İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘İran’ın Ukrayna savaşına müdahil olması, dünya üzerindeki istikrarsızlaştırıcı etkisini açığa çıkardı’

İngiltere Devlet Bakanı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada İran’a dair uranyum zenginleştirme raporlarının endişe verici olduğunu söyledi.

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.
İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.
TT

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘İran’ın Ukrayna savaşına müdahil olması, dünya üzerindeki istikrarsızlaştırıcı etkisini açığa çıkardı’

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.
İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed, İran’ın Ukrayna’ya karşı savaşında Rusya’ya insansız hava araçlarıyla verdiği desteğin küresel olarak istikrarsızlaştırıcı rolünü kanıtladığını söyledi.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının birinci yıl dönümü münasebetiyle Şarku’l Avsat’a konuşan Bakan, ülkesinin Kiev’e askeri ve insani desteğinin dört milyar doları aştığını belirtirken, Rus kuvvetlerine Ukrayna topraklarından çekilme çağrısında bulunan uluslararası toplumun birliğine övgüde bulundu. Bakan, Kiev’e savaş uçağı sağlama olasılığını düşük görürken, Londra’nın Ukrayna’nın savunma yeteneklerini güçlendirme taahhüdüne dikkat çekti. Diğer yandan İngiliz Bakan, Moskova ile Kiev arasındaki esir takası anlaşmalarının bir parçası olarak gözaltına alınan bazı kişilerin serbest bırakılmasında ‘temel bir rol’ oynayan Suudi Arabistan’a teşekkürlerini dile getirdi.

4 milyar sterlin destek
İngiliz hükümeti, Kiev’e savaş uçağı sağlamayı reddetti. Ancak Ukrayna’ya Rus veya Sovyet dönemi uçakları göndermek isteyen herhangi bir ülkeye güvenlik sağlamaya veya ‘boşluğu kapatmaya’ hazır olduğunu söyledi.
Lord Ahmed, ülkesinin Ukrayna’ya insani, ekonomik ve askeri destek sağlamada başı çektiğini belirtirken, bu yardımın toplam tutarının 4 milyar sterlini aştığına dikkat çekti. Bakan ayrıca, “Ukrayna’ya füze savunma sistemi ve tank sağlayan ülkelerin başındaydık” dedi.
Lord Tarık Ahmed, Ukrayna’nın kendisine savaş uçağı sağlama talebi konusunda, Londra’nın pilotlara eğitim verdiğini, ancak Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu türden savaş uçaklarına sahip olmadığını söylerken, İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace tarafından yapılan açıklamalara atıfta bulundu. Ancak Ukrayna’nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve Rus kuvvetlerini Ukrayna topraklarından çıkmaya zorlamak için ihtiyaç duyduğu tam desteğin sağlanması gerektiğini vurguladı.
İngiltere, Ukrayna’ya cephane ve silah gönderdi. Kuvvetleri ise şu an Ukrayna’ya İngiliz tanklarını kullanmaları için eğitim veriyor. Ancak İngiltere, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin savaş uçaklarıyla desteklenmesi taleplerine karşı çıkıyor. Savunma Bakanı, 24 Şubat sabahı ülkesinin Ukrayna’ya hızlı yardım sağlama yollarından birinin Kiev’e MiG-29 veya Su-24 savaş uçakları sağlamak olabileceğine dikkat çekti. Ben Wallace, ‘The Times’ gazetesine yaptığı açıklamada “Ülkeler, savaşçı sağlamak isterse ortaya çıkan boşluğu doldurmak için savaş uçaklarımızı kullanabileceğiz” demişti.
Lord Ahmed, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Rus kuvvetlerinin Ukrayna’dan ‘derhal’ geri çekilmesi ve işgalin birinci yıl dönümü öncesinde ‘adil ve kalıcı’ bir barış çağrısında bulunan, bağlayıcı olmayan bir kararı geniş bir çoğunlukla kabul etmesini memnuniyetle karşıladı.
Bakan, bu oylamanın daha önceki geri çekilme beklentilerine rağmen Uluslararası Koalisyon’un Ukrayna’ya güçlü ve kararlı desteğindeki kararlılığını kanıtladığını söyledi. “Diplomatik açıdan bakıldığında, ülkelerin Birleşmiş Milletler’de (BM) saflarını birleştirmelerinin çok önemli olduğuna inanıyorum” diyen İngiliz Bakan, Rusya Dışişleri Bakanı’nın sadece ay sayıda ülkeyi karara karşı oy kullanmaya ikna etmeyi başaramadığına dikkat çekti.
BM’nin toplam 193 üye ülkesinden 141’inin desteğini alan karara, ‘Rusya, Belarus, Suriye, Kuzey Kore, Mali, Nikaragua ve Eritre’ olmak üzere yedi ülke itiraz etti. İran, Çin ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu 32 ülke oylamaya katılmadı.

Arabuluculuk çabaları
İngiltere Devlet Bakanı, Körfez ülkelerinin ve Suudi Arabistan’ın ‘dünya genelinde karşılaşılan birçok zorluğun’ çözümünde ön planda oynadığı role övgüde bulundu. Bu ayın ortalarında Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan’a ziyarette bulunan Lord Ahmed şunları söyledi:
“Körfez devletlerinin, Suudi Arabistan Krallığı’nın ve diğer bazı Körfez ortaklarının, bölge dahil olmak üzere küresel olarak karşı karşıya kaldığımız pek çok sorunu çözme yeteneğine kesinlikle inanıyorum.”
Bakan, Ukrayna savaşındaki arabuluculuk çabalarına ilişkin de şu açıklamada bulundu:
“Bölgedeki ortaklarımızın çabalarını takdir ediyoruz. Tabii ki gözaltına alınan bazı kişilerin serbest bırakılmasına yardımcı olan Suudi Arabistan’a özellikle minnettarım.”
Rusya ile Ukrayna arasında, ABD, İngiltere, İsveç, Hırvatistan ve Fas vatandaşlarının serbest bırakılmasını içeren bir esir takas anlaşmasına atıfta bulundu.
Lord Ahmed, Ukrayna’daki savaşı sonlandırmanın yolları üzerine ülkesinin barışı desteklediğini vurguladı. Aynı şekilde “İngiltere ve ortakları, Kiev ile yan yana durmaya kararlıdır. Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve ekibi, barış müzakerelerinin ön saflarında yer almalı” dedi.

İstikrarsızlaştırıcı etki
Lord Ahmed, ülkesinin İran’ın istikrarı bozma faaliyetlerinden duyduğu endişeyi de dile getirdi. “Bu, Ortadoğu genelindeki bölgelerde birçok taraf için açıktı” diyen Bakan, özellikle Tahran’ın, ülkesinin İran’dan Yemen’e gönderilen silahların tedarikini durdurarak Körfez’dekiler de dahil olmak üzere ortaklarıyla mücadele etmeye çalıştığı Yemen’deki Husilere verdiği desteğe atıfta bulundu.
İngiliz Bakan, İran’ın Moskova’ya insansız hava araçları sağlayarak Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşına müdahil olmasının, İran’ın dünya düzeyinde istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinin etkisini kanıtladığını vurguladı. “Bunun, dünyanın pek çok yerinde, özellikle de Ukrayna’ya tam destek göstermeye veya İran’ın istikrarı bozan etkisini tanımaya isteksiz olabilecek ülkelere gerçeği gösterdiğine inanıyorum” ifadesini kullandı.
Bakan, Tahran’a uygulanan yaptırım paketini, faaliyetlerine karşı koymak için en önemli araçlardan biri olarak nitelendirirken, “Geçen hafta uluslararası toplum, Avrupa Birliği (AB), ABD, İngiltere ve diğer ortakların birliğini açıkça göstererek hem Rusya’ya hem de İran’a ek yaptırımlar ilan ettik” dedi.

