İİT, Suudi Arabistan ve İran’ın normalleşme anlaşmasını takdir etti

Moritanya Cumhurbaşkanı ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve İİT Genel Sekreteri İİT 49. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda (Şarku’l Avsat)
Moritanya Cumhurbaşkanı ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve İİT Genel Sekreteri İİT 49. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda (Şarku’l Avsat)
TT

İİT, Suudi Arabistan ve İran’ın normalleşme anlaşmasını takdir etti

Moritanya Cumhurbaşkanı ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve İİT Genel Sekreteri İİT 49. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda (Şarku’l Avsat)
Moritanya Cumhurbaşkanı ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve İİT Genel Sekreteri İİT 49. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda (Şarku’l Avsat)

Moritanya’nın başkenti Nuakşot’ta düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 49. Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda güvenlik, terör ve İslamofobi ve ortak İslami eylemi teşvik etme konuları ele alındı.
Toplantıda, Suudi Arabistan ve İran arasında diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması da takdir edildi.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, ‘Güvenlik ve istikrarın eşiği: Ilımlılık ve itidal’ sloganıyla düzenlenen konferansın açılış oturumunda, ülkesinin İran ile normalleşme anlaşmasının, Arap Körfezi bölgesinin güvenlik ve istikrarını güçlendirme ve ortak İslami eylem sürecini desteklemeye yönelik arzusunu teyit ettiğini söyledi.
Prens Faysal açılış oturumunda yaptığı konuşmada şunları söyledi;
“Suudi Arabistan, bizi bir araya getiren din ve komşuluk bağlarının önemine inanıyor ve farklılıkları diyalog ve barışçıl yollarla çözmek için her zaman elini uzatıyor. Bu bakış açısıyla, iki yıldan fazla bir süre İran’daki kardeşlerle, Bağdat, Maskat ve ardından Pekin’de birkaç tur diyalog yürüttü.”
Suudi Dışişleri Bakanı, bu turların devletlerin egemenliğine saygı, içişlerine karışmama, iyi komşuluk ve anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme gibi Birleşmiş Milletler Anlaşması ve İİT ilke ve amaçlarına saygı temelinde, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme anlaşmasıyla sonuçlandığını belirtti.
Prens Faysal konuşmasına şu ifadelerle devam etti;
“Toplantımız, İslam’a karşı hoşgörüsüzlük tehlikesine ilişkin farkındalığı teşvik eden Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’nün ardından düzenlendi. Tanık olduğumuz dinin kutsallarına saldırma ve Kur’an-ı Kerim’i yakma ve Müslüman azınlıklara karşı nefret uyandırma girişimleri, bizlerin ölçülü olma, ötekine saygı gösterme ve diğerleriyle bir arada yaşamanın gerekliliğini vurgulamasını gerektirmektedir.”
Suudi Arabistan’ın Uluslararası İslam Kadınları Konferansı’na ev sahipliği yapma arzusunu duyuran Prens Faysal, “Bu şeriat tarafından güvence altına alınan haklarının bir açıklaması ve aktif rollerinin bir teyididir” diye ekledi.
Prens Faysal, uluslararası toplumu İsrail işgal güçlerinin Filistin halkına yönelik ihlallerine ve barış sürecini yeniden canlandırma şansını baltalamasına son verme konusundaki rolünü oynamaya çağırdı.
Suudi Bakan bu konuda ayrıca şunları söyledi;
“Suudi Arabistan, insani ve kalkınma düzeyinde İslam dünyasının meselelerine olan desteğini sürdürüyor. Afganistan için İnsani Güven Fonu’na 30 milyon dolarlık bir hibe sağladı, Birleşmiş Milletler Afganistan Özel Temsilcisi’nin görevlerini yerine getirmesine yardımcı oldu.”
Prens Faysal, deprem felaketinin bıraktığı insani ve maddi kayıpların ardından, Suudi Arabistan’ın Suriye ve Türkiye’deki kardeşlerle olan dayanışmasını vurgulayarak, “Suudi Arabistan bu kardeş ülkelere acil yardım gönderdi ve bir bağış kampanyası düzenledi” dedi.
Dışişleri Bakanları Konseyi başkanlığını Pakistan’dan devralan Moritanya Cumhurbaşkanı Muhammed Vild el-Gazvani ise, “İİT’nin üzerine kurulduğu değerler olan kardeşlik, hoşgörü, sinerji ve halklarımızın çıkar ve emellerine hizmet etme çabalarının birleşmesi, gerçek İslam dinimizin mihenk taşını oluşturur. Bu da özünde barış, itidal ve ılımlılık mesajıdır” diye konuştu.
Gazvani konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü;
“Bu tür değerlere sahip bir millete güvenlik, dayanışma ve uyum dışında hiçbir şeyin hakim olması kabul edilemez. Bu nedenle, birbirimiz arasındaki mevcut tüm anlaşmazlıkları, ülkelerimizin toprak mülkiyeti ve egemenliğini koruyacak şekilde çözmek için mümkün olan tüm çabayı göstermeliyiz. Bugün güvenli, istikrarlı ve ekonomik olarak bütünleşmiş bir İslam dünyasına olan ihtiyacımız her zamankinden daha acil. Bugün dünyayı etkileyen yıkıcı güvenlik, ekonomik ve çevresel krizler göz önüne alındığında, bunlara karşı kararlılık, çok sayıda işbirliği ve çabaların birleşmesini gerektirir. Farklılıkların aşılmasına, İslam ülkeleri ve halkların yakınlaşmasına yönelik tüm müzakere ve diyalog yollarını teşvik ediyoruz. Bu bağlamda Suudi Arabistan-İran müzakerelerini not ediyor, başarılar diliyoruz.”
İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha ise, mevcut oturumun ana meseleleri olan Filistin ve Kudüs-i Şerif konusunda meydana gelen tehlikeli koşullar ve gelişmeler ışığında yapıldığını belirtti.
İbrahim Taha, İsrail’in sömürgeci yerleşim politikasını sürdürdüğüne, Kudüs şehrini Yahudileştirmeye çalıştığına ve uluslararası insani hukuk ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını alenen ihlal ederek, mübarek Mescid-i Aksa’nın kutsallığını ihlal ettiğine vurgu yaparak şunları söyledi;
“Bu ciddi zorluklar, İsrail’in suç ve ihlallerine son vermek, uluslararası meşruiyet kararlarını uygulamak, Filistin halkına uluslararası koruma sağlamak ve İsrailli yetkilileri suçlardan sorumlu tutmak amacıyla uluslararası toplumun sorumluluğunu seferber etmek için pozisyonlarımızı birleştirmeyi ve çabalarımızı iki katına çıkarmayı gerektiriyor.”
Suudi Arabistan ve İran’ın diplomatik ilişkileri yeniden başlatma anlaşmasını memnuniyetle karşılayan İbrahim Taha, “Atılan bu adımın bölgede barış, güvenlik ve istikrar temellerinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını ve İİT üyesi ülkeler arasındaki iş birliğine yeni bir ivme kazandırmasını temenni ediyoruz” dedi.
İİT Genel Sekreteri ayrıca teşkilat olarak, Kral Salman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın liderliğindeki Suudi Arabistan’dan aldıkları desteği de takdir etti.
İbrahim Taha daha sonra Afganistan konusuna değinerek, kız çocuklarının eğitimi ve kadınların çalışmasıyla ilgili son zamanlarda alınan kararların gözden geçirilmesinin önemi ve terörün her biçimi ve tezahürüyle mücadele için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini söyledi.
İİT üyesi ülkelerden 40 dışişleri bakanı ve devlet bakanının katıldığı oturumda Filistin, Kudüs-i Şerif, Cammu ve Keşmir, Afganistan, Mali ve Sahel ülkeleri, Myanmar ve Filipinler’in güneyindeki Müslüman toplulukların durumu ve şiddet içeren radikalizm ve terör ile İslamofobi ile mücadele çabaları gibi siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal, bilimsel ve insani bir dizi konu ele alındı.



İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
TT

İtalya Savunma Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Suudi Arabistan ile ilişkilerimiz stratejik açıdan benzeri görülmemiş bir güç seviyesine ulaştı

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ve Riyad’ın Washington ile Tahran arasında devam eden müzakerelerin başarıya ulaşması için çalıştığını doğruladı. (İtalya Savunma Bakanlığı)

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Roma ile Riyad arasındaki ilişkilerin bugün benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında olduğunu belirterek, iki ülkenin tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasite geliştirmeye dayalı gerçek ortaklıklar inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Crosetto, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel bir unsur haline geldiğini ifade etti. İki ülkenin, bölgesel gerilimin tırmanmasını önlemek amacıyla ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşması için birlikte çalıştığını kaydetti.

Crosetto, Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı’na (WDS 2026) katılımı kapsamında yaptığı değerlendirmede, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamını ‘son derece cazip’ olarak nitelendirdi. Crosetto, söz konusu etkinliğin, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki giderek artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar ile yeni teknolojilerin ele alınmasına olanak sağlayan bir platform sunduğunu ifade etti.

Stratejik güç

Crosetto, Suudi Arabistan ile İtalya arasındaki ilişkilerin son derece iyi olduğunu ve ‘benzeri görülmemiş bir stratejik güç aşamasında’ bulunduğunu söyledi. Crosetto, “Liderlerimiz arasındaki siyasi anlayış, savunma alanında askerî ve sanayi boyutlarını kapsayan, somut ve kurumsal iş birliğine dönüşen bir güven çerçevesi oluşturdu. Ülkelerimiz; güvenilir ortaklıklar, verilen sözlere bağlılık, diplomasinin önemi ve uluslararası hukuka saygı gibi temel ilkeleri paylaşıyor. Bu da iş birliğimizi istikrarlı, öngörülebilir ve uzun vadeye yönelik kılıyor” ifadelerini kullandı.

Silahlı kuvvetler arasında diyalog

Crosetto, iki ülkenin silahlı kuvvetleri arasındaki diyaloğun sürdüğünü belirterek, bu kapsamda operasyonel tecrübe, askerî doktrinler, stratejik analizler ve bölgesel senaryo değerlendirmelerinin karşılıklı olarak paylaşıldığını söyledi. Crosetto, söz konusu temasların ‘birlikte çalışabilirliği ve karşılıklı anlayışı artırdığını’ ifade etti.

Crosetto, Kızıldeniz ile Arap Körfezi’nin birbirleriyle yakından bağlantılı iki stratejik bölge olduğunu belirterek, bu bölgelerin güvenliğinin İtalya ve Suudi Arabistan için ortak bir çıkar teşkil ettiğini kaydetti. Bu çerçevede Roma ile Riyad arasındaki iş birliğinin Ortadoğu’da barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından temel öneme sahip olduğunu vurgulayan Crosetto, Lübnan, Gazze Şeridi ve Suriye’de siyasi çözümlerin desteklenmesine özel önem verildiğini, ayrıca ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin başarıya ulaşmasının bölgesel gerilimin önlenmesi açısından kritik olduğunu dile getirdi.

vfgb
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ocak 2025'te El-Ula’daki kış çadırında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’yi ağırladı. (SPA)

Bu siyasi taahhüdün pratik bir boyutunun da bulunduğunu belirten Crosetto, İtalya’nın tıbbi tahliyeler ve insani yardım sevkiyatları yoluyla Filistinli sivillere sağlık hizmeti sunan en aktif Batılı ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Crosetto, bunun askerî imkânların istikrarı destekleyici hedefler doğrultusunda kullanılmasına somut bir örnek teşkil ettiğini ifade etti.

