Kamyon şoförlerine şantaj: Husilerin Yemenlilere karşı savaşının diğer yüzü

Husi milisler malların girişini yasakladı ve tahsilat amacıyla 38 kontrol noktası kurdu

Husiler tarafından Zamar şehrinde kurulan bir kantar istasyonunun önünde yük kamyonları sıraya giriyor (Facebook)
Husiler tarafından Zamar şehrinde kurulan bir kantar istasyonunun önünde yük kamyonları sıraya giriyor (Facebook)
TT

Kamyon şoförlerine şantaj: Husilerin Yemenlilere karşı savaşının diğer yüzü

Husiler tarafından Zamar şehrinde kurulan bir kantar istasyonunun önünde yük kamyonları sıraya giriyor (Facebook)
Husiler tarafından Zamar şehrinde kurulan bir kantar istasyonunun önünde yük kamyonları sıraya giriyor (Facebook)

Yemen'de kamyon şoförleri sadece mesleğin kendisinden değil kronik hastalıkların vücutlarında artmasından da şikayetçi. Kamyon şoförleri, Husi darbecilerin kurduğu yeni kontrol noktalarında ve gümrüklerde uzun süre beklemeye tabi tutuluyor. Öyle ki kontrol noktalarında kamyon ve malları kontrol, harç, gasp ve yağmaya tabi tutuyorlar. Bu da Yemenlilerin yaşamları üzerinde büyük bir etki yaratıyor.
Geçtiğimiz günlerde Husi darbecilerin Sana'nın 260 km güneyinde bulunan Rahide kentinde kontrol noktaları ve gümrükleri, mal ve temel tüketim ürünleri yüklü yüzlerce kamyonun kontrolleri altındaki bölgelere girişini engelledi. Husi milisler, Hudeyde Limanı dışında herhangi bir limandan ithalatı engellemek için darbe kararı verildiği bahanesiyle şoförlerden yüklerini boşaltmak için Aden Limanı’na dönmelerini istediler.
Husi milisleri, ticaret şirketlerini ve ithalatçıları özgürleştirilen Aden Limanı yerine kendi kontrollerinde bulunan Hudeyde Limanı’nı kullanmaya zorluyor. Bu amaçla daha önce kurtarılmış bölgeler ile kontrolleri altındakiler arasındaki ticari kamyon şoförlerini, özel belgeler ve genel bir liste aracılığıyla, kontrolleri altındaki bölgelere mal ve emtia taşımama yükümlülüğü getirmişlerdi.
Söz konusu Husi önlemleri, Yemen hükümetinin Ulaştırma, Ticaret ve Sanayi Bakanlıklarının yaptığı ortak açıklamada, Husi milislerin kontrolü altındaki Hudeyde Limanı da dahil olmak üzere çeşitli Yemen limanlarına mal giriş ve ithalat prosedürlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığına dair iddiasına rağmen gerçekleşti. Yemen hükümeti, Husi medyasının koalisyonun nakliye hatlarını ve kargo gemilerini Hudeyde limanlarına yönlendirme meşruiyetini destekleyen anlaşmasına ilişkin iddialarını yalanladı.
Güneydeki Aden Limanı ile başkent Sana arasında sefer yapan kamyon şoförlerinden biri, 384 kilometrelik mesafenin büyük çoğunluğunun Husilerin kontrolündeki bölgelerde olduğunu söylüyor. Şoför, bu yolda çalıştığı son yedi yılda şeker ve yüksek tansiyonun yanı sıra en ağırı böbrek ve idrar yollarında olmak üzere bir dizi kronik hastalıktan mustarip olduğunu ifade etti.
Sosyal medyadaki etkinliği ve şöhreti dolayısıyla milislerin onu tanıma ihtimali nedeniyle ismini vermek istemeyen sürücü, vücudunu yoran birçok acı hissettiğini söyledi. Şoför, hastanede yapılan tıbbi tetkikler sonucunda birçok hastalığı olduğunu öğrendiğini ve doktorların bu hastalıkların sebeplerinin uzun bekleyiş, kaygı ve stres olduğunu söylediklerini belirtti.
O, yaklaşık 10 yıldır çalıştığı yoldaki mal taşıma tecrübesini şöyle anlatıyor: “Eskiden Aden – Sana arasını bir günden az bir sürede kat ederdik ve sadece iki veya üç kontrol noktasında durdurulurduk. Ancak şimdi 7 yıl öncesine göre kontrol noktalarında bazen günler, haftalar geçiriyoruz ve her kontrol noktasında en iyi ihtimalle 3 saat bekliyoruz.”
Her iki üç transferden sonra ara verdiğini ekleyen şoför, “Ancak son yıllarda dinlenme sürelerini azalttığını ve ailesiyle daha az vakit geçirmek zorunda kaldığını, çünkü buna zaman olmadığını” söyledi. Husi kontrol noktaları ve hayat şartları, ticari şirketlerin ara vermek için izin isteyenlerle uğraşmak istememesi onu durmaksızın çalışmaya zorluyor.
Bununla birlikte Husi kontrol noktalarındaki kamyon şoförlerinin çilesi bunun ötesine geçiyor. Şantaja boyun eğmek veya geçişe izin verme karşılığında haraç ve rüşvet ödemek zorunda kalıyorlar. Ayrıca şoförler milisler, ticari şirketler ve mal sahipleri arasında müzakereci arabulucular haline geldiler. Her Husi kontrol noktasında veya gümrükte, milislerin talepleri hakkında onları bilgilendirmek için mal sahipleriyle iletişim kurmaya zorlanıyorlar.
Şoför stresli ve kaygılı olarak nitelendirdiği bu süreci şöyle anlatıyor: Husi milisler taleplerini bildirmek için mal sahipleriyle telefonda uzun saatler veya günler geçiriyorlar. Ardından yanıtları onlara iletip milisleri mümkün olan en az ücreti, harcı ve vergiyi almaya ikna etmeye çalışıyorlar.
Şoförün anlattığına göre, mal sahiplerinin cevabını beklemek zorunda kalıyorlar. Çünkü ya meşguller ya da uyuyorlar. Bu da onları kendi başlarına hareket etmeye ve milislerin dayattığı ücretleri ödemeye zorlayabiliyor. Daha sonra tüccarları, geçişlerine izin vermek ve malların kendilerine ulaşma süresini kısaltmak karşılığında bu meblağları ödemek zorunda olduklarına ikna etmeye çalışmakla uğraşıyorlar.
Milisler iki yıl önce yirmiden fazla kamyon kantar istasyonunun kurulmasını ve yeniden açılmasını onayladı. Kantarlar, kamyonların yol, tünel ve köprülere zarar vermesine neden olan aşırı yüklemeyi azaltmak için oluşturulur. Ancak milisler bu kararın arkasında aldıkları harçları artırmayı hedefliyor.
Bu yılın başında Husiler, kuşatma altında tuttukları Taiz şehrinin doğusundaki (Sana'nın 256 km güneyinde) el-Havban banliyösünde bir kantar istasyonunu yeniden faaliyete geçirdi. Ayrıca milisler tarafından kontrol edilen ulaşım sektöründeki kaynaklara göre, başkent Sana'nın 108 kilometre güneyinde bulunan Zamar şehrinin kuzeyindeki Cehran bölgesinde başka bir kantar istasyonu açtı. Milis kontrolündeki bölgelerdeki Yemen şehirlerini birbirine bağlayan birçok yol üzerinde bir dizi kantar istasyonu hazırlanıyor ve donatılıyor.
Kamyon şoförlerine göre, mal ve emtianın kalitesine göre yasa dışı ücretler tahsil edildikten sonra kamyonlar aks kantarlarında tartılıyor. Yeni ücretler ağırlığa göre onaylanıyor.
İnsan hakları raporları, geçtiğimiz yıl Husi milislerinin kontrolündeki 7 vilayetteki en önemli ana yollarda toplama, arama, el koyma, adam kaçırma ve gasp görevleri için kurduğu 38 ana kontrol noktasından bahsediyordu.
Bir yıl önce batıdaki liman kenti Hudeyde ile başkent Sana'yı birbirine bağlayan yolda çalışan kamyon şoförleri, Husi milisleri tarafından kontrol edilen Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürlüğü’ne şikâyette bulundular. Yetkilileri, kendilerine satılan akaryakıt fiyatlarını artırmanın yanı sıra, yasadışı ücretler ve yeni ihlaller yoluyla kendilerine şantaj yapmak ve mali borçlarını zorla temin etmekle suçladılar.
Ekonomistlere göre kamyon şoförlerine yönelik bu uygulamalar, emtia fiyatlarını yükseltiyor. Ayrıca şirketleri ve tüccarları bu vergileri mal ve ticari eşya taşıma maliyetlerine eklemeye zorlayarak Yemenlilerin acısını ikiye katlıyor.



Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi
TT

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Koalisyon güçleri, Husilerin Doğu Bölgesi’ne fırlattığı balistik füzeyi önledi

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, Husilerin Yemen’den Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi’ne doğru fırlattığı balistik füzenin bugün perşembe sabahının erken saatlerinde imha edildiğini duyurdu.

Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü de ülkenin güneybatısındaki Necran bölgesi ile Doğu Bölgesi’nde olası bir tehlikeye karşı iki ayrı uyarı yayımladı. Müdürlük, birkaç dakika sonra her iki bölgedeki tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Öte yandan, Husilerin tırmandırdığı saldırılar Yemen’deki insani krizi daha da derinleştirdi. Örgütün Lahic ve Taiz vilayetlerindeki köyleri ve yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarını yoğunlaştırması yüzlerce ailenin yerinden edilmesine yol açtı. Uluslararası kuruluşlar, ülkede insani sıkıntıların yayılabileceği ve yardım ihtiyacının artabileceği uyarısında bulundu. Yemen’de 22,3 milyon kişinin insani yardıma ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.

Hükümet kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilerin sahada ilerleme sağlama girişimlerinin sonuçsuz kalmasının ardından yerleşim bölgelerini füze, insansız hava aracı ve havan topu saldırılarıyla daha yoğun biçimde hedef aldığını bildirdi. Kaynaklar, bu saldırılarla halk ve hükümet güçleri üzerinde baskı kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu ise yerinden edilen kişilerin koşullarının kötüleştiği ve insani yardımlarla temel hizmetlere erişimin zorlaştığı uyarısında bulundu. Federasyon, son tırmanış dalgasından önce yaklaşık 5,2 milyon kişinin ülke içinde yerinden edildiğini, beş yaşın altındaki 2,2 milyon çocuğun ise akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını belirtti.


Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
TT

Husiler Turbe’yi kuşatıyor... Taiz ise ablukaya direniyor

Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)
Husi milislerinin abluka uyguladığı Taiz şehir merkezinde bulunan bir yerleşim bölgesi (Reuters)

Yemen’in güneybatısında, aralarında çatışma hatlarının bulunduğu iki kentte, savaşların geleneksel mantığına ters düşen bir çelişki yaşanıyor. Husilerin askeri kontrolü altındaki Turbe kenti, durgunluk ve ilan edilmemiş bir boykotun etkisi altında kalırken, kuşatma altındaki diğer kent Taiz’de ise tüm zorluklara rağmen hayat devam ediyor.

Husilerin her yönden kuşattığı Taiz ile yaklaşık bir ay önce milislerin kontrolüne giren Turbe arasındaki bu tezat, savaşın doğasını ve toplumsal direnişi özetleyen karmaşık bir tabloyu ortaya koyuyor. İki kentteki ekonomik ve toplumsal koşullar birbirine tamamen zıt bir görünüm sergiliyor.

Turbe kentinde ekonomik durgunluk ve toplumun sert tepkisi öne çıkıyor. Yerel halk, Husilerin yönetimini normalleştirmeyi reddediyor. Bu durum, piyasalarda daha önce görülmemiş bir durgunluğa, gündüz saatlerinde hareketliliğin büyük ölçüde azalmasına ve geceleri hayatın tamamen durarak yerini derin bir sessizliğe bırakmasına yol açan neredeyse tam kapsamlı bir boykotla sonuçlandı.

Taiz ile Turbe arasında her hafta gidip gelen kamu çalışanı Ahmed’in (gerçek adı değil) yaşadıkları, iki kent arasındaki bu keskin yaşam farklılığını özetliyor. Ahmed, Taiz’den ayrıldığı anda kişisel güvenliğine ilişkin korkularla yaşamaya başlarken, Husilerin yönetimi altındaki Turbe’de yaşayan ailesi için de sürekli endişe duyuyor.

fgthy
Husilerin şehri ele geçirmesinden yaklaşık bir ay sonra Turbe, adeta bir durgunluk dönemi yaşıyor. (Facebook)

Ahmed, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu durumun kendisini, Husilerin kontrolünün uzun sürmesi halinde ailesini kuşatma altındaki Taiz’e taşıma seçeneğini ciddi biçimde düşünmeye ittiğini söylüyor. Ahmed, Turbe’de güvenlik baskısı ve toplumsal tecridin gölgesinde yaşamaktansa, geçim koşullarının ağırlaştığı kuşatma altındaki bir kentte yaşamayı tercih ediyor.

