Bağdat'ı ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Austin, stratejik ortaklığın derinleştirilmesi vurgusu yaptı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, dün ABD Savunma Bakanı ile Erbil'de bir araya geldi (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, dün ABD Savunma Bakanı ile Erbil'de bir araya geldi (Reuters)
TT

Bağdat'ı ziyaret eden ABD Savunma Bakanı Austin, stratejik ortaklığın derinleştirilmesi vurgusu yaptı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, dün ABD Savunma Bakanı ile Erbil'de bir araya geldi (Reuters)
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani, dün ABD Savunma Bakanı ile Erbil'de bir araya geldi (Reuters)

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, sürpriz bir ziyarette Irak'ın başkenti Bağdat'a gelmeden hemen önce yaptığı açıklamada, Irak ile stratejik ortaklığı teyit etmek amacıyla ziyarette bulunduğunu, ancak siyasi güçler arasında devam eden anlaşmazlıkların ziyaretini gölgede bıraktığını ifade etti.
Uçağı Bağdat Uluslararası Havaalanı’na inmeden hemen önce açıklamada bulunan Austin, “Bağdat'a indik. Daha güvenli, istikrarlı ve egemen bir Irak yolunda ilerlerken ABD ile Irak arasındaki stratejik ortaklığı yeniden teyit etmek için buradayım” vurgusunda bulundu.
Daha önce Irak’ta askeri komutan olarak görev yapmış olan Austin’in Savunma Bakanı görevine başlamadan önce Irak'ın batısındaki el-Anbar’da Iraklılara özel bir halay türü olan cubi halayı çektiği biliniyor.
Havaalanında basın toplantısı düzenleyen Austin, geldiği ana kadar duyurulmayan ziyaretinin Irak hükümetinin daveti üzerine gerçekleştirdiğini vurguladı. Aynı zamanda, “Bağdat ziyaretimizin, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Irak Savunma Bakanı Sabit el-Abbasi ile görüşmemizin odak noktası, DEAŞ terör örgütünün kalıntılarının ortadan kaldırılması yönündeki görevleri görüşmektir” ifadelerinde bulundu.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ise Austin ile gerçekleştirdiği görüşmede hükümetinin sabitlerini teyit etti. Sudani’nin medya ofisi tarafından yapılan açıklamada, ikili arasındaki görüşmede Irak ve ABD arasındaki ortak işbirliğinin, Irak güvenlik güçlerinin terörle mücadele ve DEAŞ’a bağlı terörist çeteleri takip etme performansının gözden geçirildiğine dikkat çekildi.
Irak hükümetin ABD ile çeşitli düzeylerde ilişkileri pekiştirme arzusunu dile getiren Sudani, hükümetin bölgesel ve uluslararası düzeyde ortak çıkarlara ve egemenliğe saygı çerçevesinde dengeli ilişkiler sürdürme yaklaşımının altını çizdi. Aynı zamanda Irak'ın istikrarının bölgenin güvenlik ve istikrarının anahtarı sayıldığını, Irak'ın bölgedeki bakış açılarını birbirine yakınlaştırma ve gerilimi azaltmada rol oynadığını vurguladı. Ülkesinin Irak'ın istikrarını destekleme taahhüdünü teyit eden Bakan Austin ise iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştirmeyi ve çeşitli alanlarda ortaklıkları geliştirmeyi dört gözle beklediğine dikkat çekti.

