Fenetilin, yalnızca yaptırımlarla yok edilebilir mi?

Yerel liderler uyuşturucu destekçilere karşı askeri müdahale çağrısı yaptı.

Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı
Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı
TT

Fenetilin, yalnızca yaptırımlarla yok edilebilir mi?

Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı
Dera’nın doğusunda Imad Ebu Zureyk’e bağlı bir grubun karargahında bulunan uyuşturucunun ‘Sekizinci Tugay’ tarafından yayınlanan bir fotoğrafı

Suriye’nin güneyindeki yerel liderler, ABD ve İngiltere’nin Fenetilin ticaretinde Suriye rejimiyle birlikte çalışan, bazıları güneyden Suriyeli şahsiyetlere uyguladığı yaptırımların etkisini küçümsüyor. Yerel liderler, bu olguyla mücadelenin doğrudan bölgeye askeri güçle gidilerek insanlara istihdam yaratan hizmet ve kalkınma projelerinin başlatılması gerektiğini vurguladı.
ABD Hazine Bakanlığı, salı günü yaptığı açıklamada, Suriye rejimi müttefikleri ve Hizbullah milisleri olan Suriyeli ve Lübnanlı 6 kişi ile 2 şirkete yaptırım uyguladığını duyurdu. Açıklamada yaptırım kapsamına alınan isimler arasında, Dera’nın doğusunda, Suriye- Ürdün sınırındaki Nassib kasabasından gelen Dera vilayetinin yerel lideri Imad Ebu Zureyk’in de adı geçiyor.
Salı günü ayrıca İngiltere hükümeti de üç yerel grup lideri de dahil olmak üzere Suriye rejimiyle bağlantılı 11 isim ve kuruluşa yaptırım uyguladığını açıkladı. Bunlardan ikisi Dera’dan Imad Ebu Zureyk ve El-Kasm’ lakaplı Mustafa el-Masalmeh ve Suveyda vilayetinden Raci Falhut. Açıklamada, bu isimlerin Suriye’nin güneyinde kaçakçılık ve Fenetilin imalatı işlerine karıştığı belirtildi.
Şarku’l Avsat, Dera’daki yerel liderlerden birine son İngiliz ve Amerikan yaptırımlarının Suriye’nin güneyinde uyuşturucu kaçakçılığı üzerindeki etkisini sorgualdı. Yetkili, “Suriye’nin güneyindeki yerel şahsiyetleri de içine alan yeni yaptırımlar, bölgenin uyuşturucunun yayılması ve güneyin birkaç nedenden dolayı komşu ülkeler için bir geçiş alanına dönüşmesi ile yaşadığı ikilemi etkilemişe benzemiyor. Sunulan isimler, güçlü güvenlik kurumlarının elindeki araçlardan başka bir şey değildir” dedi. Bölgede DEAŞ hücrelerine ve uyuşturucu tacirlerine yönelik son askeri operasyonlara katılanlardan biri olan yetkili, “Durum, şu anda uygulanmaktan da uzak. Öyle ki bahsi geçen isimleri teslim etmek veya durdurmak için ABD ve İngiltere yönetimden herhangi bir baskı aracı yoktur” dedi. Yetkili ayrıca, “Güney bölgesinde, Fenetilin ticareti, tanıtımı ve kaçakçılığıyla uğraşan onlarca kişi var ve bunlardan bazıları, son yaptırımlarda adı geçen zaten bilinen tüketici isimlerinden