Rusya ve Ukrayna’dan esir takası adımı

Kiev, ‘karşı saldırı’ planlarını değiştirdi.

Moskova, esir takası kapsamında Kiev tarafından 10 Nisan’da serbest bırakılan Rus mahkumların görüntüsünü yayınladı. (Reuters)
Moskova, esir takası kapsamında Kiev tarafından 10 Nisan’da serbest bırakılan Rus mahkumların görüntüsünü yayınladı. (Reuters)
TT

Rusya ve Ukrayna’dan esir takası adımı

Moskova, esir takası kapsamında Kiev tarafından 10 Nisan’da serbest bırakılan Rus mahkumların görüntüsünü yayınladı. (Reuters)
Moskova, esir takası kapsamında Kiev tarafından 10 Nisan’da serbest bırakılan Rus mahkumların görüntüsünü yayınladı. (Reuters)

Rusya ve Ukrayna, 10 Nisan’da 100 Ukraynalı karşılığında 106 Rus savaş esirini serbest bırakarak büyük bir esir takas faaliyeti yürüttüklerini duyururken CNN’in Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e yakın kaynaklardan aktardığına göre Kiev, gizli ABD belgelerinin sızdırılması zemininde övündüğü karşı saldırı öncesinde bazı askeri planlarını değiştirdi.
Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak, Telegram’da yaptığı bir paylaşımda serbest bırakılan Ukraynalılar arasında savaşın ilk aylarında Rusya tarafından ele geçirilen Mariupol şehrinin ve Azovstal çelik fabrikasının savunucularının da bulunduğunu söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı da tutukluların müzakere sürecinin ardından serbest bırakıldığını bildirdi. Aynı şekilde Rusya ve Ukrayna, Şubat 2022’de savaşın başlamasından bu yana iki taraf arasında nadir bir doğrudan temas örneği olarak, birkaç kez esir takası gerçekleştirdi.
Diğer yandan Ukraynalı yetkililer, gizli ABD belgelerinin sızdırılması ışığında karşı saldırı planlarında değişiklikler yaptıklarını bildirdi. Yetkililer, sızan belgelerin sahte bilgiler içerdiğini ve Rusya tarafından yürütülen bir dezenformasyon kampanyası gibi göründüğünü aktardılar. Ukrayna Devlet Başkanlığı danışmanlarından Mykhailo Podolyak da CNN’in haberine ilişkin bir soruya yanıt olarak Ukrayna’nın stratejik planlarının değişmediğini ancak en doğru taktik planların her zaman değişebileceğini dile getirdi. Reuters’a yaptığı açıklamada da şunları söyledi:
“Stratejik görevler var. Bunlar değişmez. Ancak operasyonel ve taktik senaryolar sürekli olarak revize edilmektedir. Bu durum, savaş alanındaki durumun, kaynakların mevcudiyetinin, düşman kaynakları hakkındaki istihbarat bilgilerinin değerlendirilmesine dayanır.”
Podolyak ayrıca şu an yapım aşamasında olduğu için yeniden değerlendirmenin mümkün olmadığını ifade etti.
Ukrayna Güvenlik ve Savunma Konseyi Sekreteri Oleksiy Danilov da yaptığı açıklamada “Planlarımız üzerinde çalışıyoruz. Konuyla ilgisi olmayanların görüşü bizim için önemli değil. Bilgi sahibi olanların çemberi çok kısıtlı” dedi.

Ayrılıkçı lider, Bahmut’u ziyaret etti
Şarku’l Avsat’ın elde ettiği bilgilere göre Donetsk bölgesindeki Rus yanlısı ayrılıkçıların lideri Denis Puşilin, Ukrayna’nın doğusunda aylardır çatışmaların yoğunlaştığı Bahmut şehrinin merkezini ziyaret etti. Puşilin, Telegram üzerinden yayınladığı bir videoda, Bahmut’un merkezinde Özgürlük Meydanı gibi görünen moloz kaplı bir meydanın ortasında askeri üniformasıyla göründü. Yaptığı açıklamada ise “İşte Artyomovsk (Bahmut’un Rusça adı), Wagner tarafından kurtarılıyor” dedi.
Ukrayna kuvvetleri, şehir merkezinin bazı kısımlarını kaybetti. Savaş öncesi nüfusu 70 bin olan Bahmut şehri, savaşın uzunluğu ve her iki tarafın da verdiği ağır kayıplar nedeniyle Ruslar ve Ukraynalılar arasında endüstriyel Donbas bölgesinin kontrolü için verilen mücadelenin simgesi haline geldi.
Rus kuvvetleri son aylarda, Bahmut’un kuzeyine ve güneyine doğru ilerlerken, Ukrayna’ya ait birçok ikmal yolunu kesti ve doğu kısmının kontrolünü ele geçirdi. Aynı şekilde son günlerde şehir merkezinde ilerliyor gibi görünürken, bu durum ise Ukrayna’nın yakın bir zamanda geri çekileceği yönündeki spekülasyonları bir kez daha alevlendirdi.

