Dünya Kadınlar Günü hangi ülkede nasıl kutlanıyor?

Bu yıl 8 Mart Kadınlar Günü Pazartesi'ye denk geldi

Peru'nun başkenti Lima'da yürüyüşe katılan kadınlar (AP)
Peru'nun başkenti Lima'da yürüyüşe katılan kadınlar (AP)
TT

Dünya Kadınlar Günü hangi ülkede nasıl kutlanıyor?

Peru'nun başkenti Lima'da yürüyüşe katılan kadınlar (AP)
Peru'nun başkenti Lima'da yürüyüşe katılan kadınlar (AP)

Dünya Kadınlar Günü 8 Mart Pazartesi günü tüm dünyada kutlanıyor ve insanlar kadın haklarının ve cinsiyet eşitliğinin ilerlemesini desteklemek için bir araya geliyor.
Günün kendisi dünya genelinde kadınların güçlenmesine yönelik net bir temaya sahipken kabul edilme ve kutlanma şekli ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.
Örneğin bazı şirketler kadınlara yarım günlük izin verirken, diğerlerinde insanlar birbirine çiçek vererek kutlama yapıyor.
The Independent'ın haberine göre, Dünya Kadınlar Günü kutlamalarının dünya genelinde nasıl farklılık gösterdiğini görmek için okumaya devam edin.

Amerika Birleşik Devletleri
ABD'de martın tamamı Kadın Tarihi Ayı'dır.
Bu, Başkan Jimmy Carter'ın 8 Mart haftasını Ulusal Kadın Tarihi Haftası ilan ettiği Şubat 1980'den beri devam eden bir kutlama.
Birkaç yıl içinde ülke çapında binlerce okul, Ulusal Kadın Tarihi İttifakı'nın öncülüğünü yaptığı kutlama haftasını sınıflarda eşitliği sağlamanın bir yolu olarak benimsedi. Kadınların güçlenmesini desteklemek için etkinlikler ve özel programlar yürüten şehir konseyleri ve valiler tarafından da desteklendi.
Kutlamalar gelişti ve 1986'da 14 eyalet kutlamaları mart ayı geneline yaydı.
Şimdi, her yıl Dünya Kadınlar Günü'nde ABD Başkanı'nın imzasıyla Amerikalı kadınların başarılarını onurlandırmak için Başkanlık Bildirgesi olarak bilinen resmi bir takdir beyannamesi yayımlanıyor.

İtalya
İtalya'da Dünya Kadınlar Günü "La Festa della Donna" olarak adlandırılıyor.
Özellikle parlak sarı mimoza çiçekleri vererek kutlanıyor. Gün içinde İtalya'nın hemen hemen her sokak köşesinde güneş ışığı renginde çiçek demetleri satılıyor, ardındaysa insanların hayatlarındaki kadınlara kadın gücünün ve duyarlılığının sembolü olarak görülen bu çiçekleri vererek onları onurlandırması fikri yatıyor.
Bu çiçek teması pastane ürünlerinde de tezahür ediyor. Bazı İtalyanlar, Dünya Kadınlar Günü'nü küçük mimoza çiçeklerine benzeyecek şekilde tasarlanmış özel bir pasta yaparak kutlamayı seçiyor. Geleneksel olarak bu, narenciye likörüyle yapılan ve çiçeğin şekline benzeyecek şekilde krema ve hamur küpleriyle süslenmiş bir pandispanya oluyor.

Çin
Çin'de 8 Mart, 1949'dan beri ulusal bayram. Dünya Kadınlar Günü'nde birçok şirket kadın çalışanlarına öğleden sonralarını kutlayarak geçirebilmeleri için yarım gün izin veriyor.
Çin'de Dünya Kadınlar Günü, tıpkı Sevgililer Günü gibi insanların sevdikleri kadınlara özel hediyeler vererek ilgi gösterdikleri bir fırsat olarak görülüyor.
Bu nedenle birçok marka günü ticari fırsat haline getirdi ve insanların hayatlarındaki kadınlar için para harcama olasılığını kâra çevirerek Dünya Kadınlar Günü'ne özel pazarlama kampanyaları ve indirimler başlatıyor.
Çin ayrıca 7 Mart'ta, okullarda ve üniversitelerde Çinli genç kadınların başarılarını desteklemeye adanmış Kızlar Günü'nü kutluyor.