daha önemli. Bu ticarette çalışan birçok grup ve lider var. Bunların en önemlileri, Dera’nın kuzeyindeki Lajat bölgesi, Ürdün ile batı Suriye sınırında Dera’nın batısındaki Harab el-Şahem kasabası ve Ürdün ile doğu Suriye sınırında Suveyda’nın güneydoğusundaki eş-Şaab kasabasında bulunuyor. Bu gruplar, güvenlik servisleriyle ilişkiyle örtülü. Bu projelerden rastgele, güvensiz ve istikrarsız bir ortamda otoriter bir çıkar elde etmenin bir yolunu ve kötüleşen ekonomik ve yaşamsal koşulların ortasında maddi bir fayda elde etmenin bir yolunu buluyorlar” dedi.
Bu yeni yaptırımlar, ABD tarafından yakın zamanda çıkarılan Fenetilin karşıtı yasanın uygulanmasının başlangıcı ve bölgenin, bu isimlerle mücadele için orduya alınan kişiler aracılığıyla sınırlı operasyonlara tanık olması olası. Ancak bölgenin güvenlik, ekonomik ve yaşamsal koşullarının bu tür şahsiyetlerin, grupların ve projelerin üretimi için verimli bir ortam olduğu düşünülürse, yeni isimlerin ve tüccarların geri dönmesi mümkün. Çözüm, doğrudan bölgeye gitmek ve askeri gücü tüm tarafların güvenini kazanmış, bölgede güç, nüfuz ve otoriteye sahip bir hizip üzerinde yoğunlaştırmak, yani güvenlik çalışmalarının geliştirilmesi ve bu konuda uzmanlaşan ağların olması gerektiğidir. Aynı şekilde toplumsal desteğin sağlanması, bölgede iş fırsatları ve uygun bir gelir sağlayacak hizmet ve iyileştirme projelerinin başlatılması, ayrıca bölgeye işsizleri ve aileleri desteklemek, tedavi ve rehabilitasyon programları sağlamak için yardım sağlanması gerekiyor. Bu durum da etkili sonuçlara ulaşmak için toplum, hükümet ve uluslararası kuruluşların ortak çabalarını ve çabaların koordinasyonunu ve yoğunlaştırılmasını gerektiriyor.
Suriye’nin güneyinde aktivist Muhammed ez-Zaabi, son yaptırımların Dera’da hedef aldığı isimlerin Imad Ebu Zureyk, Mustafa el-Masalmeh ve Raci Falhut olduğunu açıkladı. Bu isimler, 2018 anlaşmalarından önce Askeri Harekât Merkezi’nin güvendiği liderler arasındaydılar. ABD ve Ürdün ile iyi bağlantılara sahiplerdi ve Harekât Merkezi’nin kapanmasıyla bölge ülkeleri, bu eski liderlerle tüm temaslarını kaybetti. Böylece onları kontrol etme araçlarını da kaybettiler. Bu durum, rejime ve müttefiklerine onlara yatırım yapmaları için hazır malzeme sağladı. Dolayısıyla bu liderler, gruplarıyla birlikte kendilerini güvenlik yetkililerinin veya Hizbullah milislerinin emrine bıraktılar. Yaptırımlara dahil edilmeleri, tek sığınakları olan rejimle organik bağlarının artmasına yol açıyor. Sistemin kendisi dışında, baskı ve müdahale araçlarının olmaması için bunlara yönelik yaptırımlar ise caydırıcı ve etkili olmayacak.

