Diriye Bienali: Göç kavramının modern çeşitlemeleri

Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)
Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)
TT

Diriye Bienali: Göç kavramının modern çeşitlemeleri

Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)
Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)

Bienal arazisindeki açık alanlarda göçle ilgili meseleleri ve temaları ele alan birçok çalışma yer alıyor ve aşağıda bunlardan bazılarına yer vereceğiz:
Benim Yerim Hiçbir Yer
Göçe dair sanatsal anlatımlar arasında İranlı sanatçı Shabour Boyan'ın, Diriye Bienali Vakfı tarafından kendisine yaptırılan ve üç adet renkli kubbe modelini gördüğümüz “Benim Yerim Hiçbir Yer” adlı dikkat çekici çalışması yer alıyor. Sanatçı, 2014 yılında genetik bağlarının İskandinavya, Orta ve Güney Asya ve Orta Doğu'yu kapsayacak şekilde İran'daki orijinal vatanının çok ötesine uzandığını keşfettiği DNA analizi testini yaptıktan sonra, köklerini ve kökenlerini belgelemekle ilgileniyor. Sanatçı, bu bulgulara görsel sanatsal bir yanıt olarak, her biri genetik testi sonucunda ortaya çıkan çeşitli ülkelerden tarihi binaları temsil eden 33 küçük seramik kubbe yaptı. Boyan, DNA'sına hakim olan üç ırkı temsil etmek üzere Bienal için yaptığı çalışmalarını üç kubbe ile sınırlamayı tercih etti. Sanatçı, aidiyet, milliyetçilik ve kişisel tarih kavramlarını ifade etmek için filozof şair Mevlana Celaleddin el-Rumi'nin şiirlerinden biri olan “Yerim Hiçbir Yer” adlı eserinin başlığından ilham aldı.

Yedinci dalga: Bireyden topluma
Mısırlı sanatçı Mutez Ferec, geniş bir alana yayılan karmaşık çalışmasıyla görenleri şaşırtıyor. Sanatçı, eseri için “Arafat Dağı'nda durma/Arafat’ta vakfe” ifadesini seçmiş ve çalışmasına "Yedinci Dalga" adını vermiş. İslam mimarisindeki mukarnaslardan ve Mekke mimarisinde hala gördüğümüz geleneksel geometrik şekillerden ilham alan yüzlerce renkli ve oymalı ahşap parça aracılığıyla sanatçı, hac mevsiminde Arafat Dağı'na çıkan insan kalabalığını ifade etmek için üst üste yığılmış tahta dalgalar gibi görüntüler oluşturdu.

Dima el-Surucî ve “Kutsallığı korumak”
Sanatçı Dima el-Surucî’nin çalışması, sergi alanında tek başına duruyor. Eser, açıklıkları renkli camlarla süslenmiş, beyaz sıvadan yapılmış kemerli bir kapı gibi görünüyor. Dima el-Surucî, Filistin'de orijinal el sanatlarının ortadan kalkmasını çalışmaları aracılığıyla ele almaya çalıştığını belirtti. Sanatçı, eserinin bir hikayesi olduğundan da bahsetti:
Eser, 2022’de İsrail kuvvetlerinin Tapınak Tepesi’ne düzenlediği saldırı ve Kubbetu’s-Sahra'daki ay şeklindeki 30 pencerenin tahrip edilmesi olayından esinlenilmiş. Temel olarak eser, kutsallıkların korunmasından ve cami ve kubbe yapımında kullanılan orijinal el sanatlarının ortadan kalkmasından bahsediyor. Sanatçı, taş oyma ve vitray zanaatlarının, sadece Filistin'de değil, aksine, tüm Arap dünyasında ortadan kalktığını söylüyor. Dima, “Artık tamiri 15 yıl sürecek 30 kırık penceremiz var. Çünkü her bir dam penceresini (ay şeklindeki pencere) üretmek; alçıtaşını el ile oymak, vitray parçalarının montajı ve bunları tek tek sabitlemek gerektiğinden, 6 ay sürüyor" açıklamasında bulundu.


