Anı ve tarih kitapları ‘en çok satanlar’ listelerinde romanları geride bıraktı

Kahire Kitap Fuarı’nın 54’üncü oturumu düzenlendi

Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
TT

Anı ve tarih kitapları ‘en çok satanlar’ listelerinde romanları geride bıraktı

Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf
Kahire Kitap Fuarı’ndan bir fotoğraf

Kahire Uluslararası Kitap Fuarı’nın 54. oturumu tamamlandı. Fuarın yıllar önce Nasr şehrinden Beşinci Yerleşim’e taşınmasından bu yana kaydedilen en yüksek katılım oranına ulaşıldı. 25 Ocak-6 Şubat tarihleri ​​arasındaki toplam ziyaretçi sayısı 3,5 milyonu aştı.
Mısır Kültür Bakanı Dr. Nevin el-Kilani, fuarın katılımcıları ile etkinlikleri haber yapan medyaya teşekkür etti. Bakan bu fuarı, devletin kültürel çalışmanın değerine olan inancını somutlaştırdığını belirtti. Ayrıca toplumun geniş kesimlerini, özellikle de toplumun en geniş kesimini oluşturan gençleri hedef alan onlarca etkinlik aracılığıyla farkındalığı artırma ve tüm zorluklarla yüzleşme gücünü somutlaştıran istisnai bir fuar olduğunu da söyledi.
Çeşitli yayınevlerinin ‘en çok satan’ listeleri, fuarın önceki oturumlarında rakipsiz kalan romanın yerini tehdit eden bir şekilde, tarih, felsefe, anı ve kişisel gelişim gibi alanlarda kurgu dışı kitap satışının yükseldiğini gözler önüne serdi. Örneğin Albert Aryeh’nin ‘Mısırlı Bir Yahudinin Anıları’ kitabı eş-Şuruk Yayınevi en çok satanlar listesinde ilk sırada yer aldı. Söz konusu kitabın girişinde “Bazıları anılarımı yazmama neyin neden olduğunu, neden daha önce yazmadığımı ve neden hayatımın son günlerinde yazmayı seçtiğimi sorabilir. Gerçek şu ki ailemi ve ülkemi ben seçmedim ama yaşam tarzımı ben seçtim. Kral Fuad döneminde doğdum ve Kral Faruk’un döneminden Cumhurbaşkanı Sisi kadar tüm dönemine şahit oldum. Mısır’da uzun bir süre yaşadım, avantajlarını ve dezavantajlarını gördüm. Geçmiş hakkında konuşan birçok insanın cehaletten yanlış şeyler söylediğini görmek beni üzüyor” ifadeleri yer alıyor.
Merhum düşünür Dr. Louis Awad’ın ‘Mısır Düşünce Tarihi’ adlı kitabının yeni baskısı, el-Mahruse Yayınevi satışlarını zirveye çıkardı. Kitap, Mısır düşünce tarihini ele alan üç ciltten oluşuyor ve Fransız Devrimi’nden 1919 Devrimi’ne kadarki dönemi ele alıyor. Aynı alandaki birçok kitap da kayda değer bir dikkat çekti. Bunlar arasında, Mısır Lübnan Yayınevi tarafından Mustafa Ubeyd çevirisi ile yayınlanan ‘Ceset Okuyucu-Bir İngiliz Anatomistin Mısır Kraliyetindeki Anıları” kitabı, Tume Yayınevi tarafından yayınlanan Sehar Salah’ın yazdığı ‘Durumların Psikolojisi’ kitabı, El-Ayn Yayınevi’nin yayınladığı Zübeyde Muhammed Atta’nın yazdığı ‘Mısır Yahudileri-Siyasi Tarih’ kitabı, Devvin Yayınevi’nin yayınladığı Patrick King’in ‘Bir Psikiyatrist Gibi Düşün’ kitabı ve el-Faruk Yayınevi’nin yayınladığı Edward Fisher’ın ‘Aklın Felsefesi’ kitabı yer alıyor. Elbette bu, romanın sahnede hala var olduğu anlamına geliyor zira, İzzettin Şukri Fişer’in ‘Üniversitede Bir Suç’, İbrahim Abdulmecid’in ‘Eski Gazete Taşıyıcısı’, Havle Hamdi’nin ‘Beyaz Yasemin’ ve Muhammed Berake’nin “Öteki Dünyadaki Buzdan Kalp” gibi romanlar, yeni yayınlanan ve popülarite kazanan yaratıcı eserler arasında yer alıyor.