Ebu Zureyk
Imad Ebu Zureyk, özel ihtiyaçlara sahip bir kişi olarak görülüyor. 2018’den önce Suriye’nin güneyindeki en büyük ikinci muhalefet grubu olan ‘Yermuk Ordusu’nun eski bir lideri. Bölgeye yönelik anlaşmalardan sonra Imad Ebu Zureyk, Dera’daki Askeri Güvenlik Servisi ile arabuluculuk yaparak Ürdün’den geri döndü. Eski grubunun liderliğini ve Sınırdaki Nassib- Cabir geçidinin bitişiğinde yer alan Nassib kasabasındaki kalesinden ve Umm El-Miathin, Umm Veled, Sayda ve en-Naima kasabalarından başlayarak, Ürdün sınırındaki Dera’nın güney kırsalından doğudaki köy ve kasabaların güvenlik idaresini devraldı.

El-Kasm
‘El-Kasm’ lakaplı Mustafa el-Masalmeh, 2018’den önce muhalefet gruplarında bilinmiyordu veya Imad Ebu Zureyk gibi bir otorite figürü değildi. Dera el-Balad vilayetinde ‘Halid bin Velid’in Torunları Taburu’ adlı küçük bir gruba liderlik ediyordu. Çözüm uygulamalarından sonra rejimin Dera kentine yönelik güvenlik ve askeri operasyonlarının çoğuna katıldı. Grubu tutuklamalar, suikastlar ve adam kaçırmalarla ve Dera’nın banliyölerindeki merkezlerinden birinde Fenitilin haplarının üretimi için bir fabrikaya sahip olmakla suçlandı.

Falhut
Raci Falhut ise Suveyda kırsalındaki Atil kasabasında Suriye’deki Askeri İstihbarat Birimi’ne bağlı ‘El-Fecr Kuvvetleri’ olarak bilinen Suveyda şehrinde yerel bir grubun lideri. Cinayetler, adam kaçırmalar, yağma ve uyuşturucu ve silah kaçakçılığı da dahil olmak üzere grubu tarafından gerçekleştirilen çeşitli ihlallerden sonra karargâhı, Suveyda vilayetindeki yerel grupların çoğunun dahil olduğu şiddetli bir saldırıya maruz kaldı. O sıralarda El-Fecr Kuvvetleri grubunun liderlerini ortadan kaldırıp karargahlarına girmeyi başardı. Atil kasabasındaki karargahında ise bir ilaç üretim fabrikası bulundu ve fabrika, 28 Temmuz 2022’de Haysiyet Adamları Hareketi tarafından yıkılarak dağıtıldı. Raci’nin akıbeti ise hâlâ bilinmiyor.



Irak hükümetinin kurulması İran'ın sürpriz vetosuyla karşılaştı

Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
TT

Irak hükümetinin kurulması İran'ın sürpriz vetosuyla karşılaştı

Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)
Başbakan adayı Ali el-Zeydi, "Koordinasyon" Komitesi üyesi Hadi el-Amiri ve geçici Başbakan Muhammed Şiya el-Sudani (Koordinasyon Çerçevesi)

İki Iraklı yetkili, Tahran yönetiminin, iktidardaki Şii koalisyon Koordinasyon Çerçevesi temsilcilerinden, “müttefiklerinin nüfuzunu ve devlet içindeki varlık yapısını hedef alan” bir hükümete destek vermemelerini istediğini açıkladı.

Gelişmeler, İsmail Kaani’nin sürpriz şekilde Bağdat’a ulaştığı yönündeki bilgilerle eş zamanlı yaşandı. Bu süreçte, hükümeti kurmakla görevlendirilen Ali al-Zeydi’nin yürüttüğü müzakerelerin ileri aşamaya geldiği, ancak yeni hükümetin şekli konusunda ABD ile İran arasındaki rekabetin giderek arttığı belirtildi.

Farklı kaynaklar Şarku’l Avsat’a, “Kaani’nin son saatlerde Bağdat’a geldiğini ve hükümetin kurulması sürecinde rol alan isimlerle görüştüğünü” aktarırken, Tahran’ın Washington’a tam uyum gösterilmesine karşı çıktığını ifade etti.

Kudüs Gücü komutanı Kaani’nin temaslarıyla ilgili konuşan bir yetkili, Bağdat’taki hükümet pazarlıklarını “Hürmüz Boğazı’ndaki kuşatma ve karşı kuşatma” durumuna benzetti.


İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor

Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları devam ediyor

Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)
Bir sivil savunma görevlisi, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasını hedef alan İsrail bombardımanında ailesiyle birlikte hayatını kaybeden 6 aylık bebek Meryem Fahs’ı kucağında taşıyor. (Reuters)

İsrail’in Güney Lübnan’a yönelik saldırıları dün de sürdü. Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu’nun hedef alınması sonucu iki sağlık görevlisi hayatını kaybederken, beş kişi yaralandı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, önceki gün yaşanan yoğun saldırılarda ise en az 10 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hava saldırıları ve topçu atışlarına, sınır köylerinde evlerin yıkılması eşlik etti. İsrail, saldırılarının kapsamını güney bölgeleri ile Bekaa’daki çeşitli kasabaları içine alacak şekilde genişletirken, Hizbullah da İsrail mevzileri ve askeri araçlarına yönelik operasyonlar düzenlediğini ve İsrail’in kuzeyine roket saldırıları gerçekleştirdiğini duyurdu.

