İran'da "kız öğrencilerin zehirlenmesi" endişe yaratıyor

Geçen ay Kum'da bir okulda zehirlenen kız çocukları hastanede tedavi görüyor (IRNA)
Geçen ay Kum'da bir okulda zehirlenen kız çocukları hastanede tedavi görüyor (IRNA)
TT

İran'da "kız öğrencilerin zehirlenmesi" endişe yaratıyor

Geçen ay Kum'da bir okulda zehirlenen kız çocukları hastanede tedavi görüyor (IRNA)
Geçen ay Kum'da bir okulda zehirlenen kız çocukları hastanede tedavi görüyor (IRNA)

Bir araştırmacı muhabir İran’daki bazı kız okullarında 830 öğrencinin zehirlendiğini ortaya çıkardı. İran Parlamentosu ve İstihbarat Bakanlığı geçtiğimiz salı günü kız öğrencilerin zehirlenmesiyle ilgili acil bir toplantı yaptı. İran Sağlık Bakanı Behram Aynullahi, muhafazakâr Kum kentinde bir dizi okulda ortaya çıkan olayın kaynağını belirtmedi ancak zehirlenmenin "hafif" olduğunu söyledi. Zehirlenme olayları Tahran ve diğer şehirlere de yayıldı.
İran'daki protesto haberlerini yakından takip eden "1500 Fotoğraf" gözlemevinin twitter hesabı üzerinden dün (Salı) yayınlanan bir videoda, zehirlenme vakalarının ardından birçok kız lisesinin önünde onlarca ambulansın durduğu görülüyor. Gözlemevi "Bugün Tahran'daki Hayyam Pardis Lisesi'nde onlarca kız öğrenciye virüs bulaştı. Bilincini kaybeden çok sayıda kişi hastaneye kaldırıldı." açıklamasında bulundu.  
Devrim Muhafızları'na bağlı Tasnim haber ajansına göre Tahran Eyaletine bağlı Pardis'teki Hayyam Kız Okulu'nda bulunan 35 öğrenci hastaneye kaldırıldı. AFP’nin haberine göre ise henüz bilinmeyen bir gazı teneffüs ettikten sonra zehirlenen bu kız öğrencilerin hiçbiri endişe edilecek durumda değil.
Kasım ayının sonundan bu yana yerel basın, Kum'daki orta okullarda, yaklaşık on yaşlarındaki yüzlerce kız çocuğunda solunum yolu zehirlenmesi vakalarını bildirdi. Bu çocuklardan bir kısmı kısa süreliğine hastaneye kaldırıldı. Resmi IRNA haber ajansına göre 14 Şubat'ta bölge sakinleri yetkililerden "açıklama talep etmek" için belediye meclisi önünde toplandı.
Bu olay İran’da Mahsa Amini protestolarının yaşandığı bir zamanda meydana geldi. Tahran'ın 150 km güneyinde, ülkedeki militanların ve Şii dini okullarının kalesi olan Kum, benzeri görülmemiş protestolara sahne oldu. Göstericiler, iktidardaki düzenin devrilmesi ve din adamlarının iktidarı bırakması yönünde sloganlar atarken. bazı kadınlar da başörtülerini çıkardılar.
İran Sağlık Bakanı Behram Aynullahi’nin salı günü yaptığı açıklamaya göre, soruşturmanın sonuçları çok hafif bir zehir kız öğrenciler arasında hafif zehirlenmelere neden oldu ve asla herhangi bir yan etkiye neden olmadı. Aynullahi, “Zehrin kaynağını araştırmak Sağlık Bakanlığı'nın yetkisinde değil. Olayın kasıtlı olup olmadığı konusunda açıklama yapmaktan sorumlu değiliz. Zehirlenme kas zayıflığı, uyuşukluk ve saatlerce mide bulantısına neden oldu.” dedi.
İran Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Cafer Muntazari ise gazetecilere şunları söyledi: "Güvenlik ve sağlık önlemlerine ve birçok incelemeye rağmen, öğrencilerin zehirlendiğine dair hala net kanıtlarımız yok. Bazı ihtimaller var. İhtimal varken, kesin bir görüş bildiremiyoruz. Bunun yerine, kazanın kasıtlı mı kasıtsız mı olduğunu öğrenmek için toksikoloji araştırmasının nihai bir sonuca ulaşmasını bekliyoruz.”
Devrim Muhafızları'na bağlı Fars Ajansı ise kızların zehirlenmesinin Mahsa Amini örneğinde olduğu gibi "büyük bir güvenlik kıvılcımına" dönüşeceği uyarısında bulundu. Ajans güvenlik ve istihbarat servislerinin, zehirlenmenin sorumlularını veya nedenlerini belirlemek için mümkün olan en kısa sürede harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.
AFP’nin resmi IRNA haber ajansına dayandırdığı habere göre pazar günü İran Sağlık Bakan Yardımcısı Yunus Panahi, sağlık ve istihbarat bakanlıkları arasında yürütülen ortak bir soruşturmanın sonuçlanmasının ardından "Kum’daki öğrencilerin zehirlenmesinin kasıtlı olduğunu" zımnen ifade etti.
