas'la ilişkilerini kesen Cezayir'in desteğini alıyor. Bu durum bölgedeki beş ülke (Fas, Cezayir, Tunus, Libya ve Moritanya) arasında güçlü bir işbirliği kurmayı içeren büyük Arap Mağrip rüyasını tehdit ediyor.

BM başarısızlığı
İbrahim Gali'nin seçilmesi, Sahra müzakerelerinin çıkmaza girdiği bir zamanda geldi.
Göreve aylar önce başlayan BM elçisi Staffan de Mistura, çatışmanın taraflarını müzakere masasına döndürmeyi henüz başaramadı.
Fas, Batı Sahra bölgesinin yaklaşık yüzde 80'ini kontrol ederken Polisario Cephesi Cezayir'in güneyindeki Tinduf kamplarında konuşlanmış durumda.
Bu anlaşmazlık, geçen yıl Polisario Cephesi'nin lideri, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said'i kabul ettikten sonra Fas ile Tunus arasında bugüne kadar devam eden bir diplomatik krize neden oldu.
Rabat, bu adıma büyükelçisini geri çekerek karşılık verdi ve Tunus da aynısını yaptı.
Libyalı eski bir diplomat olan Osman el-Bedri, "İbrahim Gali'nin Cephe Başkanı olarak görevine devam etmesi, Cezayir gibi Cephe taraftarlarının ondan memnun olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde teyit ediyor. Gali, taraftarlarının siyasi yönelimlerine uygun hareket etti. Arap Mağribi ülkeleri arasındaki ilişkilerde Sahra sorununun büyük etkileri olduğu kesindir. Başarısızlığının arkasında Arap Mağrip Birliği'nin olduğu kanıtlandı. Bu krizin Mağrip ülkeleri arasındaki ilişkilere yansımaları var, bu da bu ülkeler için, özellikle Cezayir ve Fas arasında birleşik bir vizyonun yokluğuna yol açtı" dedi.
Bedri, "Bu sorun her şekilde çözülebilirdi ki maalesef yaşanıyor ve Arap dünyasının batı kanadının varlığını tehdit eden bu soruna Birleşmiş Milletler bile çözüm üretemedi. Bu, Mağrip'teki önemli meselelerden dikkatlerin başka yöne çekilmesine yol açan bir meseledir, dolayısıyla kriz bir an önce çözülmelidir" şeklinde konuştu. 
BM Özel Elçisi de Mistura'nın son aylarda Batı Sahra, Cezayir ve Fas'a sık sık yaptığı ziyaretlere rağmen yuvarlak masa müzakerelerinde ilerleme kaydedememesi ışığında bu dosyadaki gelişmeler açısından önümüzdeki ayların neler getireceğini kestirmek zor.
Fas, ABD, İspanya ve diğerleri liderliğindeki etkili uluslararası güçler Batı Sahra üzerindeki hakkını tanıdığında dikkate değer başarılar elde etti. Pek çok ülke burada konsolosluklar açtı.
Ancak Polisario genellikle Rabat'ı kendi kaderini tayin konusunda referandum yapmaya zorlamak için silahlı mücadele olarak nitelediği durumu sürdürdüğünü iddia ediyor.
Fas bunu reddediyor ve Cezayir destekli ayrılıkçı cephe tarafından reddedilen Sahra bölgesine kendi egemenliği altında kalması için özerklik vermeyi teklif ediyor.
 
Independent Türkçe



İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
TT

İsrail istihbaratının gözü Yemen’de: Husilere özel birim

 İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)
İsraillilere göre Eyal Zamir, bölgesel iş birliğinin merkezi bir figürü… İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliği hususunda ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı ikna ettiği iddia ediliyor. (İsrail Ordu Sözcüsü X hesabı)

Emel Şehade

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Almanya’da diğer ülkelerdeki mevkidaşlarıyla katıldığı gizli toplantının ifşa olmasının ardından yaptığı konuşmada, ordusunun çeşitli cephelerdeki başarılarına değindi. Zamir, Gazze savaşının üçüncü yılını doldurmak üzere olduğu bu süreçte İsrail’in savunma ve saldırı kapasitesini Arap ülkelerinin ordu komutanlarına aktardıklarını belirterek, bunu savaşın ürettiği büyük bir başarı olarak niteledi.