Veliaht Prens – Meloni görüşmesi

Crosetto, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile gerçekleştirdiği görüşmenin, ikili ilişkilere güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. Crosetto, askerî alanda iş birliğinin eğitim, lojistik, askerî doktrin, teknolojik inovasyon, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda güçlendiğini belirterek, siber alan, uzay ve gelişmiş sistemler başta olmak üzere yeni ortaya çıkan alanlara yönelik ilginin de giderek arttığını ifade etti.

Crosetto, sanayi alanında ise iki ülkenin geleneksel müşteri-tedarikçi ilişkisi anlayışını aştığını belirterek, tedarik zincirlerinin entegrasyonu, beceri transferi ve yerel kapasitenin güçlendirilmesine dayalı gerçek ortaklıklar kurmayı hedeflediklerini söyledi.

Suudi Arabistan, İtalya’nın enerji güvenliği için önemli bir ortak

Crosetto, İtalyan şirketleri ile Suudi muadilleri arasındaki savunma kapasitesi, teknoloji transferi, havacılık ve gemi inşa projelerindeki iş birliğinin, Suudi Arabistan’ın sanayi, teknoloji ve insan sermayesini güçlendirmeyi hedefleyen Vizyon 2030 planıyla tamamen uyumlu olduğunu vurguladı.

Crosetto, “İtalyan şirketlerinin katkıları yalnızca platform sağlamakla sınırlı değil; aynı zamanda uzmanlık, eğitim ve mühendislik desteğini de kapsıyor. Bu yaklaşım, savunma sektörünün ötesine geçerek altyapı, teknoloji ve turizm alanlarını da kapsıyor. NEOM gibi büyük projeler, ekonomilerimiz arasındaki entegrasyonu gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

İş birliğinin enerji ve enerji dönüşümü sektörlerini de içerdiğini belirten Crosetto, Suudi Arabistan’ın İtalya’nın enerji güvenliği açısından kilit bir ortak olduğunu söyledi. Crosetto, hidrojen ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğinin büyüdüğünü, ayrıca stratejik ve kritik hammaddelere yönelik Suudi yatırımlarının sanayi ve teknoloji alanındaki iş birliğinde önemli gelişmelere yol açabileceğini kaydetti.

Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamı cazip

Crosetto, İtalya ve Suudi Arabistan savunma bakanlıklarının iş birliğiyle Riyad’da düzenlenen Suudi Arabistan-İtalya Yatırım Forumu’nun iki taraf arasındaki iş birliğini güçlendirme açısından çok güçlü bir mesaj verdiğini belirtti. Crosetto, forumun küçük ve orta ölçekli şirketler ile büyük grupları bir araya getirerek somut ve pratik bağlantılar kurulmasını sağladığını söyledi.

Crosetto, Suudi Arabistan’ın ekonomik ortamının yüksek cazibeye sahip olduğunu vurgulayarak, ülkenin büyük kamu yatırımları, avantajlı vergi sistemi, malzeme ve ekipman teşvikleri ile çifte vergilendirmeyi önleyen anlaşmalarla stratejik bir sanayi ortağı olduğunu ifade etti.

sdbfrb
Suudi Arabistan Savunma Bakanı Prens Halid bin Selman, Ekim 2024'te Roma'da İtalyan sanayi şirketleriyle yaptığı toplantıda (SPA)

Ticaretin yalnızca savunma sektörüyle sınırlı olmadığını belirten Crosetto, makineler, moda, tasarım ve ilaç sanayi gibi alanlarda da İtalyan ürünlerine yüksek talep olduğunu aktardı. Crosetto, ikili anlaşmaların değeri 10 milyar euroyu aştığını ve bunların Leonardo ile Fincantieri gibi büyük şirketleri kapsadığını kaydetti.

Prens Halid bin Selman’ın ziyareti

İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Suudi mevkidaşı Prens Halid bin Selman’ın Roma ziyareti ile iki ülke arasındaki diyaloğun güçlendiğini belirtti. Crosetto, görüşmelerin uzaydan denizciliğe, havacılıktan helikopter projelerine kadar çeşitli sektörleri kapsadığını ve esas olarak askerî iş birliği, eğitim ve ortak stratejik analizlerin paylaşılmasına odaklandığını söyledi.

