İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘İran’ın Ukrayna savaşına müdahil olması, dünya üzerindeki istikrarsızlaştırıcı etkisini açığa çıkardı’

İngiltere Devlet Bakanı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada İran’a dair uranyum zenginleştirme raporlarının endişe verici olduğunu söyledi.

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.
İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.
TT

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘İran’ın Ukrayna savaşına müdahil olması, dünya üzerindeki istikrarsızlaştırıcı etkisini açığa çıkardı’

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.
İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed.

İngiltere’nin Ortadoğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lord Tarık Ahmed, İran’ın Ukrayna’ya karşı savaşında Rusya’ya insansız hava araçlarıyla verdiği desteğin küresel olarak istikrarsızlaştırıcı rolünü kanıtladığını söyledi.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının birinci yıl dönümü münasebetiyle Şarku’l Avsat’a konuşan Bakan, ülkesinin Kiev’e askeri ve insani desteğinin dört milyar doları aştığını belirtirken, Rus kuvvetlerine Ukrayna topraklarından çekilme çağrısında bulunan uluslararası toplumun birliğine övgüde bulundu. Bakan, Kiev’e savaş uçağı sağlama olasılığını düşük görürken, Londra’nın Ukrayna’nın savunma yeteneklerini güçlendirme taahhüdüne dikkat çekti. Diğer yandan İngiliz Bakan, Moskova ile Kiev arasındaki esir takası anlaşmalarının bir parçası olarak gözaltına alınan bazı kişilerin serbest bırakılmasında ‘temel bir rol’ oynayan Suudi Arabistan’a teşekkürlerini dile getirdi.

4 milyar sterlin destek
İngiliz hükümeti, Kiev’e savaş uçağı sağlamayı reddetti. Ancak Ukrayna’ya Rus veya Sovyet dönemi uçakları göndermek isteyen herhangi bir ülkeye güvenlik sağlamaya veya ‘boşluğu kapatmaya’ hazır olduğunu söyledi.
Lord Ahmed, ülkesinin Ukrayna’ya insani, ekonomik ve askeri destek sağlamada başı çektiğini belirtirken, bu yardımın toplam tutarının 4 milyar sterlini aştığına dikkat çekti. Bakan ayrıca, “Ukrayna’ya füze savunma sistemi ve tank sağlayan ülkelerin başındaydık” dedi.
Lord Tarık Ahmed, Ukrayna’nın kendisine savaş uçağı sağlama talebi konusunda, Londra’nın pilotlara eğitim verdiğini, ancak Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu türden savaş uçaklarına sahip olmadığını söylerken, İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace tarafından yapılan açıklamalara atıfta bulundu. Ancak Ukrayna’nın savunma kapasitesinin güçlendirilmesi ve Rus kuvvetlerini Ukrayna topraklarından çıkmaya zorlamak için ihtiyaç duyduğu tam desteğin sağlanması gerektiğini vurguladı.
İngiltere, Ukrayna’ya cephane ve silah gönderdi. Kuvvetleri ise şu an Ukrayna’ya İngiliz tanklarını kullanmaları için eğitim veriyor. Ancak İngiltere, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin savaş uçaklarıyla desteklenmesi taleplerine karşı çıkıyor. Savunma Bakanı, 24 Şubat sabahı ülkesinin Ukrayna’ya hızlı yardım sağlama yollarından birinin Kiev’e MiG-29 veya Su-24 savaş uçakları sağlamak olabileceğine dikkat çekti. Ben Wallace, ‘The Times’ gazetesine yaptığı açıklamada “Ülkeler, savaşçı sağlamak isterse ortaya çıkan boşluğu doldurmak için savaş uçaklarımızı kullanabileceğiz” demişti.
Lord Ahmed, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Rus kuvvetlerinin Ukrayna’dan ‘derhal’ geri çekilmesi ve işgalin birinci yıl dönümü öncesinde ‘adil ve kalıcı’ bir barış çağrısında bulunan, bağlayıcı olmayan bir kararı geniş bir çoğunlukla kabul etmesini memnuniyetle karşıladı.
Bakan, bu oylamanın daha önceki geri çekilme beklentilerine rağmen Uluslararası Koalisyon’un Ukrayna’ya güçlü ve kararlı desteğindeki kararlılığını kanıtladığını söyledi. “Diplomatik açıdan bakıldığında, ülkelerin Birleşmiş Milletler’de (BM) saflarını birleştirmelerinin çok önemli olduğuna inanıyorum” diyen İngiliz Bakan, Rusya Dışişleri Bakanı’nın sadece ay sayıda ülkeyi karara karşı oy kullanmaya ikna etmeyi başaramadığına dikkat çekti.
BM’nin toplam 193 üye ülkesinden 141’inin desteğini alan karara, ‘Rusya, Belarus, Suriye, Kuzey Kore, Mali, Nikaragua ve Eritre’ olmak üzere yedi ülke itiraz etti. İran, Çin ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu 32 ülke oylamaya katılmadı.

