Kahire'nin tarihi El Muiz Caddesi, Ramazan'da binlerce ziyaretçinin ilgi odağı

Ziyaretçiler, geleneksel giysilerle fotoğraflar çektiriyor.

Muhammed Ali'nin sebilindeki işlemeler, ziyaretçilerin ilgi odağı. (Şarku’l Avsat)
Muhammed Ali'nin sebilindeki işlemeler, ziyaretçilerin ilgi odağı. (Şarku’l Avsat)
TT

Kahire'nin tarihi El Muiz Caddesi, Ramazan'da binlerce ziyaretçinin ilgi odağı

Muhammed Ali'nin sebilindeki işlemeler, ziyaretçilerin ilgi odağı. (Şarku’l Avsat)
Muhammed Ali'nin sebilindeki işlemeler, ziyaretçilerin ilgi odağı. (Şarku’l Avsat)

Tarihi Kahire'nin merkezindeki El-Muiz Lidinillah el-Fatimi Caddesi, yeni yüzyıl başlamadan önce kimsenin ilgi göstermediği, kapalı ve bakımsız antikaların bulunduğu diğer caddeler gibiydi. Bu cadde sadece El-Cemaliyye ve Bab el Şeriyye ile El-Ezher ve El-Hüseyin üniversitelerine gidenler ve buralarda okuyanlar tarafından ziyaret edilirdi. Ancak son yıllarda, özellikle çok sayıda eski eserin geliştirilip restore edilmesinden sonra cadde, özellikle mübarek Ramazan Ayı’nda İslami eser severlerin gözdesi haline geldi. Bu yenilik, devasa bir restorasyon projesi ile yeni yüzyıl başında eşsiz İslami eserler açısından zengin bir açık müze oluşturmak için yapıldı.

Aydınlatmalar, İslam eserlerine farklı bir hava katıyor. (Şarku’l Avsat)
Şarku’l Avsat, Ramazan geceleri caddede gözle görülür bir kalabalık gözlemledi. Her gece binlerce kişi sıcak atmosferinin tadını çıkarmak için oraya gidiyor ve renkli lambaların büyülü bir atmosfer verdiği eski binalarla hatıra fotoğrafı çektiriyor. Geleneksel kostümlerle yapılan fotoğraf çekimleri de ziyaretçilerinin çoğunun ilgisini çekiyor.
Dini ilahilerin yer aldığı Sema Festival’inin yanı sıra geleneksel organizasyonlara da ev sahipliği yapan Muiz Caddesi Tiyatrosu’nda şenlik havası yaratmaya çalışan amatör müzisyenler de bulunuyor.

Han el-Halili Bölgesi, El Hüseyin Meydanı'nı Muiz Caddesi ile birleştiriyor. (Şarku’l Avsat)
Güneydeki Bab Züveyle’den kuzeydeki Bab el-Futuh’a uzanan tarihi Muiz Caddesi, dokuz yüzyıl boyunca İslam mimarisinin estetiğini öne çıkaran 38 nadide eseri barındırıyor. Bu eserler Fatımi döneminden Osmanlı döneminin sonuna kadar olan süreçte verilmiş.
İslami eserler alanında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Rafet El Nebravi’nin açıklamasına göre Muiz Caddesi, dünyadaki en zengin İslami eserlerin bulunduğu bölgelerden. Nebravi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sokak iki eşsiz antik koleksiyon içeriyor: Sultan Kansu Gavri koleksiyonu ve Sultan Kalavun koleksiyonu. Aynı zamanda, kendine özgü çeşmeleri ve şimdiye kadar Allah'ın adının anıldığı ve Müslümanların kendine özgü İslami bir atmosfer ve notalar arasında beş farz namazı kıldıkları bir grup eski cami de burada yer alıyor.

Cadde, Ramazan gecelerinde büyük bir kalabalığa ev sahipliği yapıyor. (Şarku’l Avsat)
Nebravi, Muiz Caddesi'ndeki büyük kalabalığın nedenini, son yıllarda genel olarak Mısır vatandaşları ve özel olarak da gençler arasındaki antik farkındalığın artmasına bağladı. Nebravi, sokaktaki yoğun katılıma dikkat çekerek caddenin güney girişindeki Bab Züveyle’nin yanında bulunan sebillerden biri gibi hızlı bir şekilde restorasyon gerektiren eski eserleri ile ilgili Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı'na çağrıda bulundu. Satıcıların antik eserlere yönelik her türden  ihlalin önlenmesi ve caddenin, görsel ve antik kimliğini bozan tuk-tuk araçlarının burada kullanılmasının önüne geçilmesi için yerel makamların müdahale etmesini talep etti.
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, iki yıl önce tarihi caddenin aydınlatma sistemlerini kurmak amacıyla hazırlanan bir projeyi tamamladı. Estetik ve sanatsal boyutlarını vurgulamak için antik binaların cephelerine ve avlularına özel aydınlatmalar yerleştirildi.
Muiz Caddesi, bazıları sanatsal ve kültürel yaratıcılığın merkezi haline gelen çok sayıda benzersiz tarihi bina içeriyor. Bu binalar arasında Beyt es-Suhaymi (Suheymi'nin Evi), Memlük İslami tarzında cami, okul ve kubbe içeren Sultan Kalavun koleksiyonu, tarihi Kahire’nin kapılarının en ünlülerinden  Bab el Futuh, el Hakim Biemrillah Camii, Sultan el-Müeyyed Camii ve el Akmer Camii gibi büyük bir tarihi cami koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.
Caddenin kuzey kısmı (Ezher Caddesi: Bab el-Futuh) ziyaretçi çekmede aslan payına sahip. Geleneksel kostümlerle fotoğraf çekilen birçok turistik kafe, çarşı ve dükkan var. Şarku’l Avsat’ın gözlemlerine göre burada Müeyyed Cami ve Muhammed Ali Sebil’i bulunmasına rağmen Ezher Caddesi'nden Bab Züveyle’ye kadar uzanan güney kısmı ise aynı popülariteye sahip değil. Buradaki mağazalar kıyafet, kumaş ve şilte satışına odaklanıyor. Ayrıca motosiklet ve tuk-tuk trafiğinden de muzdaripler. Eski binalarından bazılarının da caddenin kuzeyindeki binalara benzer şekilde restorasyona ve dış aydınlatmaya ihtiyacı var.
Bab Züveyle, Tatarların lideri Hülagu'nun habercilerinin başlarının asıldığı ve üzerinde son Memluk sultanı Tuman Bay'ın da idam edildiği kapı olmasıyla ünlü. Bab el-Futuh ise 1087 yılında Cevher es-Sıkılli tarafından yaptırılmış ve Prens Bedr el-Cemali tarafından da yenilenmiş.



Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Beyrut güvenliğini yitiriyor... Bölge sakinleri gelecekte yaşanacaklardan duydukları korku altında şehri terk ediyor

Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)
Beyrut’un Tel el-Hayyat bölgesinde İsrail bombardımanının hedefi olan bir bina, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut artık sakinlerinin güvenlik arayışıyla sığındığı bir başkent olmaktan çıktı; kısa sürede korku ve endişenin hâkim olduğu bir şehre dönüştü. Dün düzenlenen ve farklı bölgeleri hedef alarak yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açan İsrail saldırısı, kent sakinlerini yeni ve ağır bir gerçekle karşı karşıya bıraktı. Şehirde kalmak artık doğal bir seçenek değil, risklerle dolu bir tercih olarak görülüyor. Kentten ayrılma imkânı olanlarla kalmak zorunda olanlar arasındaki fark giderek belirginleşirken, Beyrut’un güvenliğini adım adım kaybettiği bir tablo ortaya çıkıyor. Gücü yetenler ise daha istikrarlı bir sığınak arayışıyla Beyrut’tan ayrılmaya başlıyor.

Korkunun gölgesinde göç

Beyrut’u hedef alan bombardımanın ardından çok sayıda kişi kenti terk etme kararı aldı. Özellikle hedef alınan bölgelerin büyük ölçüde varlıklı kesimlerin yaşadığı yerler olması nedeniyle, bu kişiler Beyrut dışındaki yazlık evlere veya tatil konutlarına geçebildi. Ancak herkesin şehirden ayrılma imkânı bulunmuyor. Alternatif seçenekleri olmayanlar için kriz daha ağır hissediliyor. Özellikle Beyrut’a sığınan, burada ev kiralayan ya da geçici barınma merkezlerinde yaşayan yerinden edilmiş kişiler açısından durum daha da zorlaştı. Bu kesim için artık kaderine razı olmaktan başka bir seçenek kalmadığı ifade ediliyor.

‘Önce aile güvenliği’

Bu tablo, birçok ailenin kararlarını doğrudan etkiledi. Beyrut sakinlerinden Muhammed es-Seyyid, “Savaşın başından bu yana çeşitli nedenlerle evimde kalmaya özen gösteriyordum; en önemlisi de yokluğumuzda eve yabancıların girmesinden endişe etmemdi. Ancak bugün yaşananlarla birlikte Beyrut artık bizim için güvenli değil. Önceliğim ailemin güvenliği” dedi. Kuzeye taşınma kararı aldığını belirten es-Seyyid, “Bu nedenle gelişmelerin nasıl sonuçlanacağını görmek üzere kuzeyde sahip olduğum eve geçme kararı aldım” ifadesini kullandı.

Dün yaşanan korku ve panik anlarını yeniden yaşamak istemediklerini dile getiren es-Seyyid, “Durum kontrolden çıktı, elimizden bir şey gelmiyor; hayatta kalabilmek için tek çare ayrılmak” dedi. Güvenlik durumunun geçmiş dönemlerden farklı olduğuna dikkat çeken es-Seyyid, “Beyrut’taki güvenlik durumu tüm dönemlerden farklı. 1982’deki İsrail işgali sırasında bile başkent bugünkü gibi hedef alınmamıştı” değerlendirmesinde bulundu.

fvdb
Beyrut’un Ayn el-Mureyse bölgesinde saldırıya uğrayan bölgelerden birinde çalışan sivil savunma ekipleri, 8 Nisan 2026 (Reuters)

Beyrut dışında evi bulunmayan kent sakinlerinden Mahir ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: “Evimiz, dün bir binanın hedef alındığı Tel el-Hayyat’a yakın Verdun bölgesinde. Eşim ve üç çocuğumla birlikte unutulmaz korku anları yaşadık. Bunun üzerine, Beyrut’un doğusundaki Cuniye bölgesindeki akrabamın yanına geçtim. Buranın daha güvenli olmasını umuyoruz, ancak artık hiçbir yerin güvenli olmadığına dair kesin bir kanaat oluşmuş durumda.”

Yaşananların nedenine ilişkin değerlendirmede bulunan Mahir, “Gelinen noktada Hizbullah unsurlarının siviller arasında saklanmasının etkisi var; bunun sonuçlarını dikkate almıyorlar” ifadelerini kullandı. Güvenlik kaygılarının giderek arttığını vurgulayan Mahir, “İnsan artık kendi evinde ve şehrinde güvende hissetmiyor; çünkü aynı binada kimin yaşadığını bilmiyor… Tüm denetim çabalarına rağmen sahte kimliklerin kullanılması, durumu kontrol edilemez hale getiriyor” şeklinde konuştu.

Kırmızı çizgilerin çöküşü

Askeri uzman Riyad Kehuci, saha gözlemlerine dayanan değerlendirmesinde, “Kırmızı çizgiler ortadan kalktı; artık Beyrut’ta da başka yerlerde de güvenli hiçbir alan yok… Daha önce çeşitli kanallar aracılığıyla Lübnan yetkililerine, İsrail ordusunun Hizbullah unsurlarını ve liderlerini her yerde, bulundukları tüm Lübnan bölgelerinde takip edip hedef alacağını ilettim” ifadelerini kullandı. Dün yaşanan kanlı olayların her an tekrar edebileceği konusunda uyarıda bulunan Kehuci, “Tek kırmızı çizgiler Amerikalılar tarafından belirlenenler; yani Lübnan devletinin altyapısına yönelik saldırılardan kaçınılması” dedi.

ds
Beyrut’ta hedef alınan bir binanın enkazı altında kurbanları arama çalışmaları devam ediyor, 8 Nisan 2026. (AP)

Bu duruma yönelik açık bir tehdit ve işaret olarak, İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün düzenlenen 100 hava saldırısının ardından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Hizbullah, Dahiye’deki terör üslerini terk etti ve kuzey Beyrut ile kentin karışık bölgelerine yöneldi.” Adraee, örgüte yönelik uyarısını şöyle sürdürdü: “Sizin için güvenli bir yer yok. İsrail ordusu, nerede olursanız olun sizi takip etmeye ve büyük bir güçle karşılık vermeye devam edecek.”

Lübnan Ketaib Partisi’nden tepki

Buna karşılık, Lübnan’da yerleşim alanlarının savaş alanı olarak kullanılmasına karşı tepkiler yükseliyor. Lübnan Ketaib Partisi’nin siyasi ofisi, bazı bölgelerin yasadışı silahlı unsurların sızması için sığınak olarak kullanılmasına izin veren güvenlik önlemlerindeki gevşekliğe ‘şiddetle tepki gösterdiğini’ açıkladı. Haftalık toplantı sonrasında yayımlanan bildiride, ‘ordu ve güvenlik güçlerinin tüm bölgelerde konuşlandırılması, denetim ve kontrollerin sıkılaştırılması, yasaklı Hizbullah milislerinin siviller arasında bulunmadığının doğrulanması’ gerektiği vurgulandı.

