El Kaide'nin yeni lideri İran'da ikamet eden Seyfu’l Adil mi?

Rewards for Justice web sitesinde Seyfu’l Adil’in fotoğrafı
Rewards for Justice web sitesinde Seyfu’l Adil’in fotoğrafı
TT

El Kaide'nin yeni lideri İran'da ikamet eden Seyfu’l Adil mi?

Rewards for Justice web sitesinde Seyfu’l Adil’in fotoğrafı
Rewards for Justice web sitesinde Seyfu’l Adil’in fotoğrafı

Birleşmiş Milletler'in (BM) yeni raporunda, Mısır Özel Kuvvetleri’nde eski bir subay olan El Kaide'nin üst düzey üyesi Seyfu’l Adil’in (62) artık El Kaide'nin tartışmasız lideri olduğuna dikkat çekti. ABD hükümeti, yakalanmasını veya öldürülmesini sağlayacak bilgiler için Seyfu’l Adil’in başına 10 milyon dolar ödül koymuştu.
El Kaide, geçen yıl Kabil'de örgüte ağır bir darbe indiren ABD füze saldırısında öldürüldüğüne inanılan Eymen el-Zevahiri'nin ardından gelen ismi resmi olarak açıklamadı.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Çarşamba günü El Kaide’nin yeni lideri olduğu düşünülen Mısır vatandaşı Seyfu’l Adil’in İran’da olduğunu bildirerek, buna ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) raporunu doğrulamıştı. Seyfu’l Adil’in Eymen el-Zevahiri'nin Temmuz 2022'de öldürülmesi ardından El Kaide'nin lideri olduğunu aktarmıştı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, gazetecilerin konuyla ilgili bir sorusuna, “Seyfu’l Adil’in İran’daki varlığıyla ilgili değerlendirmemiz BM’nin raporuyla örtüşüyor” cevabını vermişti.
Ancak El Kaide’nin Eymen ez-Zevahiri’nin Kabil’deki ölümünü kabul etmeme konusundaki hassasiyeti ve Seyfu’l Adil’in İran’da bulunması nedeniyle liderliği ilan edilemiyor.
ABD'li bir istihbarat yetkilisi Ocak ayında yaptığı açıklamada, Zevahiri’nin ardından örgüt liderliğine kimin geçeceğinin hala belirsiz olduğunu söylemişti. BM’nin El Kaide’ye dair raporunda, “Bazı üyeler, Kasım ve Aralık aylarındaki tartışmalarda, Seyfu’l Adil’in halihazırda grubun tartışmasız fiili lideri rolünü yerine getirdiği görüşünü benimsemişti” ifadelerine başvuruldu.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, El Kaide uzmanları, Zevahiri’nin ölümünün kanlı operasyonları dikkatli bir şekilde planlayabilen, cihatçı ağı yönetebilen bir lider seçmesi yönündeki baskıyı artırdığını söylüyor.
Uzmanlar, dünya çapında yayınlanan, ABD'yi tehdit eden şiddet içerikli videolarda sık sık yer alan önceki seleflerinin aksine Seyfu’l Adil’in gölgelerde hareket ederek saldırı planlayacağını düşünüyor. Seyfu’l Adil’in El Kaide'nin dünyanın en ölümcül silahlı grubu haline gelmesinde katkısı olduğu söyleniyor.
Seyfu’l Adil, Kasım 1998’de Tanzanya ve Kenya’daki ABD büyükelçiliklerine düzenlenen, 224 sivilin hayatını kaybettiği ve en az 5 bin kişinin yaralandığı bombalı saldırılarla ilgili olarak Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından aranıyordu.
Seyfu’l Adil’in halihazırda yalnızca üç fotoğrafı bulunuyor. Gençliğinde çekilen siyah beyaz fotoğrafı, ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun aranan listesinde kullanılıyor. ABD’li araştırmacıların aktardığına göre Seyfu’l Adil hakkında Afrika'daki operasyonlar, eğitim kampları ve 2002'de Pakistan'da Amerikalı gazeteci Daniel Pearl'ün öldürülmesiyle ilgili bağlantısı hakkında  çok az şey biliniyor.
ABD Dışişleri Bakanlığına bağlı Rewards for Justice programı, El Kaide liderlik konseyinin bir üyesi olarak tanımladığı, örgütün askeri komitesine başkanlık eden Seyfu’l Adil’in yakalanmasını veya öldürülmesini sağlayacak bilgiler karşılığında 10 milyon dolar teklif ediyor.
Rewards for Justice web sitesinde, Afrika’daki bombalamaların ardından Devrim Muhafızları'nın koruması altında güneydoğu İran'da yaşamaya başladığı söyleniyor.
İran, diğer liderleriyle birlikte Seyfu’l Adil’i Nisan 2003'te ev hapsine almıştı. Sonrasında ise Yemen'de kaçırılan bir İranlı diplomat karşılığında dört kişiyle birlikte serbest bırakılmıştı.
El Kaide unsurlarını takip eden eski FBI özel ajanı Ali Süfyan, Terörle Mücadele Merkezi tarafından yayınlanan ifadelerinde, gerçek adı Muhammed Salahaddin Zeydan olan Seyfu’l Adil’in duygu ve düşünceleri hakkında hiçbir izlenimin oluşmadığını, donuk yüz hatlarına sahip zeki bir kişilik olduğunu vurguluyor.
Eski FBI özel ajanı Süfyan, “Seyfu’l Adil, kendisini rahatsız eden herkesi şiddetle tehdit etmeye hazır. İhanete şiddetle ve acımasızca karşı koymasıyla tanınıyor. Bazen takipçilerini hor gördüğü, hatta bir anlık öfke anında onlara acımasız davranabildiği söyleniyor. Ancak aynı zamanda nazik tavsiyeler veren bir akıl hocası olarak da biliniyor. Mutlu olduğu anlarda futbol yeteneğini konuşturduğu, muziplik yaptığı söyleniyor” ifadelerini kullanıyor.
Cihatçı hareketleri takip eden uzmanlar, bir zamanlar Usame bin Ladin'in baş koruması ve önde gelen militan eğitmeni olan Seyfu’l Adil’in kanlı uzun kariyerine 1981'de eski Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat suikastına karıştığına dair şüphelerin gölgesinde başladığını söylüyor.
Oxford Üniversitesi'nde silahlı hareketler uzmanı Elisabeth Kendall, “Seyfu’l Adil’in profesyonel askeri geçmişi ve 11 Eylül öncesinde El Kaide'nin askeri komitesi başkanlığını yaptığı kapsamlı deneyim, El Kaide'nin genel liderliğini üstlenmek için güçlü niteliklere sahip olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullanıyor.
Seyfu’l Adil’in, 2 bin 977 kişinin hayatını kaybettiği 11 Eylül saldırılarının ardından büyük ölçüde merkezi olmayan bir grup haline gelen El Kaide'nin komutanlığını üstleniyor.
Uzmanlar, Seyfu’l Adil’in El Kaide'nin eski muhafızlarının hayatta kalan birkaç üyesinden biri olduğunu, onlarca yıl örgütün merkezi liderliğine yakın kaldığını söylüyor. Kendisine verilen görevlerin, Ortadoğu, Afrika ve Asya'daki El Kaide bağlantılı gruplara stratejik rehberlik sağlamayı içerdiğini de ekliyor.
Bazıları, kariyerinin çoğunu militan kamplarda gizli ajan veya eğitmen olarak geçiren Seyfu’l Adil’in El Kaide'nin güçlü bir lideri olma olasılığı hakkındaki soru işaretlerine değiniyor.
Brüksel merkezli Crisis Group'ta cihatçılık ve modern çatışma analistlerinden Jerome Drevon, “İçeriden birçoğu, Seyfu’l Adil’in geçmişte El Kaide operasyonlarında önemli bir rol oynadığını, ancak liderlik için nitelikli olmadığını söylüyor. Becerileri, onu geniş bir mensuplar ağını yönetmekten çok silahlı operasyonları organize etmede çalışmaya uygun hale getiriyor” ifadelerini kullanıyor.
Uzmanlar tarafından genellikle örgütün en üst düzey üçüncü yetkilisi olarak sınıflandırılan Seyfu’l Adil, 1990'lı yıllarda Sudan, Pakistan ve Afganistan'da örgüte bağlı eğitim kampları kurmuştu.
Güvenlik uzmanları, Seyfu’l Adil’in 1993'te Mogadişu'da Black Hawk Down olarak bilinen, ABD helikopterlerinin pusuya düşürülmesi olayında rol oynadığını söylüyor. 18 ABD askerinin hayatını kaybettiği olayın ardından ABD ve BM askerlerinden oluşan bir barış gücü Somali'den çekilmeye başlamıştı.
ABD vatandaşlarını öldürmeyi planlamak ve ABD’deki binaları yıkmakla suçlanan Seyfu’l Adil, FBI'ın en çok arananlar listesinde yer alıyor.
Afganistan'daki Sovyet işgal güçlerine karşı mücadelelerinde diğer Arap savaşçılara katıldıktan sonra aşırılık yanlıları saflarındaki itibarını pekiştiren Seyfu’l Adil, El Kaide'nin önde gelen isimlerinden biri olmadan önce bir eğitim kampına başkanlık etmişti.
Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü Terörizm ve Düşük Yoğunlukta Çatışma Programı başkanı Yoram Schweitzer ise “Seyfu’l Adil, cesur, profesyonel ve çok acımasız bir karakter” vurgusunda bulunuyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.