Berlin
24 Ocak 2019'da Berlin parlamentosu, Frauentag olarak bilinen Dünya Kadınlar Günü'nün resmi tatil olması için oy kullandı.
Bu, ülkede günü resmi tatil olarak tanıyan tek eyalet olan Almanya başkentinde çalışanların izinli olacağı anlamına geliyor.

Birleşik Krallık
Birleşik Krallık'ta Dünya Kadınlar Günü çeşitli şekillerde kutlanıyor ve özellikle kadınları etkileyen sosyal ve politik konular hakkında farkındalık yaratmaya odaklanılıyor.
Bu yıl Dünya Kadınlar Günü şerefine ülke genelinde düzenlenen etkinlikler arasında sanal panel konuşmaları, gösterimler ve sanat sergileri yer alıyor, bunların çoğu kadın haklarına adanmış belirli hayır kurumlarına fon sağlamayı amaçlıyor.
Geçmişte moda markaları Dünya Kadınlar Günü'ne özel kıyafetler satarak para toplamak için kadın hayır kurumlarıyla birlikte çalışmıştı.

İspanya
2018'de 5 milyondan fazla kadın işçi Dünya Kadınlar Günü'nü cinsiyete dayalı ücret eşitsizliğini, aile içi şiddeti ve iş yerinde cinsel ayrımcılığı protesto etmek için dönüm noktası niteliğindeki 24 saatlik bir grevle kutlamıştı.
Ülke çapında 200'den fazla yerde miting düzenlenmişti. Katılanlar, organizatörler tarafından o gün para harcamamaya ve herhangi bir ev işini yapmamaya teşvik edilmişti.
2019'da feminist örgüt The 8M Commission (8M Komisyonu) tarafından düzenlenen benzer protestolar gerçekleştirilmişti.



Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
TT

Arnavutluk’ta Trump’ın damadına soğuk duş: Ülkemiz satılık değil

Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)
Tiran'daki protestoya binlerce kişi katıldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın Arnavutluk’taki 4 milyar euroluk turizm projesi ülkede siyasi kriz yarattı.

Arnavutluk'un başkenti Tiran'da projeye karşı yapılan gösteriler 11. gününde de devam ediyor. Başbakan Edi Rama’nın ofisi önünde toplanan kalabalık "Arnavutluk satılık değildir" sloganları attı.

Avlonya (Vlora) kentindeki Zvernec bölgesinde planlanan proje, flamingo, fok ve deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarının bulunduğu koruma altındaki bölgenin yakınında olduğundan tepki çekiyor.

"Yeni Arnavutluk" mottosuyla Rama yönetiminin istifasını isteyen hükümet karşıtı hareket "flamingo devrimi" diye de niteleniyor.

Bunun yanı sıra projenin şeffaf olmadığına dair eleştiriler de yapılıyor. Reuters’ın iletişime geçtiği protestoculardan Leand Lakrori şunları söylüyor:

Zvernec’teki proje şeffaflıktan yoksun. Bu, Arnavutluk'ta son 35 yılda yaşananların vardığı son noktadır. Bu yüzden bugün, ‘Artık yeter’ diyoruz.

Analize göre protestolar, 2013'ten beri iktidardaki Rama için son sınav niteliğinde. Arnavutluk lideri, ülkedeki yolsuzluk sorununu çözemediği ve sağlık gibi temel hizmetlerde vaat ettiği iyileştirmeleri yapmadığı için eleştiri alıyor.  

Rama, bu haftaki açıklamasında lüks otel projesinin ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacağını belirterek, inşaatın "sorumlu şekilde tamamlanacağını" savundu.  

Projeyi yöneten Kushner’ın ortaklarından Asher Abehsera, Wall Street Journal’a (WSJ) açıklamasında, protestolara "saygı duyduğunu" söylerken, süreci diyalogla yürüteceklerini öne sürdü.

Projenin detayları henüz belli değil. Ancak WSJ’nin aktardığına göre Zvernec’te otel, villa ve benzeri yapıların inşa edilmesi planlanıyor.

Buna ek olarak Zvernec’in karşısındaki Sazan adasında da ultra lüks bir tatil köyü kurulması öngörülüyor.

Diğer yandan Arnavutluk Özel Savcılık Ofisi’nin (SPAK) turizm projesiyle ilgili haziran başında açtığı soruşturma sürüyor.

