Uluslararası Af Örgütü'nden İsrail'in "apartheid rejimine son vermesi" talebi

Fotoğraf: Mamoun Wazwaz/AA
Fotoğraf: Mamoun Wazwaz/AA
TT

Uluslararası Af Örgütü'nden İsrail'in "apartheid rejimine son vermesi" talebi

Fotoğraf: Mamoun Wazwaz/AA
Fotoğraf: Mamoun Wazwaz/AA

Uluslararası Af Örgütü, İsrail makamlarına Filistin topraklarında kan dökmeye ve acılara sebep olan apartheid rejimine (sistemsel ayrımcılık) son vermesi çağrısında bulundu.Uluslararası Af Örgütünden yapılan yazılı açıklamada, Örgütün apartheid rejimine karşı kampanya başlattığı bir yıldan bu yana 35'i Ocak 2023'te olmak üzere 220 Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.
İsrail makamlarının Filistin topraklarında kan dökmeye ve acılara sebep olan apartheid rejimine son vermesi gerektiğine dikkat çekilen açıklamada, hukuk dışı işlenen insanlık suçu sayılabilecek cinayetlerin de bu rejimin kalıcı olmasına yardımcı olduğuna işaret edildi.
İsrail güçlerinin işgal altındaki Batı Şeria'nın Cenin kentinde 9 kişiyi öldürdüğü saldırı ile sonrasında Kudüs'te 7 İsraillinin hayatını kaybettiği eylemin hatırlatıldığı açıklamada, bunun üzerine de toplu cezalandırma aracı olarak Filistinlilere yönelik gözaltı operasyonları ile evleri yıkma uygulamalarına başvurulduğuna vurgu yapıldı.
Açıklamada sözlerine yer verilen Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard'ın, "Geçen hafta yaşanan acı dolu olaylar, apartheid rejiminin ölümcül maliyetini bir kez daha gözler önüne sermiş oldu." ifadelerini kullandığı kaydedildi.
Uluslararası toplumu, İsrail'in apartheid rejimi ve diğer suçlarına karşı kayıtsız kalmakla suçlayan Callamard'ın, bundan cesaret alan İsrail makamlarının da Filistinlileri izole ettiğine dikkat çektiği belirtildi.
İsrail'in apartheid rejimini insanlığa karşı bir suç olarak nitelendirerek, "Korkunç olanı ise canilerin adaletten kaçışını görmektir." diyen Callamard'ın, bu rejim son bulmadan sivilleri koruma ve yas tutan aileler için adalet sağlamanın mümkün olmayacağını vurguladığı ifade edildi.
Uluslararası Af Örgütü, 1 Şubat 2022'de işgal altındaki Doğu Kudüs'te düzenlediği basın toplantısında, "İsrail'in Apartheid Rejimi: Filistinlilere Yönelik Irksal Ayrımcılık ve İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar" başlığıyla hazırladığı 280 sayfalık detaylı raporunu duyurmuştu.
Apartheid sistemi, uluslararası hukuka göre, bir ırksal grubun diğer bir ırksal grup üzerinde kurduğu kurumsallaşmış ve sistematik baskı ve tahakküm rejimi olarak tanımlanıyor. Ciddi bir insan hakları ihlali sayılan apartheid, uluslararası kamu hukukuna aykırı kabul ediliyor.



Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
TT

Trump yönetimi, İran'ın nükleer konuda tavizler vermesini bekliyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Maskat'taki görüşmelerin yapılacağı yere geldi (İran Dışişleri Bakanlığı- AFP)

İsrail medyası dün, Güvenlik Kabinesi'nin şu açıklamayı yaptığını bildirdi: "İran'ın İsrail'e zarar verme girişimlerine kararlı bir güçle karşılık vereceğiz."

Jerusalem Post gazetesinin bilgili kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi İran'a, iki taraf arasında yapılacak görüşmede İran heyetinin "somut öneriler" sunmasını beklediğini bildirdi.

İsrail gazetesi, iki kaynağa dayandırdığı haberinde, Amerikalıların İran'dan nükleer mesele ve diğer konularda "tavizler" vermesini beklediğini ifade etti.

Gazete, İsrail Güvenlik Kabinesinin İran rejiminin verdiği sözleri tutacağına güvenilemeyeceğine inandığını belirtti.

Jerusalem Post, askeri bir kaynağa atıfta bulunarak, “İran rejimi, verdiği sözlere güvenilemeyeceğini defalarca kanıtladı… Eğer İran egemenliğimize tecavüz etmeye veya vatandaşlarımıza zarar vermeye kalkışırsa, sonuçları ağır olacaktır… Kararlı bir güçle karşılık vereceğiz” ifadelerini aktardı.

Kaynak ayrıca, İsrail'in ABD ve İran arasındaki görüşmelerin İran'ın nükleer silah edinmesini engellemesi ve balistik füze programına kısıtlamalar getirmesi konusunda ısrar ettiğini de belirtti.

