Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki askeri denge

Sudan ordusu 100, Hızlı Destek Kuvvetleri ise 10 yaşında

Hartum'un kuzeybatısındaki Abrak köyündeki HDK’ya ait askeri araçlar, Haziran 2019 (Getty Images)
Hartum'un kuzeybatısındaki Abrak köyündeki HDK’ya ait askeri araçlar, Haziran 2019 (Getty Images)
TT

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki askeri denge

Hartum'un kuzeybatısındaki Abrak köyündeki HDK’ya ait askeri araçlar, Haziran 2019 (Getty Images)
Hartum'un kuzeybatısındaki Abrak köyündeki HDK’ya ait askeri araçlar, Haziran 2019 (Getty Images)

Sudan ordusu yaklaşık 100 yaşında. Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ise 2013 yılında Sudan’ın eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in yönetimi sırasında ortaya çıktı. Ancak geçici Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalo (Hamideti) tarafından yönetilen HDK, birkaç yıl içinde o kadar hızlı büyüdü ki, bazıları tarafından Sudan Silahlı Kuvvetleri için paralel bir ordu olarak görülmeye başladı. Ne Sudan ordusunun ne de HDK’nın asker sayısı ve teçhizat kimse tarafından tam olarak bilmiyor. Buna karşın HDK'nın hava kuvvetlerinin olmadığı biliniyor. Yani mevcut çatışmadaki ilk hamlesiydi. Ordu, HDK ile arasında silahlı bir çatışma çıkması durumunda HDK’nın Sudan Hava Kuvvetleri üslerini vurmasını önlemek için Sudan'ın kuzeyindeki Meroe kentindeki hava üssünü kuşatma altına aldı.
Bazı askeri uzmanlar, ordu ile HDK arasında dün başkent Hartum ve bazı şehirlerde çıkan çatışmada, çatışma şehirlerin içinde yaşandığından kara gücü dengesinin belirleyici olacağını düşünüyorlar. Ayrıca silah ve teçhizat açısından ordunun daha güçlü bir konumda olabileceğine işaret ediyorlar. Her ne kadar eski Devlet Başkanı Ömer el-Beşir'in destekçisi olan siyasal İslamcıların ordu içindeki hakimiyetinden bahsedilse de ordu içindeki farklı akımlar ve bağlılıkların aksine HDK, komutanı Hamideti'ye güçlü bir şekilde ve doğrudan bağlı bir yapı ve bu özelliğiyle ön plana çıkıyor.

Askeri Sanayileşme Teşkilatı
Ordu, çeşitli büyüklükteki mühimmat, zırhlı araç ve füze rampaları ve hatta uçaklar da dahil olmak üzere askeri ihtiyaçlarının çoğunu Askeri Sanayileşme Teşkilatı aracılığıyla üretiyor. Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Sudan Silahlı Kuvvetleri’nin artık savaş ve casus uçağı ürettiği açıkladı. Sudan ordusu envanterinde çoğunlukla T54'ten 72T modellerine kadar roketatarlar, Rus yapımı tanklar, BTR 50 ve BTR 60 zırhlı araçlar, diğer zırhlı araçlar, Rus yapımı havadan havaya füzeler, binlerce ağır topçu parçası ve füze rampasının yanı sıra MiG ve Suhoy savaş uçakları ile çok sayıda helikopter yer alıyor. Sudan ordusunun 100 ila 150 bin personeli olduğu düşünülüyor. Buna karşın Sudan ordusu, 2023 yılı Küresel Ateş Gücü raporuna göre dünya orduları arasında 73. sıradan 75. sıraya, Afrika orduları arasında ise 10. sıraya geriledi.
Ordu ile HDK arasındaki ilişkiler, dün (cumartesi) Hartum’da patlak veren yoğun silahlı şiddetli çatışmalar, daha önce eşi benzeri görülmemiş bir gerilim düzeyine ulaşırken, iki taraf arasındaki güç karşılaştırmalarına dikkati çekti. Uluslararası kuruluşların yayınladığı raporlara göre Sudan'daki askeri personel sayısı 205 bin civarında. Bunlardan 100 bini aktif, 50 bini yedek kuvvetken 55 bini ise paramiliter güç olarak görev yapıyor. Sudan Hava Kuvvetleri, dünyanın en büyük hava kuvvetleri arasında 47. sırada yer alıyor. Al-Arabiya haber sitesine göre Sudan Hava Kuvvetleri, 45'i savaş uçağı, 37'si taarruz uçağı, 25'i sabit kanatlı askeri kargo uçağı, 12'si eğitim uçağı olmak üzere toplam 191 uçağa sahipken Sudan Kara Kuvvetleri, 170 tanklar dünyada 69. sırada, 6 bin 967 askeri araçla dünyada 77. Sırada, 20 motorlu topçudan oluşan bir kuvvetle de dünyada 63. Sırada, 389 obüsle 29. Sırada ve 40 roketatarla 54. sırada yer alıyor.

