Irak Maliye Bakanlığı, Erbil ile olan anlaşmazlıklara rağmen bütçe taslağını tamamladı

Irak Maliye Bakanlığı, Erbil ile olan anlaşmazlıklara rağmen bütçe taslağını tamamladı

Irak Maliye Bakanı Taif Sami, dün Bağdat'ta yetkililerle bir araya geldi (Irak Maliye Bakanlığı)
Irak Maliye Bakanı Taif Sami, dün Bağdat'ta yetkililerle bir araya geldi (Irak Maliye Bakanlığı)
TT

Irak Maliye Bakanlığı, Erbil ile olan anlaşmazlıklara rağmen bütçe taslağını tamamladı

Irak Maliye Bakanı Taif Sami, dün Bağdat'ta yetkililerle bir araya geldi (Irak Maliye Bakanlığı)
Irak Maliye Bakanı Taif Sami, dün Bağdat'ta yetkililerle bir araya geldi (Irak Maliye Bakanlığı)

Irak Maliye Bakanı Taif Sami, Maliye Bakanlığı’nın bütçe taslağını hazırlamayı bitirdiğini duyurdu. Öte yandan Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin danışmanı Ziya en-Nasıri, hükümetin bugün taslağı onaylayacağını ve ardından Temsilciler Meclisi’ne göndereceğini söyledi.
Maliye Bakanı Sami, dün yaptığı açıklamada, taslağın, uluslararası, bölgesel ve yerel ekonomik zorlukların etkilerinin görüldüğü küresel ekonomide istisnai şartlar altında tamamlandığını açıkladı.
Bakan Sami, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yeni bütçe taslağı, stratejik ve sürdürülebilir kalkınma projeleri için bir koruma sağlamanın yanı sıra kalkınma ile ilgili önceliklerine, sosyal sigorta sistemine ve yardıma en çok ihtiyacı olan muhtaç gruplara yönelik desteğe odaklanacak.”
Yeni hükümetin görev süresinin son aylarında, Irak ekonomisinin ihtiyaçlarına cevap veren bir bütçe çıkarmaya çalıştıklarını söyleyen Bakan Sami, bütçenin, hükümetin programı ve Bakanlığın gerçekleştirmeye çalıştığı mali ve ekonomik reform paketi ile uyumlu olduğunu da sözlerine ekledi.
Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin danışmanı Ziya en-Nasıri, bütçenin bugün hükümet tarafından onaylanacağını açıkladı. Nasıri, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, mevcut cari yıl bütçesinin bugün Bakanlar Kurulu tarafından özel bir oturumda onaylanacağını yazdı. Bütçenin proje bütçesi olacağını belirten Nasıri, bu çalışmayı, ‘akıllı bir dengeleme eylemi’ olarak tanımladı.
Yeni bütçe taslağı, 2021 yılının sonlarında yapılan seçimlerden bu yana siyasi güçlerin bir yılı aşkın bir süredir hükümet kuramamaları nedeniyle yaklaşık iki yıllık bir gecikmenin ve Sudani hükümetinin kurulmasının üzerinden dört ay geçmesinin ardından tamamlandı.
Bütçenin, Ramazan ayından önce olması gerekenden daha erken bir tarihte onaylanması planlanırken, Iraklı ekonomistlere göre 2023 yılı başlarında ABD Merkez Bankası (FED) tarafından şart koşulan elektronik platform sisteminin hayata geçmesinden sonra Irak’ın yerel para birimi dinarın ABD doları karşısındaki gerilemesinin ve dolar kurundaki dalgalanmasının bütçenin önündeki en büyük engeli teşkil ediyor.
Hükümetin dolar kurundaki dalgalanmalarını engelleme çabalarına ve hatta bir aydan kısa bir süre önce doların bin 320 dinardan işlem görmesi kararı almasına rağmen borsada dolar 28 baz puan daha yüksek. Bu durum, hükümetin hesaplarını karıştırdı ve bütçeyi yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Bütçenin 200 trilyon dinarından fazla (yaklaşık 180 milyar dolar) olması bekleniyor.
Irak Merkez Bankası'nın yaklaşık 136 ton civarındaki büyük bir altın rezervinin yanı sıra 100 milyar doları aşan döviz rezervine sahip olmasına rağmen bütçe açığının yüzde 40'lara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmazlıklar da önümüzdeki günlerde Temsilciler Meclisi'nde yapılacak bütçe görüşmelerinin önündeki engellerin başında geliyor. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) genel bütçedeki payı, son yirmi yıldır, Bağdat ile Erbil arasında tartışma konusu olmaya devam ediyor. IKBY’nin 2015 yılından bu yana çalışanlarının maaşlarının ödenmesi karşılığında topraklarındaki petrol sahalarından petrol ihracatıyla ilgili olarak, petrol ve doğalgaz yasasının çıkarılamaması nedeniyle patlak veren anlaşmazlığa kadar tam bir uyum ve uzlaşı söz konusuydu. IKBY, Irak Temsilciler Meclisi’nin bütçe yasa tasarısını görüşmeye başlamasının arifesinde Bağdat ile ihtilaflı konuların ele alınacağı siyasi ve teknik görüşmelerde bulunmak üzere Erbil’den bir heyetin Bağdat'ı yakında ziyaret edeceğini duyurdu.
IKBY Hükümet Sözcüsü Cotyar Adil, Erbil’den bir heyetin petrol ve doğalgaz yasasını görüşmek üzere Bağdat'ı ziyaret edeceğini açıkladı.
Adil'in, IKBY Hükümeti’nin resmi internet sitesinde yer alan açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
“Heyet, Adalet Bakanı, Tabii Kaynaklar Bakanlığı Koordinasyon ve İzleme Dairesi Başkanı ve Adalet Bakanlığı uzmanlarından oluşuyor. Bu yasa, genel çerçevede birçok sorunu, özelde ise Irak'taki petrol sektöründeki sorunları çözecektir. Erbil ve Bağdat arasındaki ilişkileri iyileştirmenin yanı sıra Bağdat’tın IKBY’nin petrol endüstrisi ile ilgili kararlarında kilit ortak olmasını sağlayacaktır.”
Adil’e göre yasa gerek Irak düzeyinde gerekse Erbil ile Bağdat hükümetleri arasındaki ilişkiler düzeyinde petrol sektöründeki çalışmaları yeniden düzenleyecek ve bu konunun detaylarını ele alacak. Yasa taslağının, iki taraf arasındaki tam bir anlaşmanın yansıması ve her ikisinin de çıkarına olması gerektiğini söyleyen Adil, “Bu sadece IKBY için değil, tüm Irak için önemli bir kazanım olacaktır” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.