Panahi, "Bazı kişilerin başta kız okulları olmak üzere tüm okulları kapatmak istediği ortaya çıktı" dedi. Panahi, zehirlenmenin mevcut kimyasal bileşiklerden kaynaklandığını söyledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre olayla ilgili herhangi bir tutuklama açıklaması yapılmadı.   
İran Meclis Eğitim Komisyonu Başkanı Temsilci Ali Rıza Munadi ise, "Kirli irade ve düşünce, ülkedeki kız çocuklarının eğitim görmesini engellemek istiyor. Kullanılan zehir çok tehlikeli bir savaş zehri değil." değerlendirmesinde bulundu.
Kum Ruhban Okulu öğretim üyesi Fazıl Mübidi, Şark gazetesine yaptığı açıklamada, "kızların okumasını engelleme" tezini gündeme getirildi. "Hazare Gras-Binyılcılık" olarak bilinen "anti-modern dini" bir grup, kızların zehirlenmesi olayına karışıyor. Bu grup, kızların okumaması gerektiğine veya en azından ilkokul üçüncü sınıfta (dokuz yaşında) okumayı bırakması gerektiğine inanıyor.
Hükümet Sözcüsü Ali Bahadıri Cehremi, 13 Şubat'ta zehirlenmenin kaynağını ortaya çıkarmak için "istihbarat ve eğitim bakanlıklarının iş birliği yaptığını" duyurdu.
Fars haber ajansının pazartesi günkü haberinde "Okullarda seri zehirlenmelerin başlamasından bu yana üç ay geçmesine ve güvenlik servislerinin müdahalesine rağmen, sorumlu kurumlar öğrencilerin zehirlenmesine dair net bir kanıt açıklamadı. Zehirlenmelerin nedeni henüz netlik kazanmadı." ifadeleri yer aldı. Haberde, "söylenti ortamının" yayılmasına ve "çeşitli akımlar tarafından olayın istismar edilmesine" karşı uyarıda bulunuldu ve yerel medya, İranlı yetkililerin tutumlarını tersine çevirerek konuyu gündeme getirmekle eleştirildi.
Kız çocuklarının zehirlenmesi olgusunun Tahran ve diğer şehirlere yayılmasıyla birlikte İran internet siteleri dün (Salı) meclis soruşturma komisyonu bünyesinde, Sağlık ve Eğitim Bakanları ve İstihbarat Bakanlığı temsilcisinin katılımıyla bir toplantı yapıldığını duyurdu.
"Khane Melt" internet sitesinin aktardığına göre İran Meclisi Sözcüsü Abdulali Rahimi Muzafferi, en az 10 ila 15 şehrin okullarında zehirlenme vakalarının görüldüğünü bildirdi. Parlamentoyu olayla ilgili ciddi bir soruşturma yürütmeye çağıran Muzafferi, daha sonra düzeltme yaparak “10 ila 15 şehir değil okul” dedi.
İran'ın "İtimad" gazetesi bu haftanın başlarında dört şehirde en az 14 okulun hedef alındığını bildirdi. Gazeteye göre Kum ve Tahran'a ek olarak kuzeybatıdaki Erdebil ve ülkenin merkezindeki Burucerd kentlerinde de zehirlenme vakaları yaşandı. Yetkililer 200'den fazla kız öğrenciyi tedavi görmeleri için hastanelere sevk etti.
BBC Farsça kanalı dün (Salı) yaptığı bir haberde, BBC tarafından 26 Şubat sonuna kadar yürütülen bir araştırmanın, İran kız okullarında en az 830 kişinin zehirlenme vakasına yakalandığını ortaya koyduğunu belirtti. Habere göre, bunlardan 650’si kız öğrenci.
Devrim Muhafızları Komutanının Danışmanı Hüseyin Taib, "Kum'da tüm güvenlik servislerinin aktif olduğunu, ancak konuşurlarsa ulaştıkları bilgilerin bir kısmının kaybolacağını" belirtti. Besiç Öğrenci Hareketi'ne bağlı ajansa konuşan Taib, “Hibrit savaşta düşmanların stratejisinden biri güvenlik, diğeri ekonomiktir. Kızların zehirlenmesi olayı yerel para biriminin (riyal) yabancı para birimlerine, özellikle de dolara karşı yeni rekor düşüş dalgası yaşaması ile ilgili. ABD ekonomik istikrarsızlaştırma peşinde. İran’a karşı kur savaşı yürütüyor. Hükümet ve merkez bankası müdahale etmeliydi ama biraz geç kaldılar” dedi.
Muhalefet aktivisti ve gazeteci Mesih Ali Nejad, İranlı yetkilileri "biyolojik terörizm" uygulamakla ve İran'da "kız öğrencilere kimyasal saldırı" başlatmakla suçladı. Ali Nejad, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "İran'da zorunlu başörtüsü protestosu ve rejime karşı ayaklanmanın ardından, yüzlerce İranlı kız öğrenci protesto yapamamaları için zehirleniyor. İran bakan yardımcısı da bunu itiraf ediyor."



İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
TT

İran Yargı Erki Başkanı: Washington’la müzakerelere güven yok

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)
İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, ülkenin orta kesimindeki Arak kentinde Merkezi (Markazi) Eyaleti yargıçlarına hitap ederken (IRNA)

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, bugün (pazar) yaptığı açıklamada, ABD’nin müzakereleri “aldatma, hile ve zaman kazanma aracı” olarak kullanmayı hedeflemesi halinde bunun bir “yanılsama” olacağını söyledi. Ejei, “Müzakerelere dair hiçbir umut ve güven yoktur” dedi.

Washington ile Tahran arasında ilk tur görüşmeler cuma günü Umman’da yapılmış, taraflar görüşmeleri “olumlu” olarak nitelemiş ve yakın zamanda sürdürme niyetlerini açıklamıştı.

Söz konusu görüşmeler, İran’da rejim karşıtı geniş çaplı protesto dalgasının zirveye ulaşmasından yaklaşık bir ay sonra gerçekleşti. Protestolar sırasında yürütülen ve insan hakları örgütlerinin “benzeri görülmemiş” olarak nitelediği güvenlik operasyonlarında binlerce kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, başlangıçta protestoların bastırılması nedeniyle Tahran’a karşı askeri seçenekleri gündeme getirmiş, hatta göstericilere “yardım yolda” mesajı vermişti. Ancak Trump’ın son günlerdeki söylemi, İran’ın nükleer programını dizginlemeye odaklandı. Bu çerçevede ABD, başını “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin çektiği bir deniz görev grubunu bölgeye sevk etti. İran yönetimi ise Trump’ın İran’a saldırı tehditlerini hayata geçirme ihtimalinden ciddi endişe duyuyor. Tahran, olası bir saldırı halinde bölgedeki ABD üslerini hedef alacağı ve Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, müzakere çağrısı yapan taraflara dair “ne umut ne de güven” olduğunu vurgulayarak, ABD’ye bu yolda güvenilemeyeceğini söyledi. Mevcut diyalog çağrılarının, “şiddeti kışkırtan ve sabotajcıları silahlandıran aynı taraflardan” geldiğini ifade etti.

dfwfde
Gösterici kalabalıkları, geçen 8 Ocak’ta başkent Tahran’ın batısındaki bazı yolları kapattı (AP)

Yargı erkinin resmi ajansı Mizan’ın aktardığına göre Ejei, pazar günü yaptığı konuşmada İran’ın hiçbir zaman savaş isteyen taraf olmadığını, ancak her türlü saldırgana karşı tüm gücüyle duracağını belirtti. Bazı ülkelerin geçmişte İran’ın yanında yer alırken, “İslam Cumhuriyeti’nin sonunun geldiğini düşündüklerini” de sözlerine ekledi.

Ejei, geçen yıl haziran ayında yaşanan ve 12 gün süren savaşa atıfta bulunarak, müzakereler sürerken savaşı başlatan tarafların, İran’ın “direncini” gördükten sonra ateşkes talep etmek zorunda kaldıklarını söyledi.

“İsyan eylemlerini kim başlattı? Provokatörleri kim silahlandırdı?” diye soran Ejei, “Onları silahlandıranlar bugün ‘gelin müzakere edelim’ diyenlerin ta kendileridir” ifadelerini kullandı.

Orta İran’daki Arak kentinde yargı yetkililerine hitap eden Ejei, “aldatılmış bireyler” ile “asıl unsurların” hesabının ayrı olduğunu belirterek, davaların “yargı usullerine uygun ve her vakanın niteliğine göre” ele alınacağını söyledi.

Son protestolardaki şiddetin benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığını savunan Ejei, “sokaklarda ve geçiş noktalarında en vahşi suçları işleyenlerin sıradan vatandaşlar değil; ABD ve Siyonist rejim unsurları tarafından eğitilmiş, kalpsiz teröristler olduğunu” ileri sürdü.

Buna karşılık “aldatılmış unsurların” varlığını kabul eden Ejei, bunların “teröristler ve ayaklanmaların ana unsurlarından ayrı değerlendirileceğini” ve suçlamalarının “her birinin koşullarına göre” inceleneceğini söyledi.

ABD merkezli insan hakları örgütü Hrana, protestolar sırasında çoğu gösterici olmak üzere 6 bin 971 kişinin öldüğünü ve 51 binden fazla kişinin gözaltına alındığını belgelediğini açıkladı.

Ejei ayrıca, protestolar sırasında reform çağrısı yapan ve baskıların araştırılması için ulusal bir gerçekleri araştırma komisyonu kurulmasını isteyen bazı iç aktörleri ve kişileri de eleştirdi.

Velayet-i Fakih’in yanında durmamanın, savaş sırasında Saddam Hüseyin’e sığınanların ve bugün suçlu Siyonistlere yaslananların akıbetiyle sonuçlanacağını savunan Ejei, “Bir zamanlar devrimle birlikte olan, bugün ise bildiri yayımlayan bu kişiler acınacak ve sefil insanlardır” dedi.


İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe