Anı ve tarih kitapları ‘en çok satanlar’ listelerinde romanları geride bıraktı

Kahire Kitap Fuarı’nın 54’üncü oturumu düzenlendi

Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
TT

Anı ve tarih kitapları ‘en çok satanlar’ listelerinde romanları geride bıraktı

Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf

Kahire Uluslararası Kitap Fuarı’nın 54. oturumu tamamlandı. Fuarın yıllar önce Nasr şehrinden Beşinci Yerleşim’e taşınmasından bu yana kaydedilen en yüksek katılım oranına ulaşıldı. 25 Ocak-6 Şubat tarihleri ​​arasındaki toplam ziyaretçi sayısı 3,5 milyonu aştı.
Mısır Kültür Bakanı Dr. Nevin el-Kilani, fuarın katılımcıları ile etkinlikleri haber yapan medyaya teşekkür etti. Bakan bu fuarı, devletin kültürel çalışmanın değerine olan inancını somutlaştırdığını belirtti. Ayrıca toplumun geniş kesimlerini, özellikle de toplumun en geniş kesimini oluşturan gençleri hedef alan onlarca etkinlik aracılığıyla farkındalığı artırma ve tüm zorluklarla yüzleşme gücünü somutlaştıran istisnai bir fuar olduğunu da söyledi.
Çeşitli yayınevlerinin ‘en çok satan’ listeleri, fuarın önceki oturumlarında rakipsiz kalan romanın yerini tehdit eden bir şekilde, tarih, felsefe, anı ve kişisel gelişim gibi alanlarda kurgu dışı kitap satışının yükseldiğini gözler önüne serdi. Örneğin Albert Aryeh’nin ‘Mısırlı Bir Yahudinin Anıları’ kitabı eş-Şuruk Yayınevi en çok satanlar listesinde ilk sırada yer aldı. Söz konusu kitabın girişinde “Bazıları anılarımı yazmama neyin neden olduğunu, neden daha önce yazmadığımı ve neden hayatımın son günlerinde yazmayı seçtiğimi sorabilir. Gerçek şu ki ailemi ve ülkemi ben seçmedim ama yaşam tarzımı ben seçtim. Kral Fuad döneminde doğdum ve Kral Faruk’un döneminden Cumhurbaşkanı Sisi kadar tüm dönemine şahit oldum. Mısır’da uzun bir süre yaşadım, avantajlarını ve dezavantajlarını gördüm. Geçmiş hakkında konuşan birçok insanın cehaletten yanlış şeyler söylediğini görmek beni üzüyor” ifadeleri yer alıyor.
Merhum düşünür Dr. Louis Awad’ın ‘Mısır Düşünce Tarihi’ adlı kitabının yeni baskısı, el-Mahruse Yayınevi satışlarını zirveye çıkardı. Kitap, Mısır düşünce tarihini ele alan üç ciltten oluşuyor ve Fransız Devrimi’nden 1919 Devrimi’ne kadarki dönemi ele alıyor. Aynı alandaki birçok kitap da kayda değer bir dikkat çekti. Bunlar arasında, Mısır Lübnan Yayınevi tarafından Mustafa Ubeyd çevirisi ile yayınlanan ‘Ceset Okuyucu-Bir İngiliz Anatomistin Mısır Kraliyetindeki Anıları” kitabı, Tume Yayınevi tarafından yayınlanan Sehar Salah’ın yazdığı ‘Durumların Psikolojisi’ kitabı, El-Ayn Yayınevi’nin yayınladığı Zübeyde Muhammed Atta’nın yazdığı ‘Mısır Yahudileri-Siyasi Tarih’ kitabı, Devvin Yayınevi’nin yayınladığı Patrick King’in ‘Bir Psikiyatrist Gibi Düşün’ kitabı ve el-Faruk Yayınevi’nin yayınladığı Edward Fisher’ın ‘Aklın Felsefesi’ kitabı yer alıyor. Elbette bu, romanın sahnede hala var olduğu anlamına geliyor zira, İzzettin Şukri Fişer’in ‘Üniversitede Bir Suç’, İbrahim Abdulmecid’in ‘Eski Gazete Taşıyıcısı’, Havle Hamdi’nin ‘Beyaz Yasemin’ ve Muhammed Berake’nin “Öteki Dünyadaki Buzdan Kalp” gibi romanlar, yeni yayınlanan ve popülarite kazanan yaratıcı eserler arasında yer alıyor.
