Irak: 3. Bağdat Konferansı için hazırlıklar başladı

BM Genel Sekreteri Guterres ile yaptığı görüşmede, Irak'ın bölgedeki krizlerin çözümünde rol oynamaya hazır olduğunu vurguladı

Sudani dün Bağdat'ta Guterres ile görüştü (Irak Başbakanlık Ofisi)
Sudani dün Bağdat'ta Guterres ile görüştü (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Irak: 3. Bağdat Konferansı için hazırlıklar başladı

Sudani dün Bağdat'ta Guterres ile görüştü (Irak Başbakanlık Ofisi)
Sudani dün Bağdat'ta Guterres ile görüştü (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres’e hükümetinin vizyonuna göre üçüncü kez yapılacak Bağdat Konferansı’na hazırlık çalışmalarının başladığını bildirdi.
Guterres, geçtiğimiz Salı günü altı yıl sonra ilk kez Bağdat’a bir ziyaret gerçekleştirdi. BM Genel Sekreteri ziyaretine Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin ile yaptığı basın toplantısıyla başladı. Ardından Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid, Başbakan Muhammed Şiya Sudani ve Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi ile görüşmeler gerçekleştirdi. Guterres’in, Kürt liderlerle görüşmek üzere Erbil’e gitmesi bekleniyor.
Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamaya göre Sudani ve Guterres, Irak ile uluslararası örgüt arasındaki ikili ilişkileri ele aldı. Yerinden edilenlerin dosyalarında iş birliği olasılıklarını ve gerekli uluslararası rolü gözden geçirdi. Bu dosyada iklim sorunlarıyla yüzleşmek ve uluslararası yardıma duyulan ihtiyaç vurgulandı. Ayrıca Irak'ın insan hakları kültürünü pekiştirme ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme çabaları ve bölgedeki gerilimlerin azaltılması ve istikrarın sağlanmasındaki öncü rolü üzerinde duruldu. Sudani, ‘Birleşmiş Milletler Irak Misyonu'na (UNAMI) ve Irak'a çeşitli aşamalarında yardım etme çabalarına’ teşekkür etti.
Açıklamaya göre Sudani, Guterres ile yaptığı görüşmede şunları söyledi: “Irak siyasi krizinin üstesinden geldi ve çabaları ekonomik ve çevresel zorluklara odaklandı. Hükümet bu zorlukların üstesinden gelmek için çeşitli öncelikler belirlemiştir. “Irak'ın DEAŞ terör çetelerine karşı kazandığı zafer, Iraklıların birleşmesi ve barış içinde bir arada yaşamaya olan inançlarının bir sonucu olarak gerçekleşti. Böylece Irak, bugün bölgedeki birçok krizin çözümünde bir anahtar haline geldi ve bölgesel krizlerin çözümünde olumlu bir rol oynadı.”
Öte yandan Guterres, Irak ziyaretini ‘ayrıcalıklı’ olarak nitelendirerek, uluslararası toplumun iklim sorunları ve yerinden edilmiş kişiler dosyasında Irak'a verdiği desteği vurguladı. Hükümetin önceliklerini ve yolsuzlukla mücadeleye odaklanmasını övgüde bulundu. Yerinden edilmiş kişileri bölgelerine geri gönderme kararını takdir etti. Irak'tan yapılan açıklamaya göre, bunu cesur ve olumlu bir karar olarak nitelendirdi. Guterres, BM’nin ‘karşılaştığı zorluklar karşısında Irak hükümetini desteklemeye’ hazır olduğunu teyit etti. Irak hükümetinin her alanda gösterdiği çabalar konusunda iyimser olduğunu ifade etti.
Irak Cumhurbaşkanı, Guterres ile yaptığı görüşmede, Irak, yerinden edilmiş kişileri ikamet bölgelerine geri döndürmek ve Sincar şehrini yeniden inşa etmek için BM örgütünü desteklemeye istekli olduğunu açıkça belirtti. Cumhurbaşkanı Reşid’in ofisinden yapılan açıklamada, ‘Irak'ın iklim değişikliğine karşı büyük savunmasızlığının bir sonucu olarak adil bir su paylaşımı elde etmeye çalıştığına’ işaret edildi.
