Mısır Meclisi, doktor göçündeki artışla mücadele ediyor

Mısır Doktorlar Sendikası düşük maaşlardan şikayet ediyor

Mısır Doktorlar Sendikası Genel Merkezi (Arşiv)
Mısır Doktorlar Sendikası Genel Merkezi (Arşiv)
TT

Mısır Meclisi, doktor göçündeki artışla mücadele ediyor

Mısır Doktorlar Sendikası Genel Merkezi (Arşiv)
Mısır Doktorlar Sendikası Genel Merkezi (Arşiv)

Mısırlı doktorların daha iyi fırsatlar arayarak yurtdışına göç etmesine yönelik istatistiklerin artması devleti harekete geçirdi. Mısır Sağlık ve Nüfus Bakanı Dr. Halid Abdulgaffar, doktorların koşullarını iyileştirme yönünde çalışmalar yapmak üzere kendi başkanlığında bir komite kurulduğunu duyurdu. Diğer yandan parlamento, krizi ve çözmenin yollarını tartışmak için bir toplantı düzenleme çağrısında bulundu.
Mısır Doktorlar Sendikası Ocak ayında yaptığı resmi açıklamada “2022 yılında, günlük 12 istifa oranıyla, toplam 4 bin 261 doktorun istifasına tanık olundu” ifadelerine yer verdi. Açıklamaya göre, bu rakamlar 4 kat artarak son 7 yılın en yüksek rakamları oldu.
Sağlık ve Nüfus Bakanlığı Sözcüsü Hüsam Abdulgaffar “Doktorların durumlarının iyileştirilmesi ile ilgili komite, tavsiyelerini en geç üç ay içinde Başbakan’a sunmakla görevlendirildi” dedi. Abdulgaffar televizyondan yaptığı açıklamalarda, komitenin, tıbbi sorumluluğu düzenleyen yasal korumayı sağlamanın yanı sıra eğitim fırsatları sağlamayı ve mali durumlarını iyileştirerek sağlık personelinin göçünü azaltmayı hedeflediğini” söyledi. Komitenin oluşumuyla ilgili olarak, Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, “Mısır aşı kurumu CEO’su, parlamentonun sağlık komitesi başkanı ve eski bakanları içereceğini” açıkladı.
Doktorlar Sendikası Genel Sekreter Dr. Muhammed Ferid Hamdi, “Doktorlar ister maddi ister mesleki olsun, göç eğilimini güçlendiren birçok kötü koşul nedeniyle sıkıntı çekiyor” dedi. Hamdi Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda “Yeni mezun olan Mısırlı bir doktorun ortalama maaşının 4 bin Mısır cuneyhi (130 ABD doları) olduğu tahmin ediliyor. Bu, göç için bir sebep olabilecek düşük mali durumu yansıtıyor ayrıca doktorlar bazı durumlarda korkutma ve zorbalığa maruz kalıyor” ifadelerini kullandı.
Mısır Doktorlar Sendikası Genel Sekreteri, Mısırlı doktorların yaşadığı krizi sadece maddi durumla sınırlamadı. Güvenlik korumasının sağlanmasının doktorların durumlarının iyileştirilmesi için önemli bir koşul olduğunu belirten Hamdi “Tıbbi hesap verebilirlik yasası acilen çıkarılmalı, bu yasa meslekte uzmanlığa sahip tıp ve hukuk bilim adamlarının birçok tartışmasına ve katılımına tanık olduktan sonra 6 yılı aşkın süredir aynı noktada takılı kaldı. Bu yavaşlık nedeniyle birçok doktor, adil ve kapsamlı bir yasaya göre koruma şemsiyesi olmaksızın yasal hesap vermeye tabi tutuldu” ifadelerini kullandı. Ayrıca “Bu yasa sadece doktoru korumaz, hastayı ve sağlık sistemini bir bütün olarak koruyacak bir şemsiyedir” açıklamasında da bulundu.
Ferid “Yeterlilik ve ruhsatlandırma da dahil olmak üzere doktorun işini baskı olmadan uygulamasını garanti altına alan ve hastanın veya ailesinin önceden onayı ile ulaşılan şeffaflık standartları vardır. Doktor, dünya ülkelerinde uygulanan kararlaştırılmış tedavi adımlarını attığı sürece sonuçlardan sorumlu tutulamaz” dedi.
Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan komite hakkında, “Bu, Mısır’da doktorların koşullarının iyileştirilmesi amacıyla oluşturulan ilk komite değil. Ancak bu kez bu çalışmaya katılan eski Sağlık Bakanı ve Meclis Sağlık Komisyonu Başkanı Dr. Eşref Hatim gibi dikkat çekici isimler var. Ayrıca kendi nesillerinin koşullarını temsil eden genç doktorlar da komitede yer alıyor” ifadelerini kullandı.
Mısır Temsilciler Meclisi de kriz hattına girdi. Temsilci Sefa Cabir Eyade, hükümetin doktor göçünü sınırlama planının kamuoyu önünde tartışılması için talepte bulundu. Temsilci, Mısır Meclis Başkanı Hanefi Cibali’ye sunduğu talepte, göç istatistiklerinin, ‘110 bin civarında doktorun halihazırda Almanya, İngiltere, Kanada, Avustralya ve Singapur gibi ülkelere göç ettiğini ve bu sayının 215 bin olarak tahmin edilen toplam doktor sayısının yarısını temsil ettiğini’ belirtti. “Bu oranlar Mısır’daki tıbbi tedavilerin geleceğini tehdit ediyor” diye ekledi.
Temsilciler Meclisi Sağlık Komitesi üyesi Temsilci Irene Said, ‘devlet hastanelerinin doktoru uzaklaştıran bir ortam haline geldiğini’ belirtiyor. Said Şarku’l Avsat’a “Mısır’da doktor, vatandaşa yakışır bir tedavi hizmeti vermek için gerekli imkanlarda sıkıntı yaşıyor ve sonunda hesap verecek duruma düşüyor. Bu durum, doktorların yaratıcı olmasına izin verecek bir çalışma ortamı arayışı ile ülke dışına itiyor” ifadelerini kullandı.
Temsilci, vatandaşların sağlığı pahasına maddi kazanç sağlamakla ilgili doktorlara yönelik suçlamaları reddederek “Büyük maddi kazanç elde eden doktorların sayısı çok sınırlıdır ve durumları genellenemez. Sağlık personelinin çoğunluğu düşük maaş karşılığında mütevazı bir çalışma ortamının baskısına katlanıyor. Sağlık sistemi, hem vatandaşların hem de doktorların hakları korunarak, doktorların fiziki koşullarının iyileştirilmesinin yanı sıra kapsamlı sağlık sigortası sisteminin etkinleştirilmesi ve mesleki performanslarının geliştirilmesi için gerekli imkanların sağlanması yoluyla kontrol altına alınabilinir” dedi. 
Maliye Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamaya göre Mısır hükümeti, yüksek fiyatların etkilerini azaltmak için 195 milyar cuneyh değerinde bir sosyal koruma paketini onayladı. Bu koruma paketi, doktorlar ve hemşireler için ücretlerinde 475 cuneyhlik bir artışın yanı sıra tıp mesleği mensupları için acil durum ve nöbet teşvikinin iki katına çıkarılmasını içeriyordu.
Bu ayın başında, Doktorlar Sendikası, doktorların tıbbi kliniklerde fatura ve makbuzlarla çalışmaları gerekeceğini açıklamasının ardından Vergi Dairesi ile çatışmıştı. Bununla birlikte sendika üyeleri, özellikle döviz kurundaki artıştan sonra (dolar 30,9 cuneyhe tekabül ediyor) tıbbi hizmetlerin maliyetinin yüksek olduğu iddialarıyla karşı karşıya kaldı. Yerel gazetelerde yayınlanan bir açıklamaya göre, sendika ‘haksız’ olarak nitelendirdiği, Vergi Dairesi’nin doktorlara yönelik vergi mekanizmalarını tartışmak üzere 17 Mart’ta olağanüstü bir genel kurul çağrısında bulundu.



