Suriye’nin kuzeyini esir alan uyuşturucu kullanımıyla bağlantılı suçlar arttı

Muhalif gruplar, rejimin kontrolü altındaki bölgelerden yapılan uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele için kampanya başlattılar.

Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)
TT

Suriye’nin kuzeyini esir alan uyuşturucu kullanımıyla bağlantılı suçlar arttı

Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)
Halep'in kuzey kırsalında, uyuşturucu kullanımına karşı bilinç oluşturmak için afişler asıldı. (Şarku’l Avsat)

Suriye'nin kuzeyindeki muhalif gruplar, Şam rejiminin kontrolü altındaki bölgelerden getirildiğini düşündükleri uyuşturucunun yayılmasına karşı büyük bir kampanya başlattı. Halep'in kuzeyinde uyuşturucu kaçakçılığına ve hem sivillerin hem de muhalif grupların üyelerinin bu kaçakçılığa karıştığına ilişkin şikayetlerin artması muhalif grupları harekete geçirdi. Aktivistler artan şiddet olaylarına ve uyuşturucu kullanımından kaynaklanan suçlara dikkat çekerken durumun tehlikeli bir boyuta ulaştığını vurguladılar. Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı gruplar, kendi saflarındaki uyuşturucu kullanıcılarını ortaya çıkarmak ve hesap sormak için büyük bir tarama başlattı.
Şarku’l Avsat’ın konuya dair hazırladığı hebrde Suriye’nin kuzeybatısındaki muhalif bölgeleri esareti altına alan uyuşturucunun yayılması, bunun toplum üzerindeki etkileri, kaçakçılık yöntemleri ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele ile bunu ortadan kaldırma yolları mercek altına alındı.  
Halep'in kuzeyindeki  Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekât bölgelerinde faaliyet gösteren güvenlik güçleri ve yargı birimleri, bir yıldan kısa bir süre içinde rejimin kontrolündeki bölgelerden (eroin, esrar, captagon hapları ve H-Bose gibi) uyuşturucu maddelerin kaçakçılığıyla ilgili yaklaşık 774 yakalama gerçekleştirdiler. Uyuşturucu maddelerle mücadele, bunlarhakkında farkındalık yaratma ve uyuşturucu kullananların tedavisi konusunda uzman kurumların ve güvenlik kaynaklarının açıklamalarına göre bin 195 kişi uyuşturucu ticareti ve uyuşturucu kullanmaya özendirme suçlamasıyla tutuklandı.
Halep'in kuzeyindeki Azez Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şubesi geçtiğimiz günlerde Halep kırsalındaki el-Bab, Marea, Afrin ve Azez ilçelerinde yürütülen geniş bir güvenlik operasyonu çerçevesinde Azez kırsalındaki el-Bal köyündeki bir eve düzenlediği baskında iki kişiyi tutukladığını ve çeşitli silahlarla birlikte büyük miktarda esrar ve uyuşturucu ele geçirdiğini duyurdu. Şube, ayrıca bir uyuşturucu satıcısının, 90 gram uyuşturucu madde, bin 500 adet uyuşturucu hap ve silahla birlikte yakalandığını bildirdi. Söz konusu güvenlik operasyonunda uyuşturucu madde etkisi altında işlenen şiddet eylemlerinin ve suçların yanı sıra gençler arasında saldırgan davranışların artmasının ardından uyuşturucu kaçakçılığı yaptıkları ve uyuşturucu kullanımına özendirdikleri şüphesiyle onlarca kişi gözaltına alındı.
Halepli aktivist Hüsam el-Halebi, Halep kırsalında uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasının ardından uyuşturucu etkisi altında işlenen suçların başında cinsel saldırı ve cinayet geldiğini söyledi. Bu ayın başında El Bab’da bir babanın uyuşturucunun etkisiyle kızına cinsel saldırıda bulunduğunu aktaran Halebi, söz konusu kişinin güvenlik güçleri tarafından yakalandığını belirtti. Halebi, bir başka korkunç olayda da, geçtiğimiz aralık ayında Halep kırsalındaki er-Rai beldesinde, otuzlu yaşlardaki bir kişinin uyuşturucu kullandıktan sonra ağabeyi, karısı ve beş çocuğunu öldürdüğünü, Kalaşnikof makineli tüfek ve tabancayla ateş açarak başka diğer kişileri de yaraladığını söyledi. Görgü tanıkları olayın, katil zanlısının başta H-Bose olmak üzere uyuşturucu madde kullanmaktan birkaç kez hapse girmesinden sonra işlendiğini belirttiler.  