Guterres, Irak’taki koşulların iyiye doğru evrildiğini vurguladı. Açıklamada, görüşmede, ülkede güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi için yapılan çalışmalar, Irak'taki Birleşmiş Milletler Misyonu'nun çalışma mekanizmaları, ulusal çabaların yanı sıra oynadığı rol ve yerinden edilmiş kişilere destek konusunda dost kuruluş ve ülkelerin rolünün ele alındığı bildirildi. Irak Cumhurbaşkanı, Irak'ın yerinden edilmiş ailelerin insani ihtiyaçlarına yanıt vermek için uluslararası toplumun desteğine, iş birliğine ve ortak eyleme yönelik isteğini teyit etti. Reşid, “Çok trajik ve karmaşık koşullarda yaşayan yerinden edilmiş binlerce aile var. Bu insani dosyanın çözüme kavuşturulmasında, yerinden edilenlerin yaşadıkları bölgelere geri gönderilmeleri ve Sincar şehrinin Sincar Anlaşması'na uygun olarak yeniden inşa edilmesi konusunda BM ile iş birliği yapmayı umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Irak Temsilciler Meclisi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada Halbusi'nin Guterres ile yaptığı görüşmede ‘Irak'ta zor koşullarda yaşayan yerinden edilenlerin dosyasına son verilmesi gerektiğini’ vurguladığı belirtildi. Bu insani dosyanın çözüme kavuşturulması ve bölgelerine iade edilmesi için BM ile daha fazla iş birliği çağrısında bulundu. Açıklamada ayrıca “Temsilciler Meclisi, hükümet programıyla teyit edilen bu dosyayla hükümeti destekliyor” ifadelerine yer verildi. UNAMI ve Irak’ın zorluklarla yüzleşmesine yardım etme çabalara övgüde bulunuldu.
Öte yandan BM Genel Sekreteri Irak’ı ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yapılan açıklamaya göre Irak Temsilciler Konseyi ile dayanışmasını ifade edildi. Aynı zamanda uluslararası toplumun her düzeyde Irak'a verdiği desteğin vurgulandığı belirtildi.
Irak parlamentosundan yapılan açıklamaya göre, Guterres, ‘Bağdat'ın bu dönemde bölgedeki gerilimi azaltma, istikrarı sağlama çabalarına ve rolüne’ övgüde bulundu. Ayrıca Arap Parlamentolar Arası Birliği konferansının Bağdat'ta toplanmasının ve Suriye'yi ziyaret etmenin önemine atıfta bulunuldu.
Guterres, Dışişleri Bakanı ile düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi: “Bağdat'ta olmaktan mutluyum. Irak'la dayanışma, kurumlara destek olmak ve Iraklıların karşılaştıkları zorlukların üstesinden gelebileceklerine olan güvenimi ifade etmek istiyorum. Iraklılarla dayanışmamı ifade ediyor, Irak için refah ve istikrar dolu bir gelecek temenni ediyorum.”
Öte yandan Dışişleri Bakanı Hüseyin, “Bağdat, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in bölgedeki duruma ilişkin tezlerini dört gözle bekliyor. Bu ziyaret bizim davetimiz üzerine gerçekleşmiş olup, Irak ile Birleşmiş Milletler arasındaki ilişkiler interaktiftir. Siyasi ve demokratik sürecin çeşitli aşamalarındaki desteği için Genel Sekreter'in rolüne teşekkür ediyoruz. Genel Sekreter ile Irak'taki siyasi durum, bölge ve dünyadaki durum hakkındaki gelişmeler hakkında yoğun toplantılar ve tartışmalar yapmayı dört gözle bekliyoruz. Büyük ulusal, bölgesel ve küresel sorunlar var, görüş alışverişinde bulunmamız gerekiyor. Genel Sekreter'in bu zorluklarla yüzleşmesini desteklemeyi ve özellikle bölgesel durum ve güvenlikle ilgili fikirlerini ve tezlerini dinlemeyi önemsiyoruz” dedi.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.