Lübnan, Gazze'dekine benzer bir "sarı hat" senaryosuyla karşı karşıya

İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binanın kalıntıları (Reuters)
İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binanın kalıntıları (Reuters)
TT

Lübnan, Gazze'dekine benzer bir "sarı hat" senaryosuyla karşı karşıya

İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binanın kalıntıları (Reuters)
İsrail'in Lübnan'ın güneyinde düzenlediği hava saldırısının ardından yıkılan bir binanın kalıntıları (Reuters)

İsrail, Güney Lübnan'da Gazze Şeridi'ndeki sınır hattına benzer bir “sarı hat” uygulamayı planlıyor. İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyini tamamen işgal etme ve Litani Nehri'ni İsrail'in yeni sınırı haline getirme yönündeki İsrail hükümetinin talebini reddetti. Ordu, Litani Nehri'ni, hükümetin geri çekilme kararını verene kadar geçici olarak “sarı hat” olarak adlandırdığı ve gözetlediği bir “ateş hattı” haline getirmekle yetineceğini belirtti.

İsrail ordusu, Lübnan topraklarına kıyıdan 14 kilometre uzanan Ras el-Beyada'yı işgal ettiğini doğruladı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre amaç, bir yandan kuzeye yönelik kara saldırıları için harekat noktası oluşturmak, diğer yandan da yüz binlerce yerinden edilmiş insanın güneydeki evlerine dönüşünü engellemek.

Savaşın başlamasından bir ay sonra, Lübnan'a gelen döviz akışı azaldı; rakamlar, havale miktarının yüzde 5'in üzerinde bir düşüş gösterdiğini ortaya koyarken, bu oranın yüzde 15'e kadar gerileyeceği tahmin ediliyor. Ekonomi Bakanı Amir el-Bassat, “yoğun göçün etkisiyle ekonomik daralma ve gelirlerde düşüş yaşandığını, işsizlik oranlarında ise belirgin bir artış olduğunu” belirtti. Bakan, “göstergelerin kötüleştiğini” açıklayarak, para akışındaki yavaşlamayla paralel olarak daralmanın yüzde 7 ile 10 arasında olduğu tahmininde bulundu.


Irak, kendi topraklarında gerginliğin artmasını önlemek için "azami çaba gösterdiğini" teyit etti

Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)
Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)
TT

Irak, kendi topraklarında gerginliğin artmasını önlemek için "azami çaba gösterdiğini" teyit etti

Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)
Yeni mezun Irak subayları, 6 Ocak 2026'da Bağdat'taki Askeri Kolej'de düzenlenen Ordu Günü kutlamaları sırasında askeri geçit töreninde (AFP)

Irak yaptığı açıklamada, ABD büyükelçiliğinin İran'a bağlı silahlı grupların yakında Bağdat'ın merkezinde saldırılar düzenleyebileceği uyarısının ardından, topraklarında herhangi bir gerginliğin artmasını önlemek için "azami çaba gösterdiğini" teyit etti.

Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, hükümetin «herhangi bir gerginliğin tartmasını önlemek... diplomatik misyonları, yabancı menfaatleri ve vatandaşları korumak, iç istikrarı sağlamak için azami çaba sarf ettiğini» belirtti ve «Irak topraklarının herhangi düşmanca bir eylemin üssü olarak kullanılmamasını engellemek için gerekli adımları atmaya devam edeceğini» vurguladı.

Washington Büyükelçiliği dün sabah, milis grupların önümüzdeki saatlerde saldırılar düzenleyebileceği uyarısında bulunmuş ve savaşın başlangıcından bu yana “Irak topraklarında meydana gelen veya buradan başlatılan terör saldırılarını önleyemediği” için Bağdat hükümetini eleştirmişti.


Amerika-Irak ilişkileri dönüm noktasında

Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)
Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)
TT

Amerika-Irak ilişkileri dönüm noktasında

Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)
Iraklılar, Erbil'in dışındaki bir petrol deposunda 1 Nisan 2026'da meydana gelen ve İHA saldırısı olduğundan şüphelenilen olayın ardından inceleme yapıyor (AFP)

ABD-Irak ilişkileri, dün Washington’un Bağdat Büyükelçiliği’nin yaptığı sert uyarıların ardından yeni bir dönüm noktasına geldi. Büyükelçilik açıklamasında, ABD vatandaşlarının Irak’ı “derhal” terk etmeleri çağrısı ve İran ile ittifak halindeki milis gruplarının 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleme olasılığına dair uyarı yer aldı.

Diplomatik gerilim, Amerikan tesislerine yönelik saldırıların failleri hakkında bilgi verenlere 3 milyon dolarlık ödül verileceğinin açıklanması ve Enbar ile Ninova'daki silahlı grupları hedef alan hava saldırılarının herhangi bir can kaybı bildirilmemesiyle eş zamanlı olarak geldi.

Irak hükümetinin eski bir danışmanı, isminin açıklanmaması kaydıyla Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ABD Büyükelçiliği’nden yapılan uyarının «Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı önlemler alma kabiliyetine duyulan güvenin azaldığının bir göstergesi olduğunu» söyledi. ABD politikasının “hükümete hareket alanı tanımaktan, net bir tutum sergilemesi için doğrudan baskı uygulamaya geçtiği” değerlendirmesinde bulundu.

Buna karşılık, koalisyon hükümeti, Irak'ın egemenliğinin ihlal edilmesini reddederek, ülkenin topraklarının komşu ülkelere saldırmak için kullanılmasını engelleyeceğini vurguladı.