Batı, Tahran'ı yüzde 84'lük uranyumun kaynağını açıklamazsa hesap verdirmekle tehdit etti

Almanya, Fransa ve İngiltere, İran'ın uranyum stokları konusunda uyardı: Nükleer bomba üretme olasılığı göz ardı edilemez.

UAEA tarafından geçtiğimiz pazartesi günü Viyana'da düzenlenen üç ayda bir yapılan toplantının başlangıcından bir kare (UAEA)
UAEA tarafından geçtiğimiz pazartesi günü Viyana'da düzenlenen üç ayda bir yapılan toplantının başlangıcından bir kare (UAEA)
TT

Batı, Tahran'ı yüzde 84'lük uranyumun kaynağını açıklamazsa hesap verdirmekle tehdit etti

UAEA tarafından geçtiğimiz pazartesi günü Viyana'da düzenlenen üç ayda bir yapılan toplantının başlangıcından bir kare (UAEA)
UAEA tarafından geçtiğimiz pazartesi günü Viyana'da düzenlenen üç ayda bir yapılan toplantının başlangıcından bir kare (UAEA)

Avrupa ülkeleri İran'ı, yüzde 84 oranında zenginleştirilmiş uranyum izine rastlanması meselesini ‘acilen ve derhal’ açıklığa kavuşturmaması halinde ‘hesap verebilirlikle’ karşı karşıya kalacağına dair uyardı.
Almanya, Fransa ve İngiltere ortak bir bildiri ile İran'ın bu izlerin bulunma nedeniyle ilgili açıklaması ve bunun bir ‘kaza’ olduğu şeklinde yorumlaması karşısında ikna olmadıklarını ifade ettiler.
Ülkeler, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Genel Sekreteri Rafael Grossi’yi İran'ın iş birliğinin sonuçları hakkında ‘mümkün olan en kısa sürede’ ve Haziran ayındaki UAEA Guvernörler Kurulu toplantısından önce bilgilendirmeye çağırdılar. Batılı ülkeler, 3 ay sonra yapılması planlanan olağan toplantı öncesinde UAEA Guvernörler Kurulu’nun İran'ı görüşmek üzere acil toplantı çağrısında bulunabileceklerinin de sinyalini verdiler.
Bu kadar yüksek oranda uranyum izine rastlanması, UAEA Guvernörler Kurulu'nun başlıca gündem maddesi olurken Almanya, Fransa ve İngiltere, yüzde 84 oranında uranyum izi bulunmasını ‘bölge ve küresel güvenlik için açık bir tehdit oluşturan İran'ın nükleer programının niyetleri hakkında soru işaretlerini gündeme getiren yeni bir tırmanma adımı’ olarak nitelendirdiler. Ülkeler, ‘bu kadar yüksek seviyelerde uranyum zenginleştirilmesi için kabul edilebilir bir sivil gerekçe olmadığını’ eklediler.
Üç ülkenin İran'la ilgili yaptığı en sert açıklamalardan biri olan açıklamada, İran'ın nükleer programında şeffaf olmadığına, Fordo Nükleer Tesisi’ndeki altıncı nesil santrifüjleri güçlendirmesi ile ilgili attığı diğer adımlara, daha önce açıklanmayan üç gizli nükleer tesiste bulunan uranyum izleri hakkında yanıt vermeyi reddetmeye devam etmesine ve UAEA müfettişlerinin nükleer programını takip etmelerini kısıtlama ve UAEA kameralarının kurulmasını engelleme gibi eylemlerine işaret ettiler. Avrupa ülkeleri, bu tür tutumların ‘İran'ı nükleer silahlarla ilgili gerçek adımlara tehlikeli bir şekilde yaklaştırdığının bir işareti olduğu ve İran’ın programının barışçıl olduğu iddialarını baltaladığı’ sonucuna vardılar. Açıklamada, İran’ın yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş uranyum stoğunun, nükleer bomba üretme olasılığının göz ardı edilemeyeceği nükleer madde miktarının iki katı olduğu vurgulandı.
ABD'nin UAEA Temsilcisi Büyükelçi Laura Susan Holgate, UAEA Guvernörler Kurulu'nda üç Avrupa ülkesinin ortak bildirisinde geçenlerin yinelendiği bir konuşma yaptı. Holgate, İran'ı yüzde 84 oranında uranyum izine rastlanması meselesine ‘acilen’ bir açıklık getirmeye çağırdı. ABD’li yetkili, ‘gerilimin kasıtlı ya da kasıtsız olarak, eşi benzeri görülmemiş seviyelere çıkarmaya’ devam edildiğini söyledi.
İran’ın yüzde 60'a kadar zenginleştirilmiş uranyum üretimine devam etmesinin ‘güvenilir barışçıl amaçları olmadığını’ söyleyen Holgate, İran'ın Fordo Nükleer Tesisi’ndeki faaliyetlerine atıfla “Bugün dünyada İran’ın iddia ettiği amaç için yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum kullanan başka bir ülke yok. İran, nükleer provokasyonlarına ve nükleer silahların yayılması konusunda ciddi risk oluşturan adımlara devam etmesine son vermeli” ifadelerini kullandı.
UAEA Guvernörler Kurulu üyesi Batılı ülkelerin temsilciler, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum izleri bulunmasından duydukları derin endişelere rağmen UAEA Başkanı Grossi ile Tahran arasında iş birliği için anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşıladılar. Ancak İran'ın halen kanıtlamak zorunda olduğu iş birliği konusunda ihtiyatlı davranmaya devam ettiler.