Abehsera, arazinin aylar önce müteahhitler tarafından "net şekilde satın alındığını" söylüyor. Müteahhitler de SPAK’ın kendileriyle iletişime geçmediğini belirtiyor.

Ülkedeki kriz, Tiran yönetiminin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik sürecini de olumsuz etkileyebilir. Avrupa Komisyonu’ndan bir yetkili, Politico’ya açıklamasında projeyle ilgili endişelerin Arnavutluk yönetimine iletildiğini bildirmişti.

Kushner’ın Sırbistan’daki projesi de protestolarla karşılanmıştı. Belgrad'ın merkezindeki otel ve apartman kompleksi projesinin, 1999'daki Kosova Savaşı sırasında NATO'nun bombaladığı bir bölgede yapılması öngörülüyordu.

Belgrad yönetimi, bölgenin kültürel koruma statüsünü kaldırmış ve Kushner’ın firmasıyla anlaşma imzalamıştı. Ancak hukuki işlemler ve protestoların ardından Trump’ın damadı projeyi iptal etmişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Reuters, Politico


Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
TT

Petro-Mamdani görüşmesine Trump engeli

Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)
Gustavo Petro, Pink Floyd'un kurucularından Roger Waters'la Eylül 2025'te ABD'deki Filistin'e destek eylemine katılmıştı (Reuters)

ABD, solcu Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'yle görüşmesini son dakikada engellemiş.

New York Times'ın (NYT) aktardığına göre cuma günü Petro ve Mamdani arasında New York'ta gerçekleştirilmesi planlanan toplantı, ABD'li yetkililerin vize uyarıları üzerine iptal edildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Petro'nun vizesini geçen yıl iptal etmişti. Karar, Petro'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak için Eylül 2025'te ABD'deyken Filistin yanlısı bir eyleme katılmasının ardından gelmişti.

NYT'ye konuşan ABD'li yetkililer, Petro'nun dün yapılan BM Güvenlik Konseyi toplantısına katılmak için sınırlı bir seyahat izni aldığını, bu toplantı dışındaki diğer faaliyetlere izin verilmediğini belirtti.

Kolombiyalı yetkililer de Bogota'daki ABD Büyükelçiliği yetkililerinin Kolombiya Dışişleri Bakanlığı'yla temasa geçmesinin ardından toplantının iptalini kabul ettiklerini söyledi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Washington Post'a konuşan Kolombiyalı yetkililer, Beyaz Saray'ın iptal talebine rağmen Petro'nun Mamdani'yle görüşmek için ABD'ye gitmesi durumunda gözaltına alınmasından endişelenildiğini vurguluyor. Washington'ın görüşmeyi iptal etme talebinin tehdit olarak algılandığı aktarılıyor.

Kaynaklara göre Mamdani ve Petro, Amerika kıtasındaki demokrasinin geleceğini ele alacaktı. Ancak pek çok kişinin, bu görüşmeyi Mamdani'nin "küresel solun lideri olarak yükselişinin bir işareti gibi değerlendireceğini" ifade ediyor.

ABD'nin en büyük sosyalist örgütü Amerika Demokratik Sosyalistleri'ne (DSA) üye Mamdani, geçen yılki belediye başkanlığı seçimlerini kazanarak New York'u yöneten ilk Müslüman ve ilk Hint asıllı Amerikalı olmuştu.  

BMGK'de çarşamba günü düzenlenen oturumda Petro, "Filistin devletinin özgür ve egemen olması gerektiğini" tekrar vurgularken, ABD ordusunun Pasifik'te uyuşturucu taşıdığını ileri sürerek tekneleri vurmasını eleştirdi.

Amerikan ordusu, Venezuela'ya askeri yığınak kapsamında geçen yıl 2 Eylül'de Karayipler ve Pasifik'te başlattığı operasyonları sürdürüyor. O tarihten bu yana uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere yönelik düzenlenen 63 saldırıda en az 207 kişi öldürüldü.

Petro, geçen yıl kasımda yaptığı açıklamalarda Donald Trump'ın bu operasyonlarını "cinayet" diye nitelemişti. Bunun ardından ABD Hazine Bakanlığı, Kolombiya liderini yaptırım listesine almıştı.