Arabuluculuk çabaları
İngiltere Devlet Bakanı, Körfez ülkelerinin ve Suudi Arabistan’ın ‘dünya genelinde karşılaşılan birçok zorluğun’ çözümünde ön planda oynadığı role övgüde bulundu. Bu ayın ortalarında Bahreyn, Kuveyt ve Suudi Arabistan’a ziyarette bulunan Lord Ahmed şunları söyledi:
“Körfez devletlerinin, Suudi Arabistan Krallığı’nın ve diğer bazı Körfez ortaklarının, bölge dahil olmak üzere küresel olarak karşı karşıya kaldığımız pek çok sorunu çözme yeteneğine kesinlikle inanıyorum.”
Bakan, Ukrayna savaşındaki arabuluculuk çabalarına ilişkin de şu açıklamada bulundu:
“Bölgedeki ortaklarımızın çabalarını takdir ediyoruz. Tabii ki gözaltına alınan bazı kişilerin serbest bırakılmasına yardımcı olan Suudi Arabistan’a özellikle minnettarım.”
Rusya ile Ukrayna arasında, ABD, İngiltere, İsveç, Hırvatistan ve Fas vatandaşlarının serbest bırakılmasını içeren bir esir takas anlaşmasına atıfta bulundu.
Lord Ahmed, Ukrayna’daki savaşı sonlandırmanın yolları üzerine ülkesinin barışı desteklediğini vurguladı. Aynı şekilde “İngiltere ve ortakları, Kiev ile yan yana durmaya kararlıdır. Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve ekibi, barış müzakerelerinin ön saflarında yer almalı” dedi.

İstikrarsızlaştırıcı etki
Lord Ahmed, ülkesinin İran’ın istikrarı bozma faaliyetlerinden duyduğu endişeyi de dile getirdi. “Bu, Ortadoğu genelindeki bölgelerde birçok taraf için açıktı” diyen Bakan, özellikle Tahran’ın, ülkesinin İran’dan Yemen’e gönderilen silahların tedarikini durdurarak Körfez’dekiler de dahil olmak üzere ortaklarıyla mücadele etmeye çalıştığı Yemen’deki Husilere verdiği desteğe atıfta bulundu.
İngiliz Bakan, İran’ın Moskova’ya insansız hava araçları sağlayarak Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşına müdahil olmasının, İran’ın dünya düzeyinde istikrarsızlaştırıcı faaliyetlerinin etkisini kanıtladığını vurguladı. “Bunun, dünyanın pek çok yerinde, özellikle de Ukrayna’ya tam destek göstermeye veya İran’ın istikrarı bozan etkisini tanımaya isteksiz olabilecek ülkelere gerçeği gösterdiğine inanıyorum” ifadesini kullandı.
Bakan, Tahran’a uygulanan yaptırım paketini, faaliyetlerine karşı koymak için en önemli araçlardan biri olarak nitelendirirken, “Geçen hafta uluslararası toplum, Avrupa Birliği (AB), ABD, İngiltere ve diğer ortakların birliğini açıkça göstererek hem Rusya’ya hem de İran’a ek yaptırımlar ilan ettik” dedi.

