Sudan’daki çatışmada Rusya’nın rolü ne?

Putin Sudan’ı ele geçirmek için Wagner aracılığıyla Hızlı Destek Kuvvetleri’ni destekliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Burhan ile 23 Ekim 2019’de Karadeniz'deki Soçi tatil beldesinde bir araya gelmişti (AP
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Burhan ile 23 Ekim 2019’de Karadeniz'deki Soçi tatil beldesinde bir araya gelmişti (AP
TT

Sudan’daki çatışmada Rusya’nın rolü ne?

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Burhan ile 23 Ekim 2019’de Karadeniz'deki Soçi tatil beldesinde bir araya gelmişti (AP
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Burhan ile 23 Ekim 2019’de Karadeniz'deki Soçi tatil beldesinde bir araya gelmişti (AP

Sudan'da onlarca sivil ve askerinin hayatını kaybettiği çatışma ikinci haftasına girerken, Londra merkezli The Telegraph gazetesi, Sudan’daki durumun son yıllarda Afrika ve Orta Doğu'daki diğer çatışmalardan çok da farklı olmadığına, burada da ‘Rus sorun üreticilerinin bulunduğuna’ dikkati çekiyor.
Gazete, çatışma taraflarından birinin, Cancavid milislerinden oluşan bir paramiliter gruba liderlik eden Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) komutanı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) olduğuna değindi. Ömer el-Beşir iktidarı altında gerçekleşen Darfur soykırımın yürütülmesine yardımcı olan Cancavid milislerinin kendilerini eğitip ekipman sağladığı öne sürülen Rus Wagner güçleriyle yakından bağlantılı oldukları söylenmişti.
Sudan'ın devrik Devlet Başkanı Ömer el-Beşir, Putin ile bir araya gelmesinin ardından, 2017'de sendeleyen rejimini desteklemek için Rus paralı asker şirketi Wagner’in hizmetlerinden yararlandı. Putin ise söz konusu görüşmede Sudan’ı Rusya için ‘Afrika'nın anahtarı’ haline getirme sözü verdi. Port Sudan taraflarında Kızıldeniz’de bir Rus deniz üssünün kurulması, bunun Wagner tarafından desteklenmesi öngörülmüştü.
The Telegraph gazetesi, Wagner grubunun Sudan'a askeri kamyonlar, amfibi araçlar ve nakliye helikopterleri dahil olmak üzere büyük miktarlarda silah ve ekipman sağladığına dikkati çekti. Ancak Rus paralı askerleri, 2019'da Beşir iktidarının devrilmesi ardından Sudan Genelkurmay Başkanı Abdulfettah Burhan ve Hamideti ile yeniden konum aldı. İkili, 2021'de Geçiş Konseyi’nin devrildiği darbeye öncülük etti. Rus paralı askerlerinin Hamideti'yi daha çok destekledikleri ve ona yakın davrandıkları söyleniyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Wagner, Hamideti’nin de desteğiyle Meroe Gold altın arama şirketini işletmeye devam ediyor. Bu yöndeki haberlerde ülke dışına büyük miktarlarda altın kaçırıldığı, Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in bu şekilde kasasını doldururken  Sudan, ihtiyaç duyduğu gelirlerden mahrum kalıyor. Putin için bu, Batı yaptırımlarından kurtulma çabalarında yardımcı olacak ve Ukrayna'daki işgal girişimini finanse etesini sağlayacak.

Bölgede devam eden çatışmaya etkisi ne?
Rusya tarafından desteklenen HDK, genel olarak Kuzey Afrika'daki çatışmaları yönlendirmek için Moskova tarafından bir araç olarak kullanılabilir.
Örneğin Mısır Devlet Başkanı Abdulfettah es-Sisi, Hartum'da istikrarlı bir iktidarın Mısır’ın hayati çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor. HDK’nin geçtiğimiz cumartesi günü, ortak tatbikatlar yapmak amacıyla Sudan'da bulunan Mısır güçlerini alıkoyması karşısında Hamideti, bu askerlerin sağ salim vatanlarına dönecekleri yönünde güvence vermiş olsa da doğal olarak Kahire, HDK’ye şüpheyle yaklaşacak. Ayrıca Kahire, bu çatışmanın Etiyopya’nın Nahda (Hedasi) Barajı projesi üzerindeki potansiyel etkisinden de endişe ediyor. Zirâ Mısır, barajın Nil Nehri’ndeki su payı üzerindeki etkisi hususunda ortak fikirde olduğu Hartum'un desteğine ihtiyaç duyuyor.
Bununla birlikte, Çad, Eritre ve Güney Sudan, iç çatışmalarını şiddetlendirebilecek bir mülteci akını ile karşı karşıya kalabilir. Sudan'daki bir iktidar boşluğu, bölgedeki radikal örgütleri bu durumdan yararlanmaya itebilir. Usame bin Ladin, 1991 ile 1996 yılları arasında Sudan'da yaşamıştı.
The Telegraph gazetesine göre Vladimir Putin, hem Sudan ve Kuzey Afrika, hem de dünya için kötü sonuçlara yol açabilecek bir şiddet dalgasının ortaya çıkmasına kasten veya kazara yardımcı olmuş oldu. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik başarısız işgali, Wagner’e Afrika’da güç verdi. Moskova, kıta ülkelerini yağmalamak ve bulunduğu her yerde huzursuzluk çıkarmak için Wagner grubunu kullanıyor. Batı'nın sert yaptırımları nedeniyle Putin'in savaşını destekleyecek maddi kaynağa ihtiyacının olması, ödenen bedel ve sonuçları ne olursa olsun Rus devletinin bu tür hukuk dışı eylemlere başvurmasını bir zorunluluk haline getirdi.
Gazete, Sudan'ın Rus nüfuzu altında çöken ilk Afrika ülkesi olabileceği sonucuna varıyor. Rus paralı askerlerinin Orta Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Libya ve Mali'deki mevcut çatışmaları pekiştirme, otoriter rejimleri destekleme, demokrasi çabalarını bastırma, doğal kaynakları sömürme ve Batı etkisini ortadan kaldırma çabalarının gelecekte kontrol altına alınması kolay olmayacak.



Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
TT

Gazze Şeridi’ndeki direnişçi gruplar, ‘silahsızlanma’ planında değişiklik talep edilmesinin ardından yoğun saldırı bekliyor

Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)
Gazze’deki Aziz Porphyrius Kilisesi’nde düzenlenen ayine katılan Filistinli bir Hristiyan, 5 Nisan 2026 (DPA)

Gazze Şeridi’ndeki büyük Filistinli gruplardan çeşitli kaynaklar, İsrail’in Gazze Şeridi içindeki saldırılarını yoğunlaştırmasının beklendiğini belirtti. Bu beklentinin, Barış Konseyi planında yer alan silahsızlanma maddelerinde değişiklik yapılması talebinin ardından ortaya çıktığı ifade edildi.

Hamas’a bağlı üç kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sahada İsrail’in daha geniş çaplı bir askeri gerilime hazırlandığına dair göstergeler bulunduğunu belirtti. Kaynaklar, bu olası gerilimin polis ve güvenlik noktalarının hedef alınmasının, silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların ve suikastların ötesine geçebileceğini dile getirdi.

Hamas’ın silahsızlandırılması, Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov tarafından sunulan planın en önemli maddeleri arasında yer alıyor. Söz konusu plan, Mladenov tarafından mart ayı sonunda Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde açıklanmıştı. Uluslararası ve bölgesel medyada yayımlanan maddelere göre plan, Filistinli hareketin tünel ağını imha etmesini ve sekiz ay içinde aşamalı olarak silah bırakmasını öngörüyor. Plan ayrıca, ‘Gazze Şeridi’nin silahlardan tamamen arındığının nihai olarak doğrulanması’ sonrasında İsrail güçlerinin tamamen çekilmesini içeriyor.

 Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)Hamas ve İslami Cihad Hareketi’ne bağlı silahlı güçler Gazze’de konuşlandırıldı. (AFP)

Son günlerde İsrail’in tırmanışı, polis güçlerine bağlı güvenlik unsurları ile sahadaki silahlı grup üyelerine yönelik saldırıların yoğunlaştırılmasıyla daha da arttı. Kaynaklara göre Hamas’a bağlı hükümet kurumlarındaki güvenlik personeline ve grupların askeri kanatlarına mensup silahlı unsurlara, alarm seviyesini en üst düzeye çıkarmaları yönünde talimat verildi. Aynı talimatlarda, tekrar eden hedef alınma girişimlerini önlemek amacıyla mümkün olan tüm güvenlik önlemlerinin alınması istendi.

Planda yapılan değişiklikler

Geçtiğimiz hafta Hamas heyeti, Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından, iki gün önce Gazze Şeridi’ndeki gruplar adına ‘silahsızlanma planı’ önerisine yanıtını sundu. Kaynaklara göre, Nikolay Mladenov ile yapılan görüşmede iletilen yanıtta, ‘ikinci aşamaya geçilmeden önce İsrail’in ilk aşamadaki tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini zorunlu kılacak değişikliklerin yapılması’ gerektiği vurgulandı.

Hamas kaynaklarına göre, İsrail’in söz konusu değişiklik talebini ‘hareketin silah bırakmayı reddettiği’ gerekçesiyle önümüzdeki dönemde saldırılarını artırmak için bir bahane olarak kullanabileceği değerlendiriliyor. Kaynaklardan biri, Hamas’ın ve diğer grupların planı farklı çerçeveler içinde incelemeyi sürdürdüğünü kaydetti.

İslami Cihad Hareketi’nden bir kaynak ise Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, özellikle İran ile bağlantılı gelişmelerin ardından İsrail’de tırmanış ihtimalinin artmasıyla birlikte, sahadaki savaşçılara izlerinin sürülmesini ve hedef alınmalarını önlemek amacıyla tüm gerekli güvenlik tedbirlerini almaları yönünde kesin talimatlar verildiğini ifade etti.

Öte yandan İsrail, cumartesiyi pazara bağlayan gece yarısı, Gazze kentinin doğusundaki Şeva Meydanı bölgesinde, özel İsrail birliklerinin ya da silahlı grupların sızmasını önlemek amacıyla kurulan bir kontrol noktasında bulunan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensubu dört silahlı kişiyi öldürdü.

Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)Bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Hamas’a bağlı bir polis mensubu dün, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı girişinde aracının İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınması sonucu hayatını kaybetti. Aynı gün, Han Yunus’un güneyindeki ‘sarı hat’ olarak bilinen bölgede bir genç de İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu öldürüldü.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, hedef alınan aracın Kassam Tugayları’na bağlı bir üyeye ait olduğunu, aracı kullanan kişinin ise daha önce önde gelen isimlerden birinin korumalığını yapmış polis memuru olduğunu belirtti.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre İsrail, 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana 718’den fazla Filistinliyi öldürdü.

Erdoğan ile görüşme

Bu arada Hamas dün yaptığı açıklamada, üst düzey bir heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul’da bir araya geldiğini duyurdu. Görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler, ateşkes anlaşmasının kalıcı hale getirilmesi ve Kudüs’teki son durum ele alındı.

Hareketten yapılan açıklamaya göre, Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed Derviş başkanlığındaki heyette Halid Meşal, Halil el-Hayye ve Zahir Cebbarin yer aldı. Cumartesi günü gerçekleşen görüşmede, Gazze Şeridi’ndeki gelişmeler ele alındı. Açıklamada ayrıca, ateşkes anlaşmasının uygulanmasının güvence altına alınması, insani yardımların bölgeye ulaştırılması ve halkın temel ihtiyaçlarının karşılanmasının önemine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Kudüs’teki durumun, özellikle de Mescid-i Aksa çevresindeki gelişmelerin ciddiyetine dikkat çekilerek, ‘ihlaller’ olarak nitelendirilen uygulamaların sonuçlarına karşı uyarıda bulunuldu. Ayrıca, esirlere yönelik idam cezasını içeren yasa tasarısına da karşı çıkılarak, bunun uluslararası hukuka aykırı olduğu ifade edildi.