UAEA Guvernörler Kurulu toplantısına katılan Batılı üst düzey bir diplomat, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Batılı ülkeler, yüzde 84 oranında zenginleştirilmiş uranyum bulma konusunu ‘büyük bir ciddiyet ve endişeyle’ ele alıyor. Grossi'nin bir anlaşmaya varıldığını söylemesinin ardından İran'ın bir açıklama yapmasını bekliyorlar” ifadelerini kullandı. Ancak ikna edici bir yanıt almakla ilgili şüpheleri olduğunu söyleyen diplomat, “Grossi ile tam olarak ne üzerinde anlaşmaya varıldığını bilmesek de İran'a bir şans vermeliyiz” dedi. İran'ın ‘bu oyuna uzun süre devam edemeyeceğini’ vurgulayan diplomat, yeni bir gerilimin önlenmesi için iş birliği yapmalarını umduğunu ifade etti.
Tahran'dan Viyana'ya döndüğü gece duyurduklarının bir kısmıyla ilgili söylediklerini geri alan Grossi'nin kendisi de İran'la yapılan anlaşmadan emin görünmüyor. Grossi, İran'ın daha önce kaldırdığı UAEA kameralarını yeniden kuracağını ve UAEA soruşturması kapsamında konuşmak istediği gizli nükleer sitelerle ilgili kişilere erişimine izin verdiğini söylemişti. Ancak İran’ın Grossi’nin belirttiği bu noktalardan hiçbiri üzerinde anlaşmaya varılmadığını açıklaması üzerine Grossi, geri adım attı. UAEA Guvernörler Kurulu toplantısının başında düzenlediği basın toplantısında Grossi, İran ile bazı konularda hâlâ mutabakata varılması gerektiğini ve bunun için UAEA’dan bir ekibin yakında Tahran'a gideceğini söyledi.
Batılı ülkeler, Grossi'nin İranlı yetkililerle çözüm bekleyen konuları açıklamak için somut anlaşmalara vardığını kendilerine bildirmesinin ardından bu kez İran'ı kınayan yeni bir karar taslağını UAEA Guvernörler Kurulu'na sunmamaya karar verdiler. UAEA Guvernörler Kurulu toplantılarına katılan Batılı diplomatlar, Guvernörler Kurulu’nun ek adımlar atmadan önce İranlıların önümüzdeki haftalarda Grossi'ye sunacaklarını bekleyeceğini ve bunları değerlendireceğini söylediler. Batılı diplomatlardan biri, bu kez İran'ı kınayan bir karar taslağı sunulmamasını fırtına öncesi sessizlik olarak nitelendirdi.
Çin’in UAEA Temsilcisi Li Song tarafından Guvernörler Kurulu'na yapılan bir konuşmada, İran'a UAEA ile iş birliği yapma ve çözülmemiş sorunları ‘mümkün olan en kısa sürede’ çözme çağrısında bulundu. Li, ayrıca ilgili tarafları ‘diplomatik çabaların yeniden başlaması için gerekli koşulları sağlamak amacıyla sakin ve itidalli olmaya’ çağırdı. Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ulyanov ise Batılı ülkeleri İran'la nükleer anlaşmanın imzalanmasını engellemekle suçlayarak, bir ‘B planı’ olmadığını ve nükleer anlaşmadan geri dönülmesi gerektiğini söyledi.
Batılı diplomatlar anlaşmanın imzalanamamasından İran'ı sorumlu tuttular. ABD Temsilcisi ve Avrupalı ​​diplomatlar, İran'ın geçtiğimiz yıl ağustos ayında anlaşmayı imzalamaktan kaçındığını belirtmişlerdi. Durumun o tarihten bu yana daha karmaşık hale geldiğine dikkati çeken ABD Temsilcisi Holgate, “İran, UAEA'nın gizli nükleer tesislerle ilgili soruşturmasının durdurulması çağrısı gibi, anlaşmayla ilgili olmayan kabul edilemez şartlar öne sürdü. UAEA’nın herhangi bir ülke ile benzer bir adım atması düşünülemez” ifadelerini kullandı.
Grossi’nin geçtiğimiz hafta Tahran'a yaptığı ziyarette kendisine birtakım sözler verilmesine rağmen İran'ın Grossi ile iş birliği yapma niyetine şüpheyle yaklaşan diplomatlardan biri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu, İran ile Grossi arasında geçtiğimiz yıl Mart ayında Guvernörler Kurulu toplantısından önce varılan anlaşmayı hatırlattı. O zamanki anlaşma daha spesifikti ve bazı tarihlerden bahsediliyordu. Ancak İran bunların hiçbirini karşılamadı” dedi. Grossi'nin bu kez Tahran'dan dönüşte açıkladığı anlaşma geçtiğimiz yılki anlaşma metnine kıyasla geneldi ve birçok yorum içeriyordu. Herhangi bir tarihten ise bahsedilmiyordu. Açıklamada, İran'ın gizli nükleer tesisleriyle ilgili soruşturmada UAEA ile iş birliği yapacağı ve izleme faaliyetlerini artırmayı kabul ettiği belirtildi.
5 Mart 2022'de yayınlanan anlaşma, İran Atom Enrejisi Kurumu’nun, üç gizli nükleer tesis hakkında yaptığı açıklamayı destekleyen belgeleri içeren yazılı bir yanıtı 20 gün içinde UAEA'ya teslim etmesini öngörüyordu.
Ayrıca UAEA’nın yanıtı değerlendirmesini ve ek soruları iki hafta içinde İran'a göndermesini ve Grossi'nin bu sorunları açıklamak için bir hafta sonra İranlı yetkililerle Tahran'da buluşmasını öngören anlaşma Grossi'nin geçtiğimiz yıl Haziran ayında yapılan toplantısından önce yönetim kuruluna sonuçlar hakkında bilgi vereceğini de ekledi. Ancak Grossi'nin anlaşmada yer alanlarla ilgili aldığı yanıt ‘teknik olarak ikna edici’ değildi ve bunu UAEA Guvernörler Kurulu'na bildirdi. Guvernörler Kurulu da İran'ı kınayan ve iş birliği çağrısında bulunan bir karar taslağı yayınladı. Guvernörler Kurulu, geçtiğimiz Kasım ayında İran'ı UAEA’nın soruşturmasında onunla iş birliği yapmaktan kaçınması nedeniyle kınayan yeni bir karar almıştı.



Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
TT

Ali Keyali, 2013 Banyas katliamının baş şüphelisi olarak yakalandı

Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)
Şam’da konuşlanan Suriye ordusu askerleri (AFP)

Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı, 2013 yılında Banyas’ta gerçekleştirilen katliamın baş şüphelisi Ali Keyali’yi, diğer adıyla Miraç Ural’ı, sınırdan kaçmaya çalışırken yakaladı. Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı SANA’dan aktardığı habere göre operasyon, zanlının kaçış girişimi sırasında düzenlendi. Ajans, Keyali’nin nerede yakalandığına veya hangi ülkeye gitmeye çalıştığına ilişkin bilgi vermedi.

xcvfbg
Suriye makamlarının, Ali Keyali’nin (Mirac Ural) yakalanmasının ardından yayımladığı ilk fotoğraf

Suriyeli kaynaklar, Keyali’nin Lübnan sınırını birkaç kez geçerken tespit edildiğini belirtiyor. Öte yandan Lübnan’daki MTV kanalının haberine göre Metn bölgesine bağlı Mansuriye’de bir kişinin evinden kaçırıldığı, eşinin ve oğlunun da kelepçelendiği olayda kaçırılan kişinin, Suriye ve Türkiye vatandaşı Ali Keyali olduğu bildirildi. Suriye’de “Banyas Kasabı” olarak tanınan Miraç Ural’ın söz konusu kişi olduğu öne sürüldü. Şarku’l Avsat, haberin doğruluğunu henüz bağımsız olarak teyit edemedi.