Sağlık görevlilerine yönelik saldırılar ve hava saldırılarının yoğunlaşması

Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, ‘İsrail’in uluslararası yasaları ve insani normları ihlal etmeyi sürdürdüğünü, sağlık görevlilerine karşı yeni suçlar işlediğini’ belirtti. Açıklamada, İsrail’in Bint Cubeyl ilçesine bağlı Kalaviye ve Tibnin beldelerinde Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu’na ait iki noktayı doğrudan hedef aldığı ifade edildi. Saldırılarda Kalaviye’de bir sağlık görevlisi hayatını kaybederken üç kişi yaralandı; Tibnin’de ise bir sağlık görevlisi yaşamını yitirdi, iki kişi yaralandı.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, sabah saatlerinden itibaren güney bölgelerinde Balat, Debal, el-Mansuri, Şakra, Safed el-Bıttih, Mecdel Selm, Kalaviye ve es-Semaiye beldeleri ile Ramadiye-Şuaytiye yolu İsrail hava saldırılarının hedefi oldu. Ayrıca Tulin, es-Savane, Yahmur eş-Şakif, Adaşit ve Kfar Deccal kasabaları topçu ateşine maruz kaldı. Sureyfa beldesi ise keşif uçaklarının yoğun uçuşları eşliğinde 155 milimetrelik top mermileriyle vuruldu.

Nebatiye’de bir kişi, el-İnciliye Caddesi üzerindeki dükkânının önünde düzenlenen hava saldırısında yaralandı. Öte yandan, Sur’a bağlı Ramadiye yakınlarında bir kümes hayvanı yem fabrikası İsrail’e ait insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındı. NNA, saldırıda yaralananlar olduğuna dair bilgiler bulunduğunu aktardı.

İsrail ordusu cumartesi günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde Lübnan’ın çeşitli bölgelerinde Hizbullah’a ait 85’ten fazla altyapı noktasının hava ve kara operasyonlarıyla hedef alındığını duyurdu.

Çadırlarda endişeli bir gece ve geniş çaplı bombardıman

El-Hıyam beldesi, İsrail ordusunun gerçekleştirdiği bombardımanlar ve yıkım operasyonlarının gölgesinde şiddetli bir gece geçirdi. Evler, dükkânlar ve çeşitli kurumların hedef alındığı saldırılar, beldede geniş çaplı yıkıma yol açtı. İsrail güçleri gece boyunca özellikle Bint Cubeyl ve Tayyiri başta olmak üzere sınır hattındaki yerleşimlerde evleri hedef alma operasyonlarını sürdürdü.

sdfdvf
Sayda’nın es-Saksakiye kasabasına düzenlenen bombardımanında 9 kişinin hayatını kaybettiği Fahs ailesinin yakınları, cenaze törenine katıldı, 9 Mayıs 2026. (AP)

İsrail savaş uçakları şafak vakti Sureyfa beldesine hava saldırısı düzenlerken, gece yarısından sonra da Cibşit kasabası hedef alındı. Sağlık Acil Operasyon Merkezi, Sur ilçesine bağlı Bedyas beldesine yönelik saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiğini, aralarında altı çocuk ve iki kadının da bulunduğu 13 kişinin yaralandığını açıkladı.

Bir başka olayda ise İsrail’e ait İHA, Kalile-Deyr Kanun yolu üzerinde seyreden bir motosikleti hedef aldı. Saldırıda iki Suriyeli yaşamını yitirirken, sivil savunma ekipleri Lübnan ordusuyla koordinasyon içinde cenazeleri bölgeden kaldırdı.