Ciddi sonuçlar
Lord Ahmed, İran’ın vatandaşlarına karşı aldığı ‘şok edici’ önlemleri eleştirdi ve ülkesinin yüksek düzeyde uranyum zenginleştirmeye ilişkin basında çıkan haberlerden duyduğu derin endişeyi dile getirerek şunları söyledi:
“İran’ın uranyum zenginleştirmede nereye ulaştığını doğrulamak için Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) son raporunu bekliyoruz. Ancak basında bu konuda çıkan haberler çok endişe verici.”
Birkaç gün önce yayınlanan raporlar, UAEA müfettişlerinin atom silahları üretmek için gerekli olan yaklaşık yüzde 90 saflıkta, yüzde 84’e kadar zenginleştirilmiş uranyum bulduğunu ortaya koydu.
Diğer yandan üst düzey İngiliz yetkili, İran sokaklarında kadınlar, çocuklar ve erkeklerin gösterdiği inanılmaz cesarete övgüde bulunurken Mahsa Amini adlı genç kadının 16 Eylül’de öldürülmesinin ardından onlarca şehirde gerçekleştirilen yaygın gösterilere işaret etti.
Bakan, İran makamlarının göstericilere karşı uyguladığı baskı ve infaz kampanyasını kınayarak, 20 bin kişinin tutuklanmasını, 65’i çocuk olmak üzere 650 ila 700 kişinin öldürülmesini de eleştirdi. İngiliz Bakan ayrıca İran’ın Ukrayna’ya karşı savaşında halkına ve bölgedeki ve uluslararası düzeydeki faaliyetlerine karşı aldığı artan önlemlerin ‘ciddi sonuçları’ olacağını fark etmesi gerektiğini vurguladı.

Devrim Muhafızları Ordusu’nun sınıflandırılması
Lord Tarık Ahmed, İngiltere’nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırmaktaki isteksizliğinin nedenine ilişkin şunları söyledi:
“İngiltere, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun dahili, bölgesel ve uluslararası düzeyde istikrarı bozan faaliyetlerinin farkında ve tetiktedir. Bu nedenle kendisine en ağır yaptırımları uyguladık ve bu örgüte ve bünyesinde çalışan birçok kişiye karşı tavır aldık. Üst düzey yetkilileri de dahil Devrim Muhafızları Ordusu’na kapsamlı yaptırımlar uygulandı.”

Deprem felaketi
İngiltere’nin Ortadoğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı, Türkiye ve Suriye’yi vuran ve iki ülkede 40 binden fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden olan depremden etkilenen bölgelerde ülkesinin yaptığı kurtarma çalışmalarına ve yardımlara değindi. Bakan, Suriye’ye uygulanan yaptırımların yardımların ulaşmasını engellediğini ise kategorik olarak yalanladı:
“Ortadoğu İşleri Bakanı olarak, Suriye içindeki çeşitli muhalefet liderleriyle doğrudan temastaydım. İnsani yardım ve tıbbi cephede inanılmaz destek sağlayan Beyaz Baretliler’in liderleriyle de doğrudan görüştüm.”
Ülkesinin halen devam eden bir sürecin parçası olarak Suriye’ye ek fon ve destek sağladığına dikkat çeken Lord Tarık Ahmed “BM Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths ve ekibiyle yakın çalıştık ve onlarla sürekli iletişim halindeyiz” ifadesini kullandı.
İngiliz Bakan, yardım ulaştırmak için yeni sınır kapılarının açılması çağrısında bulunduğu açıklamasını şöyle sürdürdü:
“İngiltere, kuzeybatıdaki tek açık kanal (Bab el-Hava Sınır Kapısı) dışındaki kanallardan Suriye’ye yardım ulaştırmak için uzun ve zorlu şekilde mücadele etti. Bunun için BM’de sürekli kampanya yürütüyoruz. İnsani yardımın gelişini kim engelliyor? Rusya ve Suriye rejimi.”
“Ben Yaptırımlar Bakanı olarak görev yaptım ve insani yardımların herhangi bir yerde uygulanan yaptırımlardan ayrı tutulmasını sağladık” diyen Lord Ahmed, yaptırımların yardımın ulaşmasını engellediği iddialarını ‘yanlış bilgilendirme’ olarak nitelendirdi.



Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
TT

Husilerin Taiz kuşatması, temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını 5 katına çıkardı

Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).
Husilerin kuşatma altındaki Taiz kentinde bir sokakta satışa sunulan benzin bidonları (Reuters).

Yemen'in Taiz kentinde Husilerin uyguladığı kuşatma, yüz binlerce kişinin yaşadığı sıkıntıları daha da ağırlaştırdı. Kente ulaşan yolların kapalı tutulması ve insani yardımların ulaştırılması amacıyla güvenli bir koridor açılmasına yönelik girişimlerin sonuçsuz kalması nedeniyle temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları normal seviyesinin 5 katına kadar yükseldi. Ülkenin batı ve güneyindeki çatışma bölgelerinden kaçan sivillerin sayısı da artıyor.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), son dönemdeki askeri tırmanış ve buna bağlı çatışmaların Taiz'de temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında keskin artışa yol açtığını bildirdi. Örgüte göre, kentin çevresindeki bölgelere ulaşım yollarının kesilmesi nedeniyle temel ürünlerin maliyeti 3 ila 5 kat arttı. Bu durum, temel gıda maddelerini dahi çok sayıda ailenin karşılayamayacağı seviyelere taşıdı.

Örgüt, Yemen'in batısında çatışmaların şiddetlenmesi üzerine 300 binden fazla kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı. Yerinden edilmelerin büyük bölümünün son iki ayda gerçekleştiğini belirten IOM, ailelerin barınma yeri bulmakta ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta giderek daha fazla zorlandığını kaydetti. Bu süreçte insani yardım kuruluşlarının ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engelleyen kısıtlamalar da devam ediyor.

cdhyj
Husilerin dört haftadır Taiz kentini kuşatma altında tuttuğunu gösteren fotoğraf (Yerel medya)

Uluslararası Göç Örgütü Yemen Misyonu Başkanı Abdüssettar İssuf, yıllardır süren çatışmaların ardından Yemenli ailelerin yeniden evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti. İssuf, bu ailelerin çoğu zaman üzerlerindeki kıyafetlerden başka hiçbir şeyleri olmadan göç ettiğini vurgulayarak barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetlerine acil ihtiyaç duyduklarını ifade etti.

İssuf ayrıca, finansman yetersizliğinin binlerce ailenin hayati önem taşıyan yardımlardan mahrum kalmasına yol açabileceği uyarısında bulundu. Çatışmaların ve yerinden edilmelerin yayılmasıyla insani ihtiyaçların da giderek arttığına dikkat çekti.

Örgütün verilerine göre, ekim ayının başından bu yana Lahic vilayetinin El-Mudâribe ve El-Ara ilçelerinden 43 binden fazla kişi göç etti. Bu sayı, Yemen genelinde tek bir ilçede kaydedilen en yüksek yerinden edilme rakamı oldu.

Taiz vilayeti içinde de göç hareketliliği artarken çok sayıda aile, şu anda 56 binden fazla yerinden edilmiş kişiye ev sahipliği yapan Aden kentine yöneliyor.

