Beytüllahim'deki Meryem Ana İmarethanesi, Müslümanlara ve Hıristiyanlara yardım sağlıyor

Kötüleşen ekonomik durum dolayısıyla günlük geçimlerini sağlamakta zorlanan birçok fakir aile için imarethaneler bir sığınak haline geldi

İki dost gönüllü Cureys ve Muhammed, 350 gönüllüyle birlikte ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi ailelere yemek çıkarmak, paketlemek ve dağıtmakla meşguller / Fotoğraf: Independent Arabia
İki dost gönüllü Cureys ve Muhammed, 350 gönüllüyle birlikte ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi ailelere yemek çıkarmak, paketlemek ve dağıtmakla meşguller / Fotoğraf: Independent Arabia
TT

Beytüllahim'deki Meryem Ana İmarethanesi, Müslümanlara ve Hıristiyanlara yardım sağlıyor

İki dost gönüllü Cureys ve Muhammed, 350 gönüllüyle birlikte ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi ailelere yemek çıkarmak, paketlemek ve dağıtmakla meşguller / Fotoğraf: Independent Arabia
İki dost gönüllü Cureys ve Muhammed, 350 gönüllüyle birlikte ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi ailelere yemek çıkarmak, paketlemek ve dağıtmakla meşguller / Fotoğraf: Independent Arabia

Rağde Atme 
Ahenk ve uyum kokan küçük bir mutfakta, iki dost gönüllü 23 yaşındaki Muhammed ve Cureys 350 gönüllü ile birlikte ramazan ayı boyunca ihtiyaç sahibi ailelere yemek pişirme, paketleme, dağıtma ya da yardıma muhtaç ailelere gıda kolileri dağıtma işiyle meşguller.
Batı Şeria'nın güneyindeki Beytüllahim şehrinde Müslüman ve Hristiyanların birlikte gönüllü olarak çalıştıkları Meryem Ana İmarethanesi, yıl boyunca fakir ve muhtaçlara yardım sağlamak için kurulmuş olsa da ramazan ayında birçok aç insanın karnını güzel bir şekilde sunulan lezzetli ev yapımı yemeklerle doyurmak için çalışmalarını ikiye katlıyor.
İmarethane yıl boyunca haftada iki gün hizmet vermekte olup buradan Müslüman ve Hristiyan ailelere yemek veriliyor.
Filistin'de imarethaneler, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, kimsesizlerin kimsesi olmak, yoksullara bakmak ve yolculara yardım etmek için halka açık bir yer olarak kabul ediliyor.
Bazı Filistin şehirleri, Eyyubi, Fatımi ve Osmanlı dönemlerinde ilim talebelerine, yolculara ve hayatını ibadete adayanlara barınma ve beslenme imkânı sağlayarak günümüze kadar ulaşan imarethane kültürüne hâlâ sıkı sıkıya bağlı.
Cureys, "İhtiyaç sahiplerinin evlerine varır varmaz bu yemekleri hazırlamak için harcanan onca emeği, yorgunluğu ve uzun zamanı unutuyoruz. Asıl mutluluk, yemekleri teslim alırken onların yüzlerinde gördüğümüz gülümsemedir" dedi.

Yardım ve restorasyon
2014 yılından itibaren yaklaşık bin 500 aileye günde 500 öğün yemekle hizmet vermeye başlayan Meryem Ana İmarethanesi, bugün günde 5 bin öğün yemekle yaklaşık 4 bin aileye ulaşıyor.
İmarethanenin hedef kitlesi yetimler, dullar, boşanmışlar ve diğer yardıma muhtaç insanlar. Ancak son zamanlarda yaşam koşulları önemli ölçüde kötüleşen sınırlı gelire sahip çalışanlara yardım sağlamak için de çalışıyor.
İmarethane, yiyecek ve gıda kolilerinin yanı sıra, özel ihtiyaçları olan kişiler için tıbbi ekipman ve ailelerin ihtiyaçlarına göre evlerin restore edilmesi ve rehabilite edilmesi için diğer yardımları sağlıyor.
Ayrıca kanser ve diyabetli çocuklara bakmanın yanı sıra hastanelerde kalan refakatçilere hizmet veriyor.
İmarethane, bayramlarda ve dini günlerde yaklaşık bin Müslüman ve Hristiyan aileye ayakkabı, giysi, çocuk oyuncakları, hediyelik eşya ve diğer temel ihtiyaçları dağıtıyor.
Filistin Merkezi İstatistik Bürosu tarafından yayımlanan son veriler, Filistin genelindeki işsizlik oranlarının yüzde 24 olduğunu ve bu oranın yüzde 15'lik kısmının yani büyük bölümünün Beytüllahim şehrinde yoğunlaştığını gösteriyor.