Miraç Ural kimdir?

1956 yılında Türkiye’nin Hatay’ın İskenderun ilçesinde doğan Miraç Ural, aşırı sol görüşlü bir örgüte katıldı. Bu nedenle Türkiye’de birkaç kez hapse giren Ural, 1980’lerin başında Suriye’ye kaçtı. Burada dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad tarafından kendisine verilen Suriye vatandaşlığı da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklardan yararlandı.

ghj
Suriye İnsan Hakları Ağına göre, Ali Keyali (Mirac Orall), Suriyeli sivillere yönelik katliamlarda kendisine eşlik eden yardımcısıyla birlikte.

Daha sonra Ali Keyali adını kullanan Ural, “Suriye Direnişi” adını verdiği silahlı grubu yönetti. Grup, savaş yıllarında Beşşar Esad rejiminin güçleriyle birlikte savaştı. Adı, Beyda ve Banyas katliamlarıyla anılan grup, Suriye halkına yönelik baskılara da katıldı. Ural’ın adı ayrıca 2012’deki Hula katliamı ve Türkiye’deki Reyhanlı saldırılarıyla ilişkilendirildi.

Suriye İnsan Hakları Ağı’nın (SNHR) kayıtlarına göre Beyda katliamında 36’sı çocuk, 28’i kadın olmak üzere 264 sivil hayatını kaybetti. Ras en-Nebaa katliamında ise 56’sı çocuk, 43’ü kadın olmak üzere 195 sivil yaşamını yitirdi.

İki katliama ilişkin tanıklıklar ve raporlarda, cesetlerin sokaklara, dükkânlara ve bodrumlara kadar yayıldığı, sivillerin ateşli silahlar ve kesici aletlerle infaz edildiği, evlerin ve cesetlerin yakıldığı yönündeki anlatımlara yer verildi.

fvghyju
Suriyeli sivillere yönelik katliamları gerçekleştiren grubunun üyeleriyle birlikte Ali Keyali (Miraç Ural) (Sosyal medyada paylaşıldı)

Keyali’ye bağlı milisler, Lazkiye, Halep ve İdlib kırsalında da Suriyelilere yönelik katliamlar gerçekleştirdi. Bu saldırılarda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Eylül 2013’te yayımladığı raporda Beyda’da 167, Banyas’ta ise 81 kişi olmak üzere en az 248 kişinin infaz edildiğini belgeledi. Örgüt, gerçek can kaybının daha yüksek olabileceğine dikkat çekti.

Hayatta kalanların ifadeleri ve görüntülü kanıtlara dayanan raporda, kurbanların büyük bölümünün çatışmalar sona erdikten ve muhalif savaşçılar bölgeden çekildikten sonra öldürüldüğü sonucuna varıldı.

Beyda’da yakalama haberi sevinçle karşılandı

Keyali’nin yakalandığı haberinin duyulmasının ardından, perşembe günü Suriye’nin batısındaki Tartus iline bağlı Banyas kentinin Beyda beldesindeki camilerden tekbir sesleri yükseldi. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, bölgedeki camilerden tekbirler getirildiği görüldü. Görüntüleri paylaşanlar, tekbirlerin Ural’ın yakalanmasını kutlamak amacıyla getirildiğini belirtti. Böylece 2013’teki katliamın üzerinden yaklaşık 13 yıl geçtikten sonra zanlının yakalandığı haberi bölgede yankı buldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı Direktörü Fadel Abdülgani, gelişme üzerine bugün X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“10 Mayıs 2013’te, 92’si çocuk, 71’i kadın olmak üzere 459 sivilin öldürüldüğünü belgelediğimiz raporumuzu yayımladık. Bölge sakinlerinin ifadelerine dayanarak Ali Keyali’nin adını rapora ekledik ve kendisinin katliamın önde gelen sorumlularından biri olduğunu belirttik. Bu, mezhepçi bir nitelik taşıyan bir katliamdı. Çocukların, kadınların ve erkeklerin isimlerini kayda geçiriyorduk. Aileler bazı üyelerini ya da tüm yakınlarını kaybetmişti. Hayatta kalanlar bize unutulması güç tanıklıklar aktarıyordu. Aradan 13 yıldan fazla zaman geçtikten sonra, bu davanın sonunda en önemli şüphelilerinden birinin sorgulanabileceği aşamaya gelmesinin önemini hissediyorum. Bugün özellikle bütün bu yıllar boyunca bekleyen kurban ailelerini düşünüyorum.”

