Diriye Bienali: Göç kavramının modern çeşitlemeleri

Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)
Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)
TT

Diriye Bienali: Göç kavramının modern çeşitlemeleri

Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)
Shabour Boyan' ın “Benim Yerim Hiçbir Yer” Eseri (Lawrie Shabibi Galerisi)

Bienal arazisindeki açık alanlarda göçle ilgili meseleleri ve temaları ele alan birçok çalışma yer alıyor ve aşağıda bunlardan bazılarına yer vereceğiz:
Benim Yerim Hiçbir Yer
Göçe dair sanatsal anlatımlar arasında İranlı sanatçı Shabour Boyan'ın, Diriye Bienali Vakfı tarafından kendisine yaptırılan ve üç adet renkli kubbe modelini gördüğümüz “Benim Yerim Hiçbir Yer” adlı dikkat çekici çalışması yer alıyor. Sanatçı, 2014 yılında genetik bağlarının İskandinavya, Orta ve Güney Asya ve Orta Doğu'yu kapsayacak şekilde İran'daki orijinal vatanının çok ötesine uzandığını keşfettiği DNA analizi testini yaptıktan sonra, köklerini ve kökenlerini belgelemekle ilgileniyor. Sanatçı, bu bulgulara görsel sanatsal bir yanıt olarak, her biri genetik testi sonucunda ortaya çıkan çeşitli ülkelerden tarihi binaları temsil eden 33 küçük seramik kubbe yaptı. Boyan, DNA'sına hakim olan üç ırkı temsil etmek üzere Bienal için yaptığı çalışmalarını üç kubbe ile sınırlamayı tercih etti. Sanatçı, aidiyet, milliyetçilik ve kişisel tarih kavramlarını ifade etmek için filozof şair Mevlana Celaleddin el-Rumi'nin şiirlerinden biri olan “Yerim Hiçbir Yer” adlı eserinin başlığından ilham aldı.

Yedinci dalga: Bireyden topluma
Mısırlı sanatçı Mutez Ferec, geniş bir alana yayılan karmaşık çalışmasıyla görenleri şaşırtıyor. Sanatçı, eseri için “Arafat Dağı'nda durma/Arafat’ta vakfe” ifadesini seçmiş ve çalışmasına "Yedinci Dalga" adını vermiş. İslam mimarisindeki mukarnaslardan ve Mekke mimarisinde hala gördüğümüz geleneksel geometrik şekillerden ilham alan yüzlerce renkli ve oymalı ahşap parça aracılığıyla sanatçı, hac mevsiminde Arafat Dağı'na çıkan insan kalabalığını ifade etmek için üst üste yığılmış tahta dalgalar gibi görüntüler oluşturdu.

Dima el-Surucî ve “Kutsallığı korumak”
Sanatçı Dima el-Surucî’nin çalışması, sergi alanında tek başına duruyor. Eser, açıklıkları renkli camlarla süslenmiş, beyaz sıvadan yapılmış kemerli bir kapı gibi görünüyor. Dima el-Surucî, Filistin'de orijinal el sanatlarının ortadan kalkmasını çalışmaları aracılığıyla ele almaya çalıştığını belirtti. Sanatçı, eserinin bir hikayesi olduğundan da bahsetti:
Eser, 2022’de İsrail kuvvetlerinin Tapınak Tepesi’ne düzenlediği saldırı ve Kubbetu’s-Sahra'daki ay şeklindeki 30 pencerenin tahrip edilmesi olayından esinlenilmiş. Temel olarak eser, kutsallıkların korunmasından ve cami ve kubbe yapımında kullanılan orijinal el sanatlarının ortadan kalkmasından bahsediyor. Sanatçı, taş oyma ve vitray zanaatlarının, sadece Filistin'de değil, aksine, tüm Arap dünyasında ortadan kalktığını söylüyor. Dima, “Artık tamiri 15 yıl sürecek 30 kırık penceremiz var. Çünkü her bir dam penceresini (ay şeklindeki pencere) üretmek; alçıtaşını el ile oymak, vitray parçalarının montajı ve bunları tek tek sabitlemek gerektiğinden, 6 ay sürüyor" açıklamasında bulundu.