Heyetin, Türkiye’nin Filistin davasına verdiği destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdiği ve Erdoğan’ın bu konudaki çabalarını takdir ettiği aktarıldı. Açıklamaya göre Erdoğan da Türkiye’nin Filistin halkının haklarına verdiği desteğin süreceğini ve bu konudaki tutumunun değişmeyeceğini vurguladı.


Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
TT

Masnaa Sınır Kapısı, ABD'nin Lübnan'a verdiği garantileri test ediyor

İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)
İsrail'in bombalamakla tehdit ettiği Suriye sınırındaki Masnaa Sınır Kapısı çevresinde Lübnan Genel Güvenlik Teşkilatı mensupları (EPA)

Lübnan, İsrail'in altyapısına karşı düzenlediği bombardımanın ardından kendisine güvence veren ABD'ye yardım çağrısında bulundu. Bu çağrı, Tel Aviv'in Lübnan'ı Suriye'ye Cedide Yabus üzerinden bağlayan Bekaa'daki (doğu) el-Müsnefer Sınır Kapısı’nı hedef almaması için yapılırken, bu gelişme, İsrail'in sınır kapısını bombalamakla tehdit edip tahliye edilmesini talep etmesinin ardından yaşandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan'ın İsrail'in tehdidini ciddiye aldığını ve bunun endişe verici olduğunu açıkladığını söylediler. Bu durum, Cumhurbaşkanı General Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Selam tarafından yürütülen ve sabaha kadar süren Washington ile temasların yoğunlaştırılmasına neden oldu. Sile tatili için Washington'da bulunan ABD'nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa da temaslarda yer aldı. Avn ve Selam, İsa'dan ülkesinin İsrail nezdinde müdahale ederek uyarıyı geri çekmesini talep etti.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Avn, İsrail ile doğrudan müzakere çağrısını yineledi. Avn, “Müzakere taviz vermek değildir, diplomasi de teslim olmak değildir” diyerek, iç barışın ‘kırmızı çizgi’ olduğunu vurguladı.


UNIFIL: Hizbullah ve İsrail'in mevzilerimizin yakınındaki saldırıları "şiddetli bir karşılık doğurabilir"

Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nden bir asker (UNIFIL)
Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nden bir asker (UNIFIL)
TT

UNIFIL: Hizbullah ve İsrail'in mevzilerimizin yakınındaki saldırıları "şiddetli bir karşılık doğurabilir"

Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nden bir asker (UNIFIL)
Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nden bir asker (UNIFIL)

Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü (UNIFIL), dün Hizbullah ve İsrail'in kendi mevzilerinin yakınlarında gerçekleştirdiği saldırılar konusunda "ciddi endişe" duyduğunu ifade ederek, bu saldırıların "şiddetli bir karşılık doğurabileceğini" belirtti ve her iki tarafa da "silahlarını bırakmaları" çağrısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Güç sözcüsü Candice Ardell yaptığı açıklamada, "Hem Hizbullah savaşçıları hem de İsrail askerleri tarafından mevzilerimizin yakınında gerçekleştirilen ve bir karşılık verilmesine yol açabilecek saldırılardan derin endişe duyuyoruz" dedi.

"Sahadaki tüm aktörlere, Birleşmiş Milletler personelinin güvenliğini sağlamakla yükümlü olduklarını hatırlatıyoruz," diyerek, "Silahlarını bırakmalarını ve ateşkes için ciddi bir şekilde çalışmalarını rica ediyoruz, çünkü bu çatışmanın askeri bir çözümü yoktur ve uzaması her iki taraf için de daha fazla ölüm ve yıkıma yol açacaktır" ifadelerini kullandı.