Yaşanan değişimin ayrıntılarını anlatan Ahmed, daha önce ailesi ve arkadaşlarıyla geçirdiği hafta sonu tatillerinin artık tamamen farklı bir hal aldığını belirtiyor. “Evde sürekli bir gerginlik hâkim. Üç çocuğum okula gitmekten mahrum kaldı ve eğitim açısından onları nasıl bir geleceğin beklediği belirsiz” diyor. Arkadaşlarıyla geceleri evlerde veya kafelerde geçirdiği zamanlar da gün batımıyla birlikte hayatın tamamen durması sonucu geride kalmış durumda.

Hayat devam ediyor

Bu gelişmelerin gölgesinde Taiz Eğitim Müdürlüğü, Husilerin kontrolüne giren ilçelerdeki okullarda eğitimin askıya alınmasına ilişkin önceki kararını yineledi. Müdürlük, talimatlara aykırı hareket edilmesinden eğitim müdürlüklerinin ve okul yöneticilerinin sorumlu tutulacağını bildirdi. Bu sırada kırsal ilçelerdeki Toplumsal Eğitim Komitesi de öğrenci güvenliğini korumak amacıyla velilere ve okul yönetimlerine karara uyma çağrısında bulundu.

dfgthy
Husi ablukasına ve yerleşim bölgelerine yönelik saldırılara rağmen Taiz kentinde yaşamın akışı kesintiye uğramadı. (AFP)

Komite, eğitim kurumlarının silah depoları ve Husilere bağlı unsurların toplanma ve konaklama alanları gibi askeri amaçlarla kullanılmasının yanı sıra öğrencilerin örgüte kazandırılması ve silah altına alınması riskine karşı uyarıda bulundu.

Buna karşılık, kuşatma altındaki Taiz kenti, boğucu kuşatmaya, temel ihtiyaç maddeleri ve hizmetlerde yaşanan krizlere, sivilleri hedef alan günlük topçu saldırıları ve keskin nişancı ateşine rağmen olağanüstü bir dayanıklılık sergiliyor ve günlük yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Kent, güvenlik risklerine meydan okuyan, insanların ilgisini çeken bir merkeze dönüşmüş durumda.

Kırsal bölgelerde yaşayan çok sayıda kişi, kendilerini çevreleyen ciddi tehlikelere rağmen bazı geçiş noktalarında çatışmaların durmasından yararlanarak kente girmeye çalışıyor. Bu sırada Husiler, hareketliliği kısıtlamaya ve halkı kentten ayrılmaya zorlamaya çalışıyor.

Taiz Kuşatması İşleri Dairesi Müdürü Salah Ahmed Galib, hükümete bağlı bir kurum olan dairenin çalışmaları hakkında Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Turbe ve yakın zamanda Husilerin kontrolüne giren diğer bölgelerde yaşayanların ellerindeki imkânlarla sivil protesto gerçekleştirdiğini ve ilan edilmemiş bir sivil itaatsizlik eylemine başvurduğunu söyledi.

 xcvfghy
Husi ablukası ve yolların kapatılmasına rağmen Taiz şehri ile çevresindeki kırsal bölgeler arasındaki ulaşım durmadı. (AFP)

Galib, açıklamasında, bölge sakinlerinin büyük bölümünün Husiler tarafından yağmalanma ve haraç vermeye zorlanma korkusuyla dükkânlarını kapattığını veya ticari faaliyetlerini durdurduğunu belirtti. Buna karşılık, kuşatmanın yol açtığı mal arzındaki azalma ve fiyatlardaki artışa rağmen, halkın devlete duyduğu güven sayesinde Taiz kentindeki ticari faaliyetler ve piyasalardaki hareketlilik bundan etkilenmedi.

Hükümet önlemleri

Taiz kentinde kuşatmanın etkilerini hafifletmek amacıyla çeşitli toplumsal faaliyetler yürütülüyor. Bunların başında, aileler arasındaki gıda ve diğer ihtiyaç maddelerinin paylaşımını sağlayarak yaşanan eksiklikleri gidermeyi ve yiyeceğe erişemeyen ailelere yardım etmeyi amaçlayan girişimler geliyor.