İsrailli kaynaklara göre bölgesel iş birliğinin merkezinde yer alan Zamir’in, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper’ı İran ve Husi tehdidine karşı bölgesel iş birliğinin gerekliliğine ikna ettiği ve Ortadoğu’da güvenlik iş birliğini derinleştirme fırsatlarını sunduğu kaydedildi.

Cooper ise toplantıya katılanlara ABD ordusunun bölgeden çekilme niyetinin olmadığını ve İran ile mücadelenin süreceğini bildirdi. Toplantıda Husi dosyası, İsrail ile katılımcı ülkeler arasındaki ilişkiler açısından en önemli başlığı oluşturdu. Bu kapsamda Askeri İstihbarat Dairesi’nin (AMAN) üç yıl süren savaş boyunca savunma ve saldırı kapasitelerinin yanı sıra Yemen’e özel ayrı bir birim kurduğu açıklandı. Zamir’in bu durumu, söz konusu ülkeler için stratejik önem taşıyan müteakip bir tecrübe olarak sunduğu aktarıldı.

Stratejik hazine

AMAN’ın özel bir bütçe ve çeşitli kaynaklar ayırarak, İsrail’e göç eden Yemenli Yahudi toplumundan çok sayıda kişiyi aktif istihbarat elemanı olarak yetiştirdiği ortaya çıktı. Bu kişilerin, Yemen dosyası ve Husi tehdidiyle mücadelede merkezi bir rol üstlendiği belirtildi.

Söz konusu adımların, Husilerin savaşın başından bu yana İran ve Hizbullah lehine hareket ederek İsrail’in güney bölgesini günlük hedef haline getirmesinin ardından atıldığı ifade edildi. Zamir’in askeri ve istihbari kurumların elde ettiği başarılar olarak sunduğu bu verilerin, güvenlik kaynaklarınca ‘stratejik bir hazine’ şeklinde nitelendirildiği ifade edildi.

İsrail sisteminin Yemenli Yahudilerle yürüttüğü çalışmaların üç ana halkaya dayandığı kaydedildi. İlk halkanın Yemen’e istihbarat sızma kapasitesini sağlamaya odaklandığı; görevlerin İsrail güvenlik kurumlarının Husilere karşı planlar geliştirmesi için ihtiyaç duyduğu bilgi toplama faaliyetleri ile Batılı ve Arap istihbarat servisleriyle iş birliğini artırmayı kapsadığı belirtildi.

İkinci halkanın ise füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarından Husilerin olası baskın kapasitelerine ve Kızıldeniz’deki seyrüsefer hatlarını kapatma yeteneklerine kadar olan tehditlere karşı bir savunma mekanizması oluşturduğu ifade edildi.

Üçüncü halkanın ise gelişmiş mühimmat, teçhizat ve siber alan imkanlarıyla taarruz operasyonlarına odaklandığı kaydedildi.

Husilere karşı yürütülen görevlerin başarısı için AMAN’ın, seçilen Yemenli Yahudiler adına Yemen sahasına özel bir istihbarat okulu kurduğu bildirildi. Bütün mesaileri Husileri izlemek ve bilgi toplamak olan ilk istihbarat grubunun eğitimlerini tamamladığı, elde edilen verilerin Hava ve Deniz Kuvvetleri tarafından Yemen’in derinliklerindeki kritik Husi hedeflerine düzenlenen saldırılara dönüştürüldüğü kaydedildi.

İsrail, Yemen karşısında yeteneklerini nasıl öne çıkarıyor?

İsrail merkezli çeşitli raporlara göre bu dosyaya odaklanılmasının, ABD’nin Husileri havadan yenilgiye uğratma yönündeki üç girişiminin de başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından gerçekleştiği belirtildi. Askeri ve güvenlik yetkililerinin değerlendirmelerine dayandırılan haberlerde, Husi tehdidinin tamamen ortadan kaldırılması için Yemen’de karadan harekete geçebilecek etkili bir askeri güce ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.