Adil el-Kureyşi’nin “el-Sidne” tablosu- Dima el-Surucî, “Kutsallığı Korumak” (Şarku’l Avsat)

Bu durum, tekniğin şu anda gerçekten ortadan kalktığını gösteriyor, çünkü bu tekniği uygulayan çok az kişi var. Bu zanaatı yapan kişilerden bazıları Yemen'de, biri Kahire'de ve bir başkası Kudüs'te bulunuyor. Tüm bunlara ek olarak, İsrailli yetkililerin bu pencerelerin yeniden inşa sürecini engellemesi, onarım sürecini daha da geciktirmekte.
Dima el-Suruci de çalışmalarında, sürekli şiddete rağmen Filistin toplumunun daimi varlığını simgeliyor. Sanatçı, bu ay şeklindeki pencerelerden parçalar aldı ve bir tanık ve aynı zamanda hayatta kalma kararlılığının bir sembolü olması için onları bir alçı modelin içine yerleştirdi.
Sanatçı, dikkat çekici ve nostaljik çalışmasında cami mimarisinden birtakım motifler de kullanıyor. Modeldeki süslemeler ve cam figürler, Mescid-i Aksa'yı çevreleyen alanlara, pencerelerin yıkılmasına ve duvarındaki kurşun deliklerine gönderme yapmakta.

Adil el-Kureyşi ve Kamera Tabloları
Suudi fotoğrafçı Adil el-Kureyşi, çektiği fotoğraflarla serginin Mekke ve Medine salonlarında seçkin bir yere sahip. Ona bu seçkin konumu veren fotoğraflar; Medine'deki son muhafızların, Kabe bekçilerinin ve Diriye Bienali tarafından kendisinden istenen Mescid-i Nebevi ve Şeyh Osman Taha’nın fotoğrafları. Fotoğrafçıyla, sergiye katılması ve çektiği fotoğrafları her salon için sanatsal anlatının başında ve sonunda sergileyerek yaptığı jest hakkında konuştuk. Mekke salonunda ziyaretçinin yolculuğu, sergilenen eserler arasındaki “Sidne” başlıklı devasa bir resim ile başlıyor. Bu resimde yer alan kişiler Kabe’nin ve Mekke’nin anahtarlarının taşıyıcıları. Ziyaretimiz Mescid-i Nebevi’nin bazı muhafızlarının fotoğrafıyla devam ediyor. Bunlardan biri resmi elbisesini giymiş ve sanki bizi Mescid-i Haram’a götürmeye hazırlanıyormuş gibi görsel bir şölen sunuyor. Hz. Peygamber'in makamının muhafızlarından biriyken ve oranın anahtarlarını taşırken nasıl böyle hissettirmesindi ki zaten. Bunlar, fotoğrafçının sevgi ve ustalıkla kaydettiği, bize muhafızların Mescid-i Nebevi’deki yaşamına dair geçmişten kesitler sunmak için çekilmiş enstantaneler.
Muhafızlardan izin istercesine, gösterinin geri kalanını keşfetmek için sessizce ilerliyoruz. Salonun sonunda muhafızların başka resimleri var. Hizmet etme ve sahip çıkma şerefine eriştikleri o yeri ziyaret etmemize izin verdikten sonra onlarla vedalaşıyormuşuz gibi hissettiriyor.
El-Kureyşi, Mekke-i Mükerreme Salonu'nda sergilenen diğer fotoğraflar hakkında şunları söyledi: “Bunlar, tarihte Mekke ve Medine’yi ilk fotoğraflayan fotoğrafçı Muhammed Sadık Bey’e ait ve onun resimleri çok ender bulunur. Şu an bulunursa milyonlara satılır.” El-Kureyşi’ nin son zamanlarda çektiği fotoğraflarla Muhammed Sadık Bey'in fotoğraflarının birleşimi, bizi 20. yüzyılın başından 21. yüzyıla götüren zamansal bir görsel anlatı gibi görünüyor.
El-Kureyşi, Bienal'in bir ziyaretçisi olarak baktığında küratörlerin, "hacılar şehrinde bir yer seçmek başta olmak üzere tüm aşamalarda çok başarılı olduklarına" inanıyor. Çünkü küratörler mekanı Mekke ve Medine’de değil, en fazla ziyaretçinin katılmasını mümkün kılacak şekilde hacılar şehrinden seçtiler. El-Kureyşi ayrıca, devasa dış eserlerin sergilenmesine izin veren binaları ve eserlerin kendilerini ifade etmeleri için sunulan geniş alanları ile Bienalin kendine özgü mimarisi hakkında da övgü dolu sözler söyledi.



Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

TT

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Prens William ile birlikte Diriyye turuna çıktı

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman bin Abdülaziz, pazartesi akşamı Birleşik Krallık Veliaht Prensi William’ı kabul ederek onu, “Suudi devletinin doğduğu yer ve Birinci Suudi Devleti’nin başkenti” olarak anılan Diriyye’de gezdirdi.

Ziyaret kapsamında, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihî Tureyf semtindeki Nejdî mimari incelendi. Galler Prensi, Birinci Suudi Devleti’nin imam ve emirlerine ait sarayları gezdi; dönemin yönetim merkezi olan tarihî Salva Sarayı önünde hatıra fotoğrafı çektirildi. Tur ayrıca Diriyye Projesinin ana planına ilişkin bir sunumu da içerdi.

sdvfg
Prens Muhammed bin Selman ile Prens William, tarihî Tureyf semtindeki Salva Sarayı önünde (SPA)

Galler Prensi William, pazartesi akşamı Riyad’a ulaşarak Suudi Arabistan’a ilk resmî ziyaretini başlattı. Ziyaretin, iki ülke arasında 80 yılı aşkın süredir devam eden ve çeşitli alanları kapsayan ikili ilişkilerin güçlendirilmesini hedeflediği belirtildi.

Prens William’ı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Riyad Bölgesi Vali Yardımcısı Prens Muhammed bin Abdurrahman bin Abdülaziz, Suudi Arabistan’ın Londra Büyükelçisi Prens Abdullah bin Halid bin Sultan bin Abdülaziz, Birleşik Krallık’ın Riyad Büyükelçisi Stephen Charles Hitchen ve Kraliyet Protokolü Başkan Yardımcısı Fahd es-Suhayl karşıladı.

dfvbfg
Prens Muhammed bin Abdurrahman, pazartesi akşamı Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nda Prens William’ı karşılarken (Riyad Emirliği)

Birleşik Krallık Büyükelçisi Hitchen, ziyaret öncesinde X platformundaki resmî hesabından paylaştığı kısa videoda duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Büyükelçilikte Veliaht Prens’in gelişini büyük bir heyecanla bekliyorduk. Sabırsızız” dedi. Hitchen, ziyaret programının sanat, kültür ve spor gibi birçok alanı kapsayacağını belirterek, “En önemlisi misafirperverliğinizi deneyimleyecek ve Krallık’taki ilham verici değişimleri görecek. Önümüzdeki günlerde bizimle kalın” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler, Kral Abdülaziz bin Abdurrahman ile dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in 17 Şubat 1945’teki tarihî görüşmesiyle temelleri atılan bir süreçte, karşılıklı çıkarlar doğrultusunda tüm alanlarda istikrarlı biçimde gelişti.

dvfd
Prens Muhammed bin Selman, tarihî Diriyye’de Prens William ile gerçekleştirdiği ziyaret sırasında (SPA)

İki ülke; siyaset, güvenlik ve askerî alanların yanı sıra ticaret, yatırım ve finansal hizmetler, sağlık, eğitim, enerji, sanayi, çevre, kültür, spor ve turizm gibi birçok başlıkta köklü ve özel ilişkilere sahip. Bu ziyaretin de söz konusu iş birliğini daha da güçlendirmesi bekleniyor.

