Iraklı yetkililere göre ülkede yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı toplumsal yapıyı tehdit ediyor

Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA
Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA
TT

Iraklı yetkililere göre ülkede yaygınlaşan uyuşturucu kullanımı toplumsal yapıyı tehdit ediyor

Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA
Fotoğraf: Murtadha Al-Sudani/AA

Irak'ta özellikle yoksul kesimlerin yaşadığı bölgelerdeki gençlerin uyuşturucu kullanımı ve ticaretine yoğunlaştığı, hükümetin mücadele edemediği bu durumun da toplumsal yapı ve aile birliği için tehdit oluşturduğu ifade ediliyor.
Başkent Bağdat'ta özellikle dar gelirlilerin yaşadığı bölgelerde uyuşturucu kullanım oranı ve satışında artış olduğu belirtiliyor. Ülkenin güneyindeki kentlerde de benzer tabloların yaşandığı ifade ediliyor ancak Irak'ta uyuşturucu kullanımına ilişkin resmi bir veri yok.
Hükümetin ve ona bağlı ilgili birimlerin uyuşturucuyla mücadele konusunda yetersiz kalmasından da şikayet ediliyor.
Irak'ta 2017 yılında çıkarılan uyuşturucu yasası uyarınca, uyuşturucu kullananlara verilen idam cezası, 1 ila 2 yıl arası hapis cezasına indirilmişti. Bunun yanı sıra uyuşturucu kullananlar, yakalanmaları halinde yaklaşık 6 bin 290 dolar para cezasına da çarptırılabiliyor.

"Uyuşturucu çeteleri, özellikle 18 ila 35 yaş arası gençleri kullanıyor"
AA muhabirine konuşan Irak İçişleri Bakanlığı Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi Basın Müdürü Albay Bilal Subhi, "Irak, 2003 öncesi Avrupa ve Körfez ülkelerine uyuşturucu ticareti için koridor ülke konumundayken, 2003 sonrası ülkede uyuşturucu kullanımı da yaygınlaştı. Uyuşturucu çeteleri, özellikle 18 ila 35 yaş arası gençleri kullanarak toplumu hedef alıp yapısını bozmaya başladı." değerlendirmesinde bulundu.
2017 yılına ait uyuşturucu ile mücadele yasasını uygulamaya çalıştıklarını ifade eden Subhi, uyuşturucu ile mücadelede vatandaşlardan gelen bilgiler doğrultusunda da hareket ettiklerini söyledi.
Subhi, Irak'a çeşitli uyuşturucu maddelerinin kara sınırından sokulduğunu aktararak şunları kaydetti:
"Irak'ın güney sınırları ve Ahvar bölgesinden (Bataklıklar) içeriye yoğun uyuşturucu girişi söz konusu. Batı sınırlarımızdan da uyuşturucu girişi yapılıyor. Uyuşturucu girişini modern yöntemlerimiz olmadığı için engelleyemiyoruz.
Uyuşturucu ile mücadelede donanımlı personel ve silah sıkıntısı da yaşıyoruz. Uyuşturucu operasyonlarında güvenlik güçlerimize karşı çetelerce küçük ve orta silahlarla taarruzlar oluyor ve kayıplar veriyoruz. Uyuşturucuyla mücadele konusunda sınır güvenlik birimleri ve Sağlık Bakanlığının da desteğine ihtiyacımız var."
Bazı uyuşturucu maddelerin Basra ve Meysan illerinden ülkeye sokulduğunu aktaran Subhi, geçen yıl 490 kilo uyuşturucu ele geçirdikleri ayrıca uyuşturucu ticareti yapan ve kullanan 16 bin 800 kişiyi de yakaladıkları bilgisini paylaştı.
Iraklı yetkili, "Bunların çoğu 18 yaş altı kişilerden oluşuyordu, 250'si ise kadınlardan. Her yıl hem uyuşturucu hem uyuşturucu kullanımı maalesef giderek yaygınlaşıyor ve sayı korkunç şekilde artıyor. Uyuşturucu kullanımında gençler, aileler ve toplumsal yapı ciddi şekilde tehdit altında." ifadelerini kullandı.

