AIPU’nun Şam ziyareti, Suriye’nin Arap Birliği’ne yeniden dönmesi umudunu canlandırdı

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed (Reuters)
TT

AIPU’nun Şam ziyareti, Suriye’nin Arap Birliği’ne yeniden dönmesi umudunu canlandırdı

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed (Reuters)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed (Reuters)

Arap Parlamentolar Arası Birliği’nden (AIPU) heyetinin Suriye’nin başkenti Şam’a yaptığı ziyaret, Suriye'nin üyeliğinin askıya alındığı Arap Birliği'ne dönüşüne yönelik umutları canlandırdı.
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, önceki gün Bağdat’ta çalışmalarını tamamlayarak Şam’a gelen Arap Birliği Parlamentolar Konferansı heyetini kabul etti.
Esed rejimine baplı SANA haber ajansının aktardığı göre,  Mısır Meclis Başkanı Hanefi Cibali, heyetin deprem felaketi karşısında Şam’ın yanında olduğu ve dayanışma vurgusunu bildirdiğini ve Suriye’nin Arap Birliği içindeki normal konumuna geri döneceğini ifade etti.
Irak Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi başkanlığındaki heyette, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Filistin, Libya ve Mısır Meclis Başkanları, Umman Sultanlığı ve Lübnan heyet başkanları ve Arap Parlamentolar Arası Birliği Genel Sekreteri yer aldı.
Cibali, Şam Uluslararası Havalimanı'na vardığı sırada yaptığı açıklamada, deprem felaketi karşısında dayanışma göstermek amaçlı kardeş Suriye’ye ziyaret gerçekleştirdiklerini belirterek, zor koşullar altında olan Suriye’nin yanında olduklarını bildirdi.
Ziyaretin Suriye hükümetini ve halkını desteklemek için olduğuna değinen Cibali, Bağdat’ta düzenlenen 34. Arap Birliği Parlamentolar Konferansı’nda Suriye'yi ziyaret etmek için bir heyet oluşturmaya karar verilmesinin ardından, diğer Arap parlamento heyetlerinin arka arkaya Şam'a geldiğini vurguladı.
Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre Cibali, Suriye’nin Arap Birliği’ndeki normal yerine döneceğine dikkat çekti.
Suriye Halk Meclisi Başkanı Hammuda Sabbağ ise, Şam Uluslararası Havalimanı’ndan yaptığı açıklamada, bu ziyaretin Suriye’nin ortak Arap eyleminin kalbi olduğunu teyit ettiğini söyleyerek, şu ifadeleri kullandı;
“Şam’a gelen tüm heyetlere teşekkür ediyoruz. Bağdat’ta düzenlenen Arap Parlamentolar Arası Birliği Konferansı’nın atmosferi çok olumluydu ve Suriye’nin Arap ülkelerinin arasına geri dönmesi konusunda tüm Arap ülkeleri tek bir pozisyona odaklandı. Konsey başkanlarından oluşan üst düzey bir delegasyonun burayı ziyaret etmesi kararlaştırıldı.”
Arap Birliği’ne üye devletler, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin göstericilerine karşı yaygın şiddet olaylarına karşı Kahire'de düzenlenen acil bir toplantıda 2011'de Suriye'nin üyeliğini askıya almaya karar vermişti.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt daha önce çok kez Suriye'nin üyeliğinin yeniden sağlanmasının ancak "Arap mutabakatı" ve Suriye hükümetinin "yanıtı" ile sağlanabileceğini vurgulamıştı.
Geçtiğimiz Kasım ayında Cezayir'in ev sahipliği yaptığı Arap Zirvesi’nde, Suriye’nin Arap Birliği’ne geri dönmesi ve Arap Zirvesi’ne katılmasıyla ilgili tartışmalara tanık oldu. Ancak fikir Arap Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Hüsam Zeki tarafından reddedildi.
Şarku’l Avsat’a konuşan eski Mısır Dışişleri Bakanı Muhammed El Urabi, Arap Birliği Parlamentolar Konferansı üyelerinde oluşan heyetin ziyareti ve Mısır Meclis Başkanı’nın açıklamalarının tesadüf olmadığını belirterek, bunun mevcut rejim ile Suriye hükümetini anlamanın ve sorunları çözmenin bir ölçüsü olduğunun açık bir göstergesi olduğunu bildirdi.
Bu konuda Arap ihtilafı olduğuna değinen Urabi, anlaşmazlığın, Suriye'yi vuran deprem krizinden sonra bazı ülkelerin başlattığı insani yardımın ilişkilerde bir miktar sıcaklığa yol açtığını, ancak çözümün bir sonraki Arap Zirvesi’nde belirlenecek bir uzlaşmayla olacağını aktardı. Ayrıca, Cibali’nin açıklamasının Mısır’ın bu konudaki tutumunu yansıttığını söyledi.
Konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a açıklamalarda bulunan Dr. Seyyid Emin Şelbi, Suriye’nin dönüşü konusunda Arap mutabakatına dair işaretler olduğuna değinerek, son dönemde gösterilen işaretlerin Arap parlamentoları heyetinin ziyaretinden önce ortaya çıktığını ve durumu uzlaştırmaya yönelik daha fazla ciddiyet ve ilgiyi yansıttığını aktardı.
Şelbi, Cibali ve beraberindeki heyetin ziyaretinin bu konudaki Arap anlaşmazlığının hafifletilmesi çerçevesinde geldiğini ve  Suriye'nin Arap Birliği’ne dönüşü için bir Arap anlayışına işaret ettiğini söyledi.



Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.


Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Mısır, bölgesel istikrar için İran ve ABD arasında Umman'da yapılan müzakerelerin önemini vurguladı

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panele katıldı (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır, Umman Sultanlığı’nın ABD ile İran arasındaki müzakerelere ev sahipliği yaparken oynadığı önemli ve yapıcı rolü takdir ettiğini ifade ederken ‘gerilimi azaltmak ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı güçlendiren anlaşmaların sağlanmasını desteklemek için yorulmak bilmez çabalarını sürdüreceğini’ vurguladı.

Mısır, dün Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Direktörü Rafael Grossi arasında yapılan iki telefon görüşmesi sırasında güvence veren açıklamasını yaptı.

ABD ile İran arasında Umman'ın başkenti Maskat'ta yapılan, nükleer konulu dolaylı görüşmeler sona erdi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, görüşmelerin ‘çok olumlu’ geçtiğini söyledi. İranlı bakan, iki tarafın ‘müzakerelere devam etme konusunda anlaştığını’ da sözlerine ekledi.

Öte yandan Umman Dışişleri Bakanı Busaidi dün, Mısırlı mevkidaşına Umman'da ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin ilerleyişi hakkında bilgi verdi. Mısır'ın son haftalarda ilgili taraflar arasında yürüttüğü yorulmak bilmeyen çabaları ve yoğun iletişim faaliyetlerini öven bakan, bu çabaların tarafların görüşlerini yakınlaştırmaya ve müzakerelerin önünü açmaya yardımcı olduğunu belirtti. Bakan, ‘Mısır'ın bölgedeki krizleri yatıştırmaya yönelik diplomatik adımlarına’ övgüde bulundu.

Abdulati, Busaidi ile yaptığı görüşmede, Mısır'ın gerilimin azaltılması ve İran'ın nükleer meselesinde tüm tarafların endişelerini dikkate alan uzlaşmacı bir çözüme ulaşılmasına yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edeceğini söyledi. Mısırlı bakan, bölgesel güvenlik ve istikrarı sağlamak ve bölgenin yeni bir istikrarsızlık dalgasına sürüklenmesini önlemek için bu müzakerelerde elde edilen kazanımların üzerine inşa edilmesinin önemini vurguladı.

rthy
Geçtiğimiz eylül ayında Kahire'de Grossi ile yapılan toplantı sırasında Mısır ve İran dışişleri bakanları (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Mısır tarafından geçtiğimiz cuma günü yapılan açıklamada, “Umman Sultanlığı'ndaki kardeşlerimizin arabuluculuğunda ABD ile İran arasında müzakerelerin yeniden başlamasına tam destek veriyoruz” denildi. Açıklamada, ‘bu soruna askeri bir çözüm bulunmadığı ve ilgili tüm tarafların çıkarlarını göz önünde bulundurarak diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği’ vurgulandı.

Ayrıca Suudi Arabistan, Katar, Türkiye, Umman ve Pakistan'ın bu konuda gösterdiği yapıcı çabaları överek, ‘bu samimi çabaların, bölgede istikrar ve barış fırsatlarının artırılmasına katkıda bulunacak olumlu bir atılımla sonuçlanacağını’ umduğunu ifade etti.

Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati, cumartesi günü Grossi ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgedeki gerilimi azaltmak için Mısır'ın sürdürdüğü çabalara da değindi. Mısırlı bakan, ‘bölgedeki gerilimi ve tırmanışı azaltmak ve diplomatik çözümleri teşvik etmek için bölgesel ve uluslararası çabaların sürdürülmesinin önemini’ vurguladı.

Mısır, geçtiğimiz yıl İran ile UAEA arasında arabuluculuk yaptı. Bu arabuluculuk sonucunda 9 Eylül'de Kahire'de İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile UAEA Genel Direktörü Grossi arasında imzalanan ve ‘İran'ın nükleer tesislerine yönelik denetimlerin yeniden başlatılması da dahil olmak üzere iki taraf arasında iş birliğinin yeniden başlatılmasını’ öngören bir anlaşma ile sonuçlandı. Ancak Tahran, geçtiğimiz kasım ayında anlaşmanın askıya alındığını duyurdu.

Abdulati, cuma akşamı Slovenya'nın başkenti Lübliyana'da düzenlenen ‘Bled Stratejik Forumu’ndaki bir panelde, ‘bölgedeki gerilimin azaltılması, çatışmanın yayılmasının önlenmesi ve tartışmalı konuların çözümü için diplomatik çözümler ve diyaloga öncelik verilmesi, böylece bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasına ve daha geniş çaplı çatışmalara sürüklenmesinin önlenmesine katkıda bulunulmasının önemini’ vurguladı.


DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.