Uluslararası Göç Örgütü, krizin sağlık alanındaki etkilerini hafifletmek amacıyla Marib, Lahic, Aden ve Taiz vilayetlerinde beş mobil sağlık ekibi görevlendiriyor. Bu ekiplerin ikisi Taiz'de faaliyet gösteriyor.

Ekipler; temel sağlık hizmetleri ve tıbbi danışmanlığın yanı sıra üreme sağlığı, akut yetersiz beslenmenin tedavisi, aşılama, sağlık kuruluşlarına sevk, ruh sağlığı, koruma ve acil bakım hizmetleri sunuyor.

Beş mobil ekip, geçen hafta sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğu veya insani krizlerden etkilenen bölgelerde yaklaşık bin tıbbi danışmanlık hizmeti verdi.

Acil ihtiyaçlar için 45 milyon dolar gerekiyor

İnsani ihtiyaçların genişlemesi karşısında Uluslararası Göç Örgütü, müdahale kapasitesinin artırılması için aldığı katkılara rağmen ek finansmana ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Örgüt, önümüzdeki altı ay boyunca yürütülecek çalışmalar için yaklaşık 45 milyon dolara ihtiyaç olduğunu açıkladı.

Talep edilen finansmanın; hayat kurtarıcı yardımların yanı sıra barınma, acil nakit desteği, gıda dışı temel ihtiyaç malzemeleri, koruma hizmetleri, sağlık hizmetleri, temiz su ve sanitasyon çalışmalarını karşılaması öngörülüyor. Kaynakların ayrıca yerinden edilmiş kişilerin barındığı alanların koordinasyonu ve nüfus hareketlerinin takibi için de kullanılması planlanıyor.

cdg
Husilerin yerleşim alanlarını hedef alması nedeniyle devam eden göç dalgası (Yerel medya)

Söz konusu çalışmalar, yerinden edilmiş aileleri ve onlara ev sahipliği yapan toplulukları hedefleyen Yemen Krizine Müdahale Planı kapsamında yürütülüyor. Bu çerçevede, Afrika Boynuzu'ndan Yemen üzerinden gelen göçmenlere yardım etmeyi amaçlayan Afrika Boynuzu ve Yemen Bölgesel Göçmen Müdahale Planı da uygulanıyor.

Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmayı ve kırsal bölgelerdeki yerleşim alanlarıyla Lahic'in batısındaki bölgeleri hedef almayı sürdürmesine rağmen Uluslararası Göç Örgütü, çatışmanın tüm taraflarına sivilleri ve insani yardım çalışanlarını koruma çağrısında bulunmakla yetindi.

Örgüt, özellikle Taiz vilayetinde ulaşılması güç bölgelere yardımların güvenli ve engelsiz biçimde ulaştırılmasının sağlanmasını istedi.

Köyler hedef alınıyor

Öte yandan Yemen hükümetine yakın kaynaklar, Lahic vilayetinin batısında Husilerin kontrolündeki bölgelerden ve Taiz ile cephe hattının kesiştiği alanlardan kaçışların sürdüğünü belirtti.

Kaynaklar, özellikle El-Mukâtıra ve El-Mudâribe ilçelerinde yerleşim yerlerinin roket mermileri ve insansız hava araçlarıyla hedef alınması nedeniyle sivillerin bölgeden ayrıldığını aktardı.

Husilerin, Taiz vilayetinin kırsal kesimlerine ulaşan yolları kapatmasının ardından El-Mukâtıra ilçesinin çevresindeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtildi. Örgütün, Lahic vilayetindeki El-Mudâribe ilçesinin köylerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını da sürdürdüğü kaydedildi.

bfd bf
Husilerin Taiz vilayetini ele geçirmek için on binlerce silahlıyı sevk etmesi (AP)

El-Mudâribe'nin çevresinde hükümet güçleriyle Husiler arasında bir aydan uzun süredir çatışmalar yaşanıyor.