Fuarda aynı zamanda YouTube’daki içerik oluşturucuların yazdığı bir kitap için düzenlenen imza törenlerinde, 20 yaşın altındaki gençlerin kitabı imzalamak için uzun kuyruklarda beklemesi ile tartışmalı sahneler de yaşandı. Yani eşi benzeri görülmemiş bir satış patlaması yakalayan kitaplar, köklü kültürel projelere sahip ünlü yazarların değil, sosyal medyada yakaladıkları şöhreti fırsat bilen Youtuber’ların kitaplarıydı. Bu kişiler, hafif ve hızlı olan, gençlerin hayal gücüne hitap eden kitaplar yazdılar. Bunlar arasında korku edebiyatına ait ‘Cabir Amcanın Kayığı’ romanının yazarı Yahya Azzam ve sinema eleştirilerinin yer aldığı ‘1950’lerde Film’ kitabının yazarı Hamad Taher ve insani gelişme dünyasına yakın makaleler, vizyonlar ve fikirler içeren ‘En Başarısızlar’ kitabının yazarı Ali Gazlan’ın kitapları vardı.
Her zaman olduğu gibi, izleyiciler ve kültür aktivistleri arasında bu olağanüstü sahnelere karşı farklı tutumlar vardı. Bazıları bunu düşünceyi ve edebiyatı seven genç kız ve erkeklere atfedilen olumlu bir olgu olarak görürken, bazıları da bunu zayıf ve yüzeysel okuma tercihlerine yönelim olarak değerlendirdi.
Fuarda halkın büyük ilgisini çeken önemli temalar arasında ‘Bir Yazar Bir Proje’ kültürel programı da yer aldı. Bu bağlamdaki önemli etkinliklerden biri, Arap dünyasında popüler edebiyatın öncülerinden biri olan merhum Dr. Ahmed Mursi’nin somut olmayan kültürel miras alanındaki çabalarının ele alındığı ‘Kültürel Gelişim-Halk Geleneklerin Devamı’ başlıklı sempozyum oldu. Sempozyum işaret diline de çevrildi. Arap dünyasındaki kültürel gelişim ufukları, Arap iş birliğinin boyutlarını ve ufkunu güçlendirmedeki katkılar ve somut olmayan miras konularındaki ilgi ve tutkuda en üst düzeye çıkarmakla ilgili bir dizi konu tartışıldı. Sempozyumda ayrıca belgeleme ve bunun sürdürülebilir kalkınma ile ilişkisi, mit, terminoloji, miras yönetimi ve mülkiyeti dahil olmak üzere somut olmayan kültürel mirasla ilgili bir dizi bilimsel konu da ele alındı.
Sempozyuma Mısır Kitap Genel Kurul Başkanı Dr. Ahmed Bahiddin ve Arap dünyasında somut olmayan kültürel miras alanıyla ilgilenen bir dizi yerel ve bölgesel yetkili de katıldı. Katılan arasında İbrahim es-Seyid (Katar), Abdulaziz el-Muslim (BAE), Kahtan Fercullah (Irak) ve Vivian Fuad (Mısır) yer alıyordu. Sempozyumun moderatörlüğünü Mısır Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras İşleri Danışmanı Dr. Nahla İmam yaptı. Mursi’nin torunu Dr. Muhammed Ahmed Mursi de katıldı.
Genel Mısır Kitap Organizasyonu başta olmak üzere Mısır’daki yayın kuruluşları fuarın ödüllerinden büyük bir kısmını aldı. En İyi Roman ödülünü, el-Arabi Yayınevi tarafından yayınlanan ‘Perde Düştükten Sonra’ adlı romanıyla Muhammed Amr Hasan kazandı. Mahmud Ayad, ‘Yabancının Yapraklarından’ adlı kısa öykü dizisi ile Kısa Öykü Ödülü ödülünü kazandı. Klasik Şiir Ödülü’nü ise ‘Yokluk aynı zamanda özlem yeridir’ adlı kitabı ile şair Alaa Muhammed aldı. Halk dili şiirinde ‘Tebrikler, Beklemeyi Bıraktım’ adlı derlemesi ile Medhat Munir ödülü kazandı ve son üç eseri Genel Mısır Kitap Organizasyonu tarafından yayınlanmıştı.
Çocuk edebiyatında, Mısır Kalkınması Yayınevi’nin yayınladığı ‘Deniz ve Dağ’ kitabıyla Velid Muhammed Taher ödülü aldı. Edebiyat eleştirisi dalında Şarka Hültür Kurumu tarafından yayınlanan ‘Çağdaş Şiirde Metafor Teorisi’ kitabıyla Muhammed Zeydan ödülü aldı. En iyi Mısırlı yayıncı ödülü ise el-Fuad Yayınevine verildi. En iyi Arap yayıncı ödülüne gelince, el-Mahruse Yayın, Basın ve Bilgi Hizmetleri Merkezi ve Memduh Advan Yayınevi tarafından ortaklaşa alındı.
Mısırlı, Arap ve 53 ülkeyi temsil eden yabancılardan 1047 temsilci fuara kaldı. Fuar’da 500'ü aşan fikir ve sanat faaliyetleri de yer aldı. Ürdün’ün onur konuğu olduğu etkinlikte, şair Salah Jahin ve çocuk edebiyatının öncüsü Necib el-Kilani Yılın Kişisi ödülünü aldı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.