loş
Ali Keyali (Miraç Ural), Suriye’de sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafında

Suriye Cumhurbaşkanlığı Medya İşlerinden Sorumlu Danışmanı Ahmed Muvaffak Zeydan da X hesabından yaptığı açıklamada, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde Miraç Ural olarak bilinen Ali Keyali’yi yakalamasını kutladı.

Zeydan, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Halkımızı, Suriye istihbaratının İçişleri Bakanlığıyla iş birliği içinde, Suriye devrimi sırasında Beyda-Banyas katliamı da dahil olmak üzere halkımıza karşı katliamlar gerçekleştiren suçlu Miraç Ural, namıdiğer Ali Keyali’yi yakalamasından dolayı kutluyoruz. Zaman geçse de geçmese de katil suçluların tamamı yakalanacak. Güvenlik birimlerimizin takibinden kaçış yok.”

Suriye makamları, 4 Ekim’de de aynı katliama katılmakla suçladıkları ve Ural’ın yardımcısı olarak nitelendirdikleri Cemal Trablusi’nin gözaltına alındığını duyurmuştu.

Suriye yönetimi, Esad rejimi döneminde sivillere yönelik ihlallere karışan kişileri yakalamaya yönelik operasyonlarını sürdürüyor. Yetkililer, bu girişimleri geçiş dönemi adaleti ve işlenen suçlardan sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlama çabalarının bir parçası olarak tanımlıyor.

Suriye’de muhalifler, 8 Aralık 2024’te başkent Şam’a girerek yönetimi babası Hafız Esad’dan devralan Beşşar Esad rejimini devirmişti.


Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon: Medine’de bir seyir füzesi, Suudi Arabistan’ın güneyi ve doğusunda 3 İHA imha edildi

Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)
Yemen’de Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Husiler tarafından fırlatılan bir seyir füzesinin Medine bölgesinde önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Maliki, sosyal medya platformu X’teki resmî hesabından yaptığı açıklamada, perşembe günü Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt kentinde ve Doğu Bölgesi’nde ikişer değil, birer İHA’nın, ayrıca güney bölgesine yönelen üçüncü bir İHA’nın önlenerek imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon, operasyonel tedbirlerin sıkı şekilde uygulandığını vurgulayarak Husilerin saldırı kapasitesinin etkisiz hale getirileceğini ve imha edileceğini, sivillerin korunacağını belirtti.


Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı
TT

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon: Husiler sivil tesislere yönelik terör saldırılarını derhal durdurmalı

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, İran destekli Husilerin ekim ayında Riyad Havalimanı'na 20 saldırı düzenlediğini belirterek, sivil tesisleri hedef alan “terör operasyonlarını” derhal durdurmaları gerektiğini söyledi.

Maliki, Riyad'da düzenlediği basın toplantısında, bu ay havalimanını hedef alan saldırıların listesini sundu. Maliki, “Husiler, havalimanları, limanlar, petrol tesisleri ve altyapı dahil olmak üzere sivilleri ve sivil unsurları hedef alan tüm terör operasyonlarını derhal durdurmalıdır” dedi.

Maliki, “Husi milisler bölgesel aktörlerin yardımıyla gelişmiş teknolojiler elde etmek için çalışmalar yürüttü” ifadelerini kullanarak, Husilerin balistik füzeler, saldırı ve intihar amaçlı insansız hava araçları ile bomba yüklü sürat teknelerine sahip olduğunu belirtti.

Bu sırada Yemen'de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına karşı koymayı sürdürdü. Koalisyon, Husilerin Riyad'a fırlattığı bir balistik füzenin önlenip imha edilmesinin ardından Doğu Bölgesi'nde bir insansız hava aracının da engellenerek imha edildiğini açıkladı.

Suudi Sivil Savunma Müdürlüğü ise Riyad'da bir balistik füzenin önlenmesi sırasında düşen şarapneller nedeniyle Arap uyruklu bir kişinin yaralandığını, bir konut ile bir araçta sınırlı çapta maddi hasar meydana geldiğini bildirdi.