2022'deki seçimi kazanarak Kolombiya'nın ilk solcu lideri olan eski M-19 gerillası Petro'nun, Trump'ın Gazze'deki soykırıma suç ortağı olduğunu söylemesi de ses getirmişti.  

Kolombiya Anayasası, cumhurbaşkanının görevini tek dönemle sınırladığından Petro, ağustosta koltuğu bırakacak.

Trump ise geçen haftaki açıklamasında, Petro'nun partisi Tarihsel Pakt'ın adayı Ivan Cepeda'yı "radikal solcu Marksist" diye niteleyip sağcı rakibi Abelardo De La Espriella'ya desteğini açıklamıştı.

Independent Türkçe, New York Times, Washington Post


ABD neden yeniden İran'ı vurmaya başladı?

Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
TT

ABD neden yeniden İran'ı vurmaya başladı?

Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)
Trump, çarşamba günü İran'a saldırı emri verdiğini belirttiği açıklamasında, Tahran'ın anlaşma yapmak yerine ABD'yi "enayi yerine koyduğunu" iddia etti (AFP)

Son günlerde ABD ve İran arasındaki çatışmaların tekrar alevlenmesi, nisanda yapılan ateşkesin kalıcı hale getirilmesine yönelik çabaların sonuçsuz kalabileceği endişelerini artırıyor.

CNN'in analizinde, Donald Trump'ın daha önce sonuç vermeyen bir yönteme yeniden başvurarak bombardımanlarla Tahran'ı teslim olmaya zorladığı yazılıyor.

Ancak yeni saldırıların “Trump'ı çaresiz bırakan mevcut gidişatı uzatma riski taşıdığı” vurgulanıyor. Taarruzun İran yönetimini daha da inatçı hale getirdiği ve müzakerelerde ABD'ye güvenilemeyeceği görüşünü pekiştirdiği belirtiliyor.

Analize göre yeni ABD saldırılarında üç nokta öne çıkıyor.

Birincisi, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğini eski haline getirmemesinin ve nükleer programını sonlandırmaya yanaşmamasının Trump'ı iyice öfkelendirdiği görülüyor. İkincisi, yeni ABD saldırıları, Trump'ın rakibini anlaşmaya zorlamanın tek yolunun çatışma olduğuna inandığı izlenimini pekiştiriyor. Üçüncü olaraksa Cumhuriyetçi liderin, hassas bir dönemde güç kullanarak müzakereleri tehlikeye atma eğilimi bir kez daha açıkça görüldü.

Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi'nin en kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes, İran'ın misillemeyle Birleşik Arap Emirlikleri veya Katar'daki enerji altyapısını tahrip etme kapasitesini elinde tuttuğunu hatırlatıyor. Ayrıca Tahran'ın, Yemen'deki Husilere, Kızıldeniz'deki petrol ihracat rotalarını kesme talimatı verebileceğini savunuyor.

Diğer yandan Hürmüz'deki hakimiyeti ve 28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail saldırılarından sağ çıkmasının İran'ı daha da güçlendirdiğine, dolayısıyla Tahran'ın Beyaz Saray'ın taleplerine kolayca boyun eğmeyeceğine dikkat çekiliyor.

Ayrıca ABD'nin saldırıları tırmandırmasının, Körfez'deki müttefiklerini de tehlikeye attığı hatırlatılıyor.

İranlı yetkililer, son saldırılarda iki su deposunun vurulduğunu ve 20 bine yakın kişinin içme suyu tedarikinin risk altına girdiğini açıkladı. İran'ın yarı resmi Batı Asya Haber Ajansı (WANA), Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik ilçesindeki Bamani bölgesinde yer alan iki beton su deposunun saldırıların hedefi olduğunu bildirdi.

New York Times'ın incelediği video ve uydu analiz verilerine göre depoların ABD tarafından vurulduğuna dair bulgular var. Bölgede GBU-39 tipi hassas güdümlü bombaların kalıntılarının bulunduğu aktarılıyor. Haberde, ABD ordusunun kasıtlı olarak sivil altyapıyı hedef almasının savaş suçu sayılabileceğine dikkat çekiliyor.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, ABD'nin "yasadışı ve canice saldırılar" düzenlediği, bölgede gerilimin tırmandırılmasından Trump yönetiminin sorumlu olduğu vurgulandı.

Independent Türkçe, New York Times, Tesnim, CNN, Wall Street Journal