Bu gelişmeler, kırsal bölgelerde yaşayan siviller üzerindeki baskıyı daha da artırıyor. Yolların kapatılması ve köylere yönelik saldırılar, yaşam maliyetlerinin yükselmesi, gıda ve suya erişimin azalması ve sağlık hizmetlerindeki yetersizliklerle aynı döneme denk geliyor. İnsani yardım kuruluşları ise ihtiyaç sahiplerine ulaşmakta giderek daha fazla güçlük çekiyor.


Yemen, Husilerin finansman ve silah kaynaklarını kurutmak için uluslararası baskıyı artırıyor

Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)
Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)
TT

Yemen, Husilerin finansman ve silah kaynaklarını kurutmak için uluslararası baskıyı artırıyor

Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)
Sana'da düzenlenen miting sırasında Husilere destek veren grup üyeleri (AP)

Yemen hükümeti, İngiltere ile yürüttüğü koordinasyonu siyasi ve diplomatik destek düzeyinden daha etkili adımlara taşımayı hedefliyor. Bu kapsamda Husilerin terör örgütü olarak tanınması, finansman ve silah kaynaklarının kurutulması, askeri kapasitelerini geliştirmek için kullandıkları teknoloji ve bileşenler üzerindeki denetimin sıkılaştırılması gündeme geliyor. Bu girişimler, Yemen'e ekonomik ve insani destek sağlamak amacıyla uluslararası düzeyde yürütülmesi beklenen temaslarla eş zamanlı olarak ilerliyor.

Söz konusu başlıklar, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi ile İngiltere'nin Ortadoğu'dan Sorumlu Devlet Bakanı Stephen Doughty arasında gerçekleştirilen görüşmede ele alındı. Görüşmede Yemen'deki gelişmeler, Husilerin bölgesel güvenlik ve uluslararası deniz taşımacılığı açısından oluşturduğu tehditler ve bu ayın sonunda düzenlenmesi planlanan Yemen'e destek konferansına yönelik hazırlıklar değerlendirildi.

El-Alimi, uluslararası deniz taşımacılığının güvenliğinin Husilerden kaynaklanan tehditlerin ortadan kaldırılmasından bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti. Yemen devletinin topraklarını ve karasularını koruma kapasitesinin desteklenmesi çağrısında bulunan El-Alimi, siyasi ve hukuki tutumların, Husilere askeri kapasite sağlayan finansman, silah ve kaçakçılık ağlarını hedef alan somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

sdcfghyj
Reşad el-Alimi, Husilerle mücadele için İngiltere'den daha kapsamlı destek istedi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, İngiltere'den Husilerin terör örgütü olarak tanınması yönünde uluslararası bir tutum oluşturulması için daha etkin rol üstlenmesini ve İngiliz hukuku çerçevesinde örgütün yasaklanmasına yönelik gerekli adımların atılmasını istedi. El-Alimi, caydırıcı önlemler alınmadan Husilerin tehditleriyle mücadele edilmesinin, örgütün güç kaynaklarının hedef alınmadan kalmasına yol açtığını ifade etti.

Tehdit Yemen sınırlarını aşıyor

El-Alimi, İngiliz bakana Husilerin tırmandırdığı gerilime ilişkin bilgi verdi. Bu çerçevede Aden ve Reyyan sivil havalimanlarının hedef alınmasına, Taiz kentine yönelik devam eden saldırılara ve kentin yerleşim bölgeleri, sivil tesisleri, pazarları, okulları ve evlerinin bombalanmasına dikkat çekti. Ayrıca Suudi Arabistan'daki sivil yerleşimlere yönelik saldırılar ile su yolları ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik tehditlere işaret etti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı, bölgenin güvenliği ile Yemen devlet kurumlarının ülke genelinde otorite kurma kapasitesinin yeniden tesis edilmesi arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu belirtti. El-Alimi, bu doğrultuda hükümete verilecek desteğin deniz geçiş yollarının korunması ve bölgesel istikrarın sağlanması için kalıcı güvence oluşturacağını kaydetti.