Uyuşturucu kullanımının merkezi Bağdat
Irak Sağlık Bakanlığı, 18 Aralık 2022'de yıllardır Bağdat'taki Adli Tıp Kurumunda bekletilen 6 tonluk kokain, esrar ve captagon haplarını yakarak imha etmişti.
Sağlık Bakanlığı Uyuşturucu Maddesi Takip İşleri Şube Başkanı Dr. Ahmed İbadi, imha edilen uyuşturucu maddesinin yıllar içerisinde toplandığını söyleyerek, şöyle devam etti:
"Kovid-19 salgınından dolayı bu maddeleri imha edememiştik ve bunun için bir de yargı kararı gerekiyordu. Bağdat'ta bu oranda uyuşturucu maddesinin yakılarak imha edilmesi için uygun alan da hazırlanmış değildi. Oluşturulan teknik komisyonun titizlikle incelemesi sonrası 6 tona yakın uyuşturucu maddesi Bağdat çevresinde kent merkezine kilometrelerce uzak bir yerde imha edildi."
Irak'taki uyuşturucu sorununun giderek yaygınlaştığına işaret eden İbadi ancak uyuşturucu kullananların sayısına dair resmi verilerin olmadığını ve bunun saptanmasının zor olduğunu dile getirdi.
İbadi, "Uyuşturucu kullanan kişi ya suç üstü yakalanınca ya da sağlık problemlerinden dolayı hastaneye gelince tespit edilebiliyor. Irak'ta uyuşturucu kullanımının merkezi maalesef başkent Bağdat." diye konuştu.
Bağdat'ta uyuşturucu kullananların tedavisi için Sağlık Bakanlığına bağlı 100 yataklı bir hastanenin bulunduğu bilgisini veren İbadi, "Hükümet, her ilde 200 yataklı rehabilitasyon merkezi inşasında da kararlı." dedi.

"Uyuşturucu bağımlılığı, toplumsal yapı ve aile birliğine zarar veren bir hastalıktır"
Irak'ta uyuşturucu kullanımı ve ticaretinin toplumsal yapı ve aile birliğini de tehdit etmeye başladığını kaydeden İbadi, şunları aktardı:
"Uyuşturucu bağımlılığı sadece kullanan şahıslara değil, toplumsal yapıya, güvenliğe ve aile birliğine de zarar veren riskli bir hastalıktır. Uyuşturucu maddesinin ülke ekonomisinin gelişimi ve istikrarına da olumsuz etkileri oluyor.
Irak'a uyuşturucu maddesinin girişi daha çok doğu ve batı sınırlarımızdan yapılıyor. Irak, geçmişte uyuşturucu maddesi için koridor ülke konumundayken, son dönemde ise hem koridor ülke hem de kullanım ve ticareti yapılan ülke konumuna dönüştü."
Irak Bağımsız İnsan Hakları Komiserliği Üyesi Ali Beyatlı'ya göre, ülkedeki uyuşturucu kullananların yüzde 70'i yoksul kesimlerde yaşıyor.

"Uyuşturucu çeteleri kafelerdeki nargile tütünlerine uyuşturucu maddesi karıştırıyor"
Irak Bağımsız İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Mustafa Sadun da "Resmi hükümet verilerine göre, uyuşturucu kullanımı çok yaygınlaştı ve bu özellikle ülkenin orta ve güney kesimlerindeki genç nüfus arasında yoğun şekilde görülüyor." dedi.
Iraklı gençlerin uyuşturucu kullanımına yönelmesinin temel nedenleri arasında "işsizliğin" olduğunu savunan Sadun, yoksul gençlerin "kapkaççılık" gibi suçlara karışarak uyuşturucu satın aldığını ve bazılarının da bu işin ticaretini yaptığını anlattı.
Sadun, uyuşturucu kullanımına yönelmenin diğer nedenlerini ise şöyle açıkladı:
"Edindiğimiz bilgilere göre, uyuşturucu çeteleri bazı kafelerdeki nargile tütünlerine uyuşturucu maddesi karıştırıyor. Böylece nargile kullanan gençlerin bir bölümü zamanla uyuşturucu kullanımına yönelerek bağımlı hale geliyorlar."

