İsrail'deki protestolar Araplarla ilişkilerin gidişatını nasıl etkileyecek?

Netanyahu, barış projelerini başlatmış olsa da bir değerlendirme sunma sürecinde gibi görünüyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu / Fotoğraf: AFP
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu / Fotoğraf: AFP
TT

İsrail'deki protestolar Araplarla ilişkilerin gidişatını nasıl etkileyecek?

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu / Fotoğraf: AFP
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu / Fotoğraf: AFP

Tarık Fehmi 
İsrail'de devam eden istikrarsızlık durumuyla birlikte ve ayrıca yargı değişiklikleri sorunuyla ilgili mevcut krizin ve Yüksek Mahkeme'nin yetkilerinin Fısıh tatili sonrasına, yani yaklaşık olarak bu nisan ayının sonuna devredilmesiyle birlikte, devam etmesi kuvvetle beklenen bu koşulların tüm ülkeye sirayet eden parçalanma durumunu etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili bir soru gündeme geldi. 

Devam eden gerginlik
İsrail, yalnızca yargı değişiklikleri kriziyle ilgili olmayan bir dizi nedenden dolayı istikrarsızlıktan zarar görecek.
Ancak asıl sorun, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'un siyasi partiler arasında ulusal ortaklıklar ve diyalog kurma çerçevesinde çalışan tüm girişimlerine rağmen, esasen uzlaşma ve yakınlaşma vizyonunun olmamasıyla ilgili.
'Herzog'un girişimi' daha önce de önerilmişti ve aslında Başbakan Binyamin Netanyahu tarafından reddediliyor. Likud da bu girişimin maddeleriyle etkileşime girmemeyi tercih ediyor.
Netanyahu'nun değişikliklerin "sınırlı bir süre yaklaşımıyla" ertelendiğini ilan etmesinin ardından uzlaşı fırsatları, mevcut çerçevelerinde masada kalmaya devam edecek.
Ancak teorik düzeyde iyi, uygulanabilir ve uyumlu olmayacaktır.
Görevi devlette istikrarı sağlamak olan Ulusal Muhafız güçlerinin kurulmasından ve ardından Başbakan Binyamin Netanyahu'nun politikalarını destekleyen sağcı kamuoyunun sokaklara dökülmesinden sonra partizan ortaklık çıkarlarının uygulanması masada kalacak.
Netanyahu'nun "gerçek tecrübesi olmayan amatör grupların, üst düzey yetkililerin ve yerleşimci sürülerinin gölgesinde" uzun ve geniş tecrübesiyle karar vereceği mesele, ideolojik bir kitle için partizan politikalar uygulama hareketi çerçevesinde işleyen dar hesaplarla sokağa bel bağlamış durumda.
Ancak Netanyahu, geniş bir zeminde çalışıyor ve önünde manevra yapamayacak veya işler kötüleşirse çözüm için son seçenek olarak kendisiyle rekabet edemeyecek alternatif liderler üzerinden yürütülen mücadele bağlamında Likud'dan destek görüyor. 