Ciddi sonuçlar
Lord Ahmed, İran’ın vatandaşlarına karşı aldığı ‘şok edici’ önlemleri eleştirdi ve ülkesinin yüksek düzeyde uranyum zenginleştirmeye ilişkin basında çıkan haberlerden duyduğu derin endişeyi dile getirerek şunları söyledi:
“İran’ın uranyum zenginleştirmede nereye ulaştığını doğrulamak için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) son raporunu bekliyoruz. Ancak basında bu konuda çıkan haberler çok endişe verici.”
Birkaç gün önce yayınlanan raporlar, UAEA müfettişlerinin atom silahları üretmek için gerekli olan yaklaşık yüzde 90 saflıkta, yüzde 84’e kadar zenginleştirilmiş uranyum bulduğunu ortaya koydu.
Diğer yandan üst düzey İngiliz yetkili, İran sokaklarında kadınlar, çocuklar ve erkeklerin gösterdiği inanılmaz cesarete övgüde bulunurken Mahsa Amini adlı genç kadının 16 Eylül’de öldürülmesinin ardından onlarca şehirde gerçekleştirilen yaygın gösterilere işaret etti.
Bakan, İran makamlarının göstericilere karşı uyguladığı baskı ve infaz kampanyasını kınayarak, 20 bin kişinin tutuklanmasını, 65’i çocuk olmak üzere 650 ila 700 kişinin öldürülmesini de eleştirdi. İngiliz Bakan ayrıca İran’ın Ukrayna’ya karşı savaşında halkına ve bölgedeki ve uluslararası düzeydeki faaliyetlerine karşı aldığı artan önlemlerin ‘ciddi sonuçları’ olacağını fark etmesi gerektiğini vurguladı.

Devrim Muhafızları Ordusu’nun sınıflandırılması
Lord Tarık Ahmed, İngiltere’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmaktaki isteksizliğinin nedenine ilişkin şunları söyledi:
“İngiltere, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun dahili, bölgesel ve uluslararası düzeyde istikrarı bozan faaliyetlerinin farkında ve tetiktedir. Bu nedenle kendisine en ağır yaptırımları uyguladık ve bu örgüte ve bünyesinde çalışan birçok kişiye karşı tavır aldık. Üst düzey yetkilileri de dahil Devrim Muhafızları Ordusu’na kapsamlı yaptırımlar uygulandı.”

Deprem felaketi
İngiltere’nin Ortadoğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı, Türkiye ve Suriye’yi vuran ve iki ülkede 40 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden olan depremden etkilenen bölgelerde ülkesinin yaptığı kurtarma çalışmalarına ve yardımlara değindi. Bakan, Suriye’ye uygulanan yaptırımların yardımların ulaşmasını engellediğini ise kategorik olarak yalanladı:
“Ortadoğu İşleri Bakanı olarak, Suriye içindeki çeşitli muhalefet liderleriyle doğrudan temastaydım. İnsani yardım ve tıbbi cephede inanılmaz destek sağlayan Beyaz Baretliler’in liderleriyle de doğrudan görüştüm.”
Ülkesinin halen devam eden bir sürecin parçası olarak Suriye’ye ek fon ve destek sağladığına dikkat çeken Lord Tarık Ahmed “BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths ve ekibiyle yakın çalıştık ve onlarla sürekli iletişim halindeyiz” ifadesini kullandı.
İngiliz Bakan, yardım ulaştırmak için yeni sınır kapılarının açılması çağrısında bulunduğu açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İngiltere, kuzeybatıdaki tek açık kanal (Bab el-Hava Sınır Kapısı) dışındaki kanallardan Suriye’ye yardım ulaştırmak için uzun ve zorlu şekilde mücadele etti. Bunun için BM’de sürekli kampanya yürütüyoruz. İnsani yardımın gelişini kim engelliyor? Rusya ve Suriye rejimi.”
“Ben Yaptırımlar Bakanı olarak görev yaptım ve insani yardımların herhangi bir yerde uygulanan yaptırımlardan ayrı tutulmasını sağladık” diyen Lord Ahmed, yaptırımların yardımın ulaşmasını engellediği iddialarını ‘yanlış bilgilendirme’ olarak nitelendirdi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.