Öte yandan, İsrail’e ait İHA’ların Beyrut, güney banliyöleri ve Sayda çevresindeki köyler üzerinde yoğun uçuş yaptığı bildirildi.

Hizbullah’ın İsrail ordusuna karşı düzenlediği operasyonlar

Diğer taraftan, Hizbullah ile İsrail ordusu arasında Güney Lübnan’da İsrail’in halen kontrol altında tuttuğu alanlardaki çatışmalar sürüyor. Hizbullah, İsrail ordusuna yönelik bir dizi operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Açıklamada, Deyr Seryan beldesindeki Hallet Rac bölgesinde bulunan bir D9 tipi buldozerin kamikaze İHA’yla hedef alındığı ve doğrudan isabet sağlandığı belirtildi.

Hizbullah ayrıca, el-Hıyam’da bir İsrail ordusu komutanının iki kamikaze İHA ile hedef alındığını duyurdu. Bunun yanı sıra, el-Hıyam Belediye Binası yakınlarında konuşlanan İsrail askeri araçlarının topçu ateşiyle vurulduğu ifade edildi. Örgüt, Güney Lübnan’dan İsrail’e doğru iki roket fırlatıldığını da açıkladı.

fbfgrt
Sivil savunma ekipleri, cumartesi günü Sayda’nın es-Saksakiye kasabasında İsrail bombardımanının hedef aldığı binanın enkazı altında kurbanları arıyor. Saldırı sonucunda aynı aileden 9 kişi hayatını kaybetti. (AFP)

Bu çerçevede Hizbullah milletvekili Hüseyin el-Hac Hasan, “Direniş, düşmanı henüz çözüm bulamadığı İHA’larıyla şaşırttı. Bugün de işgal güçlerinin sözde ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık patlayıcılar ve füzelerle yanıt veriyor” dedi.

Söz konusu tırmanış, 17 Nisan’da ilan edilen ateşkes anlaşmasının yürürlükte olmasına rağmen yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan anlaşma metnine göre İsrail, devam eden saldırı veya tehditlere karşı ‘kendini savunmak için gerekli tüm tedbirleri alma’ hakkına sahip bulunuyor.


ABD neden şimdi Irak petrolünü hedef alan yeni yaptırımlar uyguladı?

Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)
Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)
TT

ABD neden şimdi Irak petrolünü hedef alan yeni yaptırımlar uyguladı?

Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)
Irak'ın güneyinde Basra şehri yakınlarındaki Nehir Bin Ömer petrol ve doğal gaz sahasında, 29 Nisan 2026 (AFP)

Irak petrol dosyası, ABD Hazine Bakanlığı'nın petrol sektörü ve silahlı gruplarla bağlantılı Iraklı yetkililer, isimler ve şirketlere yönelik yeni yaptırımlarını açıklamasının ardından daha hassas bir evreye girdi. Gözlemciler bu adımı, petrol kaçakçılığı, menşe belgelerinin sahte düzenlenmesi ve İran'la bağlantılı ağların finansmanına ilişkin suçlamalar barındırması nedeniyle, Irak enerji sektörünün görünümünü yıllar içinde en derinden etkileyen ABD uygulamalarından biri olarak değerlendirdi.

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) aracılığıyla açıklanan yaptırımlar, Bağdat'ta yalnızca sınırlı kapsamlı mali bir işlem olarak okunmadı. Bunun ötesinde Irak enerji sektöründeki nüfuzun sınırlarını yeniden çizmeyi ve Washington'ın Irak petrolünü Tahran'a yönelik yaptırımları delmenin kanalı olarak kullandığını öne sürdüğü kesimlere doğrudan uyarı iletmeyi hedefleyen çifte siyasi ve ekonomik bir mesaj olarak yorumlandı.