ABD hamleleri
Yaşanalar çerçevesinde ABD, partizan güçlerle diyalog ve tartışmaya dayalı önemli bir etkileşimli strateji ve İsrail'in karşı karşıya olduğu tehlikeyi vurgulama girişimi yoluyla müdahalede bulundu.
Ayrıca ABD, siyaset sahnesi bu şekilde devam ederse boykot ve tecrit politikalarının olası olması karşısında İsrail'in risk altında olduğu ve bedelini tüm ülkenin ödeyeceği uyarısı yaptı.
Bu nedenle ABD'nin hamlesi, Savunma Bakanı Yoav Gallant ve diğerleri de dahil olmak üzere bazı bakanlarla diyalog yönündeydi.
Bu durum ise meseleyi içişlerine müdahale ve çoğunluğun onayını ve desteğini alan İsrail hükümetinin verdiği yüce kararların ihlali olarak gören Netanyahu'nun hoşuna gitmedi.  
Bu nedenle Başbakan Netanyahu, sağcı halka açık bir mesaj gönderdi ve önümüzdeki dönemde gücüne ve halkın desteğine güveneceğini ve halen sahnenin gözlemcisi ve takipçisi olan ABD yönetimine karşı çıkmak da dahil olmak üzere sunulan her seçenek ortasında tırmanacağını söyleyerek onlara teşekkür etti.
Ancak aynı mantıkla ABD yönetimi, İsrail'in "Netanyahu'nun Washington'a yapacağı acil ziyareti tamamlama" talebine yanıt vermedi.
Özellikle de başta AIPAC olmak üzere Washington'daki Yahudi örgütlerinin İsrail'in mevcut sahnesini yönetme konusunda çekinceleri olduğu için yönetim, uygulamaları ve onu kuşatma girişimleri ortasında İsrail başbakanını desteklemek konusunda hâlâ isteksiz.
Gerçekten de mevcut sahnedeki gelişmeler İsrail'in itibarını ve dünyadaki konumunu etkileyeceğinden ötürü ABD, geri çekilmesinin gerekliliği çağrısında bulundu.
Ayrıca koşullar, yargı meselesi de dahil Netanyahu ile yüzleşmeyi ve onun yaptıklarını reddetmeyi gerektiriyor.
Zira kendisi, devletin tüm sektörlerindeki eklemlerini kontrol etme ve İsrail toplumunu uçurumun eşiğine getirme girişimleri yürütüyor.
Bu da yaşananlardan da anlaşılacağı gibi, işler olduğu gibi devam ederse İsrail'in gerçek krizlerle karşı karşıya kalacağı anlamına geliyor. 

Doğrudan etkiler
Barış anlaşmaları imzalayan Arap ülkeleri, Arap hafızasından Arap Baharı olaylarının medya ve siyasi haberlerini hatırlatarak, Arap uydu kanalları hariç, İsrail'deki durumu müdahale etmeden takip ediyor.
Özellikle Filistin topraklarında olup bitenler olmak üzere şu anda İsrail ile Arap ülkelerinde yıllar önce yaşananlar arasında karşılaştırmalar yapıyor.
Bu çerçevede şu anda Gazze Şeridi'nden ya da Gazze Şeridi'ne roketler fırlatılması veya direniş operasyonları başlatılması halinde bunların, feci sonuçlara yol açması mümkün.
Bu, daha fazla çatışmaya ve belki de İsrail halkının birleşmesi ve protesto halinden çıkıp İsrail hükümetiyle birlikte çalışmaya ve hatta herhangi bir gerçek tehdit korkusuyla hükümeti bir süre için bile olsa destekleme olasılığına yol açabilir.
Dolayısıyla Filistinlilerin herhangi bir ani davranışı farklı senaryolara yol açabilir.
Kahire ve Amman sessiz. İki ülke, Mısır ile Camp David ve Ürdün ile Wadi Araba Antlaşması uyarınca İsrail ile barış anlaşmaları imzalayan ilk ülkeler arasında yer aldı.
Abu Dabi, eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett'i kabul ederek, BAE'nin İsrail içlerine açık olduğunu ve çok sayıda hesaba ve farklı kontrollere göre ve sağlam bir iyi planlanmış çıkarlar temelinde hareket ettiğini belirtti.
Bu çerçevede İsrail'de yaşananlar, bölgesel iş birliği ve ekonomik barış projelerinin yollarını etkileyecek. Hatta bazı alanlar bir senaryoda donabilir.
Barış projelerini başlatan, ustaca onaylayan ve bununla gurur duyan kişi Başbakan Netanyahu olsa da mevcut istikrarsızlığa rağmen Netanyahu, neler olup bittiğini gözden geçirebilir.
BAE, Mısır, Ürdün ve Fas gibi Arap dünyasının ana ülkeleri de dahil olmak üzere farklı yönlerde çalışacak olan İsrail muhalefetindeki semboller tarafından ortaya koyulabilecek öneriler ışığında koşulları şekillendirebilir.
Dolayısıyla özellikle de İsrail'deki mevcut tüm gelişmeler bu yönde ilerlediği için top İsrail'de değil, Arap ülkelerinin sahasında olacak.
Bu da diğer taraflar da dahil olmak üzere birden fazla vizyon ve yöne sahip bir senaryonun habercisi olabilir.
İsrail'de yaşanan olumsuz gelişmelerin, yalnızca İsrail ile barış süreci başlatan Arap ülkelerine, İsrail ile ilişki kuran ülkelere ya da İsrail ile yıllar önce barış yapmış diğer ülkelere değil tüm bölge için farklı yansımaları olacaktır.
İlerleyen dönemde dikkate alınması gereken nokta da bu. Bölgenin güvenliği ile ilgili olarak, olumsuz gelişmelerin çoğu, ister ekonomik ister güvenlik olsun, sürmekte olan bölgesel işbirliğinin yollarını önemli ölçüde etkileyecektir.
İsrail'in tanık olduğu istikrarsızlık durumu ve sokaklarında hüküm süren büyük gösteriler ortasında koşullar, bölgede büyük rejimlerin yıkılmasına yol açan kritik gelişmeleri hâlâ hafızlarında taşıyan Arap vatandaşları üzerinde büyük bir etki yaratacaktır.