Söz konusu raporlarda, ABD’nin başarısızlığı ile İsrail’in 2024 ve 2025 yıllarındaki hamleleri karşılaştırıldı. ABD’nin Husilere yönelik üç ayrı hava harekâtı düzenlediği, Nisan 2025’te kapsamlı bombardıman harekatının da sonuçsuz kalmasıyla Amerikalıların bu yapıyı havadan yenmenin imkansızlığını anladığı iddia edildi. Buna karşın İsrail Hava Kuvvetleri’nin daha etkili sonuçlar aldığı öne sürüldü. İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısıyla Husilerin siyasi ve askeri lider kadrosunun büyük bölümünü etkisiz hale getirdiği, ayrıca örgütün Kızıldeniz kıyısındaki ana ikmal hattı olan Hudeyde Limanı’nı vurduğu kaydedildi. Üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi, Husilerin güney bölgelerine ve Tel Aviv yönüne füze fırlatmasını tamamen engelleyemeseler de Tel Aviv’in caydırıcılık sağladığını savundu.

Eilat’a giden deniz ulaşımını tehdit eden unsurlar

İsrail basınına yansıyan değerlendirmelerde, Husilerin yalnızca Eilat’a yönelik seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etmekle kalmadığı, ABD’nin son bombardıman harekatının başarısız olmasından sonra geçen bir yıllık ateşkes sürecini değerlendirerek balistik füze ve İHA kapasitelerini yeniden İsrail’i tehdit edecek seviyeye çıkardıkları kaydedildi. Raporlarda, Husilerin Irak’taki Şii milislerin desteğiyle İsrail’i doğu sınırından da daha etkin şekilde tehdit edebilecek yeteneğe ulaştığı vurgulandı.

Yemen ve Husilere yönelik adımları bölgesel bir stratejik başarı olarak değerlendiren İsrail tarafı; Yemenli Yahudiler kanalıyla toplanan istihbarat ve yapay zekâ dahil gelişmiş teknolojiler sayesinde diğer ülkelere de Husi tehdidiyle mücadelede destek verebileceğini öne sürdü. İsrailli yetkililer, bu kapasitenin Tel Aviv’i Husilere karşı yürütülen savaşta kritik bir istihbarat aktörü haline getirdiğini savundu.

Öte yandan İsrailli güvenlik birimlerinin tespit, engelleme ve taarruz sistemlerini kapsayan gelişmiş teçhizatları daha etkin yollarla tedarik etme seçeneklerini değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre Husi tehdidine karşı kapasitesini örneklendiren İsrail makamları, Lübnan’ın güneyindeki Ali et-Tahir tepesini stratejik ve güvenlik açısından elde edilen başarılara örnek gösterdi.

Bir askeri yetkili, İran’dan kaçak yollarla getirilen parçalarla balistik füzelerin, seyir füzelerinin ve İHA’ların üretildiği yer altı tesislerinin imha edilmesine yönelik dış unsurlara eğitim verilebileceğini ifade etti.

Bununla birlikte, söz konusu askeri kapasitelerin müzakere edildiği raporlarda bazı askeri yetkililerin uyarılarda bulunduğu aktarıldı. Yetkililer, Husi tehdidiyle mücadelede yalnızca bu yöntemlere dayanmanın yetersiz kalacağını, örgütün kaçmaya zorlanması, dağıtılması ve Sana ile diğer bölgeleri ele geçirmeden önce bulundukları Yemen’in kuzeyindeki Saada vilayetine geri çekilmeye mecbur bırakılması için karadan bir askeri gücün müdahalesinin şart olduğunu vurguladı.