ABD’nin yaptırım kararı, Irak Petrol Bakanlığı Dağıtım İşleri Müsteşarı Ali Maaric el-Bahadili'yi de kapsadı. Washington, Bahadili'yi Irak petrol ürünlerinin İran bağlantılı kaçakçılık ağları lehine transfer edilmesini kolaylaştırmakla suçladı. Bunun yanı sıra tanınmış petrol kaçakçısı Selim Ahmed Said ile bağlantılı şirketlere Irak petrolüne erişimi kolaylaştırarak ve İran petrolüne Irak petrolü statüsü tanıyan sahte resmi belgeler kullanarak özel ayrıcalıklar sağladığı iddia edildi.

dfvfdv
Resmî açıklamalarda reddedilse de yaptırımlar ekonomi ve petrol çevrelerinde endişe dalgası yarattı (AFP)

ABD tarafından yapılan açıklamaya göre kaçakçılık operasyonları, petrolün Kayyara Sahası’ndan Hor ez-Zubeyir'deki tesislere nakledilmesi yoluyla gerçekleştiriliyordu. Burada İran petrolü Irak petrolüyle karıştırılarak menşei değiştiriliyor, ardından uluslararası piyasalarda satışa sunuluyordu. Yaptırımlar ayrıca ‘Seyyid Avn’ adıyla bilinen Mustafa Haşim Lazım el-Bahadili'yi de kapsadı. Washington, Bahadili'yi Asaib Ehl’l-Hak’ın önde gelen mali sorumlularından biri olarak tanımlarken ‘petrol taşıma ağlarını yönetmek, ekonomik sözleşmeler ve mali paravan olarak faaliyet gösteren şirketler üzerinde denetim kurmakla’ suçladı. Yaptırım listesine onunla bağlantılı, Gulf Energy for Oil Services, Gulf for General Contracting, Iraq International for Energy ve Gulf Energy for General Transport adlı dört şirket de eklendi.

Yaptırımlar ekonomik dosyayla sınırlı kalmadı ve Seyyid eş-Şuheda Tugayları'na da uzandı. ABD Hazine Bakanlığı, aralarında Ahmed Hudayr ve ‘Ebu Meryem’ künyeli Muhammed İsa Kazım el-Şuveyli'nin de bulunduğu tugay liderlerine yaptırım uyguladı. Bu isimler, ‘Lübnan Hizbullahı ile koordinasyon içinde Irak'a silah satın alıp nakletmekle’ suçlandı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, karara ilişkin yorumunda sert bir dil kullanarak, İran rejiminin Irak halkının hakkı olan kaynakları haydut bir çete gibi yağmaladığını söyledi. Washington'ın Irak petrolünün terörün finansmanında ya da uluslararası yaptırımların delinmesinde kullanılmasına izin vermeyeceğini de vurguladı.

Bağdat reddediyor ve savunuyor

Öte yandan Irak Petrol Bakanlığı, Bakanlık Müsteşarı Ali Maaric el-Bahadili’ye yöneltilen suçlamaları reddeden resmi bir açıklama yapmak için gecikmedi. Bakanlık, petrol ihracatı, pazarlaması ve tanker yükleme operasyonlarının Dağıtım İşleri Müsteşarı'nın yetki alanında olmadığını, bu işlemlerin resmi prosedürler çerçevesinde SOMO şirketi ve yetkili kurumlar tarafından yürütüldüğünü vurguladı.

Bakanlık, her türlü hukuki işleme veya denetim soruşturmasına iş birliği yapmaya hazır olduğunu belirterek ‘siyasi yorumlardan’ uzak biçimde Irak yargısına ve yetkili denetim kurumlarına saygı gösterilmesinin önemine dikkati çekti.

Bakanlık ayrıca daha önce Irak petrol pazarlama şirketi SOMO tarafından yayımlanan ve Irak petrolüne ilişkin kaçakçılık operasyonları ile menşe belgelerinde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını açıklayan önceki bildirileri de hatırlattı.

Öte yandan yaptırımlar, her ne kadar resmî açıklamalarda reddedilse de ekonomi ve petrol çevrelerinde geniş çaplı bir endişe dalgası yarattı. Ancak ABD'nin suçlamaları, Irak petrolünün uluslararası piyasalardaki itibarıyla doğrudan bağlantılı son derece hassas bir dosyayı ilgilendiriyor.