1989'dan sonra ordu
ABD merkezli askeri güç verilerini toplayan internet sitesi Global Firepower’a göre Sudan ordusunun ayrıca bir askeri filosu var. Ancak bu filonun şu anki şehir savaşlarını etkilemesi beklenmiyor. Filo, 18 deniz birliğiyle dünyada 66. sırada yer alırken savunma bütçesinin 287 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 2021 yılındaki verilere göre Sudan ordusu, Afrika Boynuzu'ndaki en güçlü ve en büyük ordulardan biri.
Modern Sudan ordusunun kuruluşu, İngiliz işgal ordusunun komutasındaki ‘Sudan Savunma Kuvvetleri’ olarak bilinen askeri birliğe kadar uzanıyor. Ülkenin 1956'da bağımsızlığını kazanmasından sonra ‘Sudan Ordusu’ adı altında bir piyade tümeni, bir deniz tümeni ve bir hava tümeninden oluşan ulusal ordu kuruldu. Sudan ordusu, Sudan’ın güneyinde, Mavi Nil ve Güney Kordofan bölgelerinde isyancı güçlere karşı uzun savaşlar verdi. Çetelerle savaşlarda deneyim kazandı. Ancak 1989 yılında siyasal İslamcıların iktidara gelişiyle ‘orduyu İslamcılaştırma’ ve savaşları siyasi savaşlardan cihat savaşlarına dönüştürme girişimlerinin ardından ordu büyük sarsıntılara uğradı. Sonuç olarak ordu, büyük uzmanlığa ve zengin deneyime sahip çok sayıda komutanını mahkemeler, idamlar ve kamu hizmetine sevkler sonrasında kaybetti ve yerlerine siyasal İslamcılar geldi.

HDK güçlü modern bir askeri yapıdır
Sudan ordusundan daha genç olan HDK’ya gelince analistler, HDK’daki unsur sayısının yaklaşık 100 bin olduğunu tahmin ediyor. Ülke geneline yayılmış çok sayıda üssü olan HDK’nın Hartum ve diğer şehirlerde askeri karargâhları ve kışlaları bulunuyor. Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Teşkilatı karargahını ve Ömer el-Beşir'in başkanlık ettiği feshedilmiş Ulusal Kongre Parti Genel Merkez binasını ele geçiren HDK, Darfur bölgesinde ve Sudan'ın çoğu eyaletinin yanı sıra komşu Afrika ülkeleriyle olan sınır bölgelerinde de konuşlu durumda.
HDK’nın sahip olduğu silah ve teçhizat türü tam olarak bilinmemekle birlikte, zaman zaman düzenledikleri askeri operasyonlarda hafif zırhlı araçlara ve çok sayıda silahla donatılmış Land Cruiser kamyonetlerin yanı sıra farklı türde ağır ve hafif silahlara sahip olduğu görülüyor. HDK daha önce hakkında çıkan casusluk sistemlerine ve gelişmiş insansız hava araçlarına (İHA) sahip olduğu yönündeki iddiaları yalanlayarak isim vermeden bazı tarafları ‘imajını bozmaya çalışmakla’ suçladı.
HDK, bağımsız hareket etse de Sudan ordusunun bir parçası. Ancak bu durum ordu ile arasındaki mevcut çatışmaya katkıda bulundu. 2019 yılının temmuz ayında HDK yasasında bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklikle HDK’nın Silahlı Kuvvetler Kanunu hükümlerine bağlılığını ortadan kaldıran bir madde çıkarıldı. Böylece HDK’nın ordudan bağımsızlığı güçlendi. HDK, 2017 yılında Ulusal Meclis tarafından onaylanan bir yasa kapsamında faaliyet gösterdiğine dikkati çekerek kendisini, ‘ulusal bir askeri güç’ olarak tanımlıyor.

Bağımsız mali kaynaklar
HDK'nın bağımsızlığını güçlendiren bir diğer faktör ise kendi maddi kaynaklarına sahip olması. Carnegie Endowment Uluslararası Barış Vakfı'na göre HDK’nın rolünün ve etkisinin artmasıyla birlikte, birkaç altın madenini kontrol ettiğine ve Hamideti'ye bağlı el-Junaid şirketi tarafından yönetildiğine dair raporlar vardır. Buna bir de Darfur ve Kordofan'daki mayınlı bölgelerin korunması ekleniyor.
HDK, güney Kordofan bölgesindeki diğer madenlerin yanı sıra 2017 yılından beri Sudan'ın kuzeyinde Darfur Vilayeti Cebel Amir bölgesinde bir altın madenini de kontrol ediyor. Carnegie Endowment Uluslararası Barış Vakfı'nın analizine göre tüm bunlar HDK için önemli birer finansman kaynağı ve bu kaynaklar sayesinde Sudan’da geniş kapsamlı bir nüfuza sahip maddi ve askeri bir güç haline geldi. Reuters’ın bir araştırma haberine göre eski Devlet Başkanı Beşir, 2018 yılında HDK’ya madencilik hakları verdi.
HDK, çatışmanın merkezinde, Meroe’deki askeri hava üssü yakınlarında ‘Fitne’ adlı bir bölgede kamp kurdu. Sudan ordusu ise bunu unsurlarına karşı doğrudan bir tehdit olarak görüyor. Kökleri ülkede devam eden siyasi süreçle ilgili anlaşmazlığa kadar uzanan ordu ile HDK arasındaki gerilimi körükleyen de HDK’nın bu adımı oldu.
HDK, ihanet ihtimaliyle mevzilerinin ve unsurlarının ordu tarafından hedef alınabileceğini ön gördüğü savaş uçaklarının bulunduğu hava üssü yakınlarındaki Fitne bölgesine askeri yığınak yaptı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.