Yanlış tedavi intihara sürüklüyor
Iraklı psikolog Haydar Abdulkazım ise Irak'ta uyuşturucu kullanımının toplumsal yapıyı zedelediğini ifade ederek, "Uyuşturucu bağımlısı gençlerin psikolojik ve biyolojik olarak tedavi altına alınması lazım." dedi.
Ülkede uyuşturucu kullananların yanlış tedavi yöntemlerinden geçirildiğine dikkati çeken Abdulkazım, bu durumun da intihara varan kötü sonuçları olduğuna dikkati çekti.
Abdulkazım, söz konusu tedavinin sabır ve zamana ihtiyaç duyduğunu sözlerine ekledi.



Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
TT

Bağdat neden silahlı grupların eylemlerine karşı koyamıyor?

Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)
Kerkük Uluslararası Havalimanı’nda Haşdi Şabi güçlerine ait bir merkeze düzenlenen hava saldırısının ardından dumanlar yükseldi (Reuters)

Birçok Iraklı, ABD ve İsrail ile İran arasındaki bölgesel savaşın ülkeye yansımalarını büyük bir ilgi ve kaygıyla takip ediyor. Gözlemcilere göre bu tedirginlik, İran’a bağlı silahlı grupların, Irak içinde sivil, askeri, diplomatik ve ekonomik hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarına geniş çapta katılmamış olsaydı, bu boyutta yaşanmayacaktı. Ancak hükümet, yaklaşık 500 saldırıyı aşan bu eylemlere karşı ciddi bir adım atmadı; sadece kınama ve protesto mesajları yayınlamakla yetindi ve saldırıları gerçekleştiren gruplardan tek bir kişi bile tutuklanamadı.

Gün geçtikçe ülke, hükümetin veya siyasi güçlerin herhangi bir karar veya önlem almadan bölgesel çatışmaya dahil oluyor. Bu durum, silahlı grupların güç ve karar tekeline bağlı olarak gerçekleşiyor. Halk ve bazı siyasi isimler arasında, hükümetin rolü ve işlevi ile bu grupların etkisi arasındaki sınırlar konusunda ciddi soru işaretleri oluşuyor.

Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin (Kürt), Cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin yönetiminde uygulanan “Şii politikası” karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi. Bakan Hüseyin “Şii siyasetçiler bu politika ile bizi mahvetti. Bir yandan Amerika’yı eleştiriyorlar, öte yandan ABD Başkanı Donald Trump’ın bir tweetine yanıt veriyorlar” dedi. Buradaki tweet, “Koordinasyon Çerçevesi”nin Nuri el-Maliki’yi başbakan adayı göstermesini reddeden ifadeye işaret ediyordu.

Hüseyin ayrıca, “Hiç kimse Haşdi Şabi ile silahlı gruplar arasındaki farkı tam olarak bilmiyor. Bazıları Haşdi araçlarını ve kimliklerini kullanıyor. Haşdi, resmi bir güvenlik kuruluşuyken, yasa dışı silahlı gruplar farklıdır ve bu durum ülke dışında yanlış bir algı yaratıyor. Amerikalılar da biliyor ki bazı grupların üyeleri Haşdi bünyesinde bulunuyor” ifadelerini kullandı.