Son notlar
Nihayetinde bazı ülkeler, Ortadoğu'da yeni bir toplumsal hareket dalgası korkusu yaşarken bölge ülkelerinin İsrail'de olup bitenleri takip ve gözlem altında tutması çözüm olmayabilir.
İsrail'deki mevcut durum, ister yargı, ister Yüksek Mahkeme olsun, mevcut politikalara ilişkin çekinceler çerçevesinde yaşanıyor.
Halihazırda gerçek ve yapısal bir krizin içinde olan İsrail'de devlet için bir anayasa yazmayı, devletin yeni kurum ve yapılarını yeniden şekillendirmeyi ve devletin ve vatandaşlarının kimliğini tanımlamayı gerektiren siyasi sistemi devirme veya değiştirme talebi çerçevesinde değil.
Barış anlaşmaları imzalamış olsunlar ya da olmasınlar Arap ülkeleri, İsrail'in "bölgeye giriş şartlarını henüz yerine getirmemiş" bir ülke olarak ele alınması çerçevesinde ayrılmayacakları belirli hesaplardan hareket ederek çeşitli yönelimlerine bağlı kalmaya devam edecekler. 

Independent Türkçe



Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
TT

Machado: Dün serbest bırakılan Venezuelalı muhalif Guanipa, ağır silahlı adamlar tarafından kaçırıldı

Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)
Muhalefet lideri Juan Pablo Guanipa, cezaevinden tahliye edildikten kısa bir süre sonra (AFP)

Venezuela muhalefet lideri ve Nobel Barış Ödülü sahibi Maria Corina Machado, muhalefet üyesi Juan Pablo Guanipa'nın dün hapisten çıktıktan kısa bir süre sonra Karakas'ta "ağır silahlı adamlar" tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Machado, X platformunda yaptığı paylaşımda, "Dakikalar önce Juan Pablo Guanipa, Karakas'ın Los Choros mahallesinde kaçırıldı. Sivil kıyafetli, ağır silahlı dört araç geldi ve onu zorla götürdü. Derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.


Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
TT

Güney Kore: Eğitim tatbikatı sırasında askeri helikopter kazasında iki kişi hayatını kaybetti

Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)
Askeri helikopterin düştüğü yer, (Reuters)

Güney Kore ordusu, bugün Kuzey Gapyeong eyaletinde rutin bir eğitim görevi sırasında bir AH-1S Cobra askeri helikopterinin düştüğünü ve iki kişilik mürettebatının hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ordu yaptığı açıklamada, helikopterin saat 11:00 civarında, nedeni henüz netleşmeyen bir şekilde düştüğünü belirtti. İki mürettebat yakındaki bir hastaneye kaldırıldı ancak yaralanmaları nedeniyle hayatlarını kaybetti.