El-Alimi, Husilerin insan hakları ihlallerini de gündeme getirdi. Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği çalışanlarından birinin gözaltında hayatını kaybetmesine ve 70'ten fazla BM çalışanının keyfi biçimde alıkonulmaya devam edilmesine dikkat çekti. El-Alimi ayrıca, insani sıkıntıların hafifletilmesine yönelik girişimlerin engellendiğini belirtti.

hyj
Husiler, Taiz vilayetine girmek amacıyla on binlerce silahlı milisini sevk etti (AP)

Ekonomik ve insani konularda ise Bakan Doughty, İngiltere'nin Yemen'deki insani krizin sonuçlarıyla mücadele için sağladığı desteği artırdığını bildirdi. Doughty, ülkesinin Yemen'in siyasi liderliğine ve hükümetine siyasi, güvenlik, ekonomik ve insani alanlarda destek vermeyi sürdüreceğini vurguladı.

Görüşmede, kasım ayı sonunda düzenlenmesi planlanan Yemen'e destek konferansına yönelik hazırlıklar, konferansın başarılı olması için yürütülen çalışmalar ve uluslararası yardımların giderek ağırlaşan ekonomik ve insani ihtiyaçlara yönlendirilmesi de ele alındı.

El-Alimi, İngiltere'nin Yemen'e verdiği desteği takdir etti. Özellikle Londra'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Yemen dosyasından sorumlu kalem sahibi ülke olarak üstlendiği role dikkat çekti.

El-Alimi ayrıca, Kral Selman İnsani Yardım ve İnsani Çalışmalar Merkezi ile Suudi Arabistan Yemen Kalkınma ve Yeniden İmar Programı aracılığıyla sağlanan Suudi desteğini övdü. Bu kapsamda Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlara da işaret etti.


Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor
TT

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor

Koalisyon, Suudi Arabistan’ın güneyine fırlatılan füzeyi imha etti... Yemen’de Husilere yönelik etkili saldırılar  sürüyor

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu, pazartesi günü Husilerin Suudi Arabistan’ın güney bölgesine fırlattığı balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından engellenerek imha edildiğini duyurdu. Suudi Arabistan Sivil Savunma Müdürlüğü ise daha önce olası tehlikeye karşı erken uyarı yapılan Necran, Taif, Abha ve Hamis Muşayt kentlerinde tehlikenin ortadan kalktığını açıkladı.

Sahadaki gelişmelere ilişkin açıklama yapan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid Abdullah el-Nuzeyli, Taiz’de Husilere ait hareketlilik ve takviye birliklerinin hava ve topçu desteğiyle hedef alındığını bildirdi. Saldırıları etkili olarak nitelendiren el-Nuzeyli, operasyonların sahada ilerleme sağlanmasına ve Cevf cephelerinde stratejik öneme sahip bazı mevzi ve yüksek noktaların kontrol altına alınmasına katkıda bulunduğunu belirtti.

Suudi Arabistan, pazar günü deniz geçiş güzergâhlarının korunması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması için uluslararası ortak eylem çağrısında bulunmuştu. Riyad yönetimi, boğazların siyasi ve askeri baskı aracı olarak kullanılmasına veya çatışma ve rekabet alanlarına dönüştürülmesine karşı uyarıda bulunmuştu.

Suudi Arabistan Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral Fahd bin Abdullah el-Gufeyli, 2026 Manama Diyaloğu Forumu'na katılımı sırasında yaptığı açıklamada, deniz geçiş güzergâhlarını tehdit eden gelişmelerin tüm ülkelerin çıkarlarını doğrudan etkilediğini vurgulamıştı. El-Gufeyli, söz konusu tehditlere karşı etkili ve ortak bir uluslararası müdahalenin gerekli olduğunu ifade etmişti.