Ekonomist Ziyad el-Haşimi, yaptırım listelerine isim eklenmesinin ötesinde daha derin yansımalar konusunda uyardı. Asıl tehlikenin Irak'ın kademeli olarak İran petrolü kaçakçılık operasyonlarında ‘suç ortağı devlet’ konumuna sürüklenmesi olduğunu değerlendiren Haşimi, bunun Bağdat'ı giderek artan mali ve diplomatik baskılarla karşı karşıya bırakabileceğini vurguladı.

Haşimi, bu yaptırımların türünün ilki olmadığını; Irak petrol sektörüne yönelik süregelen ABD’nin baskılarının devamı olduğunu belirtti. Özellikle İran petrolünün uluslararası piyasalarda pazarlanması için Irak belgelerinin ve menşe sertifikalarının kullanıldığına dair daha önceki bilgilerin gündeme gelmesinin ardından bu baskıların yoğunlaştığına dikkat çekti.

Haşimi'ye göre meselenin en tehlikeli boyutu, meşru Irak petrolünün itibarının bizzat zarar görmesi ihtimali. Irak petrol sevkiyatları uluslararası şirketler ve denizcilik otoritelerinin daha yoğun denetimiyle karşılaşabilir; bu da taşıma ve sigorta maliyetlerini artırarak ihracat akışını aksatabilir.

Haşimi, sevkiyat ve menşe belgelerinin doğruluğuna ilişkin şüpheler büyüdükçe uluslararası alıcıların gelecekte ilave hukuki güvenceler ya da daha yüksek fiyat indirimleri talep edebileceği konusunda da uyardı. Washington'ın kaçakçılık veya mali örtbas operasyonlarında ‘kurumsal bir örüntü’ tespit etmesi halinde yaptırımların taşıma şirketlerini, bankaları, ticari aracıları, hatta devlet kurumlarını kapsayacak biçimde genişleyebileceği uyarısında da bulundu.

Peki neden şimdi?

Washington'ın yaptırımları açıklamak için seçtiği zamanlama, özellikle yükselen bölgesel gerilimler ve küresel enerji piyasasındaki köklü dönüşümler ortamında Bağdat'ta geniş çaplı soru işaretleri doğuruyor.

Uluslararası ekonomi profesörü Nevvar es-Saidi, ABD’nin uyguladığı son yaptırımların Washington'ın Irak'a yaklaşımındaki belirgin bir değişimi yansıttığı görüşünde. Yaptırımlar artık yalnızca İran'la değil, bölgenin tamamındaki enerji ve finansman ağlarını yeniden yapılandırmayla bağlantılı.

ABD'nin bu adımlarla büyük petrol üreticisi ülkeler ve başta Irak olmak üzere petrol ve para hareketlerini denetleyip kontrol edebildiğini gösteren bir mesaj vermeye çalıştığını söyleyen Saidi, Washington'ın enerji dosyasını bölgesel nüfuz mücadelesinin bir parçası olarak gördüğünü, dolayısıyla İran'ın yaptırımları delmesine yardımcı olduğuna inandığı her ağın ABD Hazine Bakanlığı'nın doğrudan hedefi haline geldiğini belirtti.

Zamanlamanın hassasiyetinin küresel petrol piyasasındaki dalgalanmalar ve bölgedeki güvenlik gerilimleriyle de bağlantılı olduğuna dikkati çeken Saidi, büyük güçlerin Ortadoğu'da yerleştirmeye çalıştığı yeni siyasi ve ekonomik düzenlemelerin bu hassasiyeti artırdığının altını çizdi.