Kaza sonrasında, ordu bu modeldeki tüm helikopterlerin uçuşlarını durdurdu ve kaza nedenini araştırmak üzere bir acil müdahale ekibi oluşturdu. Ordu, eğitim görevinin motor çalışır haldeyken acil iniş prosedürlerinin uygulanmasını içerdiğini belirtti.


İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
TT

İran'da reformist harekete yönelik tutuklamalar sürüyor

Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)
Tahran'da düzenlenen hükümet karşıtı protestolardan bir kare (AP)

İran’da reform yanlısı medya kuruluşları dün akşam, ülke çapında haftalardır süren yaygın protesto gösterilerinin ardından, reformist hareketin önde gelen isimlerini hedef alan tutuklama kampanyası kapsamında Reform Cephesi Başkanı ve İran Birlik Partisi Genel Sekreteri Azer Mansuri'nin tutuklandığını bildirdi.

Reform Cephesi’ne yakınlığıyla bilinen ‘İmtidad’ adlı haber sitesi, Mansuri'nin Tahran'ın yaklaşık 20 kilometre güneydoğusundaki Karçak ve Ramin semtindeki evine yapılan baskın sırasında Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) istihbarat servisi üyeleri tarafından adli emirle tutuklandığını aktardı.

Bu haberin ardından DMO'ya yakınlığıyla bilinen haber ajansı Fars, güvenlik ve adli kaynaklara dayandırdığı haberinde Mansuri'nin, eski milletvekili, önde gelen reformist figür ve Reform Cephesi Siyasi Komite Başkanı İbrahim Asgerzade ve asli üye eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Muhsin Eminzade ile birlikte tutuklandığını doğruladı.

drvgf
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, 2025 yılının ağustos ayında İsrail ile savaşın sona ermesinden birkaç gün sonra cumhurbaşkanlığı görevine geldikten sonra Reform Cephesi üyeleriyle üçüncü kez bir araya geldiğinde (İran Cumhurbaşkanlığı)

Aynı kaynaklara göre tutuklulara yöneltilen suçlamalar arasında ‘ulusal uyumu bozmak, anayasaya aykırı tutumlar sergilemek, düşman propagandasıyla iş birliği yapmak, teslimiyet politikasını teşvik etmek, grupların siyasi yollarını saptırmak ve yıkıcı nitelikte gizli mekanizmalar kurmak’ yer alıyordu.

Konuya hakim bir yetkili, yetkililerin ‘önceki eleştirel tutumlarını hoş görmesine rağmen, güvenlik karşıtı faaliyetlerini sürdürmeleri nedeniyle bu gruba yasaya uygun şekilde müdahale ettiğini’ söyledi.

İran'daki reformist partiler için en geniş koordinasyon çerçevesini oluşturan Reform Cephesi, son seçimlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın en önde gelen destekçilerinden biri oldu.

Yine DMO'ya yakınlığıyla bilinen bir diğer haber ajansı Tesnim, kısa ve belirsiz bir açıklamayla yayınladığı haberde Tahran Savcılığı'nın bazı önde gelen siyasi isimleri ‘Siyonist İsrail rejimini ve ABD'yi desteklemekle’ suçladığını bildirdi. Ocak ayındaki olaylarla ilgili soruşturmalar çerçevesinde ilgili kişilerin isimleri, parti bağlantıları veya tutuklanma koşullarına dair herhangi bir bilgi ise verilmedi.

Tesnim’in haberine göre bu ‘terör olayları’, şiddet eylemlerini meşrulaştırmak ve iç güvenliği etkilemek için perde arkasında ve siber uzayda çalışan bir organizasyon ve medya ağı aracılığıyla ‘İsrail’ ve ‘kibirli’ taraflarla pratik ve operasyonel bir bağlantı olduğunu gösterdi.