Jerusalem Post, güvenlik kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail askeri yetkililerinin yakın zamanda ABD'ye İran'ın balistik füze programının varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu, gerekirse İsrail'in Tahran'a karşı tek taraflı olarak harekete geçmeye hazır olduğunu bildirdiğini ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Jerusalem Post’tan aktardığına göre bir güvenlik kaynağı, “İran'ın balistik füzeler konusunda belirlediğimiz kırmızı çizgiyi aşması durumunda tek taraflı olarak karşılık vereceğimizi Amerikalılara bildirdik” dedi. Kaynak, İsrail'in henüz bu noktaya ulaşmadığını ancak İran içindeki gelişmeleri yakından izlediğini belirtti.

Cuma sabahı Maskat, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında dolaylı müzakerelerin bir turuna ev sahipliği yaptı ve iki taraf görüşmelere devam etme konusunda anlaştı; tarih ve yer daha sonra belirlenecek.


Meksika, Küba'ya insani yardım malzemeleriyle dolu iki gemi gönderdi

Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)
Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)
TT

Meksika, Küba'ya insani yardım malzemeleriyle dolu iki gemi gönderdi

Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)
Küba'ya insani yardım taşıyan bir Meksika donanma gemisi (Reuters)

Meksika Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, Meksika'nın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun devrilmesinin ardından ABD'nin yoğun baskısıyla karşı karşıya kalan komünist ada ülkesi Küba'ya insani yardım malzemeleriyle dolu iki gemi gönderdiğini duyurdu.

Meksika, ABD Başkanı Donald Trump'ın Küba'ya petrol tedarik eden herhangi bir ülkeye gümrük vergisi uygulayacağına dair tehdit etmesinin ardından, 814 tonluk bu yardım sevkiyatının, ABD Başkanı Trump'ın yaptırımlarına maruz kalmadan Küba'ya petrol göndermenin yollarını araştırdığı bir dönemde gerçekleştiğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı, Küba'ya malzeme taşıyan iki donanma gemisinin dün yola çıktığını ve dört gün içinde adaya varmasının beklendiğini açıkladı.

Yardım paketinin taze ve toz süt, et, tahıl, pirinç ve kişisel hijyen malzemeleri içerdiğini belirten yetkili, bin 500 ton daha gıda yardımının sevk edilmeyi beklediğini ifade etti.

Zaten zor durumda olan Küba ekonomisi, 3 Ocak'ta ABD'nin Karakas'a düzenlediği ve Maduro ile eşi Cilia Flores'in uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarıyla yargılanmak üzere ABD'ye götürüldüğü baskının ardından Venezuela'dan petrol tedarikinin durması nedeniyle daha da kötüleşti.


Amerika: Cumhuriyetçi kongre üyesi, Epstein bağlantıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nın istifa etmesini istedi

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
TT

Amerika: Cumhuriyetçi kongre üyesi, Epstein bağlantıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nın istifa etmesini istedi

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)
ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, Beyaz Saray'daki Oval Ofis'te (EPA)

Cumhuriyetçi ABD Temsilcisi Thomas Massie, adı skandallara karışmış cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile olduğu iddia edilen bağlantıları nedeniyle, Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in istifasını istedi. Massie bu çağrının gerekçesini, adı skandallara karışmış finansçıyla ilgili yakın zamanda açıklanan mahkeme belgelerine dayandırdı.

Massie, CNN’de dün yayınlanan röportajında, belgelerin Lutnick'in Epstein'in Karayipler'deki özel adasını ziyaret ettiğini ve Epstein'in 2008'de çocuk cinsel istismarı suçlamalarından suçlu bulunmasından yıllar sonra bile onunla iş ilişkilerini sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti.

Cumhuriyetçi kongre üyesi sözlerine şöyle devam etti: "Hesap vermesi gereken çok şey var ama açıkçası, Başkan Trump'ın işini kolaylaştırmak için istifa etmeli."

Uzun yıllar boyunca genç kızları ve reşit olmayanları kapsayan bir cinsel istismar şebekesi yöneten Epstein, 2019 yılında yargılanmayı beklerken hapishanede intihar etti. Lutnick'in adı, yakın zamanda gizliliği kaldırılan Epstein belgelerinde defalarca geçiyor, ancak kayıtlarda bir ismin bulunması tek başına bir suç işlendiğini göstermez.

Belgelerde yer alan e-postalara atıfta bulunan Amerikan medya kuruluşları, Lutnick ve ailesinin 2012 yılında Epstein'ın adası Little St. James'i ziyaret etmeyi planladığını, takip eden bir e-postanın ise ziyaretin zaten gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdüğünü bildirdi.

Ada daha önce Epstein'ın istismar ağının merkezi olarak tanımlanmıştı.

Şarku’l Avsat’ın New York Times'tan aktardığına göre, New York'ta komşu olan Lutnick ve Epstein aynı özel şirkete yatırım yapmıştı; CBS News ise Epstein'ın cinsel suçlu olarak tanınmasının ardından ikilinin ticari işlemler gerçekleştirdiğini belirtti.

Lutnick geçen yıl bir podcast'te, 2005 yılında Epstein'le bir daha asla aynı odada bulunmamaya karar verdiğini ve onu "iğrenç bir insan" olarak tanımladığını söylemişti.

New York Times'ın haberine göre, Lutnick geçen hafta yaptığı kısa telefon görüşmesinde Epstein ile "hiç vakit geçirmediğini" ifade etti.