Aktivist Hüsam el-Halebi, uyuşturucunun etkisiyle sergilenen agresif davranışların gençler arasında oldukça arttığını, sokaklarda, pazar yerlerinde ve akşam eğlencelerinde gençlerin sık sık şiddetli kavgalara yol açtığını kaydetti. Bu olaylarda sıklıkla silah ve bıçak kullanıldığını söyleyen Halebi, bazen neredeyse ölümcül yaralanmaların yaşandığını belirtti.
Halep kırsalındaki bir güvenlik kaynağı, son zamanlarda dükkanların yağmalandığını, motosiklet ve araba parçalarının çalındığı hırsızlık olaylarının arttığı bilgisini paylaştı. Olaylara karışanlarla ilgili soruşturmalar, bu suçların çoğunun uyuşturucu bağımlısı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini ve bağımlıların diğerlerinden daha etkili olması ve hızla bağımlılık yapmasından ötürü daha fazla kullanmak istediği başta H-Bose olmak üzere uyuşturucu satın almak için para bulmak amacıyla hırsızlık yaptıklarına işaret etti.
Halep’in kuzeyindeki Marea Hastanesi'nde görev yapan bir doktor, bazıları muhalif gruplardan olmak üzere bölgedeki gençlerin yaklaşık yüzde 30'unun, etkisi ve beyini tamamen ele geçirmesi nedeniyle kullanıcıya hayali bir haz ve geçici bir mutluluk hissi veren başta H-Bose olmak üzere uyuşturucu madde kullandığının tahmin edildiğini aktardı.
Doktor sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir yanda savaşın neden olduğu koşulların, bir yanda Suriye'deki durumun düzelmesinden umudun kesilmesine yol açan psikolojik etkenlerin diğer yanda da çok sayıda grubun olması bu tehlikeli olgunun yayılmasındaki en önemli etkenler arasında. Daha fazla gecikmeden uyuşturucu kullanımını kontrol altına alabilecek belli başlı bir güvenlik biriminin olmaması, bölgedeki kaosu artırıyor.”
Uyuşturucunun son zamanlarda toplum arasında korkunç bir şekilde yayılmasıyla Halep Kırsalı Doktorları Derneği, uyuşturucuların yayılmasının tehlikeleri ve toplumdaki bireylerin alışkanlıkları ve davranışları üzerindeki olumsuz sonuçları konusunda uyarmak için bir bilinçlendirme kampanyası başlattı. Dernek, bu kampanya çerçevesinde yollara, şehirlerin ve pazarların girişlerine, uyuşturucu kullanımının neden olduğu tehlikelere karşı uyaran afişler astı.
Aktivistler, Türkiye tarafından desteklenen SMO'ya bağlı el-Mutasım Tümeni, geçtiğimiz günlerde gruptaki uyuşturucu kullanıcılarını tespit etmek için tüm üyelerine kan testi yapılan bir tarama süreci başlattığını bildirdi. Uyuşturucu kullananların tespit edilmesi halinde hapis cezasına çarptırılacakları ve görevden uzaklaştırılacakları belirtildi. Mutasım Tümeni’nin bu adımı, muhalif grupların üyeleri arasında artan uyuşturucu kullanımının engellenmesi için bir ilk niteliğinde.
Bir güvenlik kaynağı, uyuşturucu tacirlerine yönelik soruşturmaların, uyuşturucu kaynaklarının Suriye rejiminin kontrolü altındaki bölgeler olduğunu, Hizbullah ve Mahir Esad liderliğindeki Dördüncü Tümen ile yakın bağları olan kişiler tarafından muhalif grupların kontrolü altındaki bölgelere kaçakçılık yoluyla gerçekleştirildiğini ve bölgedeki nüfuzlu kişiler tarafından uyuşturucu kullanımının özendirildiğini ortaya koyduğunu aktardı.
Son dönemde Halep kırsalında çok sayıda uyuşturucu kaçakçısının tutuklandığını ve ellerindeki büyük bir miktardaki uyuşturucu maddeye el konulduğunu belirten kaynak, bunun, Suriye rejiminin, özellikle Ürdün ve Körfez ülkeleri gibi komşu ülkelerin, Suriye-Ürdün üzerinden uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesi için sıkı tedbirler almalarının ardından ülkenin kuzeyindeki muhalif grupların kontrolündeki bölgeler üzerinden uyuşturucu kaçakçılığı yapmaya yöneldiğinin bir işareti olduğunu vurguladı.  



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.