Rusya'nın yeni şahinlerinin yükselişi... Medvedev, Prigojin ve Simonyan

Biri Avrupa'yı ölümle tehdit ediyor, ikincisi, Zelenski'yi hava düellosuna davet ediyor ve üçüncüsü, Moskova'nın ‘yamyamlarla’ karşı karşıya olduğunu söylüyor

Savaş emiri Prigojin (AFP)
Savaş emiri Prigojin (AFP)
TT

Rusya'nın yeni şahinlerinin yükselişi... Medvedev, Prigojin ve Simonyan

Savaş emiri Prigojin (AFP)
Savaş emiri Prigojin (AFP)

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik operasyonuyla şahinlerin karar verme mekanizmasını etkilemedeki rolü arttı. Bunlardan biri her gün Avrupa’yı tehdit ediyor. İkincisi, Ukrayna Devlet Başkanı’nı hava düellosuna davet ediyor. Üçüncüsü, Moskova'nın Ukrayna'da ‘yamyamlarla’ karşı karşıya olduğunu söylüyor. Geçmişte dışlanan bu söylem, bugün Ukrayna'daki saldırının savaş davulcularını ve militanları ya da saflara yeni katılanları siyaset ve medya sahnesinin ön sıralarına itildiği Rusya'da düzenli olarak tekrarlanıyor.

Yakın zamanda militanlığı benimseyen Medvedev
Ukrayna'daki savaş, eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev'in pozisyonunda büyük bir değişikliğe neden oldu. Bir zamanlar Putin'in dünyasında biraz liberal bir figürken, bugün katı hükümet tarzının büyük bir destekçisi. Rusya Güvenlik Konseyi'nde ikinci sırada oturan 57 yaşındaki Medvedev sosyal medyada sık sık sert mesajlar veriyor. Ocak ayında, Ukrayna'nın Almanya'daki müttefikleriyle yaptığı bir toplantıdan önce, ‘bir nükleer gücün konvansiyonel bir savaşta yenilmesinin bir nükleer savaşa yol açabileceği’ konusunda uyardı. 2010'da o dönemki ABD'li mevkidaşı Barack Obama ile hamburger yiyen Medvedev, bugün Joe Biden'a ‘bunak dede’ diyor ve Batılı liderleri ‘ahmaklar’ olarak tanımlıyor.
Bu, geçmişinden dürüst bir kopuş mu yoksa bir milliyetçilik dalgasının ortasında rotasını değiştirmek zorunda kalan bir politikacının oportünizmi mi? Her halükârda, dönüşümü Rusya'nın bir yıl önce aldığı viraja işaret ediyor.
Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığı habere göre Medvedev, Moskova'nın Ukrayna'da ‘uyuşturucu bağımlısı çılgın bir Nazi çetesi’ ile savaştığını söylüyor. Geçtiğimiz Haziran ayındaki habere göre Medvedev, “İnsanlar bana neden bu kadar sert mesajlar gönderdiğimi soruyor. Cevap: Onlardan nefret ediyorum. Onlar sıradan insanlar ve alçaklar. Ölmemizi istiyorlar. Rusya’nın çökmesini istiyorlar. Yaşadığım sürece onları yeryüzünden silmek için elimden gelen her şeyi yapacağım” ifadelerini kullandı.

Savaş emiri Prigojin
Wagner paramiliter grubunun lideri Yevgeniy Prigojin, savaşın en ünlü yüzlerinden biri haline geldi. Geçmişte gölgelerde kalmaya ve paralı askerlerini, kendisini eleştiren ordudan daha etkili olduğunu iddia ettiği bir savaş gücü haline getirmeye önem verdi. 61 yaşındaki Prigojin servetini restoran işinden sağladı. Şimdilerde kendisini savaş amiri olarak tanıtan Prigojin, Şubat ayı başlarında Doğu Ukrayna'daki Bahmut'un kaderini belirlemek için Zelenski’yi hava düellosuna davet etti.
Rus menşeili bir Suhoy Su-24 bombardıman uçağının kokpitinden Ukrayna Devlat Başkanı’na seslenen Wagner’in lideri, “İstersen havada buluşabiliriz. Uçağınızın kontrolü ele alırsanız, Rus kuvvetlerinin saldırısına uğrayan Bahmut'u geri alabilirsiniz” ifadelerini kullandı. Saint Petersburg'da doğumlu Prigojin, af karşılığında binlerce mahkumu Ukrayna'da savaşmaları için silah altına aldı. Saha dışında olmakla nam salmış ve birliklerinin refahına kayıtsız kalan Rus generallerin aksine, Prigojin adamlarıyla yakından ilgileniyor.
Eski hükümlü bir grup mahkûma "Aşırı içki içmeyin, uyuşturucu kullanmayın ve kimseye tecavüz etmeyin" dedi. Bu affın ardından kısa bir rehabilitasyon sürecini andırıyordu. Ancak bununla birlikte vahşetini göstermekten çekinmiyordu. Bir asker kaçağının balyozla infazını gösteren bir video ortaya çıktığında, Prigojin ‘köpek’ dediği adamın öldürülmesine övgüde bulundu. Ancak artan varlığı ve orduya yönelik eleştirileri Moskova'da kızgınlığa neden oluyor. Geçen ay Prigojin ve Genelkurmay, Bahmut yakınlarındaki Soledar'ın kontrolünün ele geçirildiğini ayrı ayrı ilan etmesi üzerine gerilim yükselmişti.

Savaş davulu Simonyan
Ukrayna'daki saldırıya paralel olarak RT televizyonunun genel yayın yönetmeni Margarita Simonyan, Moskova'nın medya alanındaki propaganda savaşının yüzlerinden biri haline geldi. 42 yaşındaki Simonyan, düzenli olarak akşam televizyon programlarına çıkıyor ve yurttaşlarını motive etmek, rakiplerini ise tehdit etmek için vatansever konuşmalar yapıyor. Simonyan Mayıs 2022’de yaptığı açıklamada, “Ya kazanırız ya da her şey tüm insanlık için kötü biter” diyerek nükleer bir felaketin tehlikelerine de işaret etti. Savaş ve Batı yaptırımları, Simonyan'ın çoğu batı ülkesinde RT ağının şubelerini yasaklaması ile Moskova'yı doğrudan etkiledi. Simonyan, kendilerini her yasakladıklarını mesajlarını iletmenin başka yollarını bulduklarını söyledi. Rus makamlarını yabancı sosyal ağları yasaklamaya çağıran Simonyan, "10 yıldır bir şeyi tekrarlıyorum. Hepsi kapatılmalı, yasaklanmalı ve yerlerine bizim ağlarımız gelmeli” dedi.
Çabalarının bir ödülü olarak Vladimir Putin, Aralık ayında ona Onur Madalyası verdi. Törende, Rusya Devlet Başkanı'na Ukrayna'da ‘yamyamları öldürdüğü’ için teşekkür etti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.