Riyad’da düzenlenen Dünya Savunma Fuarı

Crosetto, Suudi Arabistan’ın üçüncü kez düzenlediği Dünya Savunma Fuarı’nın, Krallığın teknolojik ve endüstriyel inovasyondaki artan merkezi rolünü yansıttığını ve geleceğe yönelik senaryolar, yeni teknolojiler ile iş birliği modellerinin tartışılabileceği bir platform sunduğunu belirtti.

Crosetto, “Yatırım açısından büyük potansiyele sahip bir ülkenin, sürekli büyüyen bir sektörde dünyanın en iyi şirketleriyle doğrudan diyaloğa imkân veren uluslararası bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının önemli olduğunu düşünüyorum” dedi.

tryjyuj
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto (İtalya Savunma Bakanlığı)

Crosetto sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Bu bağlamda, İtalya ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliği modelinin, diyalog, karşılıklı güven ve uzun vadeli vizyona dayalı olarak stratejik çıkarların, inovasyonun ve sorumluluğun birlikte nasıl sağlanabileceğine örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Bu ilke doğrultusunda, mevcutun ötesine geçen, bölgesel istikrara katkı sağlayan ve hem iki ülkeye hem de uluslararası topluma somut fırsatlar sunan bir ortaklığı güçlendirmek için birlikte çalışmayı sürdüreceğiz.”


Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
TT

Kuveyt, terörist örgütler listesine sekiz Lübnan hastanesini ekledi

Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)
Kuveyt, Lübnan'daki sekiz hastaneyi terör listesine aldı. (KUNA)

Kuveyt’te terörle mücadele ve kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Yedinci Bölümü Kapsamındaki Kararların Uygulanması Komitesi, sekiz Lübnan hastanesini terör listesine ekledi.

Şarku’l Avsat’ın Kuveyt basınından aktardığına göre, Dışişleri Bakanlığı’na bağlı komite, söz konusu hastaneleri terörle bağlantılı kuruluşlar listesine dahil etti.

Komite, kendi inisiyatifiyle veya yabancı yetkili bir makam ya da yerel bir talep doğrultusunda, makul gerekçelerle terör eylemi gerçekleştirdiği, gerçekleştirmeye çalıştığı veya bu eylemleri kolaylaştırdığı şüphesi olan kişileri veya kurumları listeye alabiliyor.

Listeye eklenen hastaneler şunlar: Nebatiye’deki eş-Şeyh Ragıb Harb el-Camii Hastanesi, Bint Cubeyl’deki Salah Gandur Hastanesi, Baalbek’teki el-Emel Hastanesi, Hadath’taki Saint George Hastanesi, Baalbek’teki Daru’l Hikme Hastanesi, Hermel’deki el-Betul Hastanesi, Khalde’deki eş-Şifa Hastanesi ve Beyrut Havalimanı yolu üzerindeki er-Resulü’l Azam Hastanesi.

Komite, listeye ekleme kararının uygulanmasını, kendi yürütme yönetmeliğinin 21, 22 ve 23. maddelerine uygun olarak istedi.

Madde 21’e göre, herkesin söz konusu kişilere ait tüm mal ve ekonomik kaynakları, doğrudan veya dolaylı olarak, tamamen veya kısmen, gecikmeksizin ve önceden bildirim yapmaksızın dondurması gerekiyor.

Madde 23 ise Kuveyt sınırları içinde veya yurt dışında herhangi bir Kuveyt vatandaşının, listeye alınan kişi veya kuruluşlara para, ekonomik kaynak veya finansal hizmet sağlamasını yasaklıyor. Bu yasak, doğrudan veya dolaylı, kısmen veya tamamen sağlanan hizmetleri ve listeye alınan kişi tarafından kontrol edilen ya da yönlendirilen varlıkları kapsıyor. Ancak dondurulan hesaplara faiz eklenmesi bu yasak kapsamına girmiyor.


Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.