Fuarda aynı zamanda YouTube’daki içerik oluşturucuların yazdığı bir kitap için düzenlenen imza törenlerinde, 20 yaşın altındaki gençlerin kitabı imzalamak için uzun kuyruklarda beklemesi ile tartışmalı sahneler de yaşandı. Yani eşi benzeri görülmemiş bir satış patlaması yakalayan kitaplar, köklü kültürel projelere sahip ünlü yazarların değil, sosyal medyada yakaladıkları şöhreti fırsat bilen Youtuber’ların kitaplarıydı. Bu kişiler, hafif ve hızlı olan, gençlerin hayal gücüne hitap eden kitaplar yazdılar. Bunlar arasında korku edebiyatına ait ‘Cabir Amcanın Kayığı’ romanının yazarı Yahya Azzam ve sinema eleştirilerinin yer aldığı ‘1950’lerde Film’ kitabının yazarı Hamad Taher ve insani gelişme dünyasına yakın makaleler, vizyonlar ve fikirler içeren ‘En Başarısızlar’ kitabının yazarı Ali Gazlan’ın kitapları vardı.
Her zaman olduğu gibi, izleyiciler ve kültür aktivistleri arasında bu olağanüstü sahnelere karşı farklı tutumlar vardı. Bazıları bunu düşünceyi ve edebiyatı seven genç kız ve erkeklere atfedilen olumlu bir olgu olarak görürken, bazıları da bunu zayıf ve yüzeysel okuma tercihlerine yönelim olarak değerlendirdi.
Fuarda halkın büyük ilgisini çeken önemli temalar arasında ‘Bir Yazar Bir Proje’ kültürel programı da yer aldı. Bu bağlamdaki önemli etkinliklerden biri, Arap dünyasında popüler edebiyatın öncülerinden biri olan merhum Dr. Ahmed Mursi’nin somut olmayan kültürel miras alanındaki çabalarının ele alındığı ‘Kültürel Gelişim-Halk Geleneklerin Devamı’ başlıklı sempozyum oldu. Sempozyum işaret diline de çevrildi. Arap dünyasındaki kültürel gelişim ufukları, Arap iş birliğinin boyutlarını ve ufkunu güçlendirmedeki katkılar ve somut olmayan miras konularındaki ilgi ve tutkuda en üst düzeye çıkarmakla ilgili bir dizi konu tartışıldı. Sempozyumda ayrıca belgeleme ve bunun sürdürülebilir kalkınma ile ilişkisi, mit, terminoloji, miras yönetimi ve mülkiyeti dahil olmak üzere somut olmayan kültürel mirasla ilgili bir dizi bilimsel konu da ele alındı.
Sempozyuma Mısır Kitap Genel Kurul Başkanı Dr. Ahmed Bahiddin ve Arap dünyasında somut olmayan kültürel miras alanıyla ilgilenen bir dizi yerel ve bölgesel yetkili de katıldı. Katılan arasında İbrahim es-Seyid (Katar), Abdulaziz el-Muslim (BAE), Kahtan Fercullah (Irak) ve Vivian Fuad (Mısır) yer alıyordu. Sempozyumun moderatörlüğünü Mısır Kültür Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras İşleri Danışmanı Dr. Nahla İmam yaptı. Mursi’nin torunu Dr. Muhammed Ahmed Mursi de katıldı.
Genel Mısır Kitap Organizasyonu başta olmak üzere Mısır’daki yayın kuruluşları fuarın ödüllerinden büyük bir kısmını aldı. En İyi Roman ödülünü, el-Arabi Yayınevi tarafından yayınlanan ‘Perde Düştükten Sonra’ adlı romanıyla Muhammed Amr Hasan kazandı. Mahmud Ayad, ‘Yabancının Yapraklarından’ adlı kısa öykü dizisi ile Kısa Öykü Ödülü ödülünü kazandı. Klasik Şiir Ödülü’nü ise ‘Yokluk aynı zamanda özlem yeridir’ adlı kitabı ile şair Alaa Muhammed aldı. Halk dili şiirinde ‘Tebrikler, Beklemeyi Bıraktım’ adlı derlemesi ile Medhat Munir ödülü kazandı ve son üç eseri Genel Mısır Kitap Organizasyonu tarafından yayınlanmıştı.
Çocuk edebiyatında, Mısır Kalkınması Yayınevi’nin yayınladığı ‘Deniz ve Dağ’ kitabıyla Velid Muhammed Taher ödülü aldı. Edebiyat eleştirisi dalında Şarka Hültür Kurumu tarafından yayınlanan ‘Çağdaş Şiirde Metafor Teorisi’ kitabıyla Muhammed Zeydan ödülü aldı. En iyi Mısırlı yayıncı ödülü ise el-Fuad Yayınevine verildi. En iyi Arap yayıncı ödülüne gelince, el-Mahruse Yayın, Basın ve Bilgi Hizmetleri Merkezi ve Memduh Advan Yayınevi tarafından ortaklaşa alındı.
Mısırlı, Arap ve 53 ülkeyi temsil eden yabancılardan 1047 temsilci fuara kaldı. Fuar’da 500'ü aşan fikir ve sanat faaliyetleri de yer aldı. Ürdün’ün onur konuğu olduğu etkinlikte, şair Salah Jahin ve çocuk edebiyatının öncüsü Necib el-Kilani Yılın Kişisi ödülünü aldı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.