Bildiride ayrıca, ‘Lübnanlıların, savaşla bağlantılı güvenlik olayları zincirine ilişkin soruşturmaların sonuçları konusunda bilgilendirilmesi ve açık şekilde bilgilendirilmesi gerektiği’ vurgulandı. Devletin kamuoyuna tüm gerçekleri, hiçbir şeyi gizlemeden sunması gerektiği belirtilerek, bunun güveni artıracağı ve benzer trajedilerin tekrarlanmasını önleyeceği ifade edildi.

cdf
Sivil savunma ekipleri, saldırıya uğrayan binanın enkazı altında mahalle sakinlerini arıyor, 8 Nisan 2026. (AFP)

 


Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
TT

Lübnan, İsrail hava saldırılarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti

İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)
İtfaiyeciler, sağlık görevlileri ve gönüllüler, Beyrut'a düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından enkazı kaldırmak için çalışıyor (AP)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail ile Hizbullah arasındaki savaşın başlamasından bu yana Lübnan'a düzenlenen ve 100'den fazla kişinin ölümüne, yüzlerce kişinin de yaralanmasına yol açan eşi benzeri görülmemiş İsrail baskınlarının kurbanları için bugünü ulusal yas günü ilan etti.

Başbakanlık ofisi, Selam'ın bugünü "yüzlerce masum ve silahsız sivili hedef alan İsrail saldırılarında şehit düşenler ve yaralananlar için ulusal yas günü" ilan ettiğini belirten bir açıklama yayınladı. Açıklamada ayrıca, bugün hükümet dairelerinin, kamu kurumlarının ve belediyelerin kapalı olacağı ve bayrakların yarıya indirileceği duyuruldu.

Şarku'l Avsat'ın açıklamadan aktardığına göre Selam "İsrail'in ölüm makinesini durdurmak için Lübnan'ın bütün siyasi ve diplomatik kaynaklarını seferber etmek amacıyla Arap liderleri ve uluslararası yetkililerle temaslarını sürdürüyor."

İsrail'in dün Beyrut da dahil olmak üzere Lübnan'ın çeşitli bölgelerine eş zamanlı olarak düzenlediği onlarca baskın sonucunda, ilk resmi sayımlara göre en az 112 kişi öldü ve 830'dan fazla kişi yaralandı. Bu olay, Yahudi devleti ile Hizbullah arasındaki savaşın başlangıcından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir gerilim olarak değerlendiriliyor.

İsrail, salı gecesi ile dün sabah arasında ilan edilen İran-ABD arasındaki savaşta geçerli olan ateşkes anlaşmasına Lübnan'ın dahil edilmediğini açıkladı ve ateşkes taahhüdünü teyit etti.

İsrail, Beyrut mahallelerine dün öğleden sonra eş zamanlı hava saldırılarının ardından Tallet al-Hayat bölgesindeki bir binaya saldırı düzenledi. Gece yarısından önce yapılan bir diğer saldırı ise Hizbullah'ın önemli bir kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini hedef aldı.

İsrail ordusu, 28 Şubat'ta başlayan İran'a karşı savaşa verilen isim olan Aslan Kükremesi Operasyonu'nun başlangıcından bu yana en büyük koordineli saldırısında yaklaşık 100 Hizbullah askeri tesisini ve altyapısını vurduğunu açıkladı.


Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
TT

Hizbullah, "ateşkes ihlallerine" karşılık olarak kuzey İsrail'e roket fırlatacağını duyurdu

Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)
Beyrut'un merkezinde İsrail'in dün düzenlediği hava saldırısının ardından kurtarma ekipleri olay yerinde (AP)

Lübnan merkezli Hizbullah grubu bu sabahı yaptığı açıklamada, ABD ve İran'ın iki haftalık ateşkes konusunda anlaşmasından bu yana ilk saldırısını gerçekleştirerek kuzey İsrail'e roket fırlattığını duyurdu.

Hizbullah açıklamasında, saldırının "düşmanın ateşkes anlaşmasını ihlal etmesine karşılık" geldiğini belirtti. Bu açıklama, İsrail'in dün Lübnan'a yönelik bu savaştaki en büyük saldırısını başlatması sonrasında yapıldı.

Açıklamada, "Bugün saat 02:30'da İslami Direniş savaşçıları Manara yerleşimini roket saldırısıyla hedef aldı" ifadeleri yer aldı.

"Bu karşılık, İsrail-Amerikan saldırganlığının ülkemize ve halkımıza yönelik saldırıları sona erene kadar devam edecektir" denildi.