İkili ilişkiler, Prens Muhammed bin Selman’ın 7 Mart 2018’de Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında ilk toplantısını gerçekleştiren Suudi-İngiliz Stratejik Ortaklık Konseyinin kurulmasıyla yeni bir aşamaya taşındı. Konsey, tarafların daha derin bir stratejik ortaklığa bağlılığını yansıttı.

 dfv df
Ziyaret kapsamında Diriyye Projesi’nin ana planına ilişkin bir sunum yapıldı (SPA)

Üç gün sürmesi öngörülen Prens William’ın Suudi Arabistan ziyareti, Londra’nın Riyad’la ekonomik iş birliğini derinleştirme arayışlarının hız kazandığı bir döneme denk geliyor. Kensington Sarayı’na göre ziyaret, ticaret, enerji ve yatırım başta olmak üzere gelişen ikili ilişkilerin öne çıkarılmasını amaçlıyor. Programda, kadın sporları, e-spor ve çevre koruma projelerinin yanı sıra Prens William’ın El-Ula’da yaban hayatı ve doğal mirasın korunmasına yönelik çalışmaları yerinde incelemesi bulunuyor.


BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
TT

BM: Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adım güçlü ve hızlı

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki kalkınmayı desteklemek için attığı son adımı güçlü ve hızlı olarak nitelendirdi. (BM)

Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, geçici başkent Aden’deki durumu “Artık jeneratör seslerini duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu, Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Ayrıca dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu da çok olumlu bir gelişme” sözleriyle değerlendirdi.

Şarku’l Avsat ile yaptığı röportajda, Suudi Arabistan’ın kalkınma müdahalelerinin insani yardımlar kadar önemli olduğunu vurgulayan Harneis, “Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı kapsamında ülke genelinde pek çok proje yürütülüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve etkili bir şekilde hareket etti” dedi.

yu7
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis (Şarku’l Avsat)

Harneis, Husi güvenlik güçlerinin yaklaşık 73 BM çalışanını gözaltında tutmaya devam ettiğini ve BM’ye ait birçok ofisi kontrol altında bulundurduğunu açıkladı. Harneis, Husilerin yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipmana da el koyduğunu belirterek, durumun değişeceğine dair hiçbir işaret olmadığını ve bunun ‘son derece moral bozucu’ olduğunu ifade etti.

Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi

Harneis, Riyad ziyaretinin, küresel insani durumu ele almak üzere Kral Selman Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi (KSRelief) ile yapılan bir toplantıya katılmak amacıyla gerçekleştiğini açıkladı. Harneis, “Son on yılda KSRelief büyük bir gelişim kaydetti ve bugün insani yardım alanında küresel ölçekte önemli bir aktör konumunda” dedi.

Harneis, merkezin Yemen’de insani yardıma büyük önem verdiğini belirterek, “Bu ziyarette Yemen’deki insani durum üzerinde yoğunlaştım. Yaptığımız görüş alışverişi çok faydalı oldu. KSRelief ile ilişki ve iş birliği her zaman mükemmel oldu. BM ve insani yardıma güçlü bir şekilde destek verdiler. Bugün amacımız, teknik ve liderlik boyutlarını da kapsayan daha derin tartışmalarla bu ilişkiyi bir üst seviyeye taşımak. İnsani yardımın nasıl organize edileceği konusu son derece kritik” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan en büyük bağışçılardan biri

Yemen’deki kalkınma çalışmalarına da değinen Harneis sözlerini şöyle sürdürdü: “KSRelief, son on yılda olağanüstü destek sağladı ve her zaman en büyük bağışçılardan biri oldu. Bu yıl muhtemelen en büyük bağışçı olacak. Rolü yalnızca finansmanla sınırlı değil; Yemen’deki durumu derinlemesine anlamaları, bu çalışmaları son derece önemli kılıyor.”

hyju
Birleşmiş Milletler (BM) Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Julien Harneis, Suudi Arabistan’ın Yemen’deki insani yardım faaliyetlerine en büyük bağışçılardan biri olduğunu doğruladı. (BM)

Harneis, Suudi Arabistan’ın kalkınma alanındaki katkılarını da vurgulayarak, “Kalkınma çabaları insani yardımlar kadar, hatta belki daha da önemli. Suudi Arabistan’ın Yemen Kalkınma ve Yeniden Yapılanma Programı, ülke genelinde çeşitli projeler yürütüyor. Son günlerde ve haftalarda Suudi Arabistan, Yemen hükümetini destekleme konusunda hızlı ve güçlü bir şekilde harekete geçti; bu oldukça belirgindi” dedi.