İran ile ideolojik bağ

Şarku’l Avsat’a konuşan Akademisyen ve Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı İhsan el-Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının birden fazla iç içe faktöre bağlı olduğunu vurguladı. Bu faktörlerden biri, grupların İran ile ideolojik ve askeri bağlarının güçlenmesi. Şemri, “Bu bağ, gruplara özellikle siyasi alanda büyük güç sağladı. Onlara yapılacak herhangi bir saldırı, fiilen İran’a yönelik bir saldırı olarak algılanıyor ve İran’ın etkisini zayıflatma girişimi sayılıyor” dedi.

Şemri, 2018 sonrası silahlı grupların Irak devletinde daha da güçlendiğini, siyasi kanatlarının devlet kurumlarına girdiğini ve kazandıkları siyasi dokunulmazlık sayesinde hesap vermekten muaf olduklarını belirtti. Şemri “Bugün biliniyor ki bu grupların parlamentoda yaklaşık 100 milletvekili bulunuyor” dedi.

Ayrıca Şemri, silahlı grupların devletin birçok kilit noktasında sağlam bir yer edinmiş olmasının yanı sıra, mevcut hükümetin partiler arası paylaşım yoluyla oluşturulduğunu ve bu süreçte silahlı grupların rolünün belirleyici olduğunu söyledi. Bu durum, hükümetin bu gruplara karşı siyasi veya güvenlik anlamında hareket etmesini zorlaştırıyor.

Siyasi iradenin eksikliği

Şemri, hükümetin silahlı gruplara karşı koyamamasının diğer bir nedeni olarak, özellikle Şii siyasi aktörler arasındaki siyasi iradenin eksikliğini gösteriyor. Ona göre Şii aktörler hâlâ “Bu grupların faaliyetlerini zayıflatmak doğru değil, çünkü koordinasyon çerçevesi içinde ciddi güçleri var” anlayışıyla hareket ediyor. Bu nedenle, çerçevenin ılımlı kanadının bu gruplara karşı herhangi bir adımı desteklemesi zorlaşıyor.

Şemri ayrıca, önceki hükümetlerin de silahlı grupların etkisini kırmada başarısız olduğunu, programlarında silahın sadece devlete ait olmasını güvence altına alma niyetlerine rağmen, grupların gücü karşısında hareket edemediklerini ifade etti. Hükümetin bu gruplara karşı harekete geçmesi durumunda, çatışma veya iç savaş riski bulunduğu da belirtiliyor.

“Koordinasyon Çerçevesi” silahlı grupları meşrulaştırdı

Analist ve eski diplomat Dr. Gazî Faysal, hükümetin gruplara karşı koyamamasının nedenlerini açıklarken, “Koordinasyon Çerçevesi’ndeki bazı liderler ve partiler, silahlı grupları kurdu ve varlıklarını meşrulaştırdı; ya Haşdi Şabi’ye entegre ederek yasal statü kazandırdılar, ya da sürekli savunarak hesap vermelerini engellediler” dedi.

Faysal, “Irak’ta İran’ın etkisi altında, toplam 34’ten fazla silahlı grup bulunuyor. Bunların 6’sı ABD yaptırımları altındadır ve tamamı İran’ın velayetini tanıyor. Bu, onlara ülkede koruma ve hesap vermekten kaçma fırsatı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Faysal, silahlı grupların koordinasyon çerçevesiyle bağlantılı olduğunu, hükümetin talimatlarına ve Necef’teki dini otorite görüşlerine bağlı olmadıklarını belirtti. Bu gruplar yalnızca İran’ın velayeti ve İran Devrim Muhafızları’nın direktiflerine uyuyor.

Bu sebepler ve diğerleri nedeniyle, hükümetin silahlı gruplara karşı koyma kapasitesinin olmadığına dikkat çeken Faysal, hükümetin birçok unsur ve liderini tanımasına rağmen bu grupların gerçekleştirdiği saldırılara müdahale etmediğini, örneğin Irak İstihbarat Dairesi’ni, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin evini ve Kürt liderlerin Erbil ve Duhok’taki evlerini hedef alan saldırılara karşı harekete geçmediğini ifade etti.


Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Gazze’de İzzeddin el-Kassam’a bağlı bir saha komutanı kaçırıldı

Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)
Kasım ayında Gazze Şehri’nde İzzeddin el-Kassam Tugayları’ndan savaşçılar (EPA)

Gazze’nin güneybatısındaki Tel el-Hava’da bugün (Pazar) kimlikleri tespit edilemeyen silahlı kişiler, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nda görevli bir saha komutanını kaçırdı. Bu olay, son haftalardaki artan silahlı gerilimlerin yeni bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kaçırılan kişinin Kassam Tugayları’nda bir birliği komuta ettiğini belirtti. Pazar akşamı Tugay’a bağlı büyük bir güvenlik gücü Gazze sokaklarına konuşlandırıldı ve kaçıran kişilerin içinde olduğu şüpheli iki araç peşine düştü.

Gazze’nin farklı bölgelerinde yoğun silah sesleri duyuldu; kaynaklar bunun, kaçıran unsurların peşine düşülmesinden kaynaklandığını belirtti.

Hamas kaynaklarından alınan bilgilere göre kaçırma operasyonunun arkasında özel bir İsrail gücü veya İsrail ile iş birliği yapan silahlı bir çete unsurları olma ihtimali yüksek.

Bu olay, Pazar günü Hamas hükümetine bağlı bir güvenlik görevlisine yönelik suikast girişimiyle eş zamanlı gerçekleşti. Hedef, aynı zamanda Kassam Tugayları’nda aktif bir liderdi; saldırı sonucunda hafif şekilde yaralanırken, saldırganlardan biri yakalandı.

Son haftalarda Gazze Şeridi’nde İsrail destekli bazı silahlı çetelerin sık sık sızma girişimleri gözlemlendi. Bu durum zaman zaman Kassam Tugayları ile çeteler arasında çatışmalara yol açtı. Ayrıca, iki hafta önce Han Yunus’ta yaşandığı gibi bazı Kassam unsurlarına saldıran insansız hava araçları (dronlar) da kullanıldı; bu saldırılarda bazı Kassam üyeleri hayatını kaybetti.

dffdv
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, İsrail’in polis aracını hedef alan saldırının meydana geldiği yeri inceliyor (Reuters)

Yaklaşık iki hafta önce, Hamas kaynakları İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerle iş birliği yaptığı iddia edilen bir kişinin sorgulanmasının, bu gruplara verilen askeri ve eğitim desteğinin arttığını ortaya koyduğunu aktardı.

Kaynaklar, sorgulama sonucunda, İsrail’in bu çeteleri patlayıcı ve silah taşıyan dronları kullanacak şekilde eğittiğini ve bu dronlardan ateş açılabileceğini doğruladığını belirtti.

Ekim ayında İsrail ve Hamas arasında sağlanan ateşkesin ardından, Gazze’de bir “Sarı Hat” olarak bilinen hayali bir sınır çizgisi oluştu. Bu hat, Hamas’ın kontrolündeki alanları (batı) ve İsrail ordusu ile ona bağlı silahlı Filistin çetelerinin bulunduğu alanları (doğu) ayırıyor.

Hamas kaynakları, sorgulama sonucunda, dron kullanım eğitimlerinin yalnızca saldırı için olmadığını, Han Yunus ve özellikle Gazze’nin kuzeyinde faaliyet gösteren bu silahlı çetelerin, dronları bazı silahları taşımak ve Hamas kontrolündeki uzak bölgelere bırakmak için kullanabildiğini belirtti. Bu silahlar, çetelerin görevlendirdiği uyuyan hücreler aracılığıyla hareket ettirildi.


Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
TT

Bölgesel çatışma yayılıyor: Suriye, Irak’tan kalkan İHA’ları düşürdü

ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)
ABD’nin Suriye’deki Kasrak Askerî Üssü’nden çekilmesi, 23 Şubat (AFP)

Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Samir Ali Oso (Sipan Hemo), Pazar günü yaptığı açıklamada, Irak’tan havalanan ve ülkenin kuzeydoğusundaki bir ABD üssünü hedef alan insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırının püskürtüldüğünü duyurdu. Ortadoğu’daki savaşın sürdüğü bir dönemde gerçekleşen saldırıya ilişkin bölgedeki aktivistler ise İHA’ların üs yakınındaki tahıl depolarını da vurduğunu ve ciddi hasara yol açtığını bildirdi.

Oso, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Topraklarımızda bulunan Kasrak’taki ABD üssü, Irak topraklarından fırlatılan 4 İHA ile hedef alındı. İHA’lar herhangi bir kayıp yaşanmadan düşürüldü” ifadelerini kullandı. Bakan yardımcısı ayrıca, “Sorumluluğu Irak’a yüklüyor, istikrarımızı tehdit eden bu tür saldırıların tekrarını önlemesi çağrısında bulunuyoruz. Bölgesel ve uluslararası iş birliğinin güvenlik ve istikrar açısından önemini vurguluyoruz” dedi.

SiPan Hamo adıyla bilinen Oso, söz konusu saldırıyı kınarken, bunun iki gün içinde gerçekleşen ikinci saldırı olduğunu belirtti.

Suriye ordusu, Cumartesi günü de Irak’tan havalanan bir İHA ile ülkenin güneydoğusundaki Tenef Üssü’nün hedef alındığını ve saldırının engellendiğini açıklamıştı. Söz konusu üs daha önce ABD güçlerine ev sahipliği yapıyordu. Ordu ayrıca geçen hafta kuzeydoğudaki bir başka üssün Irak’tan fırlatılan füzelerle hedef alındığını duyurdu. Bir Iraklı yetkili saldırının arkasında yerel silahlı bir grubun olduğunu belirtirken, Bağdat yönetiminin olayla bağlantılı 4 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.

Son aylarda, “DEAŞ” ile mücadele kapsamında Suriye’de konuşlu ABD güçleri Tenef ve Şeddadi üslerinden çekilmiş, Kasrak Üssü’nden çekilme sürecini de başlatmıştı.

Irak da 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan Ortadoğu’daki savaşın etkilerinden kaçamadı. İran’a yakın Iraklı gruplara ait mevziler hava saldırılarına hedef olurken, bazı gruplar da Irak ve bölgedeki ABD çıkarlarını hedef aldıklarını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığına göre Cumartesi günü Suriye ordusu Irak kaynaklı İHA’larla güneydeki Tenef Üssü’ne yönelik bir saldırıyı püskürttü. Suriye ordusuna bağlı operasyonlar birimi, “Irak topraklarından havalanan İHA’ların Tenef’teki Suriye Arap Ordusu üssünü hedef almaya çalıştığını, ancak etkisiz hale getirildiğini” bildirdi.

regrtfg
ABD hava savunma sistemlerinin Pazar sabaha karşı intihar tipi İHA’ları düşürmesinin ardından Kasrak Üssü yakınındaki bir buğday deposunda maddi hasar oluştu (Fırat Post)

Geçen hafta başında ise Suriye ordusu, Haseke kırsalındaki bir askerî üssün Irak’tan atılan füzelerle hedef alındığını açıklamış, bir Iraklı yetkili saldırının bir Iraklı silahlı grup tarafından gerçekleştirildiğini ifade etmişti.

dsfvbgtrb
Suriye’nin güneydoğusundaki ABD’ye ait Tenef Üssü (Arşiv - Reuters)

Şubat ayında ABD güçleri, Suriye-Irak sınırındaki Tenef Üssü ile Şeddadi yakınlarındaki ve daha önce DEAŞ mensuplarının tutulduğu bir hapishaneyi barındıran üsten kademeli olarak çekilmiş, ardından bölgeye Suriye hükümet güçleri ilerlemişti. Ayrıca Haseke ilindeki Kasrak Üssü’nden çekilme süreci de başlatılmıştı.