Taiz Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü Müdürü Abdurrahman el-Kulayya, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, savaş ve kuşatmanın gerçek bir insani felakete yol açtığını belirtti. Tedarik yollarının kapatılması nedeniyle mal ve yakıt akışında ciddi bir azalma yaşandığını ifade eden Kulayya, bunun çok sayıda tüccarı yatırımlarını azaltmaya ve yüksek riskler nedeniyle ithalat yapmak yerine tasarrufa yönelmeye ittiğini söyledi.

sdefrgtyu
Husilerin hizmet ve mal tedarikinden mahrum bıraktığı Taiz’deki bir mahallede doldurulan su bidonları (AFP)

Yetkili, bölge müdürlüğünün durumun ciddiyetini geçen mayıs ayında, bölgesel gerilimlerin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının yaşandığı dönemde fark ettiğini açıkladı. Ticaret odası ve önde gelen tüccarlarla koordinasyon içinde, üç ay yetecek miktarda temel tüketim maddesi stoku oluşturmayı başardıklarını belirten yetkili, ancak halk arasında yayılan panik ve Husilerin kente açılan tek geçiş noktasını kapatması nedeniyle bu stokun yüzde 50’sinin yalnızca bir hafta içinde tüketildiğini söyledi.

Hükümet yetkilisinin aktardığına göre müdürlük, temel ihtiyaç maddelerinin resmî fiyatlar üzerinden ve kontrollü biçimde dağıtılmasını sağlamak amacıyla denetim komiteleri oluşturulmasını ve 24 saat faaliyet gösteren bir kriz yönetim merkezinin kurulmasını gerektiren olağanüstü tedbirleri devreye soktu. Ayrıca büyük ticari işletmelerin acenteleri aracılığıyla ek miktarda gıda ürünü piyasaya sürmesiyle kuşatma altındaki kentte tedarik koşulları kısmen istikrara kavuştu.

Ancak yetkili, Husilerin uyguladığı kuşatma kaldırılmadığı sürece tüm bu tedbirlerin geçici kalacağı ve kalıcı bir çözüm sunamayacağı uyarısında bulundu.

Kent sakinleri ise Husilerin Taiz’e yönelik baskıcı uygulamalarını artırmasından ve geçiş noktalarını bu güzergâhları kullanan kişilerin kaçırılması için kurulan tuzaklara dönüştürmesinden endişe ediyor.


Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
TT

Sana’daki 550 özel okul, Husilerin askere alma baskısı altında

Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)
Husiler çocukları saflarına katmaya ve okulları eğitim merkezlerine dönüştürmeye devam ediyor. (Yerel medya)

Husiler, Yemen’in başkenti Sana’da özel okullarda öğrenim gören öğrencileri saflarına katma ve askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı. Eğitim kurumlarını, sürekli artan insan kayıplarını telafi etmek ve cephelere yeni savaşçılar kazandırmak amacıyla kullanan Husiler, öğrencileri askeri kurslara katılmaya zorlarken okul yönetimlerini kapaatılma, para cezası ve çeşitli yaptırımlarla tehdit ediyor.

Sana’daki eğitim çevrelerinden kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Husilere bağlı sözde Cihat Konseyi’nin, tanınmayan hükümetlerindeki Eğitim Bakanlığı ile koordinasyon içinde son günlerde Sana ve çevresindeki 550’den fazla özel okulu hedef alan bir kampanya başlattığını belirtti. Kaynaklar, bunun eğitim sektörünün Husilerin askeri ve ideolojik hedefleri doğrultusunda kullanılmasına yönelik yeni bir adım olduğunu ifade etti.

Kaynaklar, Husilere bağlı sorumluların birkaç gün önce Sana’daki 10 ilçede bulunan okullara saha ziyaretleri gerçekleştirdiğini ve okul yönetimlerinden her okuldan beş öğrenci seçerek askeri kurslara kaydettirmelerini istediğini aktardı. Talimatlara uymayı reddeden kurumların kapatılabileceği, yöneticilerine cezai yaptırımlar uygulanabileceği ve para cezası kesilebileceği yönünde tehditlerde bulunulduğu belirtildi.

thyj
Sana’da Husilerin yeni savaşçıları için düzenlenen tören sırasında silahını taşıyan bir çocuk (AFP)

Husilerin bu uygulaması, öğretmenler, öğrenciler ve veliler arasında öfke ve endişeye yol açtı. Söz konusu kesimler, bu adımın, eğitim sürecini özünden uzaklaştırmayı amaçlayan politikaların devamı olduğunu düşünüyor. Husilerin yıllardır müfredat ve okul faaliyetlerini ideolojik propaganda doğrultusunda şekillendirdiği ve eğitim kurumlarını askeri projelerine hizmet edecek şekilde kullandığı belirtiliyor.