Saadi'ye göre yaptırımlar Irak'ın petrol ihracat hacmini hemen etkilemeyebilir. Çünkü küresel piyasa Irak ham petrolüne ihtiyaç duymaya devam ediyor. Ancak gerçek etki sigorta, taşıma ve finansal transfer maliyetlerinin yükselmesinde ve yabancı banka ile şirketlerin temkinli tutumunun artmasında kendini gösterecek.

vfdvfdv
Washington'ın yaptırımları açıklamak için seçtiği zamanlama, Bağdat'ta geniş çapta soru işaretlerine yol açıyor (AFP)

Gözlemcilere göre ABD’nin yaptırımları, Irak petrol sektörü içindeki çatışmanın boyutlarını da gözler önüne serdi. Bu sektör son yıllarda, parti ve silahlı grup çıkarlarının ticaret ve enerjiyle iç içe geçtiği karmaşık bir siyasi ve ekonomik nüfuz alanına dönüştü.

Irak uzmanı ve araştırmacı Hüseyin eş-Şimmeri, Washington'ın yalnızca petrol kaçakçılığı operasyonlarını değil, enerji, taşıma ve müteahhitlik sözleşmelerine dayanan finansal ve ticari ağlara yaslanan silahlı grupların ‘ekonomik kolunu’ da vurmaya çalıştığını belirtti.

ABD'nin Irak ekonomisini artık bölgedeki İran nüfuzunun kilit araçlarından biri olarak gördüğünü söyleyen Şimmeri, yeni yaptırımların gayri resmi finansman kaynaklarını daraltmayı hedefleyen daha kapsamlı bir stratejinin parçası olduğunu vurguladı. ABD’nin mesajının yalnızca bireylere değil, Irak devlet kurumlarına da hitap ettiğine dikkat çeken Şimmeri, Washington'ın petrol, para ve sözleşme hareketlerini yakından izlediğini ifade etti.

Şimmeri, önümüzdeki dönemde ABD'nin Bağdat üzerindeki baskısının artabileceğini ve özellikle ‘gölge filo’ tartışmalarının uluslararası arenada yoğunlaşmasıyla birlikte petrol sektörünün yeniden düzenlenmesi, ihracat operasyonlarının ve aracı şirketlerin denetiminin güçlendirilmesi yönünde adımlar atılabileceğini öngördü.

Endişeler ve olasılıklar

Iraklı ekonomistler, yaptırımların en tehlikeli boyutunun yalnızca siyasi değil, neredeyse tamamen petrol gelirlerine dayanan Irak mali sistemi üzerindeki olası yansımaları olduğu konusunda uyardı.

Irak genel bütçe gelirlerinin yüzde doksanından fazlasını petrol ihracatından karşılıyor; enerji sektörünün şeffaflığına yönelik her türlü sorgulama uluslararası bankalar, sigorta şirketleri ve finansal piyasalarla ilişkileri doğrudan etkileyebilir. Şarku'l Avsat'ın Independent Arabia'dan aktardığı analize göre ABD Hazine Bakanlığı'nın son yıllarda finansal transferler konusundaki tutumunu sertleştirmesi, Bağdat'ı kara para aklama veya yaptırımları delmeyle ilgili suçlamalar karşısında çok daha kırılgan bir konuma getirdi.

Ekonomistler, baskıların sürmesinin Irak hükümetini ABD ile olası bir gerilimden kaçınmak amacıyla petrol sektöründe daha katı denetleyici önlemler almaya ve bazı sözleşme, taşıma ile pazarlama mekanizmalarını gözden geçirmeye itebileceğini değerlendiriyor. Siyasetçiler ise yaptırımların ilerleyen dönemde başka isim veya kurumları kapsayacak biçimde genişlemesi halinde Bağdat-Washington ilişkilerinde yeni bir gerilim kaynağına dönüşebileceğinden endişeleniyor.

Bu karmaşık tablo karşısında yeni Irak hükümeti, ülkenin en kritik ekonomik sektörünü bölgesel ve uluslararası gerilimin yansımalarından koruma ve küresel enerji piyasasının en çalkantılı dönemlerinden birinde Irak petrolünün itibarını koruma konusundaki kapasitesini sınayan hassas bir sınavla karşı karşıya.