Irak’a vardığı sırada Austin (Reuters)
ABD Savunma Bakanı'nın ziyaretinin Irak hükümetinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiğini doğrulayan Başbakanlık Sözcüsü Basim el-Avadi, “Ziyaret, terörle mücadelede iki ülke arasındaki ortak işbirliğini ve bu önemli dosyadaki işbirliği olasılıklarını vurgulamayı, aynı zamanda kuvvetler için eğitim programlarının tartışılmasını amaçlıyor. Zirâ bu dosya, askeri liderlerin Irak'a yaptığı ziyaretlerin çoğunda öncelik teşkil ediyor. Sudani, ABD ile çeşitli düzeylerdeki ilişkilerin pekiştirilmesine vurguda bulundu. Hükümet, bölgesel ve uluslararası çevre ile ortak çıkarlara ve Irak'ın egemenliğine dayalı dengeli ilişkiler izleme yönünde bir yaklaşım izliyor.
(Şii) Koordinasyon Çerçevesi taraflarından Hadi Amiri liderliğindeki Fetih Koalisyonu, Austin'in ABD güçlerinin Irak'ta hayatta kalmasına ilişkin açıklamalarını reddederek hükümeti Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı aracılığıyla bu açıklamalara sert bir yanıt vermeye, ABD Büyükelçisi’ni bir protesto notası sunmaya çağırmaya çağırdı. Fetih Koalisyonu’nu temsil eden Milletvekili Ali Turki, Austin'in ABD askeri güçlerinin Irak'taki varlığını pekiştirmeye yönelik açıklamalarının kesinlikle kabul edilemez olduğunu, zirâ Irak iç işlerine açık müdahaleyi temsil ettiğini vurguladı. Aynı zamanda, “ABD yönetimi, hala çeşitli açıklamalar ya da ABD'nin Bağdat Büyükelçisi'nin müdahaleleri yoluyla Irak'ın içişlerine müdahale etmekte ısrar ediyor. Bu yönde diplomatik misyonları haricinde çeşitli yöneticiler ve siyasi figürlerle toplantılar düzenliyor” ifadelerini kullandı.
Güvenlik uzmanı Fadıl Ebu Ragif, konuyla ilgili Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte şu ifadelere başvurdu:
“Bu bir ABD savunma bakanının Irak'a ilk ziyareti değil. Zirâ ABD, 2003'ten bu yana Irak'ta en fazla sayıda uluslararası koalisyon gücüne sahip ülke. Dolayısıyla kuvvetleri inceleme kapsamında gerçekleşmiş doğal bir ziyaret. Ziyaretin Irak kuvvetlerinin teçhizat, silahlanma, gelişim ve eğitim bakımından muharebe seviyesinin yükseltilmesi konusunda Iraklı yetkililerle ortaklıklar kurulması, güvenlik birimlerinin DEAŞ ile mücadelede hangi silahlara ihtiyaç duyduğunun incelenmesi gibi hedefleri de var. DEAŞ ile savaş, bir istihbarat ve güvenlik savaşıdır. Bu, istisnai bir ziyaret değil. Stratejik iş birliği bağlamında geldiğini vurgulamak önemlidir. Karada yabancı piyade kuvvetleri, muharebe veya taktik kuvvetler olmadığını, sadece tavsiye veren kuvvetler olduğunu bilmemiz gerekir.”
Medya profesörü ve siyasi araştırmacı Dr. Galib ed-Dami ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD'nin Irak Büyükelçisi aracılığıyla attığı güçlü adım, üst düzey Iraklı yetkilileri sık sık ziyaretleri, açık ifadeleri, Washington'un Irak'ı yeniden kendi eksenine oturtmak ve politikalarını etkilemek için güçlü bir şekilde çabaladığını gösteriyor. ABD’nin bu ziyaretleri, Avrupa Birliği (AB) ziyaretlerinin yanı sıra Sudani’nin bilhassa Avrupa'ya yaptığı dış ziyaretlerle paralellik gösteriyor. Tüm bunlar, AB ve ABD'nin Irak'ı İran etkisinden çekmek için çalıştığını doğruluyor. Ancak Irak iki eksenden birinin parçası olmamalı, hiçbirinin etkisinde kalmadan hepsiyle dengeli bir politika izlemelidir” vurgusunda bulundu.
7 Mart’ta aynı zamanda Erbil’e gelen Austin, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ve Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani ile bir araya geldi. Rudaw’ın aktardığına göre Neçirvan Barzani, Erbil ile Bağdat arasındaki sorunların çözülmesinin bölge istikrarı açısından önemi konusunda her iki tarafın da görüşlerinin olduğunu vurguladı. Kürdistan bölgesinin her zaman bölge için istikrar unsuru olacağını da ekledi.
İki taraf arasında 10 yılı aşkın süredir yürütülen ortak çalışmalara değinen Austin, “Uluslararası Koalisyon ile iş birliği içerisinde geniş bir alanı DEAŞ’tan kurtardık” vurgusunda bulundu. Peşmerge ile ABD arasındaki mutabakat zaptına ülkesinin desteğini teyit eden Austin, İran'ın devam eden saldırılarını kınadığını ifade ederek Bağdat ve Erbil'i birlikte çalışmaya çağırdı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.