Uluslararası bir ittifakın kurulması

Bu sırada İsrail’in, Husilerin Babu’l Mendeb Boğazı’nı kontrol etmesinden zarar gören Avrupa ülkelerini de kapsayan uluslararası bir koalisyon kurmak için çalışmalarını sürdürdüğü belirtildi. Askeri Uzman Itamar Eichner konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Mesele sadece İsraillilerle sınırlı değil; Amerikalılar da İsrail’in ortaya koyduğu yaklaşımın önemini kavradı ve buna paralel olarak yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturmak için çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu. Washington’ın Arap ülkelerinin de katılımıyla İran’a karşı bir ittifak kurmayı hedeflediğini belirten Eichner, “Bölge ülkelerinin en önemli görevlerinden biri, bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp küresel soruna dönüşen Hürmüz ve Babu’l Mendeb boğazlarında seyrüsefer özgürlüğünü güvence altına almaktır. Bu nedenle dünya genelinin, Amerikalılara bu boğazlardaki seyrüsefer güvenliğini sağlama konusunda destek olmak için çabalarını seferber etmesi gerektiğine inanılıyor” yorumunda bulundu.

Eichner ayrıca, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılığı azaltmayı hedefleyen uzun vadeli çözümleri değerlendirdiğine dikkati çekti. Bu planlar arasında boğazı bypass edecek bir petrol boru hattı döşenmesi ihtimalinin yanı sıra, ABD topraklarındaki rafine kapasitesinin genişletilmesi de yer alıyor. Böylelikle Amerikan ekonomisine sağlanan yakıt tedarikinin artırılması ve bölgedeki çalkantılardan etkilenme oranının en aza indirilmesi hedefleniyor.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia'dan çevrilmiştir."


Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
TT

Gazze’de motosiklete yönelik İsrail saldırısında bir kişi öldü, çok sayıda yaralı var

Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)
Filistinliler, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail bombardımanında hasar gören bir evin yanında sığınak oluşturdu (AP)

İsrail güçlerinin Gazze kentinin batısında bir motosiklete düzenlediği saldırıda DPA’nın haberine göre Filistinli bir kişi öldü, çok sayıda kişi de yaralandı.

Filistin Haber ve Enformasyon Ajansı’nın (WAFA) Şifa Hastanesi’ndeki sağlık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, “İşgal güçlerinin Şeyh Rıdvan Mahallesi’ndeki Takva Kampı’nda bir motosikleti hedef alması sonucu bir şehit ve aralarında durumu ağır bir çocuğun da bulunduğu çok sayıda yaralı hastaneye ulaştı.”

Filistin makamları, İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşında 73 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini belirtiyor. Söz konusu savaş, Hamas’ın Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve bin 200 kişinin ölümüne yol açan saldırının ardından başlamıştı.


Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
TT

Beyrut, UNIFIL’in görev süresinin uzatılması için baskıyı artırıyor

İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)
İsrail güçlerinin beldeye doğru ilerlemesi, tanklarını konuşlandırması ve ses bombaları atmasının ardından Lübnan askerleri, Güney Lübnan’daki Deyr Mimas beldesinin çevresinde konuşlandı (AFP)

Lübnan, UNIFIL’in görev süresinin yıl sonunda sona erecek olması nedeniyle güneydeki BM şemsiyesini korumak amacıyla siyasi ve diplomatik girişimlerini yoğunlaştırıyor. Lübnan ve Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni kararını yeniden değerlendirmeye ikna etmek için çabalarını sürdürüyor.

“Şarku’l Avsat”a konuşan konuya yakın bir kaynak, Beyrut’un Avrupa’nın Lübnan ordusuna destek verilmesine ilişkin önerileri ile uluslararası varlığın geleceğini birbirinden ayrı değerlendirdiğini ve daha küçük çaplı olsa dahi BM gücünün görevine devam etmesinde ısrarcı olduğunu belirtti. Dışişleri Komisyonu Başkanı Milletvekili Fadi Allame de etkin bir BM varlığına duyulan ihtiyacın “hiç olmadığı kadar büyük” olduğunu belirterek, 1701 sayılı kararın uygulanmasının BM güçlerinin bölgede kalmasını gerektirdiğini vurguladı.

Lübnan, güneydeki gelişmeler ve müzakere süreciyle ilgili temaslar devam ederken New York’ta da diplomatik girişimlerini sürdürüyor.