Ajans, ABD ve İsrail’in tehditlerinin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde reformist hareketin önde gelen politikacılarının davranışlarını izlemenin, savcının onları ‘siyasi ve sosyal durumu bozmak ve saha terörizmi olarak nitelendirdiği eylemleri meşrulaştırmak için faaliyetler düzenlemek ve yönetmekle’ suçladıktan sonra dosyalarını açmasına neden olduğunu da ekledi.

Tesnim, prosedürlerin tamamlanmasının ardından, bir siyasi partiye bağlı dört kişiye suçlamada bulunulduğunu, bunlardan bazılarının İsrail ve ABD için çalıştıkları gerekçesiyle tutuklandığını, diğerlerinin ise ulusal uyumu bozmak ve kışkırtmakla suçlandıkları bir davada soruşturma için çağrıldıklarını bildirdi.

dfghyju
Aktivist Azer Mansuri ve Eminzade solda, Asgerzade sağda (Jamaran News)

İran Yargı Erki’nin haber ajansı Mizan, kimliklerini açıklamadığı bazı siyasi isimlerin tutuklandığını ve haklarında dava açıldığını doğruladı.

Mansuri (60), daha önce reformist çizgiden eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin danışmanlığını yapmıştı. Aralık ayı sonlarında İran'da protestolar patlak verdikten sonra, Instagram hesabında “Sesinizi duyurmanın tüm yolları kapandığında, protesto sokaklara taşınır” diye yazmıştı.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye göre Mansuri, ‘baskının, protestocularla başa çıkmanın en kötü yolu’ olduğunu belirtirken, protestolar sırasında binlerce kişinin hayatını kaybetmesine atıfla, “Medyaya ulaşamıyoruz, ancak yaslı ailelere ‘Yalnız değilsiniz’ diyoruz” mesajına “Hiçbir güç, hiçbir gerekçe, hiçbir zaman bu büyük felaketi telafi edemez” diye ekledi.

Mansuri, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası düzenlenen protestoların ardından tutuklanmış ve ‘kamu düzenini bozmak ve devlete karşı propaganda yapmak’ gibi suçlamalarla üç yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Aynı şekilde 2022'de ‘başkalarına zarar vermek ve çevrimiçi kamuoyunu kışkırtmak amacıyla yalan yaymak’ suçlamasıyla yargılanan Mansuri, bir yıl iki ay hapis cezasına çarptırıldı. Mansuri, 2023 yılının haziran ayından bu yana, daha fazla sosyal özgürlük ve sivil toplumun daha güçlü bir rol oynamasını talep eden reformist partiler ve grupların çatı koalisyonu olan Reform Cephesi'nin başkanlığını yapıyor.

Yargı uyarıları

Bu tutuklamalar, 28 Aralık'ta İran genelinde yaşam koşulları nedeniyle başlayan ve kısa sürede yaygın bir hükümet karşıtı protesto hareketine dönüşen ve 8-9 Ocak'ta zirveye ulaşan protestoların ardından gerçekleşti.

Protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizmin de dahil olduğu ‘ayaklanmalara’ dönüştüğünü belirten İranlı yetkililer, ABD ve İsrail'i ‘terör eylemi’ olarak nitelendirdikleri olayların arkasında olmakla suçladı. Ardından gelen baskılar, 1979'dan bu yana rejime yönelik en büyük siyasi meydan okuma olarak kabul edilen protestoları sona erdirdi.

Tutuklamalardan önce, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestolar sırasında reformlar ve gerçekleri araştırma komitelerinin kurulması çağrısında bulunan yerli şahsiyetleri sert bir şekilde eleştirdi. Ejei, Velayet-i Fakih’in yanında yer almayanların, ‘savaş sırasında Saddam Hüseyin'e sığınan ve bugün suçlu Siyonistlere sığınanlarla’ aynı kaderi paylaşacakları uyarısında bulundu.