Wagner’in gönüllülere ihtiyacı var
10 Nisan’da özel Rus Wagner Grubu açık bir mektupla, Ukrayna’daki savaş bölgesine konuşlandırılacak 21 ila 60 yaşları arasındaki gönüllülere ihtiyacı olduğunu duyurdu. Grup, askerlik hizmetinin ön koşul olmadığını söyledi. Wagner’in lideri Yevgeniy Prigojin, gruba bağlı ‘asker alım biriminden’ gelen ve telefon numaralarını da içeren bir mektubun doğru olduğunu açıkladı. Aktarılana göre kayıt yaptıranlar ayda 240 bin ruble (2 bin 939 dolar) alacaklar. Wagner ayrıca başarı için ödüllendirme sözü verdi. Wagner’in ödediği ücretlerin, Rusya Savunma Bakanlığı’nın teklif ettiği 195 bin ruble tutarından çok daha yüksek olması dikkat çekiyor. Zira Bakanlık, ayda 243 bin rubleye kadar liderlik pozisyonları için ödeme yapıyor. Örneğin Wagner güçleri, son zamanlarda Bahmut savaşında çok sayıda savaşçı kaybetti ve bu nedenle yeni personel toplamaya şiddetle ihtiyaç duyuyor. Prigojin, geçtiğimiz günlerde ordu genelinde işe alım merkezleri kuracağını duyurmuştu.
Diğer yandan Kiev’deki Genelkurmay Başkanlığı, Ukrayna ordusunun pazar gününden bu yana 60 Rus saldırısına karşılık verdiğini ve 6 İHA düşürdüğünü açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı dün yaptığı açıklamada, düşmanın doğudaki Donetsk bölgesinde daha aktif olduğunu söyledi. Aktarılana göre güneydeki Herson şehri de ağır topçu bombardımanına maruz kaldı.
Şehrin, halen savaş eylemlerinin ana odağı olduğunu belirtildi. Ukrayna Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Oleksandr Syrsky, Rusya’yı Suriye’de yaptığı gibi burada da ‘yanmış toprak manevrası’ yapmakla suçladı. “Binalar ve alanlar hava saldırıları ve topçu ateşi ile yok ediliyor” diyen Syrsky, durumun zor ama kontrol altında olduğunu vurguladı. Aynı şekilde Ukrayna kuvvetlerinin Bahmut’taki Rus saldırısına ‘cesurca’ karşılık verdiğini ve Wagner grubunun birimlerini zayıflatmayı başardığını açıkladı.

‘Yanmış toprak’
Aynı şekilde Oleksandr Syrsky de 10 Nisan’da yaptığı açıklamada Rus kuvvetlerinin Bahmut şehrinde ‘yanmış toprak’ yöntemine başvurarak, hava saldırıları ve topçularla bina ve alanları kasten yok ettiğini söyledi. Syrsky, “Düşman, yüzünü Suriye’de kullanılan yanmış toprak taktiklerine çevirdi. Hava saldırıları ve topçu ateşi ile binaları ve alanları yok ediyor” diyerek Ukrayna’nın Bahmut şehrini savunmaya devam ettiklerini duyurdu. Ukrayna Askeri Bilgi Merkezi tarafından aktarılana göre Syrsky, “Durum zor, ancak kontrol edilebilir” ifadesini kullandı. Rus özel askeri Wagner grubunun, Rus kuvvetlerinin şehre saldırılarına yardımcı olmak için özel kuvvetler ve havadan saldırı birlikleri gönderdiğini de açıkladı.
Diğer yandan İngiltere Savunma Bakanlığı, 10 Nisan’da Twitter üzerinden yaptığı açıklamada Rusya’nın ‘küçük kazanımlar elde etmek’ için Mar’inka ve Avdiyivka kasabaları da dahil olmak üzere Donetsk bölgesindeki kaynaklarına ve takviyesine öncelik vermeye devam ettiğini söyledi. Geçen hafta Rusya, Donetsk şehrinin yaklaşık 20 km güneybatısındaki Mar’inka kasabası çevresindeki saldırılarını büyük ölçekte artırdı. Aktarılana göre kasaba, 2014’ten beri bir savaş veriyor ve ‘büyük ölçüde’ yok edildi. Kasaba, Donetsk’e girişleri ve ana otoyol H15’i kontrol ettiği için önemli bir ulaşım merkezi olarak kabul biliniyor. Donetsk, Moskova destekli ayrılıkçılar tarafından bağımsız bir halk cumhuriyeti ilan edilen aynı adlı bölgenin en büyük şehri. Ayrıca Moskova, uluslararası hukuku hiçe sayarak bölgeye el koydu.
İngiltere Savunma Bakanlığı, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana günlük raporlar yayınlıyor. Moskova, Londra’yı bir dezenformasyon kampanyası yürütmekle suçluyor. Ancak rapor, İngiliz hükümetinin Rus anlatılarına karşı koymasının bir yolu olarak görülüyor.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.