Uyum ve tutarlılık
Meryem Ana İmarethanesi'nin koordinatörü Necla el-Hac, şunları söyledi:
"Yıl boyunca imarethane Beytüllahim'deki tüm yoksulların uğrak yeri haline geldi. Filistinliler arasında gıda fiyatlarının yükselmesi, yoksulluğun artması ve işsizliğin yayılması dolayısıyla imarethane hizmetlerine olan talep arttı. Söz konusu durum bizi Filistinli ailelerin ihtiyaçlarını karşılamak için hizmetlerimizi genişletmeye sevk etti. Bu nedenle imarethanede haftada iki kez temel gıda dağıtımı ve sıcak yemek servisi yapılıyor."
İmarethanenin adının "Hz. İsa'nın annesi Meryem Ana'dan (Allah'ın rahmeti her ikisinin de üzerine olsun) geldiğini" belirten El-Hac, şehrin Müslümanları ve Hristiyanları arasındaki karşılıklı bağlılık ve kardeşliğe ve aralarındaki karşılıklı uyum durumuna atıfta bulunarak yoksulluk ve garibanlığı şehirlerinden kovmak için çalıştıklarını vurguladı.
İmarethanenin hizmetlerinden yararlanan bazı vatandaşlar, imarethanenin "Korona pandemisinden ciddi şekilde etkilenen şehirdeki dilencilik ve yoksulluk oranlarının düşürülmesine etkili bir şekilde katkıda bulunduğunu" ifade ettiler.
Zira o dönemde binlerce işçi, memur ve çalışan işten çıkarıldı. Yüzlerce aile geçim kaynaklarını kaybetti ve bugüne kadar devam eden büyük maddi kayıplara ve borçlara maruz kaldı.

Günlük kuyruklar
Batı Şeria'da gıda fiyatlarındaki önemli artışın ortasında bu yıl ramazana, Filistinlilerin imarethanelere olan büyük ve artan talebinin bir sonucu olarak yemek pişirme ve erzak tayınlarındaki artış damgasını vurdu. 
Son dönemde kümes hayvanı fiyatlarındaki keskin artışla birlikte ramazan ayının ilk günlerinde bir kilo tavuğun fiyatı 7 doları buldu. Bu artış şeker, yağ, un ve sebze fiyatlarına da sıçradı.
Son dönemde Batı Şeria'da akaryakıt, her türlü şekerli içecek, tahıl ve süt ürünleri fiyatlarında da artış yaşandı. Filistin Merkezi İstatistik Bürosu'na göre, Filistin'de gıda harcamaları, kişi başına ortalama aylık harcamanın yüzde 31'ini oluşturuyor.
Gözlemciler, El-Halil'deki 'İbrahim İmarethanesi', Kudüs'teki hayırsever 'Nablus İmarethanesi', 'Haseki Sultan İmarethanesi' ve ramazan ayı boyunca Batı Şeria'da faaliyet gösteren sayıları 15'i aşan diğer imarethanelerin kapılarında kuyruklar olduğunu ifade ettiler.
Bu durum, özellikle iki yıldır eksik maaş alan kamu çalışanları başta olmak üzere bazı Filistinli ailelerin ekonomik ve yaşam koşullarının kötüleştiğinin tehlikeli bir göstergesi olabilir.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın (UNCTAD) 2022 yılı raporu, Filistin nüfusunun yüzde 36'sının yoksulluk sınırının altında yaşadığı için Filistin topraklarında yoksulluğun derinleştiğini ortaya koydu.
Bu arada, Batı Şeria'da gıda güvensizliği seviyesi yüzde 9'dan yüzde 23'e yükseldi.
İbrahim İmarethanesi Müdürü Hazım Mücahid, şu ifadeleri kullandı:
"İmarethane son zamanlarda olduğu gibi hiçbir zaman ziyaretçi sayısında bu denli bir artışa tanık olmadı. Başta her türlü et ürünü olmak üzere yerel pazarlardaki yüksek fiyatların bir sonucu olarak, ramazan ayında 120 binden fazla öğün sağlaması beklenen imarethaneye olan talep arttı."
Kudüs'teki Haseki Sultan İmarethanesi'ni denetleyen Kudüs İslami Vakıflar İdaresi Başkanı Azzam el-Hatib, "İmarethanenin rolü, özellikle de Kudüslülerin maruz kaldığı yüzde 80'i aşan yüksek yoksulluk ve işsizlik oranlarıyla vatandaşların sebatını artırıyor ve muhtaçların acılarını hafifletiyor. Hayırsever imarethaneler, çocuklarının geçimini sağlamakta zorlanan birçok aile için bir sığınak haline geldi" dedi.
Nablus'taki imarethanenin müdürü Mahir er-Ratrut, Ramazan ayında imarethanelere yardımda bulunan bağışçıların sayısının artmasının, yemek, gıda kolisi ve çeşitli yardımlardan yararlanan aile sayısını artırmaya yardımcı olduğunu söyledi.
Ratrut, "Bu durum, imarethanelerin hizmetlerini yetimler, hastalar ve öğrencilere sponsorluk içerecek şekilde genişletmelerini sağlıyor" ifadelerini kullandı.

Bağımsız devre
Batı Şeria ve Kudüs'te yaklaşık 18 imarethane var. Kuruluşlarından bu yana herhangi bir resmi destek veya finansman olmaksızın çalışmalarına aralıksız devam eden bu kurumlar hayırseverlerin, varlıklı kişilerin ve bazı hayırsever dernek ve kurumların bağışlarıyla faaliyetlerini sürdürüyor.
El-Halil kentinde bulunan hükümete ait İbrahim İmarethanesi, Filistin Evkaf ve Din İşleri Bakanlığı bütçesi içinde özel bir bütçeye sahip tek imarethanedir.
Yetkililere göre, Evkaf Bakanlığı ve Filistin hükümeti, Filistin Zekât Fonu içinde 'İmarethane Departmanı' olarak adlandırılan bağımsız bir departman kurmaya çalışıyor.
Söz konusu departman sayesinde açlık ve yoksullukla mücadelede bir kol olarak imarethanelerin rolünün güçlendirilmesi, yenilerinin açılması ve imarethanelerin hizmetlerini garanti altına alan güçlü bir altyapının kurulması amaçlanıyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.