Yargı Erki Başkanı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir zamanlar devrimde yer alan ve şimdi açıklamalar yapanlar, zavallı ve sefil insanlardır.”

ABD merkezli insan hakları örgütü HRANA’ya göre protestolar sırasında 6 bin 971 kişinin öldürüldüğü belgelendi, bunların çoğu göstericiydi, ayrıca 51 binden fazla kişi gözaltına alındı.

Reformistlere yönelik parlamento tehdidi

Tutuklama kampanyası, Reform Cephesi'nin eski başkanı ve eski Milletvekili Ali Şakuri-rad'ın, güvenlik güçlerini protestolar sırasında ‘kendi saflarında cinayetler uydurmak’ ve ‘camileri yakmakla’ suçladığı açıklamalarıyla tırmanan tartışmalarla eş zamanlı gerçekleşti.

Şakuri-rad ne demişti?

Geçtiğimiz hafta Şakuri-rad’ın bir ses kaydı sızdırıldı. Bu kayıtta, 8-9 Ocak olaylarını ayrıntılı olarak anlatan Şakuri-rad, üyelerinin gerçekleştirdiği cinayetlerin ayaklanmayı bastırmak için yapılan bir proje olduğunu söyledi. Cami, türbe ve Kuran'ların yakılması ile Besic üyeleri ve güvenlik güçlerinin öldürülmesinin baskı için bahane olarak kullanıldığını da ekleyen Şakuri-rad, Mossad ve dış operasyon ekiplerini bu olayların arkasında olmakla suçlayan resmi açıklamayı reddettiğini ifade etti. Diğer açıklamalarında Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın protestocuları ‘sorun çıkaranlar’ olarak nitelendirmesini eleştiren Şakuri-rad, bunun ‘merkezci bir güç olarak rolünü yaktığını’ ve merkezci gücün ‘krizlerde temel sosyal sermayeyi temsil ettiğini’ söyledi.

rgthy
İran'ın Meşhed kentinde hükümet karşıtı protestocular toplanırken duman yükseliyor, 10 Ocak 2026'da (Reuters)

Aynı bağlamda Şakuri-rad, Birlik Partisi'nin kısa bir süre önce düzenlenen konferansına atıfla, konferansın oturumlarından birinde İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney'in mevcut durumu ele almak için bazı yetkilerini Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’a devretmesi önerisinin gündeme getirildiğini ve bu önerinin parti içinde tartışıldığını, ancak kamuoyuna açıklanmadığını söyledi.

“Geçiş konseyi”

Iran International adlı televizyon kanalı, 20 Ocak'ta Reform Cephesi Merkez Konseyi'nin, Hamaney'in istifasını ve bir ‘geçiş konseyi’ kurulmasını talep eden bir taslak bildiriyi görüşmek üzere acil ve gizli bir toplantı düzenlediğini bildirdi.

Ancak kanalın aktardığına göre güvenlik güçleri müdahale ederek Reform Cephesi liderlerini tehdit etti ve bu da bildirinin yayınlanmasının askıya alınmasına ve herhangi bir kamuoyu çağrısının geri çekilmesine yol açtı.

Habere göre görüşmelerde ‘toplu istifalar’ ve ‘ülkenin dört bir yanında protesto gösterileri düzenlenmesi çağrısı’ önerileri de gündeme geldi, ancak yaygın tutuklamalarla ilgili uyarılar da dahil olmak üzere güvenlik güçlerinin baskısı, bu adımların atılmasını engelledi.

Kanalın aktardığı reformist harekete yakın kaynaklara göre, güvenlik güçlerinin tepkisi, yetkililerin en üst düzeylerdeki siyasi bölünme belirtilerine karşı duyarlılığını ve İran siyasi sahnesinde herhangi bir fikir birliği hali veya kamuoyu eyleminin oluşmasını önleme çabalarını yansıttı.