Zorla düzenlenen kurslar

Şarku’l Avsat’a konuşan veliler, çocuklarının ailelerinin haberi olmadan sınıflarından alınarak bilinmeyen yerlere götürüldüğünü, burada ideolojik telkin ve askeri eğitim kurslarına tabi tutulduklarını söyledi. Bu durumun, söz konusu faaliyetlerin öğrencileri silah altına almanın ve cephelere sürmenin ön hazırlığı olabileceğine ilişkin endişelerini artırdığını belirtti.

Bu kaygılar nedeniyle bazı aileler, çocuklarını zorla saflara katılmaya maruz kalabilecekleri korkusuyla hedef alınan okullara göndermemeye başladı. Bazı özel okullarda öğrenci devamlılığının azaldığı gözlenirken, Husilerin baskı ve baskınlarının sürmesi ve eğitim kurumlarının öğrencileri bilimsel açıdan yetiştirmek yerine onları silah altına almak için kullanılan merkezlere dönüştürülmesi yönündeki endişeler de giderek artıyor.

gtyh
Husiler, aileleri, çocuklarıyla savaşçı olarak gurur duymaya teşvik ediyor. (Getty Images)

Sana’nın merkezindeki Muin bölgesinde yaşayan ve dört öğrencinin babası olan Abdullah, Husilerin askere alma girişimlerine maruz kalmalarından korktuğu için ortaokul ve lise çağındaki iki çocuğunu evde tutmak zorunda kaldığını söyledi. Okul yönetiminin çocuklarını Husilerin baskılarından koruyabileceğine dair güvenini kaybettiğini belirten Abdullah, çocuklarını eğitimden mahrum bırakmakla askeri saflara katılma riskine maruz bırakmak arasında zor bir seçimle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Abdullah, kendi ifadesiyle öğrencileri saflarına katmak ve askeri telkine tabi tutmak için kullanılan merkezlere dönüşen okullara çocuklarını göndermekten artık ailelerin büyük bölümünün korktuğunu dile getirdi.

Abdullah, “Çocuklarımızı eğitim almaları ve geleceklerini inşa etmeleri için okullara gönderdik; askeri kurslara ve savaş cephelerine sürüklenmeleri için değil” dedi. Husilerin uygulamalarının artık müfredat ve okul faaliyetlerine kendi görüşlerini dayatmakla sınırlı kalmadığını belirten Abdullah, okul yönetimlerine öğrenci seçmeleri ve bu öğrencileri askeri eğitim kurslarından sorumlu birimlere teslim etmeleri yönünde baskı yapıldığını kaydetti.

Okullar üzerindeki baskı

Sana’nın güneyindeki Sebin bölgesinde bulunan özel bir okulda görev yapan ve adının açıklanmasını istemeyen bir öğretmen, Sana ve çevresindeki özel okul yönetimlerinin, öğrencileri saflarına katmak ve eğitim başarılarının önüne geçecek şekilde askeri kurslara yönlendirmek amacıyla Husilere bağlı kültürel sorumluların giderek artan baskısıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Öğretmen, ideolojik telkin faaliyetlerinin eğitim sürecine giderek daha fazla müdahale ettiğini, Husilerin eğitim kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırdığı ve okul yönetimlerini talimatlarına uymaya zorladığı bir ortamda, öğretmenlerin tehdit veya cezalarla karşılaşma korkusuyla bu uygulamalara itiraz etmekten çekindiğini belirtti.

dcfhyjg
Husiler, Sana’daki okullara mezhepçi programlar ve savaşa seferberlik zorunluluğu getirdi. (X)

Öğretmen, öğrenim görmek ve geleceklerini inşa etmek için güvenli bir ortam sunması gereken okulların giderek artan müdahalelerle karşı karşıya kaldığını vurguladı. Öğrencileri okul sıralarından uzaklaştırarak eğitimle hiçbir ilgisi bulunmayan faaliyetlere katılmaya zorlamayı amaçlayan baskıların da giderek yoğunlaştığını ifade etti.

Husilerin bu girişimleri, örgütün kontrolündeki bölgelerde eğitim sisteminin kötüleşmeye devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. On binlerce öğretmen ve eğitim çalışanı yıllardır maaşlarını alamazken, uygulanan politikalar yaşam koşullarını daha da ağırlaştırdı ve okulların eğitim ve öğretim görevlerini yerine getirme kapasitesini zayıflattı.