Adil el-Kureyşi’nin “el-Sidne” tablosu- Dima el-Surucî, “Kutsallığı Korumak” (Şarku’l Avsat)

Bu durum, tekniğin şu anda gerçekten ortadan kalktığını gösteriyor, çünkü bu tekniği uygulayan çok az kişi var. Bu zanaatı yapan kişilerden bazıları Yemen'de, biri Kahire'de ve bir başkası Kudüs'te bulunuyor. Tüm bunlara ek olarak, İsrailli yetkililerin bu pencerelerin yeniden inşa sürecini engellemesi, onarım sürecini daha da geciktirmekte.
Dima el-Suruci de çalışmalarında, sürekli şiddete rağmen Filistin toplumunun daimi varlığını simgeliyor. Sanatçı, bu ay şeklindeki pencerelerden parçalar aldı ve bir tanık ve aynı zamanda hayatta kalma kararlılığının bir sembolü olması için onları bir alçı modelin içine yerleştirdi.
Sanatçı, dikkat çekici ve nostaljik çalışmasında cami mimarisinden birtakım motifler de kullanıyor. Modeldeki süslemeler ve cam figürler, Mescid-i Aksa'yı çevreleyen alanlara, pencerelerin yıkılmasına ve duvarındaki kurşun deliklerine gönderme yapmakta.

Adil el-Kureyşi ve Kamera Tabloları
Suudi fotoğrafçı Adil el-Kureyşi, çektiği fotoğraflarla serginin Mekke ve Medine salonlarında seçkin bir yere sahip. Ona bu seçkin konumu veren fotoğraflar; Medine'deki son muhafızların, Kabe bekçilerinin ve Diriye Bienali tarafından kendisinden istenen Mescid-i Nebevi ve Şeyh Osman Taha’nın fotoğrafları. Fotoğrafçıyla, sergiye katılması ve çektiği fotoğrafları her salon için sanatsal anlatının başında ve sonunda sergileyerek yaptığı jest hakkında konuştuk. Mekke salonunda ziyaretçinin yolculuğu, sergilenen eserler arasındaki “Sidne” başlıklı devasa bir resim ile başlıyor. Bu resimde yer alan kişiler Kabe’nin ve Mekke’nin anahtarlarının taşıyıcıları. Ziyaretimiz Mescid-i Nebevi’nin bazı muhafızlarının fotoğrafıyla devam ediyor. Bunlardan biri resmi elbisesini giymiş ve sanki bizi Mescid-i Haram’a götürmeye hazırlanıyormuş gibi görsel bir şölen sunuyor. Hz. Peygamber'in makamının muhafızlarından biriyken ve oranın anahtarlarını taşırken nasıl böyle hissettirmesindi ki zaten. Bunlar, fotoğrafçının sevgi ve ustalıkla kaydettiği, bize muhafızların Mescid-i Nebevi’deki yaşamına dair geçmişten kesitler sunmak için çekilmiş enstantaneler.
Muhafızlardan izin istercesine, gösterinin geri kalanını keşfetmek için sessizce ilerliyoruz. Salonun sonunda muhafızların başka resimleri var. Hizmet etme ve sahip çıkma şerefine eriştikleri o yeri ziyaret etmemize izin verdikten sonra onlarla vedalaşıyormuşuz gibi hissettiriyor.
El-Kureyşi, Mekke-i Mükerreme Salonu'nda sergilenen diğer fotoğraflar hakkında şunları söyledi: “Bunlar, tarihte Mekke ve Medine’yi ilk fotoğraflayan fotoğrafçı Muhammed Sadık Bey’e ait ve onun resimleri çok ender bulunur. Şu an bulunursa milyonlara satılır.” El-Kureyşi’ nin son zamanlarda çektiği fotoğraflarla Muhammed Sadık Bey'in fotoğraflarının birleşimi, bizi 20. yüzyılın başından 21. yüzyıla götüren zamansal bir görsel anlatı gibi görünüyor.
El-Kureyşi, Bienal'in bir ziyaretçisi olarak baktığında küratörlerin, "hacılar şehrinde bir yer seçmek başta olmak üzere tüm aşamalarda çok başarılı olduklarına" inanıyor. Çünkü küratörler mekanı Mekke ve Medine’de değil, en fazla ziyaretçinin katılmasını mümkün kılacak şekilde hacılar şehrinden seçtiler. El-Kureyşi ayrıca, devasa dış eserlerin sergilenmesine izin veren binaları ve eserlerin kendilerini ifade etmeleri için sunulan geniş alanları ile Bienalin kendine özgü mimarisi hakkında da övgü dolu sözler söyledi.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.