Elektrik altyapısını örnek gösteren Harneis sözlerine şöyle devam etti: “Bu sorun en az 15-20 yıldır var ve Yemenlilerin hayatında sürekli bir gerilim kaynağıydı. İnsanlar neredeyse tamamen jeneratörlere bağımlıydı. Ancak son bir hafta veya on gün içinde jeneratör seslerini artık duymuyorum; çünkü elektrik şebekesi geri dönmeye başladı. Bu da Suudi Arabistan’ın hızlı müdahalesi sayesinde gerçekleşti. Dün Aden Havalimanı’ndan ayrıldım ve pistin yeniden inşasını gördüm; bu çok olumlu bir gelişme.”

Harneis ayrıca, “Hükümet kontrolündeki bölgelerde güçlü bir devletin kalkınmanın faydalarını, hukukun üstünlüğünü ve iyi idareyi vatandaşlara gösterebilmesi gerekiyor” dedi.

BM personelinin gözaltına alınması

Harneis, “Anlam veremediğimiz bir şekilde, fiili otorite olan Husiler Sana’da 73 meslektaşımızı gözaltına aldı; bunlardan biri gözaltı sırasında hayatını kaybetti. Ayrıca BM’nin eski çalışanları da gözaltına alındı. Bu tek seferlik bir olay değil; Aralık 2021, 2023 ve 2024’te ve 2025’te üç kez daha yaşandı; en son olay sadece üç hafta önce gerçekleşti” şeklinde konuştu.

cvfghy
2026 Yemen İnsani Yardım Planı için yaklaşık 2,16 milyar dolarlık bir kaynak gerekli. Bunun 1,6 milyar doları en acil ihtiyaçlar için ayrılmış durumda. (BM)

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörü Harneis, “Ofislerimize ve varlıklarımıza el konuldu; birçok ofis ya Husi güvenlik güçlerinin kontrolü altında ya da kapalı durumda. Yüzlerce iletişim cihazı ve gerekli ekipman da alınmış durumda. Sana’dan bu durumun değişeceğine dair hiçbir işaret yok; bu özellikle Yemen halkı için kritik bir dönemde son derece moral bozucu” ifadelerini kullandı.

Saada ziyaretleri

Harneis, Husilerin kalesi sayılan Saada vilayetine son yıllarda yaklaşık altı kez ziyaret gerçekleştirdiğini ve Yemen’in diğer bölgelerinde de insani yardım çalışmalarını güvence altına almak için diyalog yürüttüğünü belirtti. Harneis, “İlk kez 2013’te Saada’yı ziyaret ettim; 2014, 2015 ve 2016’da da oradaydım, ardından iki yıl önce ve geçen yıl tekrar ziyaret ettim. Yemen’in çoğu bölgesini gezdim; birçok bölgede yönetim silahlı grupların elinde. İnsani yardımın devam etmesi için bu gruplarla diyalog kurmak gerekiyor” dedi. Son ziyaretinde vilayet valisiyle görüştüğünü de bildirdi.

Husilere yönelik eleştiriler

Harneis, BM’nin Husilere yönelik eleştirilerini operasyonel kolaylıklar veya başka gerekçelerle yumuşatmadığını kesin bir dille vurguladı. Harneis, “Genel Sekreter bile personelimizin gözaltına alınması konusunda defalarca konuştu, ajans başkanları da konuştu, yüzlerce açıklama yapıldı; hiçbir zaman susmadık… Üzücü olan, yüzlerce, belki de binlerce Yemenlinin gözaltında olmasına rağmen seslerinin duyulmaması” ifadelerini kullandı.

İnsani yardım harcamalarının denetimi

Harneis, BM fonlarının Yemen’de nasıl kullanıldığına dair yöneltilen sorulara şöyle yanıt verdi: “Yaptığımız her şey şeffaftır ve halka açıktır; bunu ‘fts.un.org’ üzerinden takip edebilirsiniz. Burada finansman kaynakları ve yıllardır yürütülen projeler görülebilir. Ayrıca tüm BM ajansları, yıllık iç ve dış denetimlere tabidir; bunun yanında bağışçılar tarafından da gözden geçirilmektedir.”

BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Aden’e taşınması

Harneis, BM Yemen İnsani Yardım Koordinatörlüğü Ofisi’nin Sana’dan Aden’e taşınması kararının BM Genel Sekreteri tarafından alındığını belirtti. Bu kararda etkili olan faktörlerden birinin ‘Yemen hükümetinin BM nezdinde resmi temsilci olması’ olduğunu söyleyen Harneis, diğer faktörün ise ‘Sana’daki yetkililerin BM’ye yönelik kötü muamelesi’ olduğunu vurguladı.

Hükümetle iyi ilişkiler

Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetiyle ilişkilerin ‘iyi’ olduğunu vurgulayan Harneis, “Tüm düzeylerde sürekli koordinasyon halindeyiz” dedi. Harneis, BM’nin hedefini ise şöyle açıkladı: “Amacımız her zaman hükümetle yakın çalışmak; çıkarlarımız ortak. Bunu güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bunun için net bir hükümet liderliği ve istikrarlı bir plan şart. Son iki yılda hükümeti bağışçılarla koordinasyon mekanizmalarına dahil etmeye çalıştık, kalkınma önceliklerini hükümetin öncelikleriyle ilişkilendirdik ve bu alanda somut ilerleme kaydettik.”

2026 için öncelikler

Harneis’e göre BM bu yıl Yemen’de, hükümetin kalkınma liderliğini ulusal öncelikler doğrultusunda desteklemeye odaklanıyor. İnsani alanda özellikle Husilerin kontrolündeki bölgelerde krizin etkilerini en aza indirmeye çalışacaklarını belirten Harneis, bu görevleri uluslararası sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yürüteceklerini ve öncelikli alanların gıda güvenliği, sağlık ve beslenme olacağını vurguladı.

Harneis, 2026 Yemen İnsani Yardım Planı için gerekli bütçenin yaklaşık 2,16 milyar dolar olduğunu, bunun 1,6 milyar dolarının acil öncelikler için ayrıldığını açıkladı.


Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
TT

Suudi Arabistan Savunma Bakanı, Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzaladı

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman, Slovakya Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Robert Kalinak ile savunma alanında iş birliği için mutabakat zaptı imzalarken (SPA)

Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Riyad'daki Dünya Savunma Fuarı'nda bazı mutabakat zaptları ve anlaşmalar imzalarken dost ve kardeş ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceğini görüştü.

Prens Halid bin Selman, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:

“Kral Selman bin Abdulaziz’in himayesinde ve onun adına, kardeş ve dost ülkelerden gelen sayın konukların huzurunda Dünya Savunma Fuarı'nın açılışını yapmaktan büyük mutluluk duydum. Bu etkinlik, Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed Bin Selaman’ın savunma ve güvenlik sektöründeki küresel gelişmelere ayak uydurma vizyonunu somutlaştırıyor.”

Prens Halid bin Selman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünya Savunma Fuarı'nda kardeş ve dost ülkelerin savunma bakanları ve üst düzey yetkilileriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duydum. Savunma ve güvenlik endüstrisinin geleceği ile ilgili bir dizi konu hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Fuarda sunulan fırsatları vurguladık. Ayrıca bir dizi mutabakat zaptı ve anlaşmanın imzalanmasına şahitlik ettim ve bunları imzaladım.”

Prens Halid bin Selman ve Güney Kore Savunma Bakanı Ahn Gyu-Back, Suudi Arabisatan Savunma Geliştirme Genel Müdürlüğü ile Güney Kore Savunma Geliştirme Ajansı (ADD) arasında savunma araştırma ve geliştirme ile savunma ve askeri teknolojiler ve sistemler için inovasyon alanında bir mutabakat zaptının imzalanmasına şahitlik ettiler.

Prens Halid bin Selman, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Slovakya Savunma Bakanlığı arasında savunma alanında iş birliği için bir mutabakat zaptı imzaladı. Ayrıca, Malezya Savunma Bakanı Muhammed Halid Nurdin ile Suudi Arabistan hükümeti ile Malezya hükümeti arasında savunma alanında iş birliği için bir anlaşma imzaladı. Prens Halid bin Selman ayrıca Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile Somalı Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı arasında askeri alanda iş birliği için Somali Federal Cumhuriyeti Savunma Bakanı Ahmed Maalim Faki ile bir mutabakat zaptı imzaladı.