Muhalif Buravi’nin kaçırılması, Cezayir ile Paris arasındaki ‘açılımı’ tehdit ediyor

Cezayir yönetimi büyükelçisini geri çağırırken Fransa, iki ülke arasındaki ‘ilişkileri derinleştirmeyi sürdürme’ arzusunu dile getirdi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, 25 Ağustos 2022’de Fransız mevkidaşı Macron’la bir araya gelmişti. (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, 25 Ağustos 2022’de Fransız mevkidaşı Macron’la bir araya gelmişti. (AFP)
TT

Muhalif Buravi’nin kaçırılması, Cezayir ile Paris arasındaki ‘açılımı’ tehdit ediyor

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, 25 Ağustos 2022’de Fransız mevkidaşı Macron’la bir araya gelmişti. (AFP)
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, 25 Ağustos 2022’de Fransız mevkidaşı Macron’la bir araya gelmişti. (AFP)

Cezayir Ulusal Parlamentosu Başkanı İbrahim Bugali, ülkesini Fransa’nın Cezayirli muhalif Amira Buravi’yi kaçırması konusunda uygun tavrı alacağı tehdidinde bulunurken, Buravi ise yabancı bir ülkeyle bağlantılı herhangi bir kişi veya kuruluşun yardımıyla Cezayir’den ayrıldığı iddialarını yalanladı. Cezayir Cumhurbaşkanlığı ayrıca, Fransız diplomatları ve istihbarat ajanlarını muhalif Buravi’yi Cezayir’den Tunus’a ve ardından Fransa’ya ‘gizlice götürmekle’ suçladı.
Bugali, 9 Şubat’ta parlamento merkezinde yaptığı açıklamada, yetkililer tarafından soruşturmaların devam ettiğini ve birkaç noktayı içerdiğini belirterek “Fransa’daki büyükelçimiz, istişare için çağrıldı” dedi. Meclis Başkanı, Cezayir’in bu kışkırtıcı konuda Paris’e yönelttiği ciddi suçlamalara atıfta bulundu. Bu çerçevede Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçen ağustos ayında Cezayir’e yaptığı ziyaretin ardından yaşanan kısa açılım ve iki ülke arasında ‘istisnai bir ortaklık’ başlatmak üzere bir anlaşmanın imzalanması sonrasında iki ülke ilişkilerinde gerginlik yeniden başladı.
Cezayir Dışişleri Bakanlığı geçen çarşamba günü yaptığı açıklamada Fransa’nın Cezayir Büyükelçiliği’ne ‘Cezayir uyruklu ve Cezayir yargısının kararıyla ulusal topraklarda bulunması gerekli görülen bir kişinin gizli ve yasa dışı tahliyesine karışan Fransız devletinin diplomatik, konsolosluk ve güvenlik personelinin ulusal egemenliği ihlal etmesini protesto ettiğini’ bildirdi. Bakanlar, bu gelişmelerin kabul edilemez olduğunu ve Cezayir- Fransa ilişkilerine büyük zarar verdiğini vurguladı.
Cezayir Cumhurbaşkanlığı da Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un ülkenin Paris Büyükelçisi Said Musa’yı ‘istişare için derhal bakanlığa çağırdığını’ bildirdi. Cumhurbaşkanlığı ayrıca, Cezayir yargısı tarafından aranan ve seyahat yasaklarına tabi olan Amira Buravi’nin gizli ve yasa dışı tahliyesini ‘Fransa’ya hitaben yaptığı resmi bir muhtırayla güçlü bir şekilde protesto ettiğini’ vurguladı. Yetkililer geçen hafta, gelecek mayıs ayında Tebbun’un ‘ikili ilişkilerin en iyi durumda olduğunu vurgulamak üzere’ Paris’e bir ziyarette bulunacağını duyurdu.
Gözlemciler, Fransız diplomatların ve istihbarat yetkililerinin Cezayir asıllı Fransız muhalif Buravi’nin gizli tahliyesine karıştığına ve ‘ülkenin egemenliğini ihlal ettiğine’ ilişkin açıklamaların, Cezayir topraklarında bir dış güvenlik ihlalinin gerçekleştiğini gösterdiğini ifade etti. Cezayir asıllı Fransız vatandaşı olan Buravi, ülkesine sınır dışı edilmesi halinde hayatının tehlikeye gireceği gerekçesiyle Tunus üzerinden Fransa’ya geçti.
Bu benzeri görülmemiş durum, birçok soruyu da gündeme getiriyor. Bunların başında, ‘Fransız diplomatlar ve istihbarat ajanlarının 50 yaşındaki Buravi’yi Tunus’tan kaçırmak için hangi yöntemi kullandığı geliyor. Zira muhalefetin yıllardır günün her saati güvenlik gözetimine tabi tutulduğu biliniyor. Ayrıca ‘Fransız Büyükelçiliği’nin olayda parmağı var mı?’ sorusu da gündemde. ‘Le Monde’ gazetesinin haberine göre bu olaya ilişkin dikkat çekici bir kısım daha var. Öyle ki Tunus polisi Cezayir’e sınır dışı etme sürecindeyken, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Tunus’taki Fransız diplomatik temsilciliğinin Buravi’yi Fransa’ya tahliye etmesi yönündeki talebini geçen pazartesi günü kabul etti. Peki, Cezayir ‘kesinlikle düşmanca’ olarak nitelendirdiği bu davranıştan sonra Tunus Cumhurbaşkanı’na karşı nasıl bir tutum sergileyecek?
Tunus Havaalanı’ndaki sınır polisi geçen cuma günü, Cezayir’in seyahat etmesini yasaklayan bir talimatına dayanarak, Amira Buravi’nin uçakla Paris’e seyahat etmesini engelledi. Bu durum, iki komşu ülke arasında yüksek derecede bir güvenlik koordinasyonu olduğuna işaret ediyor. Buravi, Cezayir vatandaşı olduğunu gösteren belgeleri yanında taşımıyor ve Fransız pasaportuyla seyahat ediyordu. Kendisi, 15 yıl önce bir Fransız ile evlendi ve şu an ülkenin doğusundaki Annaba şehrinde ikamet ediyor.
Bu durumun yansımalarından biri de geçen çarşamba günü Annaba’da yayınlanan ‘Le Provençal’ gazetesinin müdürü olan Mustafa bin Cami’nin jandarma tarafından, herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin tutuklanması oldu. Söz konusu tutuklamadan bir saat sonra Amira Buravi, Twitter üzerinden Bin Cami’nin Fransa’dayken kendisini arayarak, ‘yetkililerin kendisinin (Buhari) Tunus sınırından kaçırılmasında parmağı olduğundan şüphelendiğini’ bildirdiğini yazdı. Bin Cami, seyahat yasağının yanı sıra ‘ulusal birliğe zarar verme’ suçlamasıyla hapis cezasına çarptırıldı. Avukatları, gazeteci olarak özgürlüğüne bağlılığından dolayı zulüm gördüğünü bildirdi. Ancak Buravi, ülkeyi gizlice terk etme planında yerel veya yabancı herhangi bir kişiden yardım almadığını vurguladı. Amira Buravi, Fransa’da üniversitede okuyan oğlunu ziyaret etmek için seyahat yasağı kısıtlamalarından kasten kurtulduğunu belirterek geri döneceğini, çünkü ülkesini isteyerek terk etmediğini söyledi.
2021 yılında yargı, doktor olan ‘modernist’ muhalifi, ‘İslam’ı aşağılama’ suçundan iki yıl hapis cezasına çarptırdı. Aynı şekilde sosyal medya hesabından yaptığı ‘tahrik edici’ paylaşımlar nedeniyle ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasıyla aynı dönemde bir kez daha cezaya çarptırıldı.
Buravi, 2022 sonunda yetkililer tarafından kapatılan, gazeteci ve yazar müdürü İhsan el-Kadi’nin tutuklandığı özel ‘Radio M’ tarafından yayınlanmış bir siyasi programda kısa bir süre yayıncılık yapması nedeniyle bir gazeteci olduğuna dikkati çekiyor. Daha sonra yönettiği bir elektronik gazete ve internet üzerinden bir radyo yayınından oluşan bir dijital haber platformu, ‘şüpheli finansman’ ile suçlandı. Ancak Cezayir Haber Ajansı’n göre 9 Şubat’ta İletişim Bakanı Muhammed Buslimani, Buravi’nin ‘gazetecilik mesleğiyle kesinlikle hiçbir ilgisi olmadığını’ vurguladı. Bakan, Buravi’nin gazeteci olduğuna dair yanlış iddialar karşısında şaşkın olduğunu ifade etti.
Diğer yandan Paris, Cezayir topraklarından çıkışı yasak olan Buravi ile ilgili anlaşmazlığa rağmen Cezayir ile ilişkilerini derinleştirmeye devam etmek istediğini duyurdu.
İkili ilişkilerin bozulmasına yol açması muhtemel söz konusu olayla ilgili bir soruya yanıt veren Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü François Delma “Bizim açımızdan, ikili ilişkilerimizi derinleştirmek için çalışmaya devam etmek niyetindeyiz” dedi. Ancak Cezayir Büyükelçisi’nin çağrılması hakkında yorum yapmayı reddeden Delma, “Bu, hakkında yorum yapamayacağım bir Cezayir kararı” ifadelerini kullandı. Aynı şekilde bu bireysel olay hakkında yorum yapmayı da kabul etmedi. Ancak Buravi’nin ‘Fransız vatandaşı olduğuna, buna bağlı olarak Fransız makamlarının kendisne karşı konsolosluk koruması sağladığına ve bunun olağandışı sayılamayacak bir prosedür olduğuna’ dikkat çekti.
Sözcü, bu sorunun Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun’un gelecek mayıs ayında yapılması planlanan ziyaretini olumsuz etkileyip ekilemeyeceğine dair soruları ise yanıtsız bıraktı.



Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Sudan ordusu, Batı Libya yetkilileriyle askeri iş birliğini güçlendiriyor

Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)
Libya Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir’i kabul etti, 5 Nisan 2026. (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Sudan ordusu, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Batı Libya’da iş birliğini güçlendirmek amacıyla sürpriz görüşmeler gerçekleştirdi. Toplantılarda iki ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin artırılması yolları ele alındı.

UBH Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, Genelkurmay Başkanı Salah en-Nemruş’ın, Sudan Silahlı Kuvvetleri İstihbarat Müdürü Muhammed Ali Sabir ve beraberindeki heyeti kabul ettiğini bildirdi. Açıklamada, yüksek seviyeli toplantının ‘iki kardeş ülke arasında askeri ve güvenlik iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüşmek için’ düzenlendiği belirtildi.

Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)Libya’nın başkentinde düzenlenen üst düzey Libya-Sudan askeri toplantısından bir kare, 5 Nisan 2026 (UBH Genelkurmay Başkanlığı)

Bu görüşme, Batı Libya ile Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutanı Mareşal Halife Hafter’in kontrolündeki Doğu Libya arasında yaşanan siyasi ve askeri bölünmenin arka planında gerçekleşiyor. Hafter, Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ‘iş birliği’ yaptığı yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

UBH hükümetine yakın bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu toplantıyı, ‘Sudan ordusunun Libya’daki askeri ve güvenlik bölünmesinden yararlanan HDK karşısında attığı önemli bir adım’ olarak nitelendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, 26 Şubat 2024’te başkent Trablus’a gerçekleştirdiği ilk resmi ziyarette, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile bir araya gelmişti. İki lider, ikili ilişkilerin güçlendirilmesi, desteklenmesi ve geliştirilmesine yönelik ikili görüşmeler gerçekleştirmişti.

 Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Şubat 2024’te Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan’ı karşıladı. (Libya Başkanlık Konseyi)

El-Menfi ile Burhan, o dönemde iki ülke arasında heyet değişimini ve imzalanan anlaşmaların uygulanmasını kararlaştırdı. İki ülke heyetlerinin katıldığı görüşmelerde ortak ilgi alanındaki konular ele alındı ve ‘Sudan ile bölgedeki barış ve istikrarın sağlanması’ hedeflendi.

Trablus’taki Genelkurmay Başkanlığı’nda dün yapılan buluşmada, Libyalı yetkili en-Nemruş, Libya ve Sudan halklarını birleştiren ‘tarihî bağlar ve köklü ilişkilerin derinliğine’ vurgu yaptı. En-Nemruş, ‘ülkelerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde ortak koordinasyonun geliştirilmesinin ve bölgedeki güvenlik ile istikrara katkı sağlamasının önemini’ vurguladı.

Genelkurmay Başkanlığı, toplantıda ‘bilgi paylaşımı ve güvenlik koordinasyonu alanında iş birliğinin uygulanma yöntemlerinin’ ele alındığını açıkladı. Taraflar ayrıca, ‘askeri eğitim programlarının ve deneyim paylaşımının genişletilmesi; personelin yeterliliğinin artırılması ve hazırlık seviyesinin yükseltilmesi’ konusunda mutabık kaldı. Bu adımlar, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı ve yapıcı iş birliği hedeflerini yansıtıyor.

Öte yandan LUO, Sudan’daki HDK’ye destek sağlamakla ilgili suçlamaları daha önce görmezden gelmişti. Reuters, güneydoğu Libya’daki Kufra Havalimanı’nın, Darfur’daki el-Faşir kenti üzerindeki kontrolün güçlendirilmesi için lojistik üs olarak kullanıldığını bildirmişti. LUO, bu iddialara yanıt vermemişti.

Reuters geçtiğimiz aralık ayında yayınladığı bir haberde, ‘Kufra üzerinden geçen ikmal hattının, HDK’nin el-Faşir şehri üzerindeki kontrolünü güçlendirmede merkezi bir rol oynadığını ve bu sayede Darfur’daki varlığını sağlamlaştırmasını sağladığını’ belirtmişti.

Nisan 2023’te Sudan iç savaşı başladığından bu yana LUO’ya HDK’ye yardım sağladığı yönünde tekrar eden suçlamalar yapıldı. Ancak LUO, o dönemde bu iddiaları yalanlayarak, Sudan tarafları arasında çatışmaların durdurulması için ‘arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu’ açıklamıştı.


İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
TT

İsrail hava saldırıları Lübnan'ın güneyindeki kasabaları hedef aldı

Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)
Beyrut'un güney banliyölerinde, Hizbullah'a ait olduğu iddia edilen bir bölgeden duman yükseliyor (DPA)

İsrail savaş uçakları bugün Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasına hava saldırıları düzenledi. Saldırılarda 3 kişi öldü, bir kişi yaralandı. Ayrıca güney Lübnan'daki kasabalara da saldırılar düzenlendi.

İsrail savaş uçakları bu sabah Lübnan'ın güneyindeki Burc Rahal kasabasında bir eve hava saldırısı düzenleyerek 3 kişiyi öldürdü, birkaç kişiyi yaraladı ve birçok evi yıktı. Sivil savunma ekipleri cesetleri çıkarmak ve yolu temizlemek için çalışıyor. Resmi Lübnan Ulusal Haber Ajansı, hava saldırılarının ayrıca şafak vakti Lübnan'ın güneyindeki Haris kasabaların da hedef aldığını bildirdi.

İlgili bir gelişmede, Hizbullah bugün dört ayrı açıklamada, savaşçılarının İsrail'in Liman, Hurfish, Shlomi ve Nahariya yerleşimlerini roket saldırılarıyla hedef aldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre Hizbullah yaptığı açıklamada, bugün saat 02:25'te Liman yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını belirtti. İkinci bir açıklamada ise saat 00:30'da Hurfish yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını duyurdu.

Üçüncü bir açıklamada Hizbullah, saat 02:30'da Shlomi yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını açıkladı. Dördüncü bir açıklamada ise saat 03:10'da Nahariya yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldığını bildirdi.

Şunu belirtmekte fayda var ki, 2 Mart sabahından itibaren İsrail savaş uçakları Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de yayıldı. İsrail hava saldırıları halen devam etmektedir. Mart ortasından sonra İsrail ordusu